(2942 S. K. Geç. m. 11) (2577 S. K. m. 14, 15, 45, 50)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, hisseli olarak malik olduğu Ankara İli, Mamak İlçesi, .... Mevkii, 50189 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın, imar planında "park alanı" olarak ayrılması ve böylelikle taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının kısıtlanmasına karşın kamulaştırma bedeli ödenmemesinden kaynaklı zararın tazmini amacıyla taşınmazın kendi hissesine mukabil bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 162.450,00 TL tazminatın el atma tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının iddia etmiş olduğu kamulaştırmasız el atma olgusun incelenebilmesi için Kamulaştırma Kanunu düzenlemelerine göre, bu Kanun'un geçici 11. maddesinin yürürlük tarihinden (20/8/2016) itibaren beş yıl geçmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle (14.10.2016) bu süre geçmemiş olmakla, davanın vaktinden önce açılmış dava niteliğinde olduğu, usul hükümleri uyarınca uyuşmazlığın esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle 2577 Sayılı Kanun'un 14/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın, incelenmeksizin reddine ilişkin olarak Ankara 11. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/10/2016 gün ve E: 2016/4272, K: 2016/3023 Sayılı kararın, davacı vekili tarafından, kanunun hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 30/03/2017 tarih ve E:2017/602, K:2017/490 Sayılı kararı, Danıştay 6. Dairesinin 28/11/2018 tarih ve E:2017/3896, K:2018/9878 Sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından, hisseli olarak malik olduğu Ankara İli, Mamak İlçesi, .... Mevkii, 50189 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın, imar planında "park alanı" olarak ayrılması ve böylelikle taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının kısıtlanmasına karşın kamulaştırma bedeli ödenmemesinden kaynaklı zararın tazmini amacıyla taşınmazın kendi hissesine mukabil bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 162.450,00 TL tazminatın el atma tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 11. İdare Mahkemesi'nin 31/10/2016 tarih, E:2016/4272, K:2016/3023 Sayılı kararı ile; 07/09/2016 tarih 29824 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 Sayılı Kanun ile 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 11.maddesinin yürürlük tarihinden (20/08/2016) itibaren beş yıl geçmesi gerekirken dava tarihi itibariyle (14/10/2016) bu sürenin geçmiş olduğu, davanın vaktinden önce açılmış dava niteliğindeki işbu davada işin usul hükümleri uyarınca uyuşmazlığın esasının hukuken incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 Sayılı Kanunu'nun 143/3-d ve 15/1-b maddeleri uyarınca davanın incelenmeksizin reddi kararı verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan İdare Mahkemesi kararının istinaf kanun yolu ile kaldırılması istemiyle davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna gidilmesi sonunda Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 30/03/2017 tarih, E:2017/602, K:2017/490 Sayılı kararı ile, davacının istinaf başvurusunun reddine, Danıştay temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiş olup, bu karara karşı Danıştay'a temyiz yoluna gidilmiş, Danıştay 6. Dairesinin 28/11/2018 tarih, E:2017/3896, K:2018/9878 Sayılı kararı ile; 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 11. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 28.03.2018 tarih 2016/196 Esas 2018/34 Karar sayılı kararı ile Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilerek iptal edilmiş olması karşısında uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 30/03/2017 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararı sonrası dava dosyasının Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesine gönderildiği, 5. İdari Dava Dairesince de dosyanın Dairemize gönderildiği görülmüştür.
İdari Yargılamada, Kanunla, ilk derece, istinaf ve temyiz olmak üzere üç dereceli bir yargılama usulü öngörülmüştür.
2577 Sayılı Kanun'un 50. maddesi "1-Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren mercie gönderilir. Bu karar, dosyanın geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır. 2- Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir. 3- Bölge idare mahkemesi, Danıştay’ca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir. 4-Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. 5-Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur" şeklinde düzenlemiştir.
İdare Mahkemesince verilen kararın incelenmesinden; söz konusu davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın esasa ilişkin olmayıp, uyuşmazlığı sona erdiren nihai bir karar olmadığı, her ne kadar temyiz yoluna gidilen kararın, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesinin 30/03/2017 tarih, 2017/602 Esas, 2017/490 Karar sayılı kararı olduğu açık ise de, bu durumun üç dereceli yargılama usulünden kaynaklandığı, Danıştay 6. Dairesinin bozma kararında belirtilen hususların, uyuşmazlığın esasına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın esasının da ilk derece mahkemesi olan İdare Mahkemesince sonuçlandırılması gerektiği, ancak sonuçlandırma aşamasından sonra istinaf kanun yoluna tekrar gelinmesi halinde istinaf mercinin görevinin yeniden başlayacağı, aksi düşüncenin istinaf talebini inceleyen mercinin ilk derece mahkemesi olarak İdare Mahkemesi'nin yerine geçmesi sonucunu doğurabileceği kanaatine ulaşıldığından dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Öte yandan; Danıştay bozma kararının son paragrafında da İdare Mahkemesince, bozma kararı üzerine verilecek kararda, maktu vekalet ücretinin yeniden değerlendirileceği hususunda belirtildiği görülmüştür.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf isteminin KABULÜNE, istinafa konu Ankara 11. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/10/2016 gün ve E: 2016/4272, K: 2016/3023 Sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un 45/5 maddesi uyarınca esastan karar verilmek üzere DAVA DOSYASININ MAHKEMESİNE İADESİNE, kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kesin olarak 19/06/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)