İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-a-13 maddesi uyarınca "bir günlük aylık kesimi'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 12.10.2017 tarih ve 1586 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine yönelik İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 27/11/2018 tarih ve E:2018/547, K:2018/2274sayılı kararının; 155 operatörleri tarafından düzenlenen tutanakların tarafına zamanında iletilmediği, kendisine gelen tutanakları gecikmeksizin ilgili birimlere gönderdiği, dolayısıyla hakkındaki suçlamaların asılsız olduğu, disiplin cezası ile tecziyesini gerektiren bir eyleminin bulunmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-a-13 maddesi uyarınca "bir günlük aylık kesimi'' cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 12.10.2017 tarih ve 1586 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "...ihbar tutanaklarının önemi ve konunun aciliyeti dikkate alındığında söz konusu tutanakların ilgili birimlere zamanında gönderilmediği sonucuna varıldığından, 'görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek' fiilini işlediği sübut bulan davacının 'bir gün aylık kesimi''cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği"gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8.maddesinin (3.) fıkrasının (a) bendinin 13. alt bendinde "Görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek." fiili Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin üç günlüğe kadar aylıktan kesme cezası ile tecziyesini gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, "Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında da; "Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, "Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü evrak masası (gelen-giden evrak, outlook e-mail ihbarı) görevlisi personelin 155 polis imdat hattına gelen ve tutanak tutulmuş ihbarlarla ilgili olarak 15 Temmuz 2016 tarihinden sonraki ihbar yoğunluğundan kaynaklı bazı tutanakların evraklar arasında gözden kaçtığı ve gönderilmemiş olduğunun bildirilmesi üzerine toplam 18 adet tutanağın görevliler tarafından gönderilmemiş olduğunun" tespiti üzerine aralarında Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının da yer aldığı 27 polis memuru hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen 06.10.2016 tarih ve 2016/9677 sayılı soruşturma raporunda; "18 adet ihbar tutanağı incelendiğinde geliş tarihleri 21.07.2016 ile 27.07.2016 arasında olmasına rağmen 7727 no'lu ihbar tutanağının 05.09.2016 tarihinde diğerlerinin ise 03.09.2016 tarihinde EBYS yolu ile diğer birimlere iletildiği, 9002 no'lu ihbar haricinde diğer ihbarların hepsinin FETÖ terör örgütüne ilişkin olması nedeniyle gönderilmelerinde aciliyet olduğu" belirtildikten sonra aralarında davacının da bulunduğu bir kısım personelin söz konusu eylemleri nedeniyle "hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işledikleri kanaatine varılarak davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 7/B-1 maddesi gereğince 16 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesinin teklif edildiği, İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 12.10.2017 tarih ve 1586 sayılı kararıyla davacının soruşturmaya konu eylemi "görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" fiili kapsamında değerlendirilerek 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-a-13 maddesi uyarınca "bir günlük aylık kesimi'' cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek eylem ve davranışlar ile ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Buna göre, disiplin cezası verilebilmesi için, kusurlu halin tespitinden sonra belli süreler içinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturması açılması, söz konusu soruşturmada memurun lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması ve bu şekilde memurun hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut ve hukuken kabul edilebilir delillerle şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konularak yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, 155 polis imdat ihbar hattına gelen ihbarlarla ilgili olarak 21/07/2016-27/07/2016 tarihleri arasında 18 adet ihbar tutanağının ilgili birimlere gönderilmediğinden bahisle Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğünün gelen-giden evrak kısmında görev yapan davacının da aralarında bulunduğu polis memurlarının alınan ifadelerinde, "bahse konu ihbarların geldiği zaman diliminin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasına rastlaması nedeniyle yoğun bir şekilde çalıştıklarını, birimleri tarafından belirtilen tarih aralıklarında yaklaşık 16.000 civarında ihbarın tutanak haline dönüştürüldüğünü, aciliyeti olan ihbarların telefon ve telsizle ilgili birimlere iletildiğini, ilgili birimlere gönderilmeyen ihbar tutanakları incelendiğinde tutanaklardan yalnızca bir tanesinin aciliyeti olduğu görülerek kontrolü yapıldığında telsiz operatörü tarafından ilgili birime iletildiğini, daha sonradan ilgili birimlere gitmeyen tutanakların konusunun aktarıldığını, ilgili birimlerden bu konularla alakalı herhangi bir sıkıntının olmadığını, kendilerinin de yoğun olduklarını, sonrasında ihbar tutanaklarının ilgili birimlere EBYS üzerinden iletildiğini, gönderilmiş olan 45.000 tutanağın tek tek kontrolünün yapıldığını ve herhangi bir aksaklığa izin verilmediğini, evrakların gecikmesinde kesinlikle bir kasıtlarının olmadığını" beyan ettikleri; Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğünde kanal operatörü olarak görev yapan polis memurlarının da soruşturma kapsamında alınan ifadelerinde; "155 operatörü tarafından alınan ihbarın aynı saatte görüldüğünü ve takibi 1.dereceden önem arzettiğinden dolayı tutanak tutulması hususunda PERGO isimli programa not yazıldığını ve ilgili Şube Nöbetçi Amirliğine ilgili telefondan ön bilgi verilip 155 sorumlusuna da ihbarın ihbar formu haline getirilerek ivedilikle ilgili birime gönderilmesi gerektiği hususunda bilgi verildiğini, şubenin işleyişi olarak tutulan ihbar formunun sistem üzerinden grup amirine gönderildiğini, grup amirinin gerekli incelemeyi yaptıktan sonra ihbar formunu imzaladığını ve sistem üzerinden formun gerekli şubelere iletilmesi için gelen-giden evrak-outlook görevlilerine iletildiğini, bundan sonraki bütün işlemlerin bu görevliler tarafından yapıldığını, sorumluluğun anılan bu görevliler ile grup amirinde olduğunu, o dönemde bazı şubelere PERGO (ihbar otomasyon sistemi) sistemi kurulmuş olmasına rağmen sistemin aktif kullanılmadığını, o dönem ihbarların PERGO sistemi üzerinden İstihbarat Şube, TEM Şube'ye gönderilse bile ilgili şubeler tarafından ilgili sistem üzerinden işlem yapılmamakta olduğunu, geçmişe yönelik inceleme yapıldığında TEM Şube Müdürlüğünün PERGO sistemi üzerinden kendilerine gönderilen konulara genel olarak 24/08/2016 günü bakmaya başladıklarının görüldüğünü" beyan ettikleri görülmektedir.
Bakılan davada, davacının da aralarında bulunduğu emniyet görevlileri hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucu düzenlenen soruşturma raporu ekinde yer alan PERGO sistem kayıtları ile 155 polis imdat hattına gelen ihbarlar üzerine düzenlenen tutanakların incelenmesinden; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Genel Denetleme ve Disiplin Şube Müdürlüğü'nce PERGO sisteminin 01.02.2016 tarihi itibariyle kullanılmaya başlandığı, İstihbarat Şube Müdürlüğünce 20.10.2016 tarihinde, TEM Şube Müdürlüğünce de 05.09.2016 tarihinde anılan sistem için talepte bulunulması üzerine şifre verildikten sonra kullanılmaya başlanıldığı, dosya sunulan 15 Temmuz-15 Ağustos 2016 tarihleri arasında gelen ihbar ve tutanak sayılarını gösteren liste incelendiğinde; 155 ihbarları ile ilgili olarak 2015 yılında tutulan-gönderilen tutanak sayısı 494 iken, 2016 yılında 10.849 olduğu, e-posta ihbarları ile ilgili olarak 2015 yılında gelen ihbar sayısı 5733 iken, 2016 yılında 14980 ve tutulan-gönderilen tutanak sayılarının ise 2015 yılında 1242 iken, 2016 yılında 5662 olduğu; SMS ihbarları ile ilgili olarak 2016 yılında gelen ihbar sayısının 3570 ve tutulan-gönderilen tutanak sayısının 225 olduğu, ihbar formları incelendiğinde ise; 7726, 7728 ve 7729 numaralı ihbarların PERGO sistemi üzerinden herhangi bir birime iletilmediği, diğer ihbarların tamamının ise anılan sistem üzerinden ilgili birimlere iletildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, davacının da aralarında bulunduğu bir kısım polis memurları hakkında disiplin soruşturmasına konu aynı iddialarla ilgili olarak" görevi kötüye kullanma" suçundan başlatılan ceza soruşturması neticesinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2017 tarih ve 2017/5218 sor.no'lu kararıyla mücerret ihbar dışında davacının atılı suçu işlediğine dair hakkında dava açılmasını gerektirir nitelikte delil olmadığından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, iddia konusuyla ilgili olarak dosyaya sunulan Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü 2.Grup Amiri tarafından düzenlenen 08.09.2016 tarihli raporda da; "bahse konu ihbar tutanaklarında yapılan incelemelerde, çoğu ihbarın 1.öncelik olarak değerlendirilebilecek derecede olan gönderilmediği takdirde şahsın kaçması, tekrar önem arzeden bir olumsuz konuya karışması gibi bu tür ihbar niteliği taşımadığının görüldüğü, bazı önemli olarak değerlendirilen ihbarlarda ise ilgili ihbarların PERGO sistemi üzerinden ilgili birimlere iletilmiş ve bilgilendirilmiş olduğunun tespit edildiği, ilgili ihbarların gönderilmemesinin herhangi bir olumsuz kasıttan kaynaklanmayıp, özellikle 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen darbe teşebbüsünden sonra F1 terör örgütü ile ilgili gelen ihbar yoğunluğundan kaynaklı olduğunun" değerlendirildiği; diğer taraftan, davacının halen İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde aktif olarak görev yaptığı ve olağanüstü hal uygulamaları kapsamında davacı hakkında tesis edilen herhangi bir idari işlem (kamu görevinden çıkarma, rütbe alma, görevden uzaklaştırma)ve bu kapsamda adli veya idari yönden açılan herhangi bir soruşturmanın bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporu ekinde yer alan ifadeler, 155 Polis İmdat Hattına yapılan ihbarlar üzerinde tanzim olunan tutanaklar, PERGO sistem kayıtları, iddia konusuyla ilgili düzenlenen amir raporları ve adli tahkikat evraklarının dava dosyasında bulunan diğer bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesinden; davacının görev yaptığı birim tarafından soruşturmaya konu ihbar tutanaklarının PERGO sistemi üzerinden ilgili birimlere iletildiği, acil ve öncelikli durumlarda da gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı, az sayıdaki ihbar tutanağının ilgili birimlere EBYS sistemi üzerinden geç iletildiği görülmekle birlikte bu durumun 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen darbe teşebbüsünden sonra FETÖ terör örgütü ile ilgili gelen ihbar yoğunluğundan kaynaklandığı, gelen ihbarların tutanak haline dönüştürülmesinin ardından ilgili birimlere aktarılması aşamasında gerçekleştirilen iş ve işlemlerde davacının gecikmeye yol açacak şekilde hareket ettiğine veya görevini savsakladığına ya da kasta dayalı herhangi bir eylemi ya da ihmali bulunduğuna dair somut herhangi bir delile rastlanmadığı, ilgili ihbarların geç bildirilmesinden kaynaklı herhangi bir olumsuz durumun da meydana gelmediği anlaşıldığından, mevcut delil durumuna göre davacının "görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek" fiilini işlediğinden söz edilmeyecek olması karşısında 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/3-a-13 maddesi uyarınca "bir günlük aylık kesimi''cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu İl Polis Disiplin Kurulu kararında hukuka uyarlık, aksi değerlendirmeyle verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 27/11/2018 tarih ve E:2018/547, K:2018/2274 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 315,10-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından varsa artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak,04/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)