(2577 S. K. m. 45) (670 S. KHK. m. 5) (5520 S. K. m 17, Geç. m. 6) (667 S. KHK. m. 2, 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile ticaret sicilinden re'sen terkin edilerek tüzel kişiliği sona eren İpek Üniversitesi'nin 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen 13.12.2016 tarih ve 2016-A-2623/62 sayılı vergi tekniği raporu ve 13.12.2016 tarih ve 2016-A-2623/65 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, 2014/3,9. dönemlerine ilişkin olarak kanuni temsilci sıfatıyla adına resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi stopajlarının kaldırılması istemiyle açılan davayı; İpek Üniversitesi hakkında düzenlenen 62 nolu vergi tekniği raporu ile eki belgeler ve tarhiyata dayanak 65 nolu vergi inceleme raporunda yapılan tespitler bir arada değerlendirildiğinde, tam mükellef kurum olan İpek Üniversitesinin, kanunî merkezi Amerika Birleşik Devletlerinin Carolyn şehrinde bulunan Southern California Üniversity ile Ankara ve İstanbul'da verilmek üzere, sinematik sanatlar konusunda 2 yıl sürecek sertifikalı bir eğitim üzerine sözleşme imzaladığı, sözleşme örneğinin vergi tekniği raporunun ekinde bulunduğu, sözleşme gereği bu üniversiteye muhtelif tarihlerde ödeme yapıldığının banka hesap hareketlerinden tespit edildiği, ödeme yapılan hizmet alımlarının danışmanlık veya müşavirlik gideri olarak kaydedildiği ancak yapılan ödemelerden katma değer vergisi tevkifatı yapılmadığı ve 2 No.lu beyannameyle beyan edilmediği, kanuni merkezi yurt dışında bulunan eğitim kurumuna yapılan ödemelerden, kurum tarafından verilen akademik hizmetten Türkiye'de faydalanılması ve hizmetin Türkiye'de yapılması nedeniyle, 3065 sayılı KDV Kanunu ve 117 Seri Nolu KDV Genel Tebliğinin yukarıda yer verilen hükümlerine göre tam tevkifat kapsamında KDV tevkifatı yapılması gerektiği açık olduğundan, yurt dışındaki kuruma yapılan ödemelerden katma değer vergisi tevkifatı yapmadığı anlaşılan İpek Üniversitesi tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle, kurumun ilgili dönem temsilcisi olan davacı adına vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi stopajı tarh edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden Ankara 5.Vergi Mahkemesi'nin 24/09/2018 gün ve E:2017/1593, K:2018/1320 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu, öncelikli olarak üniversitenin mevcut varlıklarından tarhiyata konu vergi ve cezaların tahsili için ilgili ve yetkili birimlerle irtibata geçilmesi ve tahsilatın yapılması gerektiği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Davacının 03.03.2011 ile 02.11.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanı olduğu İpek Üniversitesinin, 03.03.2011 tarih ve 27863 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17.02.2011 tarih ve 6114 sayılı Kanun kapsamında Altın Koza Üniversitesi adıyla Koza İpek Eğitim Sağlık Hizmet Vakfı tarafından kurulduğu, 2013 yılında İpek Üniversitesi adını aldığı, 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılarak 01.09.2016 tarihi itibariyle ticaret sicilinden silinerek tüzel kişiliğinin ortadan kalktığı, Ankara Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Başkent Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı'nın 01.04.2016 tarih ve 8899 sayılı inceleme yazısıyla İpek Üniversitesinin 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 hesap dönemlerine ait işlemlerinin tam olarak incelenmesi neticesinde üniversite hakkında 13.12.2016 tarih ve 2016-A-2623/62 sayılı vergi tekniği raporunun düzenlendiği, bu rapor dayanak alınarak üniversite hakkında düzenlenen 13.12.2016 tarih ve 2016-A-2623/65 sayılı vergi inceleme raporuna istinaden, İpek Üniversitesinin kapatılmış olması ve tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle 2014/3,9. dönemlerine ilişkin olarak, bu dönemde kanuni temsilci olan davacı adına resen yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi stopajlarına karşı açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinde, tasfiyeye giren şirketler için tasfiye dönemleri, tasfiye beyannamelerinin verilmesi, tasfiye kararının tespiti ve tasfiye memurlarının sorumluluğu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan maddenin, 7103 sayılı Kanun'un 74'üncü maddesiyle 27/03/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılan, ancak olay tarihinde yürürlükte olan 9'uncu fıkrasında, tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı, limited şirket ortaklarının tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olacakları, şu kadar ki, bu fıkra uyarınca tasfiye memurlarının sorumluluğunun tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olduğu hükmüne yer verilmiş; aynı Kanunun geçici 6. maddesinde de (03/07/2009 tarihinden geçerli olmak üzere), Kanunun 17'nci maddenin 9'uncu fıkrası hükümlerinin, bu geçici maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan her türlü vergi tarhiyatı ve kesilen cezalar hakkında uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır.
Buna göre; tüzel kişi kanuni temsilcisinin tasfiyesi tamamlanmış ve ticaret sicilinden kaydı silinmiş tüzel kişiler adına 03.07.2009 tarihinden itibaren yapılacak tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ilişkin tarhiyatların muhatabı olabileceği, başka bir ifadeyle söz konusu tarhiyatların müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden biri adına yapılabileceği açıktır.
Anılan düzenlemeyle tarhiyatın doğrudan kanuni temsilciler adına yapılabilmesi, asıl mükellefin tasfiye edilmesi ve tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmiş olması koşuluna bağlanmıştır.
Olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 23 Temmuz 2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Olağanüstü Halin Uygulanmasına İlişkin Tedbirler" başlıklı ikinci bölümünün "Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler " alt başlıklı 2. maddesinde;
(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,
b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar,
kapatılmıştır.
(2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir." hükmü yer almıştır.
Olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirlere ilişkin 17 Ağustos 2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinin 3.fıkrasında da ;" Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen kanun maddeleri ile kanun hükmünde kararname maddeleri ve dava konusu olayın birlikte değerlendirilmesinden, davacının ihtilaflı dönemde kanuni temsilcisi bulunduğu İpek Üniversitesinin 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığı( İpek Üniversitesinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları içerisinde yer aldığı), İpek Üniversitesine ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayıldığı, 17.08.2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin 3. fıkrası gereği Ticaret Sicil kayıtlarının 23.07.2016 tarihinde re'sen terkin edildiğinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, asıl amme borçlusu üniversiteye tasfiye memuru atanmadığı, tasfiye işlemlerinin yerine getirildiği yolunda iddiada bulunulmadığı, bilgi ve belge sunulmadığı, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde öngörülen tasfiyeye ilişkin işlemler yerine getirilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabulü mümkün olmadığından, 5520 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 9. fıkrasında öngörülen asıl mükellefin tasfiye edilme koşulu gerçekleşmemiş olup, davacının bu aşamada Üniversite adına önerilen vergi ve cezalardan sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin kabulü ile Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nin 24/09/2018 gün ve E:2017/1593, K:2018/1320 kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/4. maddesi uyarınca esastan incelenen davanın kabulüne ve dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına, aşağıda dökümü yapılan ve davacıdan tahsil edilen tutardan karşılanan toplam 240,80-TL yargılama giderinin ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili için takdir olunan 1.512,00-TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine; posta gideri avansından varsa artan miktarın Mahkemesince davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 22.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)