(1136 S. K. m. 5, 74, 135) (2577 S. K. m. 45, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: A. G..'in baro levhasına avukat olarak yeniden yazılmasına dair Burdur Barosu Yönetim Kurulunun 13/09/2017 tarih ve 2017/74 Sayılı kararının Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca uygun bulunmasına ilişkin 03/11/2017 tarih ve 92463 Sayılı kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi sonrasında ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 05/01/2018 tarih ve 256 Sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; A. G.. hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/33280 Sayılı soruşturması sonucu 12/02/2018 tarihinde ceza davasının açıldığının anlaşılması, ayrıca Hakimler ve Savcılar Kurulunca da 2016/7900 Sayılı FETÖ/PDY kapsamında disiplin soruşturmasının bulunduğu göz önüne alındığında isnat edilen fiilin niteliği, baro levhasına yazılması durumunda yürütülecek kamu hizmetinin önemi ve özelliği dikkate alındığında ceza soruşturması sonucuna göre adı geçen hakkında bir işlem tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, adı geçenin bu aşamada baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 12. İdare Mahkemesince verilen 28/11/2018 gün ve E:2018/132, K:2018/2176 Sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, A. G..'in baro levhasına avukat olarak yeniden yazılmasına dair Burdur Barosu Yönetim Kurulunun 13/09/2017 tarih ve 2017/74 Sayılı kararının Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca uygun bulunmasına ilişkin 03/11/2017 tarih ve 92463 Sayılı kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi sonrasında ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 05/01/2018 tarih ve 256 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddesinin (a) bendinde, "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak" avukatlığa kabule engel haller arasında sayılmış; anılan maddenin 3. fıkrasında ise, "Birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunması halinde, avukatlığa alınma isteği hakkında kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verileceği" hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; müdahil A. G..'in baro levhasına avukat olarak yeniden yazılmasına dair Burdur Barosu Yönetim Kurulunun 13/09/2017 tarih ve 2017/74 Sayılı kararının Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca uygun bulunmasına ilişkin 03/11/2017 tarih ve 92463 Sayılı kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi sonrasında ilk kararında ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 05/01/2018 tarih ve 256 Sayılı kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, müdahilin Suruç Hakimi olarak görev yapmakta iken 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında meslekten çıkarılmasına karar verildiği, ancak itirazı üzerine meslekten çıkarılma kararının kaldırıldığı, 27/07/2017 tarihinde istifasının Hakimler ve Savcılar Kurulunca kabul edildiği, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ceza soruşturmasının ve sonrasında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 12/02/2018 tarihinde açılmış 2018/73 dosya esas sayısı ile Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinde ceza davasının bulunduğu, müdahil hakkında yapılan yargılama sonucunda "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verildiği, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi tarafından denetim süresine ilişkin hükmün düzeltilerek müdahil (ceza davasında sanık) ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddedildiği, kararın sadece müdahil tarafından temyiz edildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulunca da disiplin soruşturmasının yürütüldüğü görülmüştür.
1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 5. maddenin 3. fıkrasında adayın 5/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren suçlardan dolayı kovuşturma altında bulunması halinde avukatlığa alınma isteği hakkında kararın bu kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verileceği hükme bağlanmış olmasına karşın, yazılı suçlardan soruşturma altında bulunanlarla ilgili açık bir düzenlemeye yer verilmemiş ve bu konuda idareye takdir yetkisi tanınmış ise de, bu yetkinin kullanımı kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup, bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
İdare mahkemesince; müdahil A. G.. hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/33280 Sayılı soruşturması sonucu 12/02/2018 tarihinde ceza davasının açıldığı ayrıca Hakimler ve Savcılar Kurulunca da 2016/7900 Sayılı FETÖ/PDY kapsamında disiplin soruşturmasının bulunduğu göz önüne alındığında isnat edilen fiilin niteliği, baro levhasına yazılması durumunda yürütülecek kamu hizmetinin önemi ve özelliği dikkate alındığında ceza soruşturması sonucuna göre adı geçen hakkında bir işlem tesis edilmesi gerektiği adı geçenin bu aşamada baro levhasına avukat olarak yazılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmiş ise ise de; müdahil hakkında devam eden yargılama neticesinde "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verildiği, müdahilin meslekten çıkarılma kararının kaldırıldığı ve istifasının Hakimler ve Savcılar Kurulunca kabul edildiği, HSK nezdindeki incelemenin davacının avukat olmasına engel olmayacağı, müdahil hakkında HSK tarafından verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunmadığı, istifa etmemiş olsaydı hakimliğe engel bir durumunun bulunmadığından, Türkiye Barolar Birliğinin takdir yetkisinin kullanılmasında ve ısrar yetkisi kapsamındaki kararında hukuka aykırılık aksi yöndeki mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.
Kaldı ki müdahil hakkında adı geçenin baro levhasına yazılmasında engel halinin tespiti halinde 1136 Sayılı Kanun'un 5, 135 ve 74. maddeleri uyarınca hakkında ayrıca yeniden bir karar verilebileceği açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare ve müdahilin istinaf isteminin KABULÜ ile Ankara 12. İdare Mahkemesi'nin 28/11/2018 gün ve E:2018/132, K:2018/2176 Sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 169,90-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından yapılan istinaf aşamasına ait 167,70-TL yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1,362.00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, müdahil tarafından yapılan mahkeme aşamasına ait 49,90TL, istinaf aşamasına ait 167,70TL, yargılama giderinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunanlara iadesine, müdahil tarafından fazla yatırılan 44,40TL harcın müdahile iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 12/06/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)