(2577 S. K. m. 2, 45, 49) (213 S. K. m. 341, 344, 359, 366) (213 S. K. Mük. m. 227)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına mali müşavirlik hizmeti vermiş olduğu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu uyarınca, takdir komisyonu kararına istinaden 2016/1-12, 2016/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davada; Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mükellefi Tasfiye Halinde K. P. Demir Çelik ve İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen 15/11/2018 tarih ve 2018-A-5079/25 Sayılı vergi tekniği raporunda; davacının anılan şirketle arasında düzenlenen mali müşavirlik hizmet sözleşmesi uyarınca şirkete mali müşavirlik hizmeti verdiği, yapılan satışların gerçekliği konusunda şüpheye düştüğünü ancak şirket müdürünün satışların gerçek olduğunu beyan etmesi üzerine mali müşavirlik sözleşmesi gereği işlemleri tesis ettiği, anılan raporda davacı hakkında şirketin organizasyonu içerisinde yer aldığına ilişkin bir tespit bulunmadığı gibi davacının şirketle olan ilişkisinin yalnızca 2016 hesap dönemine ilişkin olarak düzenlenen e-beyanname aracılık sözleşmesine ilişkin olduğu, yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere göre mali müşavirlerin görevlerinin mükelleflerin usulüne uygun olan defter ve belgelerinin kayıtlarını tutarak bildirimlerini yapmaktan ibaret olduğu, anılan düzenlemelerde mali müşavirlere mükelleflerce bildirilen faturaların gerçekliğini araştırma ödevi yüklenmediği, davacının sadece mali müşavirlik hizmetinden kaynaklı olarak sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğinden söz edilemeyeceği, anılan vergi tekniği raporunda da davacı hakkında başkaca bir tespite yer verilmediği görüldüğünden sahte fatura düzenleme fiiline iştirak edildiği gerekçesiyle davacı adına takdir komisyonu kararı uyarınca kesilen dava konusu vergi ziyaı cezalarında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 28/02/2020 tarih ve E:2019/1001, K:2020/481 Sayılı kararına, davalı idarece istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı adına mali müşavirlik hizmeti vermiş olduğu şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporu uyarınca, takdir komisyonu kararına istinaden 2016/1-12, 2016/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45.maddesinin 2.fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3.fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49.maddesinin 2.fıkrasında ise; "görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması" bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Serbest muhasebeci mali müşavir olan ve Tasfiye Halinde K.P. Demir Çelik ve İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne mali müşavirlik hizmeti veren davacı adına, sözü edilen şirketin sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme eylemine iştirak ettiğinden bahisle bakılan davaya konu yapılan vergi ziyaı cezaları kesilmiş, vergi ziyaı cezalarının davacıya duyurulduğu vergi ve ceza ihbarnamelerinde iştirak ve müteselsil sorumlu ibarelerine yer verilmiştir.
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olduğu kural altına alınmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ''Ceza İhbarnamesi'' başlıklı 366. maddesinde, kesilen vergi cezalarının ilgililere ceza ihbarnamesi ile tebliğ olunacağı, ceza ihbarnamelerinde ihbarnamenin sıra numarası, tanzim tarihi, ilgililerin soyadı, adı ve unvanı, varsa mükellef numarası (mükellef hesap numarası), ilgilinin açık adresi, kanunun madde ve fıkra numaraları gösterilmek ve mevcut deliller bildirmek suretiyle olayın izahı, olayın ilgili bulunduğu vergilendirme veya hesap dönemi, varsa cezanın ilgili bulunduğu vergiye ait ihbarnamenin tarih ve numarası, varsa tekerrür ve içtima durumu, vergi cezasının hesabı ve miktarı, vergi mahkemesinde dava açma süresine ilişkin bilgilerin yer alması gerektiği 344. maddesinin birinci fıkrasında ise 341. maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesileceği, ikinci fıkrasında ise vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun serbest muhasebeci, serbest muhasebeci ve mali müşavirler ile yeminli mali müşavirlere vermiş olduğu yetkiye ilişkin mali sorumluluğu düzenleyen 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde; Maliye Bakanlığının; vergi beyannamelerinin 3568 Sayılı Kanun'a göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş, aynı maddede beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
Menfaati ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabilmesi için idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olması gerekmektedir.
İdari işlemin hukuki sebebi, idareyi o işlemi yapmaya iten soyut hukuk kuralı olup vergi hukukunda vergi ve cezanın hukuki sebebi ise somut vergi kanunlarındaki vergi salınmasını ve ceza kesilmesini gerektiren kurallardır.
Bu nedenle vergi ve/veya ceza ihbarnamelerinin, kanunda yazılı unsurları ihtiva etmesi yanı sıra sebep unsuru bakımından kanunun hangi maddesi uyarınca düzenlendiği hususunu; diğer bir anlatımla kanuni dayanağını da içermesi gerekir. Kanuni dayanağın tereddüte yer vermeyecek biçimde açık olarak gösterilmesi, ilgililerin, ne suretle ve hangi hukuki nedenle vergi ve/veya cezaya muhatap kılındıklarını bilmelerine, böylece savunma haklarını gereği gibi kullanabilmelerine olanak tanınması için zorunludur.
Dava konusu olayda davacı adına düzenlenen ceza ihbarnamesinde, serbest meslek mensuplarıyla ilgili düzenlemenin yer aldığı 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesi uyarınca "müteselsilen sorumlu" ibaresine ve aynı Kanun'un 344. ve 359. maddesinde düzenleme bulan "iştirak" ibarelerine birlikte yer verilerek cezanın dayanağı hususunda tereddüt oluştuğundan, sebep unsuru açısından hukuka uygun düşmeyen dava konusu vergi ziyaı cezasına karşı açılan davanın esasını inceleyerek yazılı gerekçeyle vergi ziyaı cezasını kaldıran Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 28/02/2020 tarih ve E:2019/1001, K:2020/481 Sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu 2016/1-12 ve 2016/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezalarının iptaline, istinaf aşamasına münhasıran aşağıda dökümü gösterilen ve davalı idarece karşılanan 30,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 03.07.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)