(3194 S. K. m. 18) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/03/2019 günlü, E:2018/577, K:2019/603sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Ankara İli, Polatlı İlçesi, ..... Mahallesi, 140281/1, 140283/1, 140284/1, 140284/1 ve 2 sayılı ada ve parselleri kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi ile 3290 sayılı Yasanın Ek:1. maddesi uyarınca Polatlı Belediye Encümeninin 26.12.2017 tarihli, 840 sayılı kararı ile kabul edilen ve Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 01.02.2018 tarihli, 229 sayılı kararıyla onaylanan 97023 sayılı parselasyon planının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, uyuşmazlığa konu taşınmazları kapsayan alanda yapılan 1/5000 ölçekli nazım imar planının Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.06.2016 günlü, 1190 sayılı kararıyla kabul edildiği, bu plan esaslarına göre Polatlı İlçesi ....., ..... ve ..... Mahalleleri için yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının Polatlı Belediye Meclisinin 01.08.2016 günlü, 218 sayılı kararıyla kabul edilip Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 12.08.2016 günlü, 1639 sayılı kararıyla onaylandığı, uygulama imar planına dayalı olarak hazırlanan ve uyuşmazlığa konu ..... Mahallesi, 152 ada, 117, 118, 119 ve 121 sayılı kadastral parsellerin bulunduğu alanda hazırlanan parselasyon planının Polatlı Belediye Encümeninin 14.03.2017 günlü, 2017/173 sayılı kararıyla kabul edilmesinden sonra Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 06.04.2017 günlü, 783 sayılı kararı ile onaylandığı, bu işleme karşı askı süresi içerisinde yapılan itirazların değerlendirilip yeniden hazırlanan parselasyon planının Polatlı Belediye Encümeninin 09.06.2017 günlü, 2017/457 sayılı kararıyla kabul edilmesi üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 17.08.2017 günlü, 1802 sayılı kararıyla onaylandığı, 97014 sayılı parselasyon planının tekrar askıya çıkartıldığı, herhangi bir itiraz olmadan kesinleştiği ve 30.10.2017 tarih ve 7268 yevmiye numarası ile tapuda tescil gördüğü, 97014 sayılı parselasyon planı uyarınca davacı adına tapuda tescil gören 140283 ada, 1 sayılı parsel için 13.11.2017 tarihli imar durum belgesi düzenlenmesinden sonra parselde inşa edilecek yapılar için 25.12.2017 günlü, 548, 549 ve 550 sayılı yapı ruhsatlarının düzenlendiği, 97014 sayılı parselasyon işleminin kesinleşerek tapuda tescil görmesinden sonra, müdahil ..... tarafından verilen 15.12.2017 ve 21.12.2017 tarihli dilekçelerle parselasyon işlemi öncesi kadastral mülkiyetine sahip olduğu 152 ada, 118 sayılı parselin 97014 sayılı parselasyon işlemiyle bulunduğu yerden uzakta tahsis yapıldığı, kadastral mülkiyetine yakın bölgede, bu bölgeden uzakta bulunan başka bir kadastral mülkiyete sahip şahsa tahsis edildiğinden bahisle anılan parselasyon planına itiraz edildiği, ..... tarafından yapılan bu itiraz üzerine hazırlanan 97023 sayılı parselasyon planının dava konusu işlemlerle kabul edilerek onaylandığı, 97014 sayılı parselasyon işlemi sonucunda oluşturulan 140281, 140283, 140284 ve 140285 sayılı ada ve parsellerde, sadece tapuda tescil gören tahsislerin dava konusu işlemlerle değiştirilerek tapuda yeniden tescilinin sağlandığı; tapuda tescil gören 97014 sayılı parselasyon planı hakkında yargı mercilerince verilmiş bir iptal kararının bulunduğuna ya da parselasyon işlemine dayanak oluşturan imar planlarında değişiklik yapıldığına yönelik dosyaya bilgi ve belge sunul(a)madığı, davacı adına 97014 sayılı parselasyon işlemi sonucu yapılan tahsislerden 140283 ada, 1 sayılı parseldeki 6.600,87 m², 140284 ada, 1 sayılı parseldeki 7490,63 m², 140285 ada, 1 sayılı parseldeki 1.010,18/3.420,82 m² hissenin, davacının 152 ada, 121 sayılı kadastral parseline isabet eden 140281 ada, 2 sayılı parsele taşındığı ve bu parselde 15.101,68/15.658,00 m² oranında (Polatlı Belediyesinin 556,32 m² hissesi ile birlikte) hissedar yapıldığı, aynı değişiklikte 140281 ada, 1 sayılı parseldeki müdahil ..... ve .....'e ait hisselerin, davacı adına kayıtlı 140283 ada, 1 sayılı parsel, 140284 ada, 1 sayılı parsel ve 140285 ada, 1 sayılı parseldeki hisselerle yer değiştirdiği, 97023 sayılı parselasyon planına karşı askı süresinde davacı tarafından yapılan itirazın reddi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı; davacı adına 97014 sayılı parselasyon planına göre oluşan 14283 ada, 1 sayılı parsel için düzenlenen yapı ruhsatlarının Polatlı Belediye Başkanlığının 12.03.2018 günlü, E.726 sayılı işlemiyle iptal edildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle Mahkemenin 2018/1152 esasına kayden dava açıldığı, 97023 sayılı parselasyon planı uyarınca müdahil ..... ile ..... adına davacı hissesiyle yer değiştirmek suretiyle tahsis edilen 140283 ada, eski 1, yeni 2 sayılı parselde müdahil ..... tarafından inşa edilecek yapı için 26.06.2018 tarihli, 155 ve 156 sayılı yapı ruhsatlarının düzenlendiği ve davacı tarafından da bu işlemlerin iptali istemiyle Mahkemenin 2018/1088 esasına kayden dava açıldığı, Mahkemenin 24.05.2018 tarihli ara kararı gereğince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporda; "Dava konusu parselasyon planının yapımına dayanak alınan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planının birbirlerine uyumlu oldukları, davaya konu 152 ada 117, 118, 119 ve 121 sayılı kadastral parselleri de kapsayan alanda yapılan 97014 sayılı parselasyon planının Polatlı Belediye Encümeninin 14.03.2017 tarihli, 2017/173 sayılı kararı ile kabul edilip Ankara Büyükşehir Belediye Encümeninin 06.04.2017 tarihli, 783 sayılı karan ile onaylandığı, 97014 sayılı parselasyon planına ait ada dağılım cetvelleri ile parselasyon planının askıya çıkartılarak, askı süresinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda parselasyonun revize edilip Polatlı Belediye Encümeninin 09.06.2017 tarihli, 2017/457 sayılı kararıyla yeniden kabul edilmesi üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi Encümeninin 17.08.2017 tarihli, 1802 sayılı kararı onaylandığı ve tapuda tescillerinin sağlandığı, 97014 sayılı parselasyon işlemiyle; davacı adına kayıtlı 152 ada, 121 sayılı kadastral parselin bulunduğu yerde oluşturulan; 140280 ada, 1 sayılı 9.995,01 m² yüzölçümlü parselin tamamının, 140280 ada, 2 sayılı 9.995,01 m² yüzölçümlü parselin tamamının davacıya tahsis edildiği, davacının kadastral parseline isabet etmeyen, mülkiyeti ..... ve ..... adına kayıtlı 152 ada, 118 sayılı kadastral parselin bulunduğu yerde oluşturulan; 140283 ada, 1 sayılı 6.600,87 m² yüzölçümlü parselin tamamında, 140284 ada, 1 sayılı 7.490,63 m² yüzölçümlü parselin tamamında, 140285 ada, 1 sayılı parselin 1.010.18/3.420.82 hissesinin davacı adına tahsisinin yapıldığı, 97014 sayılı parselasyon işleminin kesinleşmesinden sonra ..... tarafından, parselasyon işlemi öncesi kadastral mülkiyetine sahip olduğu 152 ada, 118 sayılı parselin, parselasyon işlemiyle bulunduğu yerden uzakta şuyulandırıldığı ve kadastral mülkiyetine yakın bölgede, bu bölgeden uzakta bulunan başka bir kadastral mülkiyete sahip şahsın şuyulandırıldığından bahisle yapılan itiraz üzerine dava konusu işlemle 97023 sayılı parselasyon planının onaylandığı, 97014 sayılı parselasyon işlemi sonucunda oluşturulan 140281, 140283, 140284 ve 140285 sayılı ada ve parsellerde, sadece tahsis işlemlerinin değiştirilmesini amaçlayan bir düzenleme sınırının geçirildiği, düzenleme ortaklık payı ve kamu ortaklık payı kesintilerinin ilk parselasyon planında düzenlemeye alınan kadastral parsellerden yapılması nedeniyle geçirilen düzenleme sınırının umumi hizmet alanlarını etkilemediği, davacı adına 97014 sayılı parselasyon işlemi sonucu yapılan tahsislerden 140283 ada, 1 sayılı parseldeki 6.600,87 m², 140284 ada, 1 sayılı parseldeki 7490,63 m², 140285 ada, 1 sayılı parseldeki 1.010,18/3.420,82 m² hissenin, davacının kadastral (152 ada, 121 sayılı) parseline isabet eden 140281 ada, 2 sayılı parsele taşındığı ve bu parselde 15.101,68/15.658,00 m² oranında (Polatlı Belediyesinin 556,32 m² hissesi ile birlikte) tahsis yapıldığı, aynı değişiklikte; 140281 ada, 1 sayılı parseldeki ....., ..... hisselerinin, davacı adına kayıtlı 140283 ada, 1 sayılı parsel, 140284 ada, 1 sayılı parsel ve 140285 ada, 1 sayılı parseldeki hisselerle yer değiştirdiği, davacı adına kayıtlı 152 ada, 121 sayılı kadastral parselin, bulunduğu yerden yer verilebilecek taşınmaz konumunda olduğu, imar planında söz konusu parselin büyük çoğunluğunun E=1.80, Yençok=Serbest yapılaşma koşullu Konut Alanı kullanımında ve kısmen İlkokul Alanı ile Yol Alanında kaldığı, uyuşmazlıkta 2981 sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasayla değişik Ek:1. maddesinin uygulandığı, davalı idarece 140285 ada, 1 sayılı parselde davalı şirket adına 1.010,18/3.420,82 m² oranında bulunan hissenin, bu parselden alınarak 140281 ada, 2 sayılı parsele taşınması hususu incelendiğinde; 140285 ada, 1 sayılı parsele yapılan ilk tahsislerin idari bir işlem sonucu oluştuğu, kök parsel niteliğinde (kadastral) olmadığı ve yapılan maddi bir hatanın düzeltilmesi şeklinde tahsislerin gerçekleştirildiği görüldüğünden, bu parselde yapılan işlemin hisselerin ayrımı şeklinde değerlendirmek gerektiği, tapuda tescili sağlanan parselasyon planlarında değişiklik, yenileme vb. işlemlerin yapılabilmesi; parselasyon planının tapu tescili sonrasında imar planı kararlarında değişiklik yapılması ve yapılan bu değişikliğin parselasyon planında da yeniden düzenleme yapılmasını ya da tescili sağlanan parselasyon planının yargı kararı ile iptal edilmiş olması hallerinde mümkün olup, uyuşmazlık konusu olayda bu şartların bulunmadığı, ancak bu hususun teknik olmayan hukuki bir durum arz ettiği" yolunda tespit ve görüşlere yer verildiği, uyuşmazlığın, davacıya ait taşınmazları da kapsayan alanda 1/5000 ölçekli nazım imar planı esaslarına göre yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının zeminde uygulanması amacıyla hazırlanan parselasyon işleminin kesinleşip tapuda tescil görmesinden sonra, aynı alanda ikinci kez parselasyon yapılıp yapılmadığına yönelik olarak incelenmesi gerektiği, 3194 sayılı İmar Kanununun Parselasyon Planlarının Hazırlanması ve Tescili başlıklı 19. maddesinde: "İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır, kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re'sen tanzim ve tesis ederler." kuralı yer alırken, anılan Yönetmeliğin Parselasyon Planlarının Onayı başlıklı 39. maddesinde de benzer nitelikte düzenleme bulunduğu, bu düzenlemelere göre; imar planlarına göre yapılan parselasyon planları, ilgili idarelerin organları tarafından onaylanarak yürürlüğe girdikten sonra bir ay süreyle askıya çıkarılması üzerine bu sürenin sonunda idari yönden kesinleştiği, ilgili idarelerce kesinleşen parselasyon planlarında tashih yapılmasının ancak, kesinleşen planların tapu dairesine gönderilmesinden, başka bir ifadeyle tapuda tescil işlemi görmesinden önce mümkün olduğu, Yönetmeliğin, İmar Parselasyon Planlarının Hukuki Geçerliliği başlıklı 42. maddesinde: "İmar parselasyon planları, tescilden sonra Medeni Kanun ve Tapu Sicil Tüzüğünde belirtilen plan yerine geçer ve mülkiyete ilişkin sınır gösterme işlemleri, mahalli tapu ve kadastro teşkilatınca bu planlara göre yapılır." kuralına yer verilerek, parselasyon planlarının hukuki niteliği ortaya konulduğu, bir alanda gerek 2981 sayılı Yasa, gerekse 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca parselasyon yapıldıktan ve yörenin ihtiyaçları giderildikten sonra ikinci kez parselasyon yapılması; yöredeki gelişmeler sonucunda imar planı değişikliğiyle yeni ihtiyaçların ortaya çıkması ya da 2577 sayılı Yasanın 28. maddesine göre parselasyon işlemi hakkında verilen yargı kararının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etme mecburiyeti hallerinde hukuken mümkün olduğu; bu aşamada, idare hukuku alanında, idari işlemin geçerliliği, doğurduğu sonuçlar ve geri alınması koşulları ve buna bağlı işlemler üzerinde de durulması gerektiği, idarenin, idare hukuku alanında tek yanlı ve hukuki sonuç doğuran irade beyanı suretiyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu olan işlemleri; idarenin kanuniliği ve hukuka bağlılığı ilkesinin de gereği olarak, hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağı, bu karinenin bir sonucu olarak idare ve idarenin işlemlerinde devamlılık ve istikrarın esas olduğu, bu esasa dayalı olarak hukuki güvenliğin temini amacıyla idari işlemler aleyhine açılacak davalar için özel hukuktan farklı olarak özel dava açma süresinin belirlendiği, idarenin tesis ettiği ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanan işlemlerini geri almasının kural olarak mümkün olmadığı ve ancak belirli durumlarda dava açma süresi içerisinde geri alınabileceği, bunun dışında, idari yargının yerleşik içtihatlarına göre, idarece geri alma ya da geri alma sonucu doğuran işlemler, ancak; yokluk, açık hata, gerçek dışı beyan ve hile durumunun bulunduğu hallerde her zaman tesis edilebileceği, maddi hataya dayalı olarak yapılan, hukuki yanılma niteliğinde olmayan, işlem dosyasında bulunan belgelerdeki maddi gerçeğe aykırı şekilde açık yazı ve hesap hatalarının dürüstlük kuralları çerçevesinde düzeltilmesinin, geri almaya ilişkin işlemler kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığı, uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında; davacıya ait, ..... Mahallesi, 152 ada, 121 sayılı kadastral ve müdahil ..... ile .....'e ait aynı mahalle, 152 ada, 118 sayılı kadastral taşınmazı da kapsayan alanda yapılan 97014 sayılı parselasyon planı sonucunda; ilgililerin kadastral taşınmazları üzerinde oluşturulan, yapılaşma hakları aynı olan imar parsellerinde, ilgililerin kadastral altlığında bu parsellerde karşılıklı olarak bir kısım tahsislerin yapıldığı, bu işlemle aynı zamanda davalı Polatlı Belediye Başkanlığının sözü geçen kadastral taşınmazlarda hissesinin bulunmamasına karşın, sözü geçen parsellere hissedar edildiği; onaylanarak yürürlük kazanan parselasyon işlemi askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği ve sürenin sonunda kesinleştiği, askı süresinde yapılan itirazlar "tashih" kapsamında değerlendirilerek yeniden onaylanmak suretiyle yürürlük kazandığı ve itiraz bulunmayan bu askı süresinin sonunda 97014 sayılı parselasyon planının kesinleştiği, akabinde de tapuya tescil edildiği, diğer taraftan bu süreç içerisinde anılan parselasyon planına karşı müdahil ..... tarafından itiraz edildiği ya da tahsisin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek dava açıldığına yönelik dosyada herhangi bir bilgi ve belge de olmadığı bu noktada; onaylanarak yürürlük kazanan ve askı süresinin sonunda kesinleşen, askıdaki itirazlar üzerine "tashih" edilerek yeniden onaylanıp çıkarıldığı askının son gününde kesinleşen işlemin tapuda tescil görmesinden sonra ve bu imar parsellerden biri üzerinde inşa edilmek istenen yapılar için yapı ruhsatlarının düzenlendiği aşama; müdahil ..... tarafından kadastral altlığında oluşan imar parseli yerine başka yerden adına tahsis yapılmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle davalı idareye yapılan başvuru üzerine, 97014 sayılı parselasyon planı sonucu oluşan imar parsellerinden bir kısmının yeniden parselasyona tabi tutularak tesis edilen dava konusu 97023 sayılı parselasyon planının hukuki niteliğinin belirlenmesi gerektiği, dava konusu parselasyon işlemi, maddi hatanın düzeltilmesi kapsamında bulunup bulunmadığı yönünden incelendiğinde; parselasyon işlemine ait işlem dosyasında bulunan belgelerdeki maddi gerçeğe aykırı şekilde açık yazı ve hesap hatalarının düzeltilmesini içeren bir başvuru üzerine değil, parselasyon planında kadastral altlıklar dikkate alınmadan hukuka aykırı şekilde tahsis yapıldığı yolundaki başvuruya dayanılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, davalı idarece anılan işlemin hukuki yanılma niteliğinde ortaya çıkan durumun giderilmesine yönelik olarak tesis edildiğinin belirtilmesi karşısında, dava konusu işlemin maddi hatanın düzeltilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceği, kaldı ki dava konusu işlemle sadece hisselerde yer değişikliği yapılmadığı, aynı zamanda parsel geometrilerinde de değişikliğe gidildiği, maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin bir nitelik taşımadığı görüldüğünden, bilirkişi raporunda yapılan aksi yöndeki değerlendirmeye itibar edilmediği, dava konusu parselasyon işlemi, "tashih" niteliği taşıyıp taşımadığı yönünden incelendiğinde; uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alanda ilk kez yapılan 97014 sayılı parselasyon planı onaylanarak yürürlüğe girmiş, askı süresinin sonunda kesinleşmiş, askı süresinde yapılan itirazlar üzerine tashihe tabi tutularak yeniden onaylanmış ve askı süresinin sonunda kesinleşmesini müteakip tapuda tescil gördüğü aşamadan sonra, bu işleme karşı başvuru yapılmış olması nedeniyle, anılan başvurunun tashih kapsamında bir başvuru olarak kabulüne olanak bulunmadığı, kaldı ki, davalı idarelerce parselasyon planına yeni bir numara verilmek suretiyle de bu işlemin tashih niteliğinde bir işlem olarak ele alınmadığı, imar hukukunun içerisinde yer aldığıidare hukukunda idari işlemlerin geri alınması ilkeleri çerçevesinde dava konusu parselasyon işlemi değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa konu olayda yokluk, açık hata, gerçek dışı beyan ve hilenin bulunduğu bir durumun var olmadığı, geri alma ya da geri alma sonucu doğuran işlem niteliği taşımadığı, kadastral taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılmadığı yolundaki hukuka aykırılık iddiası da işlemin her zaman geri alınmasına olanak sağlayan haller arasında bulunmadığından, işlemin geri alma şeklinde kabulüne hukuken olanak bulunmadığı, tüm bu maddi oluş ve hukuki duruma göre; dava konusu işlem alanda ikinci kez parselasyon işlemi yapılması niteliği taşımakta olup, bu yönden dava konusu işlem incelendiğinde; uyuşmazlıkta, ilk kez yapılan parselasyon işleminden sonra imar planı değişikliğine gidilmeden ve hakkında verilmiş bir yargı kararı olmadan, alanda ikinci kez parselasyon yapılmasına hukuken olanak bulunmadığı halde; hukuka aykırı işlem yapıldığı yolundaki başvuruya dayanılarak, işleme neden unsuru olarak gösterilen kadastral altlık dışından tahsise ilişkin durumu dahi tümüyle ortadan kaldırmadan, davacı adına yapı ruhsatına konu edilen parseli de içerir şekilde tesis edilen dava konusu ikinci parselasyon işleminde hukuka uyarlık görülmediği, hal böyle olunca, hukuka aykırı olarak tesis edilen işleme yasal dayanak olarak gösterilen 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi ile 3290 sayılı Yasanın Ek:1. maddesinin birlikte uygulanmasına ilişkin şartlar yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek duyulmadığı, bununla birlikte, 97014 sayılı parselasyon planının kapsadığı başka bir alan olan ..... Mahallesi, 120 ada, 11 sayılı parsel maliki tarafından açılan ve Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2018/34 esasına kayden açılan davada, davacısına yönelik olarak hisselendirmenin hukuka aykırı bulunarak yürütmesinin durdurulması (ardından iptali) yolunda karar verilmiş ise de; bu karar dava konusu işlem öncesindeki aynı işleme konu olan ancak farklı mahallerde bulunan uyuşmazlığa konu taşınmazları etkiyen bir yön taşımadığı, diğer taraftan, davacı adına tahsis edilen parsellerden biri üzerinde inşa edilecek yapı için davalı Polatlı Belediye Başkanlığınca düzenlenen yapı ruhsatı iptal edildikten sonra, aynı parselin yeni bir parsel numarasıyla adına tahsis edilen kişinin başvurusu üzerine, anılan davalı idarece aynı taşınmaz için yeni bir yapı ruhsatı düzenlendiği görülmekte olup; bu haliyle imar hukuku kapsamında kesinlik kazanan ve tapuda tescil gören parselasyon işlemine karşı, ilgilisi tarafından dava açılması dışında, yukarıda belirtilen şartlar gerçekleşmeden, idari işlemlerin devamlılığı ve istikrarı suretiyle hukuki güvenlik sağlanması ilkesinden uzaklaşılmasını sağlayacak şekilde yeni bir işlem tesisinin, başkaca hukuki tartışma konuları yarattığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş; bu karara karşı davalı idareler ile müdahil davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dava konusu işlemin iptali yolunda Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen 28/03/2019 günlü, E:2018/577, K:2019/603 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurularının REDDİNE, istinaf yargılama giderlerinin başvuranların üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın hükmün kesinleşmesinden sonra başvuranlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 05/12/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)