(6100 S. K. m. 66) (2577 S. K. m. 45) (2547 S. K. m. 53) (3071 S. K. m. 4, 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/02/2017 tarih ve E:2016/1479, K:2017/324 Sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi'nce, davanın ihbar edildiği ...'nın görülmekte olan davanın sonucunda verilecek karardan etkilenebileceği anlaşıldığından 6100 Sayılı Kanun'un 66. maddesi uyarınca davalı idare yanında davaya müdahale talebinin kabulüne karar verildikten sonra 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacı tarafından, tüm tıbbi ve tedavisinin kendisi tarafından gerçekleştirilen C.Y isimli hastaya ait olgunun olay tarihinde .... Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Prof. Dr..... tarafından intihal yapıldığından bahisle söz konusu kişiye "Kamu Görevinden Çıkarma" disiplin cezası verilmesi istemiyle 14.04.2016 tarihinde yapmış olduğu başvurunun Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nca cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "... Davacı tarafından davalı idareye yapılan başvurunun ilk sayfasında yer alan ve dava konusu kişi ile birlikte intihal yaptığı iddia edilen Prof. Dr...'e ilişkin şikayetin işlem yapılması amacıyla ilgili kuruma iletildiği, kişi dışında her şeyi ile söz konusu dilekçeyle aynı olan dava konusu şikayetin sırf imzasız olduğundan bahisle ilk dilekçenin eki kabul edilerek ilgili kuruma gönderilmediği, bu yönüyle başvurunun 60 sayfalık ekleri ile bir bütün olarak değerlendirilerek başvurunun 30.sayfasında Prof. Dr.... hakkında yer verilen şikayet üzerine söz konusu kişi hakkında gerekli işlemlerin yapılması gerekirken sırf dilekçenin imzasız olduğundan bahisle işlem tesis edilmeyip davanın açılması sonrası dilekçenin ilgili kuruma iletilmesi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacının kendisine ait olgunun olay tarihinde ... Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Prof.Dr....tarafından intihal yapıldığından bahisle söz konusu kişiye "Kamu Görevinden Çıkarma" disiplin cezası verilmesi istemiyle 14.04.2016 tarihinde yapmış olduğu başvuruya Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nca cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Disiplin ve Ceza İşleri" başlıklı Dokuzuncu Bölümü altındaki "Genel esaslar" başlıklı 53. maddesinde "a. Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin ve 53/Ç maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan fiillerle ilgili olarak öğretim elemanlarının; rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin;. b. Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, memur ve diğer enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir personeline uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır." hükmüne yer verilmiştir.
3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun'un "Dilekçede bulunması zorunlu şartlar" başlıklı 4. maddesinde "Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adısoyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir." hükmüne; "Gönderilen makamda hata" başlıklı 5. maddesinde ise "Dilekçe, konusuyla ilgili olmayan bir idari makama verilmesi durumunda, bu makam tarafından yetkili idari makama gönderilir ve ayrıca dilekçe sahibine de bilgi verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından, davacı tarafından yapılan şikayet dilekçesinin ilk sayfasında Prof. Dr. M. G ile ilgili şikayette bulunulduğu görüldüğünden dilekçe ve eki 60 sayfa evrakın 2547 Sayılı Kanun ve 3071 Sayılı Kanun hükümleri gereğince ilgili üniversite olan Kafkas Üniversitesi'ne gönderildiği, müdahil ile ilgili olarak, asıl evrakın ekindeki imzasız 60 sayfalık evrakın 30. sayfasında açıklamada bulunulduğu, müdahil yönünden bu haliyle söz konusu başvurunun 3071 Sayılı Kanun'a uygun olmadığı, buna rağmen, Başbakanlık 2004/12 Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılmasına İlişkin Genelgesindeki hükme istinaden 10/11/2016 tarihinde ilgili evrakın müdahilin görev yaptığı Dicle Üniversitesine gönderildiği, bu nedenle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğundan bahisle dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
Müdahil .... vekili Av. M. S. tarafından ise, Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 24/11/2017 tarih ve E:2014/578, K:2017/3169 Sayılı kararı ile davacının şikayeti ile ilgili olarak intihal bulunmadığına karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine istinaf talebinin reddedilerek kararın kesinleştiği, anılan yargılamada bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verildiği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi olan davacının, tüm tıbbi tetkik ve tedavisinin kendisi tarafından dünyada ilk kez uygulanan yöntemle 2010 yılında gerçekleştirilerek yine davacı tarafından 15-18 Nisan 2010 tarihleri arasında İzmir'de düzenlenen "Uluslararası 59.ESCVS ve 6.Kardiyoloji ve Kardiyovasküler Dergisinde yayımlanan C.Y. isimli hastaya ait olgunun olay tarihinde ...Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Prof. Dr. .... tarafından intihal yapılarak 2012 yılında A-15 numaralı Uluslararası hakemli dergide davacıya atıfta bulunmaksızın ve haber verilmeksizin kendi eseriymiş gibi yayımlandığı iddiaları ileri sürülerek Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nde yer alan "Bir başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden kendi eseri gibi göstermek" fiilleri uyarınca söz konusu kişiye "Kamu Görevinden Çıkarma" disiplin cezası verilmesi istemiyle 14.04.2016 tarihinde yapmış olduğu başvurunun Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nca cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının 14.04.2016 tarihinde yapmış olduğu başvurunun 18.04.2016 tarih ve 31833 Sayılı evrak no'su ile davalı idarenin kayıtlarına girdiği, dilekçenin ilk sayfasında Kafkas Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. M.G.'ye ilişkin şikayete yer verildiği, yazı ile birlikte 60 sayfa evrakın da gönderildiği, Prof. Dr. M.G.'ye ait dilekçenin 2547 Sayılı kanun uyarınca işlem yapılması amacıyla ilgili idareye gönderildiği, davacının davalı idareye sunmuş olduğu 60 sayfalık evrakın 30. sayfasında dava konusu intihal fiilini gerçekleştirdiği iddia edilen .... Üniversitesi öğretim görevlisi müdahil Prof. Dr. ....hakkında "Kamu Görevinden Çıkarma" disiplin cezası verilmesi istemine de yer verildiği, davalı idare tarafından söz konusu kişiye ilişkin başvuru evrakının asıl evrakın ekinde gönderildiği, imzasız olduğu, 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun'a uygun düzenlenmediği gerekçesiyle başvurunun işlem yapılması amacıyla ... Üniversitesi Rektörlüğüne gönderilmediği, davacı tarafından söz konusu işlemin iptali istemiyle 19.10.2016 tarihinde dava açılması üzerine davalı idare tarafından dilekçe imzasız olsa da Başbakanlık'ın 2004/12 Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılmasına İlişkin Genelgesi uyarınca davacının dilekçesi 10.11.2016 tarihinde ihbar kabul edilerek işleme konulduğu ve gerekli soruşturmanın yapılabilmesi için .... Üniversitesi'ne gönderildiği görülmektedir.
Bu durumda, davacı tarafından sunulan davalı idarede 18/04/2016 tarih ve 31833 sayısını alan imzalı tek sayfa dilekçede, Prof. Dr. M.G hakkında disiplin cezası verilmesi talebinde bulunulmasının istenilmesi, bunun üzerine söz konusu dilekçe ve eklerinin 3071 ve 2547 Sayılı Kanun hükümleri uyarınca adı geçenin görev yaptığı yükseköğretim kurumuna gönderilmesi, söz konusu dilekçe dışında müdahil ile ilgili imzalı bir dilekçe bulunmaması, Prof. Dr. M. G hakkındaki imzalı dilekçe ekindeki 60 sayfalık evrakın 30. sayfasındaki imzasız bir dilekçenin bulunması, bu evrakın da dilekçe ekinde ilgili yükseköğretim kurumuna gönderilmesi, daha sonra ise Başbakanlık'ın 2004/12 Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkının Kullanılmasına İlişkin Genelgesi uyarınca müdahil hakkında intihal isnatlarını içeren imzasız şikayetin de yine ilgili yükseköğretim kurumuna gönderilmiş olması nedenleriyle dava konusu işlemde bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, davacı tarafından, 2013 yılı Nisan döneminde doçentlik sınavına başvuran D. Y. Ş hakkında etik ihlalinde bulunduğu yolunda hazırlamış olduğu rapor üzerine, adı geçen kişinin etik ihlalde bulunmadığına ilişkin Yükseköğretim Kurulu kararı ile davacının anılan doçentlik sınavındaki jüri üyeliğinin sona erdirilmesine ilişkin Üniversitelerarası Kurul'un 17.06.2013 tarihli kararının; haksız ve hukuka aykırı olduğu, adı geçen şahıs tarafından yazılan eserin kendi hastasına ilişkin olduğu ve tedavisini de kendisinin yaptığı iddialarıyla iptali istemiyle açılan davada, Ankara 16. İdare Mahkemesi'nin 24/11/2017 tarih ve E:2014/578, K:2017/3169 Sayılı kararı ile "... Dosyanın incelenmesinden, Nisan 2013 döneminde 1037 kodlu Kardiyoloji bilim alanından doçentlik sınavına müracaat eden D. Y. Ş'nin yedek jüri üyesi davacı tarafından, 04.09.2013 tarihli eser inceleme raporunda adayın başvuru dosyasında yer alan yayınları hakkında etik ihlal/intihal bulunduğu iddiasının yer alması nedeni ile, adayın dosyasının Doçentlik Sınav Yönetmeliği'nin 7. maddesi uyarınca yükseköğretim disiplin mevzuatı hükümlerine göre incelenmek üzere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca oluşturulan Sağlık Bilimleri Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunun 22-23.02.2014 tarihli ve 2014/02 numaralı toplantısında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; iddiaya konu olan A 15 kodlu makaledeki olguda, yazıda/ makalede isimleri bulunan farklı merkezlerdeki yazarlarca takip edildiği ve tedavisinin yapıldığı, iddiaya konu olan makaleye konu olan hastanın kendisine ait bilgilerin bilimsel amaçla yayınlanmasına izin verdiğinin anlaşıldığından bahisle adayın iddiaya konu olan yayınında/yayınlarında Yükseköğretim Kurulu Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi çerçevesinde etik ihlalde bulunmadığına oybirliği ile karar verildiği, bunun üzerine Üniversitelerarası Kurul'un 17.06.2013 tarihli toplantısında "hakkında etik ihlal bulunmadığına karar verilen aday hakkında etik inceleme talep eden jüri üyesinin değiştirilmesine, etik inceleme talep eden jüri üyesi yerine yedek üyenin eser inceleme raporunun değerlendirmeye alınmasına ve yedek üyenin katılımıyla sözlü sınavın yapılması" kararının alındığı, anılan karar uyarınca davacının adayın doçentlik sınavındaki jüri üyeliği görevinin sona erdirildiği, D.Y.Ş'nin etik ihlal bulunmadığına ilişkin karar ile davacının jüri üyeliği görevinin sona erdirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. ...Yukarıda özetlenen bilirkişi kök ve ek raporlarının, değindiği açıklamalar yönünden Mahkememizce hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte olduğu görülmüş, taraflarca bilirkişi raporuna yapılan itiraz, raporu kusurlandıracak nitelikte bulunmamıştır. Bu durumda, her ne kadar davacı tarafından, C.Y isimli hastanın tedavisinin kendisi tarafından yapıldığı ve M. H'nin herhangi bir dahlinin olmadığı ileri sürülmekte ise de, hastanın ilk olarak müdahil doktor M. G tarafından muayene edilerek tanısının konulduğu ve koroner anjiyografisinin yapıldığı, bu yönüyle M. G'nin yazarlık hakkının olduğu konusunda bir tereddütün bulunmadığı, diğer yandan, M. G'nin yönlendirmesiyle hastanın çoklu görüntüleme için gönderildiği ... Hastanesi'nde, greft stentin takılması hususunun ise, M. H'nin noter tasdikli ifadesinde kendisi tarafından gerçekleştirildiğinin belirtildiği, söz konusu ifadenin esas alınması halinde ise M. H'nin de yazarlık hakkının doğacağı, her ne kadar hastanenin tedavi sürecine ilişkin resmi evraklarında davacının ismi geçmekte ise de, bunun M. H'nin gayriresmi çalışma statüsünden kaynaklı bir durum olabileceği, hastane müdür ve çalışanlarının davacı lehindeki ifadelerinin de bu sebeple gerçek durumu yansıtmayabileceği, dolayısıyla tedaviyi kimin yaptığı hususu açık ve net olarak ortaya konulamadığından, intihal iddiasının da her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamamış olduğu; yine bilirkişi raporunda, davacının sunduğu bildiri ile dava konusu olgu sunumu karşılaştırıldığında, her iki yazıda da aynı olgu anlatılmış ve olgunun tedavi şekli özellikle vurgulanmış olmakla birlikte, gerek başlık, gerek içerik içerisinde kelime, cümle olarak intihali düşündürecek bir bulgunun saptanamadığının belirtildiği, diğer yandan, olgu sunumunda kullanılan görüntüler bakımından ise, bilirkişilerce ilk iki görüntü yönünden davacının hak sahipliğinin olmadığı belirtilmekle birlikte, koroner anevrizmanın stent ile tedavisi sonrası elde edilen koroner anjiyografi görüntüsüne ilişkin 3. görüntü yönünden, hastane kayıtlarının esas alınması durumunda işlemi yapan davacı M. K. ....r'un hak sahibi olduğunun belirtildiği, ancak yukarıda özetlenen durum karşısında, görüntülerin kullanılması hususunda intihal olduğuna ilişkin kesin bir kanaate varılmasının güç olduğu, son olarak, bilirkişilerce greft stent ile tedavinin yeni bir yaklaşım olmayıp, uzun süreden beri kullanılmakta olan standart tedavi yöntemlerinden biri olduğu, behçet hastalarında da koroner anevrizmanın görülebildiği, bu yönüyle her iki durumun da çok özel olmadığı ve bir tarafın tanıyı koyma, diğer tarafın tedaviyi yapma konusu açısından katkısı olduğu hususunda tartışmanın olmadığı, yalnızca behçet hastalığı olup, koroner anevrizması olup, greft stent ile tedavi edildiği bildirilmiş ilk olgu olmasının olguyu farklı kıldığı belirtildiğinden, bilirkişi raporunda değinilen hususlar ve Mahkememizce tespit edilen hususlar ışığında dava konusu eserde intihal olduğu hususunun açık ve net olarak ortaya konulamadığı görülmekle, söz konusu eserde intihal olmadığı yönündeki Yükseköğretim Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesinin 11/06/2018 tarih ve E:2018/1442, K:2018/1890 Sayılı kararı ile kesin mahiyette reddedildiği görülmektedir.
Bu durumda da, usulüne uygun bir başvurunun varlığı kabul edilse dahi, davacının davalı idareye müdahil .... tarafından intihal yapıldığından bahisle söz konusu kişiye "Kamu Görevinden Çıkarma" disiplin cezası verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurudaki iddiaların sabit olmadığının yargı kararı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun KABULÜ ile istinafa konu mahkeme kararının KALDIRILMASINA, davanın REDDİNE, mahkeme safhasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 151,75 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 158,10-TL ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, müdahil tarafından yapılan 69,40-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara re'sen iadesine, 06.02.2020 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)