İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (c) bendi uyarınca taşınmazlarının bulundukları alan olan İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, Göçmen Konutları ve Afetzede (Deprem) Konutları ile bu alanların çevresinde bulunan boş alan niteliğindeki 91,4 hektarlık alanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 08/10/2013 tarihli ve 6434 sayılı Bakanlık makamı oluru ve 02/08/2018 tarihli ve 135180 sayılı Bakanlık makamı oluru ile "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; "...Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı tarafından itiraz edilmişse de itiraz raporu kusurlandıracak nitelikte görülmediğinden bilirkişi raporu Mahkememizce esas alınabilecek nitelikte bulunmuştur. Bu durumda; İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, A3 Mahallesi sınırları içerisinde yer alan taşınmazların, 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (c) bendi uyarınca "Rezerv Yapı Alanı" olarak belirlenmesi hakkında Maliye Bakanlığı'nın da uygun görüşünün alındığı, aralarında davacıların taşınmazları yanında İBB ve Maliye Hazinesi'ne ait taşınmazların da bulunduğu yaklaşık 91.4 Ha'lık alanın 08/10/2013 tarihinde Bakan Oluru ile "Rezerv Yapı Alanı" olarak belirlendiği, 08/10/2013 tarihinde ilan edilen Rezerv Yapı Alanının dava konusu Deprem Konutları ile güneyde Göçmen Konutları'nı da kapsadığı, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un tanımlar başlıklı 2. maddesi c bendinde Rezerv Yapı Alanlarının; "Bu Kanun Uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ'nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanlar" olarak tanımlandığı, Kanun ve uygulama yönetmeliğinden de görüleceği üzere Rezerv Yapı Alanlarının "yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere" belirlenen alanlar olduğu, şehircilikte, yeni yerleşim alanları, üzerinde yapı bulunmayan geliştirilebilir alanları veya gelişme alanlarını ifade ettiği, bir alanın üzerinde riskli bile olsa yapı bulunması halinde, rezerv alan olma özelliğinin olamayacağı, çünkü rezerv alanın ilanın amacının zaten riskli alanlar veya tekil olarak riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği alanlar oluşturmak olduğu, 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliği ve genel olarak imar mevzuatı içinde riskli alan ve riskli yapılar için yapılmış başka düzenlemeler bulunduğu, çevre yapılaşma durumu incelendiğinde, Deprem ve Göçmen Konutları hariç rezerv yapı alanın yakın çevre içindeki "yeni konut yapılabilir" tek boş alan olduğu, rezerv alan için alt ölçekli imar planlarında belirlenen yapılaşma koşullarının E: 1.50 ve H: 30.50 m. olduğu (10 kat), alan içinde kalan Deprem ve Göçmen Konutları'nda mevcut kat sayısının beş (5) olduğu, bunların yıkılması halinde on (10) katlı yapı yapılabileceğine dair plan notu bulunduğu, ancak 12/09/2018 onaylı planlarda plan sınırı içinde kalan bu konutlar planlara yapılan itiraz sonucunda 28/02/2019 askı tarihli mer'i planlarda plan sınırı dışında bırakıldığı, yapılaşmış alanların rezerv yapı alanlarının dışında kalmasının, sadece 6306 sayılı Kanun ve uygulama yönetmeliği değil, rezerv kavramının etimolojisi bakımından da uygun olduğunun değerlendirildiği, bölgede yapılaşmamış alanların rezerv yapı alanı olarak belirlenmesinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu, yapılaşmış alanların ise Kanun'un rezerv yapı alanına ilişkin kısmının değil, riskli alan veya riskli yapı ile hükümlerinin konusu olduğu, bu bakımdan uyuşmazlık konusu işleme konu "Rezerv Yapı Alanı" kararının mevzuat yönünden uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 23/01/2020 tarih ve E:2018/1927 K:2020/107 sayılı kararının; alandaki kamu mülkiyetindeki taşınmazlar ile alanın mevcut fiziksel durumu birlikte değerlendirilerek alan sınırlarının belirlendiği, bununla birlikte belirlenen alanın mevcut plan durumu, kentsel altyapı olanakları, ulaşım sistemi açısından bağlantıları vb. faktörlerin de dikkate alındığı, dava konusu alanın Rezerv Yapı Alanı olarak belirlenmesinde 6306 sayılı kanuna herhangi bir aykırılık bulunmadığı iddialarıyla istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuki ve kanuni gerekçeleri Dairemizce de uygun bulunan İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 23/01/2020 tarih ve E:2018/1927, K:2020/107 sayılı kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından istinaf talebinin reddine, istinaf aşamasında aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin davalı idare ve davalı idare yanında müdahil üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasındaki posta gideri avansından artan kısmın mahkemesince davalı idare ve davalı idare yanında müdahile iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 6.fıkrası ve 46.maddesi uyarınca kesin olarak, 15/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)