(2577 S. K. m. 45, 46) (193 S. K. m. 61) (4857 S. K. m. 17)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının iş akdinin ikale sözleşmesi ile karşılıklı olarak feshi sonucu işveren tarafından ödenen 58.998,79-TL üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin (stopaj) iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın; dava konusu işlemin ek ödeme (9.443,21-TL brüt işsizlik sigortası ödeneği ve 39.499,12-TL brüt iş güvencesi tazminatı) üzerinden yapılan gelir vergisi tevkifatına ilişkin kısmı yönünden "... çalışma ilişkisini sona erdiren işveren tarafından davacıya yasal bir zorunluluk olmaksızın yapılan ödemelerin 193 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca gelir vergisinden müstesna tutulması karşısında söz konusu ek ödeme/ikale tazminatı üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı..." gerekçesiyle, dava konusu işlemin ihbar tazminatı (brüt 10.056,46-TL) üzerinden yapılan gelir vergisi tevkifatına ilişkin kısmı yönünden "...sözleşmenin feshi nedeniyle ödenen ihbar tazminatının, işçi-işveren açısından karşılıklı olduğu, bildirim sürelerine uymayan taraf için getirilmiş bir uygulama olduğu, ödenen ihbar tazminatının herhangi bir hizmetin karşılığına dayanmadığı, sözleşme sürelerine riayet amacı taşıyan cezai bir şart mahiyetinde bulunduğu, Gelir Vergisi Kanunu'nu 25/1. maddesi gereği ödenen tazminat olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle de Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 1. bendi kapsamında ücret sayılamayacağı, tüm bu nedenlerle ihbar tazminatı üzerinden kesilen gelir stopaj vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı..." gerekçesiyle, faiz istemi yönünden ise"...tahsili hukuka aykırı bulunan ve idarece tahsili tarihinden iş bu karara göre iadesi tarihine kadar geçen süre içinde kullanımından mahrum kalınan tutarın bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda faiz uygulanmak suretiyle davacıya iadesi gerekmekte olup, bu durumda Mahkememizin iş bu kararı ile iadesine karar verilen tutarın 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği..." gerekçesiyle, kabulüne karar veren İstanbul3.VergiMahkemesi'nin 23/11/2018tarih ve E:2018/1090, K:2018/2955sayılıkararının, davalı idare tarafından, dava konusu uyuşmazlığın hukuksal bir yorum gerektirmesi nedeniyle vergi hatası kapsamında bulunmadığı, davanın tevkifat suretiyle alınan vergilerde ödemelerde ödemenin yapıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde açılması gerekirken bu sürede açılmadığı, yapılan ödemelerin ücretin tüm unsurlarını taşıdığı, ödemelerin hizmet süreleri dikkate alınarak tespit edildiği, karşılıklı sözleşme ile iş aktinin sona ermesi durumunda yapılan ödemelerden kıdem tazminatına isabet eden kısmının vergiden istisna olduğu, bu tutarın üzerindeki ödemelerin vergiye tabi olduğu, işsizlik tazminatlarının sosyal güvenlik kurumları tarafından yapılan ödemeler olduğu, işe başlatmama tazminatının ise ancak yargı kararı neticesinde işe başlatmama durumunda ödenen tazminatları kapsadığı, bu nedenlerle davacıya yapılan ödemenin işsizlik veya işe başlatmama tazminatı kapsamında değerlendirilemeyeceği, istisna kapsamında olmadığından ücret niteliğinde olduğu ve ücretin unsurlarını taşıdığı, bu nedenle vergilendirilmesi gerektiği ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİNÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusu, davacının iş akdinin ikale sözleşmesi ile karşılıklı olarak feshi sonucu işveren tarafından ödenen tazminatlar üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin (stopaj) iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın kabulü yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükümleri yer almaktadır.
İstinaf istemine konu karar, davacıya ödenen işsizlik tazminatı ve sigortası ödeneği üzerinden yapılan kesintiye ilişkin kısmı itibarıyla Dairemizce de hukuka uygun görülmekle ve davalı iddialarının, kararın bu kısmı itibarıyla kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf isteminin bu kısma yönelik olarak reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın, davacıya ihbar tazminatı adı altında ödenen tutardan kaynaklı tevkifata ilişkin kısmına gelince;
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun, olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle, 25. maddesinin 1. bendinde; ölüm, sakatlık, hastalık (Değişik ibare:16/06/2009-5904 S.K./1.madde) ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat ve yapılan yardımların gelir vergisinden müstesna olduğu açıklanmıştır.
Aynı Kanununun 61. maddesinde, ücretin, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ikinci fıkrasında, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartıyla kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği, 94. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinde de, hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre tevkifat yapılacağı öngörülmüştür.
Yukarıda alıntısına yer verilen mevzuat hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, gelirin ücret unsurunun tanımının oldukça geniş kapsamlı şekilde belirlenerek, çalışana, iş akti ve verdiği hizmetin karşılığı olarak ödenen tutarların, hangi ad altında ödendiği önem arz etmeksizin tazminat, avans vb ödemeler de dahil olmak üzere ücret tanımı kapsamına alındığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesinde belirsiz süreli iş sözleşmelerinin işçinin hizmet süresine göre belirlenen önellere uyulmak suretiyle taraflarca feshedilebileceği, bildirim şartına uymayan tarafın bu önellere ait ücret tutarında tazminat ödemek zorunda olduğu, işverenin, işçinin ihbar önellerine ait ücretini peşin vermek suretiyle hizmet aktini feshedebileceği belirtilmiştir.
Anılan Kanun maddesinden, belirsiz süreli iş sözleşmesini sona erdirmek isteyen işverenin, sözleşmeyi, Kanundaki önellere uygun şekilde fesih bildiriminde bulunarak veya ihbar tazminatı ödemek suretiyle bildirimsiz olarak feshetme imkanının bulunduğu, fesih bildiriminde bulunulmak suretiyle iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde, işverenin daha önceden işçisine bunu bildirmek ve belli bir önel tanımak, bu önele ilişkin dönemde de işçiyi fiilen çalıştırmaya devam ederek ücret ödemesinde bulunmak zorunda olduğu, bildirimsiz fesih halinde ise; işverenin, hizmetin fiilen yararlanmasa dahi, önele ilişkin ücretini peşin ödenmek (ihbar tazminatı) suretiyle iş aktini sona erdirebileceği anlaşılmaktadır.
İhbar öneline uyulması durumunda, işçinin, Kanunda öngörülen sürelerde fiilen çalıştırılmaya devam edileceği dikkate alındığında, bu sürede, işçiye, hizmeti karşılığı yapılan ödemenin ücret kabul edilmesi gerekeceği açıktır. Bunun yanı sıra, bildirimsiz fesih durumunda, işçinin işine, Kanunda belirlenen önellerden önce fiilen son verildiği, bunun karşılığında, yani, işçinin, Kanunda belirlenen asgari süreler boyunca çalıştırılmaya devam edilmesi zorunluluğuna aykırı davranılmasının yaptırımı olarak ödenen ihbar tazminatının da, yukarıda belirtilen geniş kapsamlı ücret tanımına girdiği gibi, önel uzunluğunun ve buna bağlı olarak da ihbar tazminatı tutarının işçinin hizmet süreleri dikkate alınarak belirlendiği göz önünde tutulduğunda, ihbar tazminatının, hizmetin karşılığı ödenen bir ücret olmadığını söylemenin mümkün bulunmadığı, ayrıca, ihbar tazminatının, Kanunun 25. maddesinin 1. bendinde, vergiden istisna ödemeler arasında sayılan tazminat ve yardımlar arasında mütalaa edilmesine de imkan bulunmadığı anlaşılmakla, davacıya ödenen ihbar tazminatı nedeniyle kesilen gelir vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmakla, davanın, davacıya ihbar tazminatı adı altında ödenen tutardan kaynaklı tevkifata ilişkin kısmına yönelik davalı istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının bu kısmı itibarıyla kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Nitekim Danıştay Dördüncü Dairesinin 18.09.2017 tarih ve E:2015/3922 ; K:2017/6180 sayılı kararı ile, ilk derece Mahkemesince, ihbar tazminatının gelir vergisine tabi bir ödeme olduğundan bahisle verilen, davanın bu kısmı yönünden reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık görülmeyerek, karar bu kısmı itibarıyla onanmıştır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İstanbul 3. Vergi Mahkemesi'nce verilen 23/11/2018 tarih ve E:2018/1090, K:2018/2955 sayılı kararın davanın, davacıya ihbar tazminatı adı altında ödenen tutardan kaynaklı tevkifata ilişkin kısmı yönünden kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın reddine, istinaf isteminin, diğer kısımlara yönelik olarak reddine, Dairemizin iş bu kararı ile hüküm fıkrası değiştirildiğinden, yargılama giderlerinin davadaki haklılık oranında yeniden takdiri gerekli görülerek (davacı vekili için Mahkeme kararında takdir edilen vekalet ücreti dışında), aşağıda ayrıntısı gösterilen ve ilk dava aşamasında davacı tarafından yapılan 125,10-TL yargılama giderinin 35,10-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 90,00-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idarece istinaf başvurusu aşamasında yapılan 25,00-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 44,40-TL maktu karar harcı ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca, istinaf başvurusu aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 128,50-TL istinaf başvuru harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 16/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)