(213 S. K. m. 3, 139, 171, 227, 256, 339, 359) (3065 S. K. m. 29, 34) (2577 S. K. m. 3, 16, 20, 21, 31)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca adına resen tarh edilen 2014/1 ila 12. dönemlerine ilişkin tekerrür hükümleri uygulanmış üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacı şirketin 2014 yılı defter ve belgelerinin ibrazına ilişkin yazının 15/03/2018 tarihinde şirket müdürü ……'e usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, söz konusu defter ve belgelerin yasal süresi içinde hukuken kabul edilebilir bir mücbir sebep ileri sürülmeksizin incelemeye ibraz edilmediğinin görüldüğü, bu itibarla, davacının katma değer vergilerini indirim konusu yaptığı belgelerin gerçek mal veya hizmet karşılığı olup olmadığı, söz konusu belgelerin ait olduğu dönemde katma değer vergilerinin gerçekten yüklenilip yüklenilmediği ve yasal defterlere kaydedilip kaydedilmediğinin tevsik ve ispat edilememesinden dolayı uyuşmazlık konusu dönemde indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddi ve katma değer vergisi beyanlarının düzeltilmesi sonrasında tarh edilen dava konusu katma değer vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Vergi Usul Kanununun 359. maddesinin 4369 sayılı Yasayla değişik düzenlemesinde, defter ve belge ibraz etmeme eyleminin anılan madde kapsamında bulunduğu sonucuna varıldığından davacı şirket adına ziyaa uğratılan verginin üç katı vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, 2014/1 ila 11. dönemlerine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezasına dayanılarak 2014 yılı ve sonrasında kesilecek vergi ziyaı cezaları için tekerrür uygulanabileceğinin açık olduğu, bu haliyle olayda 213 sayılı Kanunun 339. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği görüldüğünden vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle artırılan kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2014/12. dönemine ilişkin olarak ise, davacı şirket hakkında cezanın kesinleşme tarihini izleyen 2015 yılı başından itibaren beş yıl içerisinde vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren bir eylemde bulunulması halinde tekerrür hükümleri uygulanabileceğinden, bu döneme ilişkin vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen kabulü, kısmen reddi, 2014/12. dönemine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmının kaldırılması, davanın kalan kısmının reddi yolunda verilen Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nin 22/03/2019 tarih ve E:2018/1518, K:2019/274 sayılı kararının; davacı tarafından, 456 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre kurumlar vergisi mükelleflerinin, tebliğde belirlenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebliğ adresi almak ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olduğunun belirtildiği, kendilerinin 01/04/2016 tarihinde sisteme dahil olduğu ve bu tarihten sonra, istisna kapsamında olan mal müdürlükleri hariç yapılan tüm tebligatların usulsüz olacağı, 15/03/2018 tarihli defter ve belge isteme yazısının posta yolu ile gönderilmesinin hukuka aykırı olduğu, incelemenin Vergi Usul Kanununun 139. maddesine göre usulsüz olduğu, şirketin defter ve belgelerinin her daim incelemeye açık olduğu; davalı idare tarafından ise, bir vergi cezasının tekerrür hükmü sebebiyle artırılabilmesi için tekerrüre esas alınacak sonraki fiilin her halde daha önce işlenmiş bir fiil için kesilen cezanın kesinleşme tarihinden sonraki bir tarihte işlenmiş olması gerektiği, 2014/12 dönemine ait vergi ziyaı cezasına tekerrür uygulanmasına konu vergi ziyaı cezasının 17/07/2014 tarihinde tebliğ olan 16/08/2017 tarihinde kesinleşen 2012/7-9. dönemine ilişkin gelir stopaj vergisi olduğu, tekerrürün kaldırılmasında yasal isabet bulunmadığı ileri sürülerek aleyhe olan kısımların kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare tarafından yasal dayanaktan yoksun olan davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuş, davacı tarafından savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
Dava, davacı şirketin, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca adına resen tarh edilen 2014/1 ila 12. dönemlerine ilişkin tekerrür hükümleri uygulanmış üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, aynı Kanun'un 34. maddesinin birinci bendinde de, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar yasal defterlere kaydedilmek koşuluyla indirilebileceği kurala bağlanmıştır.
Bu düzenlemeler nedeniyle emtia veya hizmet alışını temsil eden fatura veya yerine geçen belgenin yasal defterlere usulüne uygun olarak kaydedilmesi ve bu belgelerde katma değer vergisinin ayrıca gösterilmesi, katma değer vergisi indirimi yapılabilmesinin ön koşullarıdır. Bu ön koşulların varlığının, sözü edilen defter ve belgelerin ibrazı ve incelenmesiyle saptanabileceği açıktır.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 34. maddesinde bu vergiyi indirim konusu yapacak olanlara yüklenen belgelendirme zorunluluğu dışında, indirim konusu yapılacak verginin gerçekten yüklenilmiş olması da gerekmektedir. Zira, 29. madde mükelleflere, yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak, bu teslimler nedeniyle düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde gösterilen katma değer vergisinin indirime konu yapılmasına imkan tanımıştır. Bu yüzden, gerçekten yapılmış bir teslime dayanmaksızın düzenlenen faturalarda gösterilen verginin indirilmesi mümkün değildir.
Belgelendirme koşulunun varlığı gibi indirim konusu yapılan verginin gerçekten yapılmış bir teslime dayandığının saptanması da öncelikle mükelleflerin yasal defter ve belgelerinin, Vergi Usul Kanunu'nun 227., 171. ve 256. maddelerindeki düzenlemelere göre incelenmesini gerektirmektedir.
Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'a göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan ilişki ve işlemlere ait kayıtların belgelenmesinin zorunlu olduğunu; 171. maddesi ise, vergi uygulaması bakımından yasal defterlerin, mükelleflerin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumlarıyla, vergi ile ilgili faaliyet ve hesap neticelerini tespit etmek, vergi ile ilgili işlemleri belirlemek, mükelleflerin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden denetlemek ve incelemek, bu hesap ve kayıtları yardımıyla üçüncü şahısların vergi karşısındaki durumunu denetlemek ve incelemek amacını sağlayacak şekilde tutulmasını öngörmüştür.
Anılan düzenlemelerin sonucu olarak 256. maddede, saklanması zorunlu her türlü defter, belge ve karneleri muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların istemi üzerine ibraz ve incelemeye sunmaya mecbur tutulan vergi mükelleflerince, bu zorunluluğun haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi, vergi idaresinin denetiminden kaçınmak ve gizlenmek istenen durumların, karşıt inceleme yoluyla ortaya çıkarılmasını da önlemek anlamını taşıyacaktır. Bu yüzden Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyetinin, yemin dışındaki her türlü delille ispatlanabileceğine değinildikten sonra iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun, iddia eden tarafından kanıtlanması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Vergi idaresine verilen katma değer vergisi beyannamelerinde yüklenilmiş vergi olarak indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin, alış belgelerinde ayrıca gösterildiğini ve bu belgelerin yasal defterlere usulüne uygun şekilde kaydedildiğini, 3065 sayılı Kanun'un 34. maddesinden ve söz konusu vergilerin gerçekten yapılmış bir teslime dayandığını ise 29. maddesinden dolayı kanıtlamak zorunda olan taraf vergi mükellefleridir. Bu konuda inceleme yapılmak üzere istenen defter ve belgelerini herhangi bir neden göstermeksizin ibraz etmeyen mükellefler, yaptığı indirimin ön koşulunun varlığını belgelendirememiş, aynı nedenle verginin gerçekten yüklenildiğini vergi idaresine kanıtlayamamıştır. Defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle bu belgelerin ne biçimsel yönden, ne kapsadığı emtia alışının gerçekliği yönünden incelenmesine olanak tanınmıştır. Bu nedenle vergi idaresince, indirim konusu vergilerin alış belgelerinde ayrıca gösterildiğini ve defterlere usulüne uygun olarak kaydedildiğini defter ve belgeleriyle kanıtlayamayan mükellefler adına, 3065 sayılı Kanun'un 34. maddesindeki ön koşulların varlığının kanıtlanmamasından dolayı katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek cezalı tarhiyatlar yapılmaktadır.
Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 34. maddesinde öngörülen ön koşulun varlığı, yargı yerine ibraz edilen defter kayıtları ve alış belgelerinden saptanabileceği halde beyannamede indirim konusu yapılan söz konusu verginin gösterildiği belgelerin gerçekten yapılmış bir teslime dayanıp dayanmadığı, dolayısıyla yüklenilmiş bir vergi olup olmadığı hususu Vergi Usul Kanunu’nun yukarıda değinilen kuralları uyarınca, aynı Kanun'da vergi idaresine tanınmış denetim yetkisi ve teknikleri ile ortaya çıkarılabilecek nitelik taşımaktadır.
Tarhiyata karşı açılan davalarda ise, davacılar indirim konusu yapılan vergilerin gerçekten yüklenildiğini, Kanun'un öngördüğü belgelendirme koşullarının yerine getirildiğini yargı yerine sunabileceği defter ve belgeleriyle kanıtlayabileceklerini iddia etmektedirler. 3065 sayılı Kanun, 34. maddesindeki koşulların varlığını kanıtlayamayan yükümlülere indirim yapma olanağı tanımamakla birlikte, katma değer vergisinin yansıma özelliği bu vergiye ait yükün, nihai tüketiciye intikal etmesini öngörmektedir. Gerçekten yüklenildiği için indirim konusu yapılan bir katma değer vergisinin, salt ön koşulun varlığı kanıtlanamadığı için reddedilmesi, katma değer vergisinin yansıma ve nihai tüketici üzerinde kalmasını öngören özelliğini bozacağından davacıların bu yöndeki iddialarının incelenmesi gerekmektedir.
Öte yandan, yazılı yargılama yöntemini benimseyen İdari Yargılama Usulü Kanunu, davaların açılması, delillerin toplanması ve ilgililerce sonradan ibraz edilen belgelerin incelenmesini öngören 3, 16, 20 ve 21. maddelerinde, tarafların eşit koşullar altında istem ve savunma yapmaları esasını öngörmüştür. Bu cümleden olarak, 3. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava konusu işlem ve belgelerin asılları ve örneklerinin dilekçeye karşı taraf sayısından bir fazla sayıda eklenmesi; 16. maddesinin birinci fıkrasında, dava dilekçesi ve eklerinin birer örneğinin davalıya tebliği; 21. maddesinde ise dilekçe ve savunmalarla birlikte verilmeyen belgelerin, bunların zamanında verilmesine imkan bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde kabulü ile karşı tarafa tebliği kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemeler nedeniyle yargılama aşamasında dosyaya taraflarca sunulan ve sunulması kabul edilen belgeler hakkında diğer tarafın görüşünün alınması ve hüküm verilirken değerlendirilmesi icap etmektedir.
Davacılar tarafından daha önce vergi idaresine ibraz edilmeyen defter ve belgelerin, gerçek bir ticari harekete ve teslime dayanıp dayanmadığı konusundaki saptama ancak, her türlü imkan ve yetki ile donatılmış vergi idaresi tarafından yapılacak incelemeyle ortaya konulabileceğinden, vergi mahkemesine sunulacak defter ve belgeler hakkında vergi idaresinin bilgi ve tespitlerine başvurulması bu amacın sağlanması için gereklidir. Yaptığı vergilendirmeye karşı açılan davanın tarafı olan vergi idaresinin, ancak yargılama sırasında ulaşabileceği defter ve belgeler hakkında gerek biçimsel yönden, gerekse belgelerin temsil ettiği hukuki muamelelerin gerçekliği konusundaki saptamaları, kendisine Vergi Usul Kanunu’nun tanıdığı yetki ve tekniklere göre yapacağında kuşku yoktur. Vergi mahkemesi tarafından, yukarıdaki saptamalardan sonra durum gerektirdiği takdirde diğer kanıtların, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca elde edilmesi mümkündür. Burada yargı organınca, idarenin yerine geçerek herhangi bir inceleme yapılmamakta, ödenmesi gereken verginin doğruluğu konusunda yargısal denetim yapılmakta olup, bu da İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndan doğmaktadır.
Olayda mücbir sebep olmaksızın defter ve belgelerini, incelemeye yetkili olan inceleme elemanına ibraz etmeyen davacı adına yapılan cezalı tarhiyata karşı açılan davada; davacı tarafından, vergilendirme dönemine ilişkin yasal defterler ve belgelerin mahkemeye sunulabileceği ileri sürülmüştür. Bu durumda, bu defter ve belgeler davacıdan istenilip, defterlerdeki kayıtlar incelenip, bu kayıt ve belgeler hakkında davanın diğer tarafı olan vergi idaresinin görüşü ve saptamaları da alınarak yapılacak hukuki değerlendirmeye göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından; Dairemizin 25/12/2019 günlü ara kararı ile davacıdan uyuşmazlık konusu yıl defter ve belgeleri istenilmiş ve 22/01/2020 günlü ara kararı ile davalı idareden ibraz edilen defter ve belgeler üzerinde, ihtilaflı dönemde indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin davacı şirkete yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda yer alıp almadığı, defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve gerçek mal teslim ve hizmet alımına ilişkin olup olmadığı hususlarında inceleme yapılarak sonucunda düzenlenen raporun, rapora esas alınan tüm bilgi ve belgeleriyle birlikte gönderilmesi istenilmiş, anılan ara kararı üzerine vergi müfettişince hazırlanarak davalı idare tarafından dosyaya sunulan 25/04/2020 tarih ve 2020-A-707/12 sayılı Görüş ve Öneri Raporunda; davacının ilgili yıl defterlerinin tasdikli olduğu, mal ve hizmet alımlarındaki katma değer vergilerinin faturalarda yer aldığı, defterlere kaydedildiği ve indirim konusu yapılan katma değer vergisinin defter kayıt ve belgelerine uygun olduğu, ancak davacının katma değer vergisi beyanlarında indirim konusu yaptığı katma değer vergisinin bazı dönemlerde eksik, bazı dönemlerde fazla beyan edildiği, davacının mal ve hizmet satın aldığı … Limited Şirketi, …. Petrol Limited Şirketi, …. Limited Şirketi ve …. için beyan ettiği (Ba) formlarıyla karşı tarafların verdiği (Bs) formlarının uyumsuz olduğu, sayılan firmalardan ….. Limited Şirketi dışında kalanlar hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme yönünden vergi tekniği raporları bulunduğu ve bunların sahte belge düzenleme nedeniyle özel esaslara alındığı, ….. Limited Şirketinin ise 2016 ve 2017 yıllarında sahte belge düzenlemek ve kullanmaktan dolayı raporları bulunmasına rağmen anılan firma hakkında 2014 takvim yılına ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı, yapılan hesaplama sonucunda bu firmalardan yapılan alışların, davacının ilgili yıldaki mal ve hizmet alışlarının takriben % 90'ını oluşturduğu, bunun dışında kalan mal alışı yapılan firmalardan …. ve …. Madeni Limited Şirketinin 2014 yılında sadece sahte belge kullanmaktan dolayı özel esaslara alındığı, anılan firmalar hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı herhangi bir tespitin bulunmadığı, davacının mal alımında bulunduğu Kahramankazan Vergi Dairesi Müdürlüğünün …. vergi kimlik numaralı mükellefi … Petrol Ürünleri Tic. San. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 18/11/2019 gün ve 2019/B-1223/2 sayılı vergi tekniği raporuyla şirketin 2014 yılında hidrolik yağ satışı olarak düzenlediği tüm faturaların muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğunun saptandığı, Bilecik Vergi Dairesi Müdürlüğünün ….. vergi kimlik numaralı mükellefi …. Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 02/04/2017 gün ve 2017/A-789/5 sayılı vergi inceleme raporunda Tübitak tarafından yapılan analiz sonucunda, adı geçen firma tarafından satıldığı belirlenen yağın motorin ve bitkisel yağ karışımı olan 10 numara yağ olarak tabir edilen bir tür yağ olduğunun tespit edildiği ve bu satışları bakımından düzenlenen faturaların muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu, Davraz Vergi Dairesi Müdürlüğünün ….. vergi kimlik numaralı mükellefi …..'in düzenlediği tüm faturaların sahte belge olduğu, bu kişinin bu maksatla mükellefiyet tesis ettirdiğinin tespit edildiği ancak davacının Ba formlarında ….'den aldığı görülen belgeleri defterine kaydetmediğinin ve beyanlarında indirim konusu yapmadığının belirlendiği, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olarak düzenlenen faturalarda sadece satılan malın cinsinin farklı yazılmasının satılan malın madeni yağ olma hüviyetini değiştirmeyeceği, bunun yanında miktar ve tutarların madeni yağ olarak kesilen faturalardaki ile aynı olacağı göz önüne alındığında bu faturalardaki katma değer vergisi tutarları değişmeyeceğinden katma değer vergisi ziyaından söz edilemeyeceği, bu durumda aldığı faturalardaki katma değer vergisini indirim konusu yapan davacı açısından indirim tutarının da farklı olmayacağı, dolayısıyla muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu belirlenen faturalardaki katma değer vergisi indiriminin reddedilmemesi gerektiği, buradaki sorunun davacının bu malları satarken düzenlediği hasılat faturalarının sahte kabul edilebileceği hususu olduğu, 2014 yılı zaman aşımına uğradığı için bu durumun da eleştiri konusu yapılamayacağı ve davacının mal ve hizmet alımının gerçek olmadığına dair olumsuz bir tespite de rastlanmadığı, sonuç olarak, 2014 yılında indirim konusu yaptığı mal ve hizmet alışlarıyla ilgili olarak katma değer vergilerini alış faturalarında gösteren ve bu faturaları kanuni defterlerine kaydeden davacının indirilecek katma değer vergisi tutarlarını bazı dönemlerde eksik, bazı dönemlerde fazla olarak beyan ettiğinin ve kümülatif olarak da 56.274,98-TL katma değer vergisi tutarını fazladan ve yersiz olarak katma değer vergisi beyanlarında indirim konusu yaptığının tespit edildiği, hakkında 2014 yılı için düzenlenen 10/05/2016 tarih ve 2016-A-425/26 sayılı katma değer vergisi inceleme raporunda önceki dönemden devreden katma değer vergisinin değişmesi nedeniyle davacının beyanlarının düzeltildiği, bu düzeltme dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde, davacının 56.274,98-TL tutarındaki katma değer vergisi hariç dava konusu dönemde indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin alış faturalarında yer aldığı ve yasal defterlere kaydedilmiş olduğu, 56.274,98-TL katma değer vergisinin ise yasal defterlere kaydedilmeksizin ve belgesi olmaksızın haksız ve yersiz olarak indirim konusu yapıldığının tespit edildiği değerlendirmelerine yer verilerek davacının 2014 yılı katma değer vergisi beyan tablosu düzeltilmiş ve 2014/5 dönemi için 30.609,89-TL, 2014/6 dönemi için 32.581,40-TL ödenmesi gereken fark katma değer vergisi hesaplanmıştır.
Dairemize sunulan 25/04/2020 tarih ve 2020-A-707/12 sayılı Görüş ve Öneri Raporu 07/07/2020 tarihli ara kararımız ekinde davacıya tebliğ edilerek, rapordaki tespitlere ilişkin beyanlarının alınması ve delillerinin dosyaya derci sağlanmış, davacı tarafından 19/08/2020 tarihinde kayda giren cevap yazısında tüm faturaların defterlerinde kayıtlı olduğu yönünde itirazda bulunulduğu görüldüğünden, Dairemizce davacının defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 25/04/2020 tarih ve 2020-A-707/12 sayılı Görüş ve Öneri Raporunda bu hususta yapılan tespitlerde isabetsizlik bulunmadığı görüldüğünden davacının bu yöndeki iddiaları yerinde bulunmamıştır.
Öte yandan, Dairemizce verilen 25/12/2019 günlü ara kararı ile davalı idareden davacı hakkında 2014 yılına ilişkin olarak düzenlenen 10/05/2016 gün ve 2016- A 425/26 sayılı vergi inceleme raporu istenilmiş, anılan rapor üzerine tarhiyat yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise safahati ve sonucu sorulmuş, ara kararına gönderilen cevabi yazıdan anılan rapora istinaden yapılan katma değer vergisi tarhiyatlarına karşı dava açılmadığı ve tahakkukun kesinleştiği görüldüğünden 25/04/2020 tarih ve 2020/A-707/12 sayılı Görüş ve Öneri Raporunda 10/05/2016 gün ve 2016/-A-425/26 sayılı vergi inceleme raporu uyarınca yapılan düzeltmeler dikkate alınarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmediği gibi anılan Görüş ve Öneri Raporunda yer alan diğer tespit ve hesaplamalar da Dairemizce uygun bulunmuştur.
Bu itibarla, davacı hakkında 2014/1 ila 12. dönemlerine ilişkin olarak salınan katma değer vergisinin 2014/5 dönemine ilişkin olarak 30.609,89-TL, 2014/6 dönemine ilişkin olarak 32.581,40-TL tutarındaki kısmında hukuka aykırılık, fazlaya ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık görülmemiştir. Olayda, usulüne uygun olarak tebliğ edilen defter ve belge ibraz yazısına rağmen defter ve belgelerini herhangi bir mücbir sebep olmaksızın ibraz etmeyen davacının Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde ifadesini bulan gizleme filini gerçekleştirdiği sonucuna varıldığından davacı şirket adına ziyaa uğratılan söz konusu vergiler üzerinden üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesinde ve 2014/1 ila 11. dönemlerine ilişkin olarak kesilen ve 22/08/2013 tarihinde tebliği üzerine kesinleşen vergi ziyaı cezası esas alınarak, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere beş yıl içinde kalan 2014/5 ve 6. dönemlerine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle arttırılmasında hukuka aykırılık, fazlaya ilişkin cezalarda ise hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda davacı istinaf başvurusunun Mahkeme kararının 2014/5 dönemi için 30.609,89-TL, 2014/6 dönemi için 32.581,40-TL tutarında katma değer vergisine isabet eden tekerrür artırımlı üç kat vergi ziyaı cezalı tarhiyatın onanmasına dair hüküm fıkrası yönünden reddi, kalan cezalı tarhiyatın onanmasına dair hüküm fıkrası yönünden kabulü gerekmektedir.
Davalı idarenin istinaf başvurusuna gelince;
Davalı idarece, Mahkeme kararının 2014/12 dönemi için kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle arttırılan kısmının terkinine dair hüküm fıkrasına istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 25/04/2020 tarih ve 2020-A-707/12 sayılı Görüş ve Öneri Raporunda davacının 2014/12 döneminde ödenecek katma değer vergisi bulunmadığı saptanmış ve bu tespit Dairemizce de uygun görülmüştür. Bu itibarla, olayda, anılan dönem için vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren bir vergi ziyaı bulunmadığından, Mahkeme kararının 2014/12 dönemi için kesilen vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmının terkinine dair hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiş ve davalı istinaf başvurusunun bu gerekçeyle reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıda yazılı gerekçeyle reddine, davacı istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nin 22/03/2019 tarih ve E:2018/1518, K:2019/274 sayılı kararına, 2014/5 dönemine ilişkin olarak 30.609,89-TL, 2014/6 dönemine ilişkin olarak 32.581,40-TL tutarında katma değer vergisine ve bu vergiler üzerinden tekerrür artırımlı olarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezasına isabet eden kısım yönünden yapılan davacı istinaf başvurusunun reddine, fazlaya ilişkin kısım yönünden yapılan davacı istinaf başvurusunun kabulüyle, Vergi Mahkemesi kararının anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasına, bu kısma ilişkin davanın kabulüne ve fazlaya ilişkin cezalı tarhiyatın terkinine, aşağıda dökümü bulunan, dava aşamasında davacı tarafından karşılanan toplam 92,60-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 3,60-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 89,00-TL'sinin ise davalı idarece davacıya verilmesine, istinaf aşamasında davacı tarafından karşılanan toplam 251,30-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 9,65-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 241,65-TL'sinin ise davalı idarece davacıya verilmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından karşılanan, 77,50-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca 54,40-TL'den az olmamak üzere reddedilen tutar üzerinden binde 4,55 oranında hesaplanacak nispi karar harcının davacıdan alınmasına, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)