İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2016 ve 2017 yılları hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce 2018/Ocak döneminden sonraki döneme devreden KDV tutarının 1.073.008.416,72-TL olarak dikkate alınması gerektiği tespitlerini içeren 06.09.2018 tarih ve 355713 sayılı işlemin ve 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/3 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/5-7 sayılı Vergi İnceleme Raporlarının iptali istemiyle açılan davayı; davacının 2016 ve 2017 yılları hesap ve işlemlerinin sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri yönünden incelenmesi sonucu hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu uyarınca ilgili yıllarda düzenlediği faturaların tamamının gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın düzenlenen sahte faturalar olduğu, 2017 yılında kullanılan faturanın ise gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifasına dayanmayan sahte fatura mahiyetinde olduğunun tespiti üzerine vergi inceleme raporlarına istinaden Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce 2018/Ocak döneminden sonraki döneme devreden KDV tutarının 1.073.008.416,72-TL olarak dikkate alınması gerektiği tespitlerini içeren 06.09.2018 tarih ve 355713 sayılı işlemin ve 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/3 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/5-7 sayılı Vergi İnceleme Raporlarının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı, olayda, davacı hakkında 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan faaliyetlerinin sahte belge düzenleme ve kullanma yönünden incelenmesi sonucu düzenlenen 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/3 sayılı Vergi Tekniği Raporunda yapılan tespitlerin değerlendirilmesinden, mükellefin ilgili yıllara ait gelir vergisi beyannamelerini matrahsız olarak beyan ettiği, mükellefin yoklamaların tamamına yakınında adreste bulunmaması sebebiyle yoklamaların çalışanlar nezdinde yapıldığı, 2016 ve 2017 takvim yıllarında sürekli devreden KDV beyan ettiği ve hiç ödenecek KDV beyan etmediği, ortağı olduğu firma hakkında sahte belge düzenleme nedeniyle vergi tekniği raporu bulunduğu, ortağı ve yöneticisi olduğu iki firmada yer alan tüm hissesini sigortalı çalışanına devrettiği, toplam vergi borcu tutarının 67.376.364,54-TL olduğu, yapılan vergi ödemesinin ise 4.717,57-TL tutarında olduğu, mükellefin vergi borçlarına istinaden yapılan cebri takipte malvarlığına rastlanılmadığı, çok yüksek tutarlı Ba-Bs bildirimleri bulunmasına karşın karşı mükelleflerin çoğunun Ba-Bs formlarında bildirimde bulunmadığı, bazılarının eksik bildirimde bulunduğu, mükellef tarafından danışmanlık hizmetinde bulunulduğu belirtilen mükelleflerin davacıdan hiçbir hizmet almadıklarını beyan ettikleri, yapılan danışmanlık sözleşmelerinin birçoğunun feshedildiği, iade faturalarının düzenlendiği, fatura bedellerine ilişkin olarak herhangi bir tahsilat kaydının bulunmadığı, mükellefin yüksek tutarda matrahlar belirtmesine rağmen 2016 yılında 51.912,00-TL, 2017 yılında ise 88.000,10-TL tutarında banka hareketi bulunduğu, danışmanlık protokollerinin imzalanması sürecinde davacının kendisini çeşitli hayali unvanlar adı altında tanıttığı hususun birden fazla firma nezdinde yapılan karşıt tespitlerle ortaya konulduğu, ....... Danışmanlık Müş. İnş. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. hakkında rapor tarihi itibariyle karşıt tespit tutanağı tevdi edilmediğinden bahsedilmiş ise de Mahkememizce 21.05.2019 tarihinde yapılan ara kararımıza verilen cevabi yazı ekinde karşıt tespit tutanağının gönderildiği, ilgili tutanakta şirket yetkilisince, kendilerine vaadedilen tahsilatın gerçekleşmediği, herhangi bir kazanımlarının olmadığı, bahsi geçen 123.000.000Usd'nin kendileri tarafından bilinmediği, şirketinin kapalı olması nedeniyle de faturanın yasal defterlere işlenmediği hususlarının beyan edildiği, davacının ....... isimli aylık derginin %50 hissesini 07.01.2017 tarihinde devraldığı, ....... Gayrimenkul Tic. A.Ş.'ye düzenlediği ve ilgili firmadan alacağı olduğunu belirttiği KDV dâhil toplam tutarı 2.927.400.000,00-TL olan faturanın resim olarak basıldığı, ancak ....... Gayrimenkul Tic. A.Ş. tarafından 31.08.2016 tarihinde iade faturası düzenlendiği, defter kayıtlarından ilgili faturanın çıkarıldığı ve davacı hakkında dolandırıcılık fiilinden ötürü suç duyurusunda bulunulduğu görülmesine rağmen ilgili faturanın 2017 yılında dergi kapağına bastırıldığı, ....... Mad. Yap. Ltd. Şti. ile de 31.08.2016 tarihinden sonraki bir tarih olan 27.10.2016 tarihinde ....... Gayrimenkul Tic. AŞ.'den alacağı olan tutarın temlikini yapmak suretiyle finansal danışmanlık sözleşmesinin imzalandığı, mükellef beyanında olayların Fetö kumpasına dayandığını ve Fetönün kumpasını bozacak olan tüm belgelerin elinde olduğunu belirtmesine rağmen yukarıda yer verilen bilgi ve belgeler dışında başkaca bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, mükellefin düzenlediği faturaların mahiyetinin ve tutarlarının organizasyon yapısı ve iş hacmiyle uyumlu olmadığı, işlemlerinin iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olmadığı ve 2016 ve 2017 yıllarında yapmış olduğu faaliyetin gerçek bir durumu ve gerçek bir ticari faaliyeti yansıtmadığı dolayısıyla ilgili yıllarda düzenlediği ve kullandığı faturaların sahte belge mahiyetinde olduğu sonucuna varıldığından, düzenlenen ve kullanılan faturaların sahte kabul edilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu 06.09.2018 tarih ve 355713 sayılı işlemin, 2018/Ocak döneminden sonraki döneme devreden KDV tutarının 1.073.008.416,72-TL olarak dikkate alınmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/5-7 sayılı Vergi İnceleme Raporları'nın iptali istemine gelince; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 377. maddesinde ise; mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri hükmü yer almış, bu hükümlere göre, idare tarafından kamu hukuku alanında gerek kendiliğinden, gerekse istem üzerine tesis edilen kesin ve yürütülebilir işlemlere karşı menfaati ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği, Olayda ise, iptali istenilen vergi inceleme raporlarının, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliği taşımayan hazırlık niteliğine haiz bir işlem olduğu sonucuna varıldığından, davanın ilgili inceleme raporlarının iptali talebi yönünden incelenmeksizin reddi gerektiği, 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/3 sayılı Vergi Tekniği Raporu'nun iptali istemine gelince; Mahkemesinin E:2018/1234 sayılı dosyasında ilgili Vergi Tekniği Raporunun iptali istemi hakkında karar verildiği görüldüğünden, iş bu davada aynı istem hakkında ayrıca karar verilmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu 06.09.2018 tarih ve 355713 sayılı işlemin, 2018/Ocak döneminden sonraki döneme devreden KDV tutarının 1.073.008.416,72-TL olarak dikkate alınması gerektiği tespitlerini içeren kısmı yönünden davanın reddine, 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/5-7 sayılı Vergi İnceleme Raporları'nın iptali istemi bakımından incelenmeksizin reddine, 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/3 sayılı Vergi Tekniği Raporu'nun iptali istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar veren Ankara 6. Vergi Mahkemesi'nin 27/06/2019 gün ve E:2018/1233, K:2019/658 sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın 17. Maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek dava dosyası incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, 2016 ve 2017 yılları hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce dönem zararlarının 2016 yılı için 43.777,12-TL, 2017 yılı için ise 18.344,06-TL tutarında olması gerektiği tespitlerini içeren 06.09.2018 tarih ve 355713 sayılı işlemin ve 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/3 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 30.05.2018 tarih ve 2018-B-895/4-6 sayılı Vergi İnceleme Raporlarının iptali istemiyle Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'na karşı açılan davayı; Davacının, ilgili zarar kalemini giderler hesabında göstermesi şeklen hatalı ise de, önceki dönemden devreden zararın varlığı tartışmasız olduğundan ilgili zarar kalemleri dikkate alınmaksızın dönem net zararının 2016 yılı için 43.777,12-TL, 2017 yılı için ise 18.344,06-TL tutarına azaltılması işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen kabul, iptali istenilen vergi tekniği raporu ile vergi inceleme raporlarının, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliği taşımayan hazırlık niteliğine haiz bir işlem olduğu sonucuna varıldığından, davanın ilgili raporların iptali talebi yönünden incelenmeksizin reddi gerektiği gerekçesiyle kısmen reddeden Ankara 6. Vergi Mahkemesi'nin 27/06/2019 gün ve E:2018/1234, K:2019/657 sayılı kararını, davalı idarenin ve davacının istinaf başvurusu üzerine inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi'nin verdiği; 18/06/2020 tarih ve E:2019/1285, K:2020/403 sayılı kararıyla, tarafların istinaf isteminin reddedildiği, davacının duruşma isteminin de reddedildiği görülmüştür.
Ankara 6. Vergi Mahkemesi'nce verilen 27/06/2019 gün ve E:2018/1233, K:2019/658 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin reddine, yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Kanun uyarınca davacıdan ayrıca 54,40-TL maktu istinaf karar harcı alınmasına, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 25/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)