(2709 S. K. m. 38) (2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İSTEMİN ÖZETİ: Elazığ (Kapatılan) 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 23/03/2018 tarih ve E: 2017/638, K:2018/188 Sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, .... Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi'nde öğretmen olan davacının, .... Çok Programlı Anadolu Lisesi'nde görev yapmakta iken hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda ''Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak'' fiili nedeniyle, 23.06.2017 tarihli, 9924243 Sayılı Valilik kararıyla ve bir alt ceza uygulanmak suretiyle verilen 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile bu cezaya yapılan itirazın reddine ilişkin 02.08.2017 tarihli, 11683897 Sayılı İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; "... Uyuşmazlıkta; disiplin cezasına konu fiillerden a)17.11.2016 tarihinde okul müdürünün odasında yaşanan tartışma ve davacının küfür ettiği iddialarına ilişkin olarak; yalnızca okul müdürü tarafından tutulan tutanak ile müdür tarafından soruşturmacıya verilen ifadede bu hususun ileri sürüldüğü, davacının da ifadesinde bu iddiayı kabul etmediği, okulda görev yapan hizmetli tarafından tutulan 18.01.2016 tarihli tutanağın bu olaya ilişkin olmadığı, davacı ile okul müdürü arasında yaşanan, hakaret ve küfre varan tartışmayı okulda görev yapan diğer öğretmenler ve hizmetlilerden hiç kimsenin birebir şahit olmadığı, ancak böyle bir tartışmanın yaşandığını duyduklarının soruşturma raporundaki ifadelerde yer aldığı, b) Davacı ile okul müdürü arasında yaşanan tartışma üzerine davacının üyesi olduğu sendikanın ilçe temsilcisi tarafından olayın tatlıya bağlanması amacıyla görüşmeye davet edildiğinde, okul müdürüne küfür ettiğini söylediği, ancak iki gün sonra tekrar sendika ilçe temsilcisini ziyaret ederek okul müdürüne küfür etmediğini söyleyerek önceki sözünü değiştirdiği iddialarına ilişkin olarak; sendika ilçe temsilcisi olan M. K. ile olayın tarafı olan okul müdürünün bu yönde ifadelerinin bulunduğu, davacının da ifadesinde bu iddiaları kabul etmediği, sendika ilçe temsilcisi ile okul müdürünün soruşturmacıya verdiği ifadeler dışında olayın gerçekleştiğine dair başkaca herhangi bir tanık beyanı, belge, kanıt bulunmadığı görülmüştür. Mahkememiz'ce yapılan değerlendirmede de; disiplin cezasına konu fiillerin, olayın tarafı olan okul müdürünün tek taraflı olarak tuttuğu tutanak ve yürütülen disiplin soruşturmasında muhakkiklikçe alınan ancak olayın varlığını ortaya koyar nitelikte bulunmayan ifadeler dışında şüpheden uzak, somut ve net bilgilerle açık şekilde belirlenemediği sonucuna varılmış, dolayısıyla dava konusu disiplin cezası ve buna yapılan itirazın reddine yönelik işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-d maddesinde, "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" fiili; 125/D-l maddesinde ise, "Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek," fiili kademe ilerlemesi cezası verilmesini gerektiren haller arasında belirtilmiş, aynı maddenin 3. fıkrasında da, "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir" hükmüne yer verilmiştir.
Disiplin cezaları, kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara uzanan disiplin cezaları, ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasanın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuşlardır.
"Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca, ceza yaptırımına bağlanan her bir eylemin tanımının yapılması ve yasanın ne tür eylemleri suç sayarak yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Sözü edilen suç tanımlaması yapıldıktan sonra, suçun karşılığı olan cezanın ve suç sayılan eylemi gerçekleştiren kamu görevlisinin hangi disiplin kuralını ihlal ettiğinin açık bir şekilde ortaya konulması da zorunludur.
Söz konusu eylem, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.
Ancak; disiplin cezası verilmesi sırasında uygulanan madde metninde tarifi yapılan suç tanımı ile işlenilen fiil birbirine uymamakla birlikte, işlenilen fiil ile uyumlu başka bir suç tanımının aynı maddenin alt bentlerinde yer alıyor olması ve bu bentteki fiil için öngörülen cezanın, işlemde disiplin cezası verilmesi sırasında esas alınan madde de belirtilen ceza ile aynı ağırlıkta olması hallerinde, işlemin yargısal denetiminin yapılması sırasında sebep ikamesi yapılmak suretiyle davacı tarafından işlenildiği belirtilen fiilin işlemde belirtilmeyen ancak aynı maddenin diğer alt bentlerinde yer alan suç tanımı kapsamında hukuksal değerlendirilmesinin yapılması disiplin hukukunun bilinen bir ilkesi olduğu gibi usul ekonomisi ilkesinin de bir gereğidir. Davacının disiplin cezasına konu edilen fiilinin aynı madde kapsamında yer alan suç tanımına uymamakla birlikte farklı ağırlıkta disiplin cezaları öngören diğer maddelerdeki suç tanımları ile uyumlu olması halinde ise, mahkemece fiile uygun madde kapsamında yargılama yapılamayacak, konu ikamesi sonucu doğuracak olan bu durumda işlem hukuka aykırı hale geleceğinden mahkemece işlemin iptali ile yetinilecektir. Aksi bir yaklaşımın, başka bir anlatımla disiplin cezalarının yargılamasının yapılması sırasında konu ikamesi yapılması, suç ve cezalarda kanunilik ilkesi ile idari yargıda geçerli olan istemle bağlılık ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, idarenin yerine geçerek işlem ve eylem tesisi niteliğinde yargı kararı verilmesini engelleyen yerindelik denetimi yasağının da ihlali sonucunu doğuracaktır.
Davalı idare tarafından; davacının bir eğitimci ve aynı zamanda idareci olan okul müdürüne, kurum kaynaklarını, araç ve gereçlerini kişisel amaç için kullanmasına izin vermediği için küfür ettiği, davacının mesai arkadaşlarını tehdit ettiği, okuldaki belletmen öğretmenler davacının agresif tutum ve davranışları nedeniyle pansiyonda görev almamak için dilekçe verdiği, bir eğitimci ve aynı zamanda idareci olarak olumsuz söz ve davranışlardan kaçınması topluma karşı pozitif ve aktif rol sergilemesi gerekirken davacının aksi yönde davrandığı, öğretmenlik ve idarecilik mesleğinin onuruna yakışmayacak davranışlar sergilediği ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının .... Çok Programlı Anadolu Lisesi'nde görev yaptığı dönemde 17.11.2016 tarihinde okul müdürü ile müdür odasında tartıştığı ve müdürün üzerine yürüyüp hakaret ettiği, elinde olan kalemi eline vurarak aldığı, masanın üstündeki defteri kaldırıp masaya vurarak küfürlü kelimeler kullandığı, bu tartışmanın üzerine üyesi olduğu sendikanın ilçe temsilcisi tarafından olayın tatlıya bağlanması amacıyla görüşmeye davet edildiğinde, okul müdürüne küfür ettiğini söylediği, ancak iki gün sonra tekrar sendika ilçe temsilcisini ziyaret ederek okul müdürüne küfür etmediğini söyleyerek önceki sözünü değiştirdiği iddiaları üzerine yürütülen disiplin soruşturması neticesinde davacıya isnad olunan fiillerin gerçekleştiği kanaatiyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklif edildiği, bu kapsamda dosyanın Disiplin Kurulu'na intikal ettirildiği, Kurul tarafından yapılan değerlendirmede ise alt ceza uygulaması yapılarak 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verilmesi gerektiği belirtilerek teklifin reddine karar verildiği, bu kararın valilik makamına gönderildiği, anılan makam tarafından da dava konusu 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının verildiği, nihayet buna yapılan itirazın da bir diğer dava konusu 02.08.2017 tarihli, 11683897 Sayılı il disiplin kurulu kararıyla reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece özetle, davacıya atfedilen fiillerin somut olayda "şüpheden uzak, somut ve net bilgilerle açık şekilde belirlenemediği" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de, disiplin soruşturması sırasında tanık sıfatıyla beyanına başvurulan .... İmam Hatip Ortaokulu okul müdürü M. K. tarafından, davacıyı okul müdürü ile tartışması olayı ile ilgili olarak sendika temsilcisi olması nedeniyle okuluna çağırdığı, davacının okul pansiyonundaki televizyonun yerinin değiştirilmesi ile ilgili olarak okul müdürü E. E. ile tartıştıklarını, tartışma sırasında adı geçene "seni de öğretmenleri de s..kerim" dediğini kendisine anlattığı, soruşturma kapsamında müfettişe ifade vermeden iki gün önce davacının yeniden gelerek anılan sinkaflı sözleri söylemediğini belirttiği ifade edilmiştir. Bu durumda, dava konusu işlemin sebepleri arasında yer alan davacının okul müdürüne karşı "seni de öğretmenleri de s..kerim" dediğinin tanık beyanı ve aynı yöndeki mağdur okul müdürü beyanı ile sabit olduğu, anılan sözün de okul müdürü olması nedeniyle davacının amiri olan mağdurun onur ve saygınlığına saldırı mahiyetinde bir hakaret olduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda bakılan davada; davacıya atfedilen tüm eylemler şüpheden uzak bir biçimde ortaya konulamasa da yukarıda anılan "seni de öğretmenleri de s..kerim" sözünün sabit olduğu, anılan eylemin tipiklik olarak, dava konusu işlemde hukuki sebep olarak gösterilen 657 Sayılı Kanun'un 125/D-d maddesi kapsamında disiplin cezasına konu edilen "Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak" fiili kapsamında olmamakla birlikte, aynı maddenin diğer bir alt bendi olan ve aynı ağırlıkta disiplin cezası örgören 125/D-l maddesinde ifade edilen "Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek," kapsamında olduğu görüldüğünden, somut olayda sebep ikamesi yapılmak suretiyle işlemin denetiminin 125/D-l maddesi kapsamında yapılmasına engel bir hal bulunmadığı, bu nedenle, davacının amirine karşı sarf ettiği anılan söz ile 657 Sayılı Kanun'un 125/D-l maddesi kapsamındaki fiili işlediği anlaşıldığından, alt ceza uygulaması ile 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ve yapılan itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, dava konusu işlemlerin iptali yönündeki Mahkeme kararında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜ ile istinafa konu mahkeme kararının KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE, ilk derece yargılaması safhasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 121,15-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 69,50-TL yargılama gideri ile karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara re'sen iadesine, 12/03/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)