(6331 S. K. m. 26) (5510 S. K. m. 102)
İstemin Özeti: Davacıya ait işyerinde çalışan, A.E.'nin 08/01/2016 tarihinde geçirdiği iş kazasına ilişkin bildirimin süresi içerisinde yapılmadığından bahisle, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca 7.809,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tuzla Sosyal Güvenlik Merkezi işlemi ile anılan işleme yapılan itirazın reddine ilişkin 04/04/2018 tarih, 68029029-4.074.046 sayılı işlemin istemiyle açılan davada; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca verilecek idari para cezalarına karşı kanun yoluna ilişkin anılan kanunda herhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle, sözkonusu kanun hükümleri uyarınca verilen idari para cezasına karşı açılan işbu davanın görüm ve çözümünde görevli mahkemenin, Kabahatler Kanununun 3. maddesi uyarınca Adli Yargı kolu içinde, Sulh Ceza Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda İstanbul 7. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 31/12/2018 tarih ve E:2018/985, K:2018/2382 sayılı kararın, idari para cezasına karşı açılan davada idare mahkemesinin görevli olduğu iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi davacı tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava, davacıya ait işyerinde çalışan, A.E.'nin 08/01/2016 tarihinde geçirdiği iş kazasına ilişkin bildirimin süresi içerisinde yapılmadığından bahisle, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca 7.809,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tuzla Sosyal Güvenlik Merkezi işlemi ile anılan işleme yapılan itirazın reddine ilişkin 04/04/2018 tarih, 68029029-4.074.046 sayılı işlemin istemiyle açılmıştır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 14. maddesiyle işverene iş kazalarını belirtilen sürede davalı idareye bildirme yükümlülüğü getirilerek, 26. maddesince bu yükümlülüğün ihlali durumunda uygulanacak idari yaptırım gösterilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere uygulanacak idari para cezalarının doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumunca verilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezalarının tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi hükümlerinin uygulanması esası benimsenmiştir.
Yollamada bulunulan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesinde ise, idarî para cezalarının ilgiliye tebliğ ile tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma itiraz edilebileceği, itirazın takibi durduracağı, Kurumca itirazı reddedilenlerin, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilecekleri, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari para cezası kesinleşeceği öngörülmüştür.
İncelenen uyuşmazlıkta, idari para cezasının 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından verildiği, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 6331 sayılı Kanun’da bu Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezalarının tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi hükümlerinin uygulanacağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesinde ise, idari para cezalarına karşı idari yargı yerine itiraz edileceği düzenlenmiş olup, böylece itiraz yolunun ve görevli mahkemenin gösterildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin kararları da bu yönde süreklilik kazanmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 31/12/2018 tarih ve E:2018/985, K:2018/2382 sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere Mahkeme'ye gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında yeniden karar verileceğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 04/04/2019 tarihinde kesin olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)