(5015 S. K. m. 19)
İstemin Özeti: Davacıya 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca verilen 714.460-TL idari para cezasının tahsili için düzenlenen 3.4.2018 tarihli, 1 sayılı ödeme emrinin iptali ile elektronik haciz nedeniyle tahsil edildiği öne sürülen 413.013,88-TL'nın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesi uyarınca hesaplanacak olan faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın, dava konusu ödeme emrine konu idari para cezasının dayanağını oluşturan 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, idari para cezası kararına karşı açtığı davanın reddine ait yargı kararında idari para cezasının tahsil edileceği tarihte ceza miktarında lehine bir değişiklik söz konusu ise bu miktarın esas alınarak tahsilat yapılacağının belirtilmesine karşın bu husus dikkate alınmadan ödeme emri düzenlendiğinin öne sürüldüğü, ancak Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının ödeme emrine konu idari para cezasına dayanak düzenlemeye ait olmadığı, kısmen ödeme yapılmasının takip edilen idari para cezasının tutarı esas alınarak düzenlenen ödeme emrinin iptalini gerektirmediği, ödeme emrinin idareye mükerrer tahsil olanağı vermediği, yapılan ödemelerin tahsil aşamasında dikkate alınması gerektiği, bütün bunlara karşın aksi bir durum söz konusu olduğunda tahsil edilmek istenen/edilen tutarın yersiz, haksız tahsil edildiği iddiasıyla idari ve hukuki girişimlerde bulunulabileceği, kaldı ki idari para cezasına karşı açılan iptal davası sonunda verilen kararda tahsil tarihinde ceza miktarında lehe bir değişiklik söz konusu ise bu miktarın esas alınarak tahsilat yapılması gerektiğinin açıkça vurgulandığı, bu haliyle kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 24.10.2018 tarihli, E:2018/680, K:2018/1737 sayılı kararın, davacı tarafından, hukuki dayanaktan yoksun olduğu, cezaya dayanak yasa hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, esas itibariyle para cezası tahsilatının zamanaşımına uğradığı iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava dosyasının ve UYAP aracılığıyla İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 25.4.2018 tarihli, E:2017/2176 esas sayılı dosyasına kayıtlı davanın birlikte incelenmesinden;
-Davacının "..... Tepeören - Tuzla / İSTANBUL" adresinde kurulu tesisinde lisans almaksızın madenî yağ üretiminde bulunduğunun 6.12.2005 tarihli tutanakla tespit edildiğinden hareketle 5015 sayılı Kanunun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 10.05.2007 tarih ve 1195/35 sayılı kararıyla 714.460-TL idarî para cezası uygulandığı,
-Bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Onüçüncü Dairenin 26.1.2010 tarihli, 2010/656 sayılı kararıyla, davacı şirkete ait tesiste, 5015 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde öngörülen sürenin sona erdiği 20.12.2004 tarihinden sonra lisans almaksızın piyasa faaliyetinde bulunduğunun tespit edildiği anlaşıldığından, idari para cezası uygulanmasına ilişkin olarak verilen Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmadığı, davacıya ceza verilmesine dayanak alınan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun 19. maddesinde 8.2.2008 tarihli, 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 5728 sayılı Kanunun 522. maddesiyle yapılan değişiklikle uygulanacak idari para cezasının miktarı yeniden belirlendiği, bu miktara her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında arttırım uygulanması nedeniyle uygulanacak para cezası miktarı yıllar itibarıyla farklılık gösterdiği, davacının 5015 sayılı Kanuna aykırı faaliyette bulunduğu tarihteki ceza miktarının 714.460-TL, 2008 yılındaki ceza miktarının ise 906.553.-TL olmasına karşın, 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme sonucu cezanın 600.000-TL'na indirildiği, 2010 yılı için ise bu tutarın 686.784-TL olarak belirlendiği, bu durumda idarece verilen para cezasının tahsil edileceği tarihte ceza miktarında lehe bir değişiklik söz konusu ise, bu miktar esas alınarak tahsilat yapılacağından, ihlalin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak tesis edilen işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddedildiği; bu kararın davacının temyiz ve kara düzeltme isteminin reddi üzerine 1.3.2017 tarihinde kesinleştiği,
-Ancak bu kararın, dolayısıyla idari para cezasının kesinleşmesinden önce davalı idare tarafından idari para cezasının tahsili için 9.8.2007 tarihli, 2007/9599 sayılı ödeme emrinin düzenlendiği,
-Bu ödeme emrinin, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 30.9.2009 tarihli, 2009/1402 sayılı kararıyla, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca ilgililere verilen idarî para cezalarının takip ve tahsilinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı ve anılan Kanun hükümleri uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilen idarî para cezalarının kesinleşmeden takip ve tahsil edilemeyeceği, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idarî para cezasının kesinleşeceği, davacı şirket tarafından idari para cezasına karşı açılan dava henüz karara bağlanmadığından, kesinleşmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği; bu kararın temyiz incelemesi sonunda onandığı,
-Diğer yandan davalı idare tarafından idari para cezasının tahsili için 13.10.2017 tarihinde davacının Türk Lirası ve yabancı para cinsinden banka hesaplarına elektronik haciz yoluyla bloke uygulandığı,
-Elektronik haciz kararının ve haciz uygulaması nedeniyle tahsil edilen paranın iadesi istemiyle açılan dava sonunda, İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 25.4.2018 tarihli, E:2017/2176, K:2018/776 sayılı kararıyla, elektronik haciz kararının dayanağını teşkil eden 9.8.2007 tarihli, 2007/9599 sayılı ödeme emrinin açılan dava sonunda iptal edilmesi karşısında, kesinleşmiş bir kamu alacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle elektronik haciz işleminin iptali ile bu yolla tahsil edilen tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verildiği; bu karara karşı davalı idarenin istinaf başvurusunun Dairemizin 26.12.2018 tarihli, E:2018/3542, K:2018/3458 sayılı kararıyla reddedildiği,
-Bu defa, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 8.5.2017 tarihli, 858 sayılı yazısıyla, takip edilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın reddine ait kararın 1.3.2017 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla tahsil işleminin devamının davalı tahsil dairesinden istenilmesi üzerine, dava konusu edilen 3.4.2018 tarihli, 1 sayılı ödeme emrinin düzenlenip, tebliğ edildiği,
anlaşılmaktadır.
Aktarılan maddi ve hukuki süreç ile ödeme emrine konu idari para cezasının dayanağını oluşturan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 10.05.2007 tarih ve 1195/35 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen kararın gerekçesinin birlikte değerlendirilmesinden, hukuka uygunluğu yargı yerinin kesin kararıyla ortaya konulan ve vadesinde ödenmediği anlaşılan idari para cezasının tahsili için ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer yandan tahsil tarihi itibarıyla idari para cezasının yeniden değerleme oranı uygulanarak hesaplanan tutarı yönünden davacı lehine bir değişiklik olmadığı, öte yandan davacının öne sürdüğü Anayasa Mahkemesi kararının takip edilen idari para cezasının dayanağını oluşturan düzenlemelere ait olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacının elektronik haciz nedeniyle tahsil edildiği öne sürülen 413.013,88-TL'nın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesi uyarınca hesaplanacak olan faiziyle birlikte iadesi istemine gelince; sözü edilen haciz işlemini, dava konusu ödeme emrinin düzenlenmesinden önce 9.8.2007 tarihli, 2007/9599 sayılı ödeme emrine dayanılarak oluşturulmuştur. Gerek bu ödeme emri, gerek buna dayalı olarak alınan haciz kararı ise açılan davalar sonunda iptal edilerek, tahsil edilen tutarın, davacı tarafından Vergi Usul Kanunu'nun 112/4. maddesi uyarınca hesaplanacak olan faizin talep edilmesine karşın, İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 25.4.2018 tarihli, E:2017/2176, K:2018/776 sayılı kararına konu davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir. Bu haliyle davacının, tarafları ve konusu İstanbul 9. İdare Mahkemesinin 25.4.2018 tarihli, E:2017/2176, K:2018/776 sayılı kararına konu davayla aynı olan bu isteminin tekrar incelenmesine olanak yoktur.
Açıklanan bu nedenler ve dayandığı gerekçeler karşısında, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacının istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 17.40.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)