(3065 S. K. m. 1, 29, 34) (213 S. K. m. 3, 30, 31, 74, 75, 134, 135)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, adına 27/06/2016 tarih ve 10019, 10021, 10023 numaralı Takdir Komisyonu Kararları ile 15/06/2016 tarih ve 9063 numaralı Takdir Komisyonu Kararları'na istinaden 2010/8, 10, 12 dönemlerine ilişkin olarak 2016/1, 2, ve 3 numaralı vergi-ceza ihbarnameleriyle re'sen bir kat vergi ziyaı cezalı olarak tarh edilen katma değer vergilerinin iptali istemiyle açılan davada; takdir komisyonlarının görevinin; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ile vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek olduğu, 3065 Sayılı Yasada öngörülen indirim mekanizmasının ise, vergilendirme tekniği açısından, matrah takdirinden farklı bir müessese olduğu, mükelleflerin; gerek sahte fatura kullanmaları gerekse defter ve belgelerini ibraz etmemeleri gibi durumlarda, matrah takdirini gerektiren bir husus bulunmaması nedeniyle, bu tür fiillerin, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. ve 34. maddelerinde düzenlenen, indirim mekanizması içinde değerlendirilmesi suretiyle, katma değer vergisi indirimleri yönünden yapılacak vergi incelemesi ile bir sonuca bağlanması gerektiği, bu nedenle, bu gibi hallerde, mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmesi ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olan ve katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonlarınca takdir edilen matrah üzerinden cezalı tarhiyat yapılması mümkün olmadığından davacının sahte fatura kullandığından bahisle takdir komisyonuna sevk edilmesi üzerine katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonunca alınan karara istinaden davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu 2016/1, 2, ve 3 numaralı vergi-ceza ihbarnameleri içeriği vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının iptaline ilişkin olarak Van Vergi Mahkemesi'nce verilen 06/12/2018 gün ve E:2016/569, K:2018/991 Sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Van Vergi Mahkemesi'nce verilen 06/12/2018 gün ve E:2016/569, K:2018/991 Sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 78,00 TL istinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istinaf yoluna başvurana iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 11/06/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU (X)
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu hükmüne yer öngörülmüş; 30. maddesinin 1. fıkrasında, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen ve ya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlandıktan sonra maddenin 2. fıkrasında, sayılan hallerden herhangi birinin bulunması durumunda vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği, sözü edilen fıkranın 6'. bendinde, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunmasının re'sen takdir nedeni olduğu hükme bağlanmış; 134. maddesinin 1. fıkrasında da, vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırarak, tespit etmek ve sağlamak olduğu açıklanmıştır.
Aynı Kanunun 31. maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanılacağı belirtilmiş, 74. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; 2. bendinde ise vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek komisyonun görevleri olarak belirlenmiş, 75. maddesinde de, takdir komisyonlarının 74. maddedeki görevleri dolayısıyla bu konunda yazılı inceleme yetkisine haiz oldukları düzenlenmiştir.
Öte yandan; 213 Sayılı Kanunda, haklarında re'sen tarh sebeplerinden biri bulunan mükelleflerin hangi hallerde 135. maddede sayılan incelemeye yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi tutulacakları, hangi hallerde matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilecekleri hususunda herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, 20. maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedelin katma değer vergisi matrahını oluşturduğu kurala bağlanmış, aynı Yasanın 29. maddesinde, mükelleflerin, vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak, düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, 34. maddesinin 1. bendinde ise yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği öngörülmüştür.
Yükümlülerin 3065 Sayılı Kanun'un 29. maddesinde öngörülen vergi indirimini yapabilmeleri için vergisi indirim konusu yapılabilecek işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtması ve kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri belgeler üzerinde gösterilen katma değer vergisinin gerçekten ödenmiş olması gerekmektedir.
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. ve 34. maddelerinde düzenlenen katma değer vergisi indiriminden yararlanma şartlarının yerine getirilmediği hususunun tespit edilmesi halinde vergi dairesince mükellefin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle hakkında tarhiyat yapılabilecektir. Vergi inceleme raporuyla yapılması gerektiği yolunda herhangi bir yasal zorunluluk bulunmadığından, inceleme yetkisine haiz takdir komisyonlarınca da gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmayan faturaları kayıtlarına alan mükellefler hakkında söz konusu faturalarda yer alan katma değer vergisinin reddi suretiyle vergilendirme yapılabilecektir.
Dosyanın tetkikinden, Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef hizmetleri Grup Müdürlüğü'nce Van Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan 26/06/2014 tarih ve 3290 Sayılı yazıda; Aksu Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi Zekeriya Kalan hakkında düzenlenen 18/04/2014 tarih ve 2014-A-4026/21 Sayılı Vergi Tekniği Raporuna istinaden davacı şirket hakkında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmadan dolayı işlem yapılması gerektiğinin belirtildiği, yine İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Kocasinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce Van Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan 25/11/2015 tarih ve 9640056138 Sayılı yazıda Daireleri mükellefi Sadettin Yıldız hakkında düzenlenen 05/11/2015 tarih ve 2015-A-1985/50 Sayılı Vergi Tekniği Raporu'nun sonuç bölümünde; mükellefin 2010, 2011 ve 2012 yıllarında tefecilik faaliyetini gizlemeye yönelik aynı kişi/firmalara aynı yılda ve farklı yıllarda yüksek tutarlı faturalaşma işlemi gerçekleştirdiği (Pos tefecilik faaliyetinde bulunduğu) davacı şirketinde söz konusu vergi tekniği raporunda mükelleften mal/hizmet aldığının tespit edildiği bu nedenle davacı şirket hakkında işlem yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine davacı şirketin 11/11/2015 tarih ve 2015/25 sıra numaralı ve 14/12/2015 tarih ve 2015/21, 22, 23 sıra numaralı takdire sevk fişleri ile Takdir Komisyonu Başkanlığı'na sevk edildiği, takdir komisyonunca alınan 27/06/2016 tarih ve 10019, 10021, 10023 numaralı ve 15/06/2016 tarih ve 9063 numaralı Takdir Komisyonu Kararlarıyla 2010/8 dönemi için 553.387,00 TL 2010/10 dönemi için 101.775,00 TL ve 2010/12 dönemi için 637.996,00 TL matrah takdir edildiği, takdir edilen matrahlara istinaden 2010/8, 9 ve 10 dönemlerine ilişkin olarak 2016/1, 2, ve 3 numaralı vergi-ceza ihbarnameleriyle re'sen bir kat vergi ziyaı cezalı olarak katma değer vergisi tarhiyatına gidildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümlerine göre re'sen tarh nedeninin varlığı halinde matrahın takdir komisyonunca takdir edilebileceği aşikâr olup, komisyonun katma değer vergisi indirim yetkisini hâiz olmadığından hareketle davayı sonuçlandıran Vergi Mahkemesi kararında hukukî isabet görülmediği ve davanın reddi gerektiği düşüncesiyle aksi istikâmetteki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 30.01.2019 günlü, E:2018/804, K:2019/13 Sayılı kararı da aynı istikâmettedir. (¤¤)