(5015 S. K. m. 4) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: ..... adresinde faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda, 27.07.2015 tarihinde yapılan denetimde, istasyona ait akaryakıt birim fiyat satış tabelasında, satışı yapılmakta olan akaryakıta ait birim fiyatı bulunmadığının tespit edildiği bu durumun ise, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile Petrol Piyasası Fiyatlandırma Yönetmeliğinin 7. maddesinin birinci fıkrasının bendine, 12. maddesinin üçüncü fıkrasına ve 13. maddesinin birinci fıkrasının a bendine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davacı şirket hakkında 5015 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 7. fıkrası uyarınca 80.106,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 15.02.2018 tarih ve 7695-30 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmış olan davada; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2., 3. ve 17. maddelerinde yer alan düzenlemelerle, idari para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağının kurala bağlandığı, idarî para cezası vermeye yetkili makamın, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen idarî para cezası yaptırımı konusundaki takdir yetkisini kullanırken de Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinde yer alan kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu göz önünde bulundurması ve hangi nedenle idarî para cezasının üst sınırdan verildiğinin yargısal denetime imkân verecek şekilde somut olarak ortaya konulmasının gerektiği, ancak bu durumda idarî para cezasına konu işlemin yargısal denetiminin yapılmasının mümkün olacağı, davacı şirkete ait istasyonda fiyat ilan panosunda fiyat ilanının yapılmadığı, 27.07.2015 tarihli denetim sonucu düzenlenen tutanak ile sabit ise de; davalı idare tarafından, idarî para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önününde bulundurulduğunda, idari para cezası tayininde herhangi bir kriter gözetmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle Kanun'da öngörülen üst sınırdan idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka ve hakkaniyete uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak, Ankara 11. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/10/2018 tarih ve E:2018/703, K:2018/2064 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabul edilerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yasal süre içerisinde savunma yapılmamıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Davacı vekili tarafından, 28.02.2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.02.2019 tarihli ve 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 32. ve 33. maddeleri ile 5015 sayılı Kanunun "İdari Para Cezaları" başlıklı 19. maddesi ve "İdari Yaptırımlar" başlıklı 20. maddesinde yapılan değişikliklerle lehe düzenleme getirildiğinden bahisle bu hükümler dikkate alınmak suretiyle bir değerlendirme yapılıp, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmekte ise de; anılan Kanunun 34. maddesiyle 5015 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6. maddesinde;"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanır."hükmü gereğince bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Kurulca verilmiş olan idari para cezaları yönünden ihtar yapılması imkanı bulunmadığından, davacıya anılan fiili nedeniyle Geçici 6. maddesi kapsamında ihtar yapılamayacağı gibi, Kanunun 19. maddesinde yapılan değişiklikle idari para cezalarına getirilen asgari ceza oranlarının yükseltildiği de dikkate alındığında davacının lehine bir durum yaratmadığı görüldüğünden, davacının bu iddialarına itibar edilmeyerek işin esasına geçildi;
Dava; ..... adresinde faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda, 27.07.2015 tarihinde yapılan denetimde, istasyona ait akaryakıt birim fiyat satış tabelasında, satışı yapılmakta olan akaryakıta ait birim fiyatı bulunmadığının tespit edildiği bu durumun ise, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile Petrol Piyasası Fiyatlandırma Yönetmeliğinin 7. maddesinin birinci fıkrasının bendine, 12. maddesinin üçüncü fıkrasına ve 13. maddesinin birinci fıkrasının a bendine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davacı şirket hakkında 5015 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 7. fıkrası uyarınca 80.106,00-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 15.02.2018 tarih ve 7695-30 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 15.08.2014 tarih ve BAY/939-82/34553 sayılı bayilik lisansı ile ..... adresinde faaliyette bulunan davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda Niğde İl Jandarma Komutanlığınca 27.07.2015 tarihinde yapılan denetimde; fiyat ilan panosunda fiyat ilanının yapılmadığının tespit edilmesi üzerine başlatılan soruşturma sonucu düzenlenen 27.12.2017 tarihli ve 1759 sayılı soruşturma raporu kapsamında davacı şirket hakkında, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının ve Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 7.maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 12.maddesinin 3.fıkrasının ve 13.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinin ihlal edildiği ileri sürülerek, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası hükmü gereğince 80.106,00-TL para cezası uygulanmasına ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 15.02.2018 tarih ve 7695-30 sayılı kararının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 2. maddesinde; lisans; "bu Kanuna göre gerçek ve tüzel kişilere piyasada faaliyet gösterebilmeleri için Kurul tarafından izin verildiğini gösterir belgeyi ifade eder" şeklinde tanımlanmış, "Lisans Sahiplerinin Temel Hak ve Yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında :"Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir.", 2. fıkrasında ise:"Lisans ile tanınan haklar; bu Kanunun, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır" hükmü, "İdari Para Cezaları" başlıklı 19. maddesinde de ;"Bu Kanuna göre idari para cezalarının veya idari yaptırımların uygulanması, bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bu Kanuna göre verilen ceza ve tedbirler diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemez. / ... / (7) Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir."hükmü bulunmaktadır.
5015 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Petrol Piyasası Fiyatlandırma Sistemi Yönetmeliği'nin 4.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde (Değişik:RG-30/11/2012-28483); İlan Panosu: Akaryakıt istasyonlarında satışa sunulan akaryakıtların resmi isim ve tavan fiyatlarının (her bir resmi ismin kapsamı içerisindeki ticari ürün isimleri ve bu ürünlerin tavan fiyatlarıyla birlikte) ilan edildiği pano , " şeklinde tarif edilmiş, ''Tarife, fiyat listesi ve fiyat ilanına ilişkin yükümlülükler'' başlıklı 7. maddesinin (c) bendinde; Bayilik (istasyonlu) lisansı sahiplerinin akaryakıt teslimlerini fiyat ilanlarına göre yapmakla yükümlü oldukları kurala bağlanarak, 12. maddesinin 3. fıkrasında; Fiyat ilanlarının, akaryakıt istasyonlarında veya köy pompalarında yer alan ilan panolarında yapılacağı hüküm altına alınmış, "Fiyat İlanı" başlıklı 13. Maddesinin birinci fıkrasının (Değişik:RG-30/11/2012-28483) (a) bendinde ise;Bayilik (İstasyonlu) lisansı sahiplerinin; İstasyonlarında veya köy pompalarında, satışa sundukları akaryakıtların resmi isimlerini ve tavan fiyatlarını istasyonların ön cephesinde, yoldan açıkça görünür şekilde konuşlandırılmış ilan panosunda ilan etmekle, ürün farklılaştırılması yapılmış olması halinde her bir farklılaştırılmış ürünün kendisi için geçerli tavan fiyatı yazmakla, yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat " deyiminin; Kanun'un, karşılında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; ‘’İdarî para cezası’’ başlıklı 17. maddesinde; ‘’ (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir. / (2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. ... ‘’hükmü yer almıştır.
Anayasa Mahkemesinin dava konusu uyuşmazlıkla benzer nitelikteki bir olay üzerine, İdare Mahkemeleri tarafından, itiraz yoluyla yapmış oldukları başvuru üzerine; 1.11.2017 tarihli ve E: 2017/97; K: 2017/148 sayılı kararında konuya ilişkin görüş ve gerekçelerini şu şekilde belirlemiştir;
‘’ ... 5015 sayılı Kanun’un “Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri” başlıklı 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (l) bendinde; bu Kanun’a göre faaliyette bulunanların kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Kanun’un 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (l) bendinde belirtilen bu yükümlülük petrol piyasasında faaliyette bulunan lisans sahiplerinin tamamı yönünden geçerlidir. / Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. / Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi hangi eylemlerin idari yaptırımlarla cezalandırılmasının öngörüleceği, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerinin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucu takdir yetkisine sahiptir. Bununla birlikte kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında öngördüğü yaptırımın adil ve hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. / 5015 sayılı Kanun’un ve bu Kanun’u değiştiren 5576 ile 6455 sayılı Kanunların genel ve madde gerekçeleriyle yasama sürecindeki tartışmalardan, kanun koyucunun petrolün güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içinde kullanıcılara sunulmasını, bu alandaki faaliyetlerin şeffaf ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini ve bu kapsamda petrol kaçakçılığıyla mücadele edilmesi ile tüketicilerin korunması amaçlarıyla etkili bir denetim sisteminin kurulmasını ve caydırıcı cezalar getirilmesini hedeflediği anlaşılmaktadır. / Kanun koyucunun petrol kaçakçılığını önlemek amacıyla bayilere, akaryakıt istasyonunda kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmama yükümlülüğü getirdiği, bu yükümlülüğün ihlal edilmesi hâlinde uygulanacak yaptırımı maktu idari para cezası olarak belirlediği görülmektedir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiillerin karşılığında idari cezalar öngörmesinin kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu açıktır. / Kanun’un 19. maddesinde, idari para cezasını gerektiren fiiller ağırlık derecelerine göre gruplandırılarak ihlalin önemine göre farklı idari para cezaları öngörülmüştür. Kanun koyucunun petrol kaçakçılığının boyutları, bu suçlardaki artış ve suçun tespitindeki güçlükleri de göz önünde bulundurarak itiraz konusu kuralla bayilerin kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmama yükümlülüğünün ihlaline Kanun’un diğer bazı hükümlerine göre daha çok önem atfettiği ve cezaları, caydırıcılık fonksiyonunu yerine getirebileceğini takdir ettiği maktu cezalar olarak düzenlediği anlaşılmaktadır. / Kanunla yapılan düzenlemelerin etkili bir şekilde hayata geçirilebilmesi bakımından, öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve yasaklanan fiillerin işlenmesini önlemek için hangi tür ve ölçekte idari yaptırım uygulanacağı kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Maktu olarak belirlenen idari para cezaları, cezayı gerektiren fiili işleyenlerin üzerinde ekonomik durumlarına göre farklı etkiler doğurabilirse de bu durumun adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık oluşturduğu söylenemez. Kaldı ki kanun koyucu, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 19. maddede farklı fiillere farklı idari yaptırımlar öngördüğü gibi idari yaptırımların hangi hâllerde artırılması ve indirilmesi gerektiğini de düzenlemiştir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında fiilin meydana getireceği neticeleri de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır. ..."
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararında da vurgulandığı üzere, söz konusu 19. madde kapsamında belirlenen ihlalin varlığı halinde idareye takdir hakkı tanınmış ise de, bu takdir hakkının mutlak ve sınırsız olmadığı, hukukun genel ilkeleri, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle örtüşür bir şekilde kullanılması gerektiği de tartışmasızdır.
Dolayısıyla, 5015 sayılı Kanun Kapsamında belirlenmiş olan fiillerin ihlali halinde uygulanacak olan idari para cezalarının miktarının ve/veya aralığının tespitinde, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinde yer alan düzenleme de göz önününde bulundurmak suretiyle, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru ve ekonomik durumu gibi etkenler, gerek idarenin takdir hakkının hukuksal gerekçesi ve aynı zamanda da, yargısal denetimde hükme dayanak oluşturacak temel ve kaçınılmaz ölçütler olacaktır.
Başka bir ifadeyle, idari para cezaları için 5015 sayılı Kanun’ un 19/7. maddesinde nispi miktar olarak tespit edilmiş olan aralık, belirtilen ölçütler esas alınarak doldurulacak, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru gibi ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınıra yaklaşılacak, hafifleştirici nedenler ise bu aralığı üst sınırdan alt sınıra doğru daraltacaktır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile tüm anlatımlar, dava konusu uyuşmazlık ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Dava konusu idari para cezasına neden olan fiil ve olayın gelişimi dikkate alındığında; davacıya ait akaryakıt istasyonunda bulunan fiyat satış tabelasında satışa sunulan akaryakıtların fiyatlarının bulunmadığı sabit olmakla birlikte, bu fiilin her hangi bir ihmalden ve/veya teknik bir arıza, teknik imkansızlık gibi mücbir sebeplerden meydana geldiğini ortaya koyacak hukuken kabul edilebilir bir nedenin de dava dosyası kapsamında yer almamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, bu fiilden haberdar olunmak suretiyle mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütüldüğü dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmış olup, bu fiilin niteliği itibariyle de kasıtlı bir davranış sonucu gerçekleştiği ve dolayısıyla davalı idarenin 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesinde belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkını kullanmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi yanında, 5015 sayılı Kanun amaçlarına aykırılık, dava konusu işlemin iptaline dair Mahkeme kararında ise, hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 11. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/10/2018 tarih ve E:2018/703, K:2018/2064 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanın REDDİNE; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme safhasına ait 231,10- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasına ait 163,30-.TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.362,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 04/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)