(2577 S. K. m. 7, 11) (3194 S. K. m. 18, 19) (İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının maliki olduğu. Bursa İli, ..... ilçesi, ..... Mahallesi, 6773 ada, 9 parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca imar uygulaması yapılmasına ilişkin 04.04.2018 tarih ve 2018/385 sayılı Encümen Kararı’nın iptali istemiyle açılan davada, "…Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelerle anılan dosyadaki bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde söz konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan dava konusu imar uygulamasının davacıya ait müstakil olarak tahsis edilen 7526 ada, 4 nolu parselin tamamının davacıya ait 6773/9 nolu parsel üzerinde oluşturulduğu, anılan parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ayrık nizam 6 kat (A-6) E: l.00 yoğunluklu konut alanı olarak belirlendiği, davacıya müstakil olarak tahsis edilen 7526 ada, 4 nolu parselin tamamının kendi parseli üzerinde oluşturulduğu, kendi yerinden müstakil imar parsel tahsis edilmesi noktasında anılan yönetmeliğin 10. maddesine ve 1/1000 ölçekli imar planına uygun olarak davranıldığı, dolayısıyla anılan işlemin 3194 sayılı İmar Kanunu ve İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazı ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğe uygun olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. " gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Bursa 2. İdare Mahkemesi’nin 13/02/2020 tarih ve E:2019/1090, K:2020/138 sayılı kararının, davacı vekili tarafından: hiçbir teknik, hukuki ve fiili zorunluluk yokken taşınmazlarının bulunduğu yerden hisse verilmediği, tapulu ve ifrazlı arsanın ikiye bölündüğü iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde:
1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma suresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır " hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanunun 19. maddesinin 1. Fıkrasında, "İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tahsih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır." kuralı yer almaktadır.
Subjektif nitelikte bir işlem olan parselasyon işleminin doğrudan mülkiyet hakkına yönelik olması nedeniyle taşınmaz malikine tebliğ edilmesi gerekmekte ise de, taşınmaz maliklerinin parselasyon işleminin tesisinden sonra, anılan parselasyon işlemi sonucunda doğan hukuki bir durumu öğrenmeleri üzerine parselasyon işlemine karşı dava açmaları mümkündür.
Dava açma süresi, kamu düzeni ile ilgili olup, hak düşürücü nitelik taşır. Nitekim İdari Yargılama Usulü Kanununda, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış, davanın süresinde açılmadığının tespiti halinde esasa girilmeden süre aşımı yönünden davanın reddine karar verileceği öngörülmüştür. Ayrıca, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiği de vurgulanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Bursa İli, ..... İlçesi, ..... Mahallesi, 6773 ada, 9 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda yapılan parselasyon işleminin 16.04.2018-16.05.2018 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından 16.05.2018 tarihinde itiraz edildiği, itirazın 15/09/2018 tarih ve 2018/1059 sayılı belediye encümeni kararı ile reddedildiği, kararın 24.11.2018 tarihinde davacıya bildirildiği, bakılan davanın ise 17.09.2018 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı parselasyon işlemine askı süresi içinde itiraz ettiğinden anılan işlemi en geç 16.05.2018 tarihinde öğrendiği askı süresi içinde ve bu tarihte davalı idareye başvurduğundan izleyen altmış gün içerisinde cevap verilmemesi sonucunda zımnen ret işleminin gerçekleştiği, buna göre, davacı tarafından bu tarihten sonra altmış gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 17.09.2018 tarihinde dava açıldığından parselasyon işlemine ilişkin davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Öte yandan, askıda ilan süresi içinde yapılan itiraza askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 günlük zımnen ret süresi geçtikten sonra davalı idarece verilen cevabın dava açma süresini canlandırmayacağı da açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Bursa 2. İdare Mahkemesinin 13/02/2020 tarih ve E:2019/1090, K:2020/138 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 240,60-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasındaki posta gideri avansından artan kısmın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde karar kesinleştikten sonra re’sen davacıya iadesine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açık olmak üzere, 22/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)