(5015 S. K. m. 19) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: ..... adresinde 09.03.2010 tarih ve BAY/939-82/27346 sayılı bayilik lisansı kapsamında faaliyet gösteren davacı şirkete ait istasyonun, otomasyon sistemine müdahale ettiğinden bahisle 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 87.814,00.-TL idari para cezası ile tecziyesine ilişkin 22.02.2018 tarih ve 7709-23 sayılı kararın (b) bendinin iptali istemiyle açılan davada; davacı şirkete ait istasyonda 18.09.2017 tarihinde yapılan denetim esnasında düzenlenen 6398 seri nolu tutanakta; "istasyonun otomasyon sisteminde yapılan kontroller neticesinde sağlıklı çalışmadığı ve verilere ulaşılamadığı, LPG pompasına bağlı ödeme kaydedici cihazın yerinden sökülmüş ve çalışmaz durumda olduğu, fakat LPG tabancasının çalışır durumda ve ürün verebilir pozisyonda olduğu, istasyonda bulunan ödeme kaydedici cihazların EKÜ'lü sistem ile çalışan cihazlar olduğu, ancak EKÜ cihazının yerinden çıkarılmasına rağmen cihazın ekranda EKÜ yok yazısı ve sesli uyarı yapmadığı, satış tabancasından akaryakıt satışına izin verdiği, bahse konu cihazlara korsan yazılım atılarak izinsiz müdahale edildiği" yönünde tespitlere yer verildiği, söz konusu tutanağın istasyon sahibi ile birlikte iki istasyon çalışanı tarafından itiraz şerhi konulmaksızın imzalandığı, mevzuat hükümleri ve olayın birlikte değerlendirilmesinden; otomasyon sistemine müdahale etme fiilinin işlendiği açık ise de; davalı idare tarafından idari para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmadığı, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği, herhangi bir kriter gözetmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle Kanun'da öngörülen üst sınırdan idari para cezası verilmesine ilişkin anılan kararın dava konusu kısmında hukuka ve hakkaniyete uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 21/11/2018 tarih ve E:2018/1149, K:2018/2583sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; ..... adresinde 09.03.2010 tarih ve BAY/939-82/27346 sayılı bayilik lisansı kapsamında faaliyet gösteren davacı şirkete ait istasyonun, otomasyon sistemine müdahale ettiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 87.814,00.-TL idari para cezası ile tecziyesine ilişkin 22.02.2018 tarih ve 7709-23 sayılı kararın (b) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun ...... Maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanunun amacının; yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamak olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; “Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir." hükmü, 2. fıkrasında ise; “Lisans ile tanınan haklar; bu Kanunun, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır." hükmü, aynı Kanun'un "İdari Para Cezaları" başlıklı 19. maddesinin 7. fıkrasında ise; "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş (2017 yılında Uygulanacak Para Cezaları Hakkında Tebliğ ile 87.814,00.) bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir." hükmü yer almaktadır.
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin "Lisans Sahiplerinin Temel Hak ve Yükümlülükleri" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasında; "Lisans; sahibine, lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir." kuralına, ikinci fıkrasında, "Lisans ile tanınan haklar, ilgili ve diğer mevzuatta kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılabilir." kuralına yer verilmiştir.
01/06/2015 tarihinden itibaren yürürlükte ola.....7/06/2007 tarihli ve 1240 sayılı Petrol Piyasasında Dağıtıcı Lisansı Sahiplerinin Bayi Denetim Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Kurul Kararı'nın5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde; "Bayilik lisansı sahibi, akaryakıt istasyonlarında kurulu olan istasyon otomasyon sisteminin güvenliğinden sorumludur.", (b) bendinde; "Bayilik lisansı sahibi, istasyon otomasyon sistemine izinsiz müdahalede bulunamaz.", (c) bendinde; "Bayilik lisansı sahibi, istasyon otomasyon sistemi çevrim içi olmayan yerlerde (tank, geçici tank, pompa vs.) akaryakıt hareketine konu eylem (satış, dolum vs.) gerçekleştiremez." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, ..... adresinde 09.03.2010 tarih ve BAY/939-82/27346 sayılı bayilik lisansı kapsamında faaliyet gösteren davacı şirkete ait akaryakıt istasyonunda 18.09.2017 tarihinde dağıtıcının ihbarı üzerine yapılan denetimde otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığı ve verilere ulaşılamadığı, analizi yapılan numunenin ulusal marker seviyesi geçersiz ve teknik kriterlere aykırı olduğu yönündeki tespitler üzerine 04.12.2016 tarih ve 51218 sayılı olur ile doğrudan soruşturmaya başlanmasına karar verildiği, 19.12.2017 tarih ve 1672 sayılı Soruşturma Raporu tanzim edilerek 21.12.2017 tarih ve 58508 sayılı yazı ile davacının yazılı savunmasının istenildiği, 22.02.2018 tarih ve 7709-23 sayılı karar ile otomasyon sistemine müdahale edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin 7. fıkrası uyarınca 87.814,00-TL idari para cezası uygulanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin; Kanun'un, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; “İdarî para cezası’’ başlıklı 17. maddesinde; “(1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir. / (2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. ... ‘’hükmü yer almıştır.
Anayasa Mahkemesinin dava konusu uyuşmazlıkla benzer nitelikteki bir olay üzerine, İdare Mahkemeleri tarafından, itiraz yoluyla yapmış oldukları başvuru üzerine; 1.11.2017 tarihli ve E: 2017/97 ; K: 2017/148 sayılı kararında konuya ilişkin görüş ve gerekçelerini şu şekilde belirlemiştir;
’ ... 5015 sayılı Kanun’un “Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri” başlıklı 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (l) bendinde; bu Kanun’a göre faaliyette bulunanların kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Kanun’un 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (l) bendinde belirtilen bu yükümlülük petrol piyasasında faaliyette bulunan lisans sahiplerinin tamamı yönünden geçerlidir. / Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. / Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi hangi eylemlerin idari yaptırımlarla cezalandırılmasının öngörüleceği, bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, yaptırımın ağırlaştırıcı ve hafifleştirici nedenlerinin belirlenmesi gibi konularda kanun koyucu takdir yetkisine sahiptir. Bununla birlikte kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında öngördüğü yaptırımın adil ve hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. / 5015 sayılı Kanun’un ve bu Kanun’u değiştiren 5576 ile 6455 sayılı Kanunların genel ve madde gerekçeleriyle yasama sürecindeki tartışmalardan, kanun koyucunun petrolün güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içinde kullanıcılara sunulmasını, bu alandaki faaliyetlerin şeffaf ve istikrarlı bir şekilde sürdürülmesini ve bu kapsamda petrol kaçakçılığıyla mücadele edilmesi ile tüketicilerin korunması amaçlarıyla etkili bir denetim sisteminin kurulmasını ve caydırıcı cezalar getirilmesini hedeflediği anlaşılmaktadır. / Kanun koyucunun petrol kaçakçılığını önlemek amacıyla bayilere, akaryakıt istasyonunda kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmama yükümlülüğü getirdiği, bu yükümlülüğün ihlal edilmesi hâlinde uygulanacak yaptırımı maktu idari para cezası olarak belirlediği görülmektedir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında söz konusu fiillerin karşılığında idari cezalar öngörmesinin kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu açıktır. / Kanun’un 19. maddesinde, idari para cezasını gerektiren fiiller ağırlık derecelerine göre gruplandırılarak ihlalin önemine göre farklı idari para cezaları öngörülmüştür. Kanun koyucunun petrol kaçakçılığının boyutları, bu suçlardaki artış ve suçun tespitindeki güçlükleri de göz önünde bulundurarak itiraz konusu kuralla bayilerin kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmama yükümlülüğünün ihlaline Kanun’un diğer bazı hükümlerine göre daha çok önem atfettiği ve cezaları, caydırıcılık fonksiyonunu yerine getirebileceğini takdir ettiği maktu cezalar olarak düzenlediği anlaşılmaktadır. / Kanunla yapılan düzenlemelerin etkili bir şekilde hayata geçirilebilmesi bakımından, öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak ve yasaklanan fiillerin işlenmesini önlemek için hangi tür ve ölçekte idari yaptırım uygulanacağı kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Maktu olarak belirlenen idari para cezaları, cezayı gerektiren fiili işleyenlerin üzerinde ekonomik durumlarına göre farklı etkiler doğurabilirse de bu durumun adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık oluşturduğu söylenemez. Kaldı ki kanun koyucu, itiraz konusu kuralın da yer aldığı 19. maddede farklı fiillere farklı idari yaptırımlar öngördüğü gibi idari yaptırımların hangi hâllerde artırılması ve indirilmesi gerektiğini de düzenlemiştir. Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında fiilin meydana getireceği neticeleri de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti ilkesi ile çelişen bir yön bulunmamaktadır. ... ‘
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararında da vurgulandığı üzere, söz konusu 19. madde kapsamında belirlenen ihlalin varlığı halinde idareye takdir hakkı tanınmış
ise de, bu takdir hakkının mutlak ve sınırsız olmadığı, hukukun genel ilkeleri, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle örtüşür bir şekilde kullanılması gerektiği de tartışmasızdır.
Dolayısıyla, 5015 sayılı Kanun Kapsamında belirlenmiş olan fiillerin ihlali halinde uygulanacak olan idari para cezalarının miktarının ve/veya aralığının tespitinde, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinde yer alan düzenleme de göz önününde bulundurmak suretiyle, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru ve ekonomik durumu gibi etkenler, gerek idarenin takdir hakkının hukuksal gerekçesi ve aynı zamanda da, yargısal denetimde hükme dayanak oluşturacak temel ve kaçınılmaz ölçütler olacaktır.
Başka bir ifadeyle, idari para cezaları için 5015 sayılı Kanun’ un 19/7. maddesinde nispi miktar olarak tespit edilmiş olan aralık, belirtilen ölçütler esas alınarak doldurulacak, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru gibi ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınıra yaklaşılacak, hafifleştirici nedenler ise bu aralığı üst sınırdan alt sınıra doğru daraltacaktır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile tüm anlatımlar, dava konusu uyuşmazlık ile birlikte değerlendirilecek olursa; söz konusu bayide istasyon otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmadığı ve verilere ulaşılamadığı, akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin usulüne uygun çalışmamasına rağmen akaryakıt satışı yapıldığı yolundaki tespitler de dikkate alındığında, söz konusu fiilin her hangi bir ihmalden kaynaklanmadığı, öncesinde tasarlanıp uygulamaya konulduğu, bu yöntemle mevzuatla yasaklanmış şekilde ticari faaliyet yürütülmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan temin olunan petrolün doğrudan veya işlenerek güvenli ve ekonomik olarak rekabet ortamı içerisinde kullanıcılara sunumuna ilişkin piyasa faaliyetlerinin şeffaf, eşitlikçi ve istikrarlı biçimde sürdürülmesi için yönlendirme, gözetim ve denetim faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan Yasanın uygulanmasını sağlamakla yetkili ve görevli olan davalı idarece, akaryakıt istasyonunda otomasyon sisteminin usulüne uygun çalışmaması ve verilere ulaşılamaması fiilinin niteliği de göz önünde bulundurulduğunda, 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesinde belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkının kullanılmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi ile 5015 sayılı Kanun amaçlarına aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararında ise, hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, 28.02.2019 tarih ve 30700 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.02.2019 tarihli ve 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 32. ve 33. maddeleri ile 5015 sayılı Kanunun "İdari Para Cezaları" başlıklı 19. maddesi ve "İdari Yaptırımlar" başlıklı 20. maddesinde değişiklikler yapılmışsa da; anılan Kanunun 34. maddesiyle 5015 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6. maddesinde; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanır." hükmü gereğince bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce Kurulca verilmiş olan idari para cezaları yönünden ihtar yapılması imkanı bulunmadığından, davacıya anılan fiili nedeniyle Geçici 6. maddesi kapsamında ihtar yapılamayacağı gibi, Kanunun 19. maddesinde yapılan değişiklikle idari para cezalarına getirilen asgari ceza oranlarının yükseltildiği de dikkate alındığında lehe bir durum getirilmediği görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 21/11/2018 tarih ve E:2018/1149, K:2018/2583 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanın REDDİNE; aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasına ait 221,10.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasına ait 163,30.-TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.362,00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 04/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)