İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul/……. İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği emrinde başpolis memuru olan davacının, iki ayrı fiilden dolayı açılan soruşturma neticesinde idarece sübuta erdiği ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6. maddesinin B-(5) bendinde düzenlenen "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilip, dava konusu işlemin 10-2 maddesinde gösterilen eylemi nedeniyle "6 Ay Kısa Süreli Durdurma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 22/05/2013 tarih ve 2013/178 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile geriye dönük terfi, parasal, özlük ve sosyal haklarının yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 15/01/2019 tarih ve E:2018/1703, K:2019/93sayılı kararının, davalı idare tarafından; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca çıkar amaçlı suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla operasyon yapılan ...... isimli şahsa yönelik teknik takip çalışmalarında, görev alanı dışında bu şahısla münferit ilişki ve eylemleri tespit edilen emniyet mensupları hakkında disiplin soruşturması açıldığı, tapelerden davacının da göreviyle herhangi bir ilgisi olmaksızın çeşitli şahıslar aracılığıyla bu şahısla görüşme girişiminde bulunduğunun ve görüştüğünün tespit edildiği, bunun ise resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusuyla bağdaşmadığı ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul/…….. İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği emrinde başpolis memuru olan davacının, iki ayrı fiilden dolayı açılan soruşturma neticesinde idarece sübuta erdiği ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6. maddesinin B-(5) bendinde düzenlenen "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiili kapsamında olduğu değerlendirilip, dava konusu işlemin 10-2 maddesinde gösterilen eylemi nedeniyle "6 Ay Kısa Süreli Durdurma" cezasıyla tecziyesine ilişkin 22/05/2013 tarih ve 2013/178 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile geriye dönük terfi, parasal, özlük ve sosyal haklarının yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince "... davacının hakkında soruşturma yapılan şahıslar ile görüştüğüne ilişkin bir kaydın veya tespitin bulunmadığı, bu şahıslarla görüşerek bilgi sızdırdığı ve bu suretle polislik mesleği dışına çıkan bir faaliyette bulunduğu yönünde herhangi bir tespitin bulunmadığı, kaldı ki hukuka uygun olarak dinlenen telefon görüşmelerinde davacının mesleğinin gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunduğuna ilişkin somut bir emareye rastlanılamamış olduğu, sadece üçüncü kişilerin telefon görüşmelerinde adının geçtiğinin anlaşılmış olması karşısında dava konusu ... Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının 10-2.maddesindeki davranışı nedeniyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 6/B-5.maddesi uyarınca 6 ay kısa süreli durdurma cezasına ilişkin kısmı yönünden hukuka uygun olmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Eylem tarihinde yürürlükte olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün "Disiplin Cezaları" başlıklı 2 maddesinin (Ç) bendinde, Kısa Süreli Durdurma cezası; "Memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 4, 6 ya da 10 ay için durdurulması" olarak tanımlanmış, anılan Tüzüğün 6. maddesinin "6 Ay Süreli Durdurma" cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışların sayıldığı (B) bendinin 5. alt bendinde ise; "Hizmet dışında resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" düzenlemesine yer verilmiştir.
08/03/2018 tarih ve 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp hali hazırda yürürlükte olan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 7. maddesinin 1-(ç) bendinde de "6 Ay Kısa Süreli Durdurma" cezası aynı şekilde tanımlanırken, davacıya isnat edilen disiplin suçu, anılan Kanun'un 8. maddesinin 4. fıkrasının b-(6) alt bendinde söz konusu cezayı gerektiren fiil ve haller arasında yeniden düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptir. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Buna göre öncelikle, belli süreler içinde soruşturmacı görevlendirilerek açılacak bir disiplin soruşturması ile memurun lehine ve aleyhine olan tüm delillerin toplanmasının ardından hangi fiilin, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir delillerle şüpheye yer vermeyecek açıklıkta ortaya konularak hangi disiplin suçunu teşkil ettiği belirlenmesini müteakip, disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından mevzuatın öngördüğü disiplin cezasının verilmesi gerekmektedir.
Dava dosyası incelendiğinde; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No:2010/133633 sayılı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, üye olmak ve örgüt faaliyetleri kapsamında fuhuş yaptırmak, fuhşa aracılık ve yer temin etmek, rüşvet almak, rüşvet vermek, görevi kötüye kullanma ve göreve ilişkin sırların açıklanması" suçlamaları yöneltilen 16 masaj salonu ve 8 ayrı fuhuş organizasyonu hakkında 24/12/2011, 10/01/2012 ve 14/01/2012 tarihlerinde eş zamanlı 3 operasyon yapıldığı, bunlar arasında …… isimli şahıs liderliğinde hareket eden ve aralarında kamu görevlilerinin de olduğu çıkar amaçlı bir suç örgütünün de bulunduğu, anılan operasyonlara katılan emniyet birimleri arasında davacının görev yaptığı …… Asayiş Büro Amirliğinin de yer aldığı, söz konusu operasyonlar öncesi 14 ay süren telefon, ortam dinlemesi ve fiziki bulguları içeren teknik takiplere ilişkin dökümlerdeki görüşmelerden, …….'nın örgütün lideri; ……. isimli şahsın, ……. isimli restoranda ……. isimli örgüt liderinin fiili ortağı ve örgütün üyesi olduğu, davacıyla aynı birimde polis memuru olarak görev yapan …… isimli şahsın ise, menfaat karşılığında ……..'nın sahibi olduğu masaj salonlarına yapılacak operasyonları önceden haber verme, örgüte aynı şekilde yardımcı olabilecek memurları kendisiyle tanıştırma, örgüt üyesi ve/veya örgüte yardımcı olan kişilerle gerçekleştirilecek iletişim sırasında tedbiren dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda bilgilendirme gibi fonksiyonları yürüttüğü, teknik takip kapsamında davacı ile ......, ...... ve ...... arasında geçen 10/07/2011 tarihli telefon görüşmelerinin tespit edildiği, söz konusu görüşmelere ilişkin dökümlerde, özetle; saat 00:08'de örgüt lideri ......'yı arayan ...... isimli örgüt üyesinin, ...... isimli polis memurunun arayarak, davacının kendisini (......'yı) sorup, görüşmek için telefon numarasını istediğini söylediği, saat 15:15'deki görüşme sırasında ......'nın ......'ye ...... isimli polis memurunu arayıp davacıya görüşme için ......'un oraya gitmesi gerektiğini iletmesini istediği ve böyle söylemesi durumunda davacının konuyu anlayacağını ifade ettikten sonra, esasen saat 14:30'da davacı ile buluşacağını ama uyuyakaldığı için görüşmeye gidemediğini belirttiği, ......'nin de ...... kendisine dönerse ona söyleyeceğini beyan ettiği, ...... ile ...... arasında saat 17:06 itibariyle gerçekleşen telefon görüşmesinde, ......'nin özetle; ......'nın davacıyla bir gün önce görüştüklerini belirtmesinin ardından her ikisinin saat 14:30'da yine buluşacaklarını ancak ......'nın uyuyakalması nedeniyle buluşmanın gerçekleşmediğini, davacıya ......'un oraya gitmesi gerektiğini söyle dediği, .......'nin ne zaman gitmesi gerektiğini sorması üzerine .......'nin ...... ile görüştükten sonra kendisine döneceğini belirttiği ve saat 17:08'de (2 dakika sonra) ......'yı arayıp ......'nin kendisini aradığını belirtip davacıyı aramasını isteyip istemediğini sorduğu, kendisine 10 dakika sonra döneceğini söyleyerek telefonu kapatan ......'nın ise saat 17:58'de yaptığı aramada ......'ye, davacının ......'un oraya gelmesini söylediği, ......'nin ne zaman? sorusunu yarım saat- kırkbeş dakika şeklinde yanıtladığı, ......'nin ......'ya buluşma yerinin ...... olarak teyit ettirmesinin ardından, aynı zaman dilimi içinde yani saat 17:58'de ......'ye dönüş yapıp, kod adı kullanmak suretiyle ......yle görüşebilir misin? Bir saat sonra ......'ndaki ......'un önünde olsun" dediği, ......'nin de 2 dakika sonra saat 18:00'da davacıyı arayıp, yine kod isim kullanarak "Bizim ...... seni ...... ......'un orada bir saat sonra bekliyor" dediği, davacı Kartal'da olduğunu söyleyerek daha sonra (Yarın) görüşme talep edince, ......'nin o zaman ......'nin yanına uğrarsın dediği ve davacının tamam diyerek bunu onayladığı, 19 dakika sonra ......'ye dönüş yapan ......'nin, saat 18:19'da gerçekleşen görüşmede özetle; davacının şimdi Kartal'da olduğunu belirterek daha sonra kendisinin (......'nin) yanına uğrarım dediğini ilettiği, ......'nin de bir dakika sonra, yani saat 18:20'de örgüt lideri ......'yı arayarak, bu görüşmeyi aktardığı, 10/07/2011 tarihinde yapılan tespitte dinlemeye takılan telefon numaralarının, bu şahıslarca (Davacı, ......, ...... ve ...... kullanıldığı noktasında ihtilaf bulunmadığı gibi bunlardan hiç birinin söz konusu telefon numaralarının "Kendisine ait olmadığı" yahut "Başka biri tarafından kullanıldığı" gibi herhangi bir iddiasının olmadığı, davacının da bu görüşmeyi mesleki bir sebeple gerçekleştirdiğine dair bir sav ileri sürmediği, öte yandan UYAP kayıtları incelendiğinde; davacı tarafından dava konusu işlemin kendisine ilişkin kısımlarının iptali istemiyle ilk kez İstanbul 9. İdare Mahkemesinin E:2013/2013 esasına kayden açılan davada 25/09/2014 tarih ve K:2014/1619 sayılı iptal-kabul kararı verilmiş ise de, dava dilekçesinin 2577 sayılı İYUK'un 5. maddesine uygun olmadığından bahisle kanun yolu başvuruları neticesinde (Temyiz ve Karar Düzeltme) bozulması üzerine, dava konusu işlemin 10-1. maddesinde belirtilen eylem nedeniyle uygulanan ceza yönüyle iptali istemiyle İstanbul 9. İdare Mahkemesinin E:2018/1601 sayılı dosyasında yenilenen davada 15/01/2019 tarih ve K:2019/94 sayılı "Bozmaya Uyma/İptal-Kabul" kararının verildiği, idarece yapılan istinaf başvurusunun Dairemizin 17/05/2019 tarih ve E:2019/1064, K:2019/975 sayılı kararıyla "Süre aşımı nedeniyle" reddi üzerine söz konusu kararın kesinleştiği; ...... isimli polis memurunun aynı soruşturma raporunda 1-1 ila 11 madde numarasıyla tespit edilen eylemleri nedeniyle uygulanan "Meslekten Çıkarma" cezalarının iptali istemiyle İstanbul 6. İdare Mahkemesinin E:2013/2381 ila 2392 sayılı dosyalarına kayden açtığı toplam 12 davanın ayrı ayrı reddine hükmedildiği, verilen bu kararların kısmen kanun yolu incelemesinden geçmek, kısmen de kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği; anılan soruşturmada tespit edilen davacı dahil kamu görevlilerine ilişkin ceza yargılamasının İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2012/259 sayılı dosyasında sürmekte olduğu, bu davada davacıya yöneltilen suçlamaların; "1- Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek, 2- Bir kimseyi fuhşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık yapmak veya yer temin etmek, 3- Rüşvet almak ve vermek, 4- Göreve ilişkin sırrın açıklanması" şeklinde dört başlıkta toplandığı görülmektedir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ceza hukuku anlamında yöneltilen suçlamalara dayanak alınan eylemler için disiplin hukuku alanında uyuşmazlığa yol açan disiplin cezasından daha ağır cezalar öngörülmüş olması karşısında, İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2012/259 sayılı dosyasında sürmekte olan ceza davasında yöneltilen suçlamalar ile iş bu davaya konu disiplin cezasına sebep olan eylemin tam anlamıyla örtüştüğünden söz edilemeyeceği, dolayısıyla konusu ceza yargılamasında verilecek bir kararın iş bu davanın sonucunu etkilemeyeceği, buna bağlı olarak; disiplin cezasından kaynaklanan iş bu uyuşmazlığın, disiplin soruşturması kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler ve disiplin hukukuna ilişkin ilkeler doğrultusunda çözüme kavuşturulması gerektiği açık olup, 10/07/2011 tarihinde cereyan eden telefon görüşmelerinde her ne kadar kod isim kullanılmış ise de, teknik takip neticesinde elde edilen tape kayıtlarındaki söylemler ve olguların aktarım şeklinden, davacının çıkar amaçlı suç örgütüyle ilişkisi olduğu anlaşılan ...... isimli polis memuru vasıtasıyla örgüt lideri ...... ile iletişim kurmaya çalıştığı, davacı tarafından 3. kişiler arasındaki konuşmalarda adının geçmiş olmasından dolayı kendisinin sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüşse de, ...... isimli polis memuruyla tespite konu görüşmeyi yapması ve görüşmede kullanılan telefonun davacıya ait olması hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmaması karşısında bu yöndeki savunmasına itibar edilemeyeceği, adli makamlarca yürütülen soruşturma kapsamındaki çalışmaların, operasyonların yapıldığı tarihlerden yaklaşık 14 ay önce başladığı, davacının görev yaptığı birimin de bu çalışmalarda yer aldığı ve davacının mesleki tecrübe ve birikimi göz önünde bulundurulduğunda ...... isimli şahsın faaliyetlerini bilmesi gerektiği, buna karşın; davacı tarafından, söz konusu görüşme ve iletişime geçme çabalarına dayanak olabilecek mesleki bir sebep gösteremediği gibi soruşturma dosyasında bu yönde bir delilin de bulunmadığı, dolayısıyla hizmet dışında gerçekleştiği sabit olan ve polislik mesleğinin etik değerleriyle bağdaşmayan bu eylemin, resmi sıfatın gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu sarsıcı bir nitelik taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davacının eylemine uyan disiplin cezasında hukuka aykırılık; dava konusu işlemin bu cezanın uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden iptali ile davacının tazmin talebinin kabulü yolundaki istinaf konusu kararda isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunun tespit edilmiş olması karşısında, davacının tazmin talebinin de reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 15/01/2019 tarih ve E:2018/1703, K:2019/93 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 160,80- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idarece yapılan 57,50-TL posta gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf aşamasında alınmayan 121,30-TL istinaf başvurma harcının davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, posta gideri avansından varsa artan kısmın mahkemesince taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46.maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)