İSTEMİN ÖZETİ: Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, hakkındaki giriş yasağı işleminin ve giriş yasağı ile konulan tahdit kodlarının iptali istemiyle açılan davada; davalı idarece işlemin gerekçesi olarak, davacının kamu düzeni ve güvenliği açısından Türkiye'ye girişinin sakıncalı olacağı hususunun gösterildiği, oysa giriş yasağı ve tahdit kodlarının dayanağının davalı idarece ispatlanamadığı, işleme dayanak olarak gösterilen yazılardaki bilgilerin de soyut nitelikte olduğu, davacının genel güvenliği tehdit ettiğine dair herhangi bir somut bilgi belgenin dosyaya sunulamadığı anlaşıldığından, davacı tarafından dini düşünceleri nedeniyle sorun yaşadığı için ülkesini terk ederek Türkiye'ye sığındığının ileri sürüldüğü dikkate alındığında, davacının nesnel durumuna göre değerlendirme yapılması gerekirken, somut bir gerekçeye dayanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/09/2019 gün ve E: 2019/699, K: 2019/1702sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İdarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığı, salt tahmine dayanılarak işlem tesis edilemeyeceği, mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı vekili tarafından Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı hakkında tesis edilen tahdit kodlarının iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 1. İdare Mahkemesi'nin verilen 27/09/2019 gün ve E: 2019/699, K: 2019/1702sayılı kararı ile; giriş yasağı ve tahdit kodlarının dayanağının davalı idarece ispatlanamadığı, işleme dayanak gösterilen bilgilerin soyut nitelikte olduğu, davacının genel güvenliği tehdit ettiğine dair herhangi bir somut bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı, somut bir gerekçeye dayanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare istinaf başvuru dilekçesi ile; davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 02/11/2018 tarihli yazısı ile Ç-141 kodlu Türkiyeye giriş yasağı işlemi tesis edildiği, MİT Başkanlığı'nın yazısı ile de 04/10/2019 tarihinde de G-87 kodlu giriş yasağı işlemi tesis edildiği, davacı hakkında ayrıca sınırdışı kararı alındığı, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen sınırdışı işleminin iptaline ilişkin kararında, Ç-141 tahdit kodundan bahsedilmediği, idarenin bu konuda takdir yetkisinin bulunduğu ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
Anayasanın "Yerleşme Ve Seyahat Hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde, " Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz." hükmü yer almaktadır.
BM tarafından, 16 Aralık 1966 tarihli, 2200A (XXI) sayılı Genel Kurul Kararıyla kabul edilen ve 23 Mart 1976 tarihinde yürürlüğe giren (Türkiye'nin taraf olduğu),Medeni Ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 12. maddesi şöyledir:
"1. Yasal olarak bir Devletin ülkesinde bulunan herkes, o ülke içinde özgürce hareket etme hakkına ve ikametgahını seçme özgürlüğüne sahiptir. 2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmekte özgürdür. 3. Yukarıda sözü edilen haklara, ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını ya da genel ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak üzere yasalarla konmuş ve bu Sözleşme'de tanınan diğer haklarla uyumlu olanlar dışında herhangi bir sınırlama konulamaz. 4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz."
11.04.2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 9.maddesinde;" (1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir. (2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır. (3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir. (4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez. (5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir. (6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir. (7)Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelenmesinden; Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacının, 15/06/2017 tarihinde yasal yollardan Türkiye'ye geldiği, İstanbul'da iken Emniyet ekiplerince yakalandığı, davacı hakkında akabinde kamu düzeni ve güvenliği açısından sakıncalı görülmesi nedeniyle sınırdışı işlemi tesis edildiği, bu işlemin iptali için İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nde dava açıldığı, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 08/04/2019 tarih, E:2019/337, K:2019/1084 sayılı kararı ile, davacının terör örgütleriyle bağlantılı olduğu ve kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu hususunun davalı idarece ispatlanamadığı gerekçesiyle, sınırdışı işleminin iptaline karar verildiği, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 02/11/2018 tarihli yazısı ile Ç-141 tahdit kodlu yurda giriş yasağı işleminin tesis edildiği, 26/10/2018 tarihinde Y-26 (yasadışı örgüt faaliyetleri) tahdit kodu konulduğu, davacı vekili tarafından Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'ne başvuruda bulunularak tahdit kodları ile ilgili bilgi istenildiği, davacı hakkında yurda giriş yasağı olduğunun bildirilmesi üzerine bakılan iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarece savunmalarında, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yazısına istinaden Ç-141 tahdit kodu veri girişi yapıldığı ve devletin hükümranlık yetkisi kapsamında davacı hakkında yurda giriş yasağı kararı alındığı ileri sürülmektedir.
Ç-141 (ülkemize girişi Bakanlık iznine tabii) tahdit kodu, 6458 sayılı kanunun 9.maddesinin birinci fıkrası kapsamında, ülkemizin kamu düzeni veya güvenliği yada sağlığı açısından Türkiye'ye girmesinde sakınca görülen yabancılar hakkında Türkiye'ye giriş yasağı kararı alınmasında esas alınan veri girişi kodudur.
Seyahat hürriyetini düzenleyen Anayasal hüküm ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin ilgili hükmü incelendiğinde, her iki metnin de benzer düzenlemeler içerdiği, seyahat hürriyetinin vatandaşa tanınan bir hak olduğu başka ifade ile vatandaşın yurda girme ve yurttan çıkma hakkının istisnalar haricinde sınırlanamayacağı üzerinde durulduğu görülmektedir. Her iki metinde de, yabancıların yurda girme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Yapılan incelemede; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yapılan soruşturma kapsamında, Abdurrahman kod isimli kişinin adresine yönelik çalışmada, davacının söz konusu adresten çıkarken görüldüğü, bu nedenle yakalanarak ifadesinin alındığı, ayrıca Rusya İnterpolünden gelen yazı ve eklerinden davacının (şüpheli / uyarı) amacıyla yeşil bülten ile arandığının belirtildiği, Rusya İnterpolünün yazısı üzerine davacı hakkında Ç-kodlu tahdit veri girişi yapıldığı, bu suretle, devletin hükümranlık yetkisi dahilinde tesis edilen işlemde ulusal ve uluslararası mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerle; Anayasa'nın 16 ncı maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir" hükmü ve uluslararası mevzuat göz önüne alındığında istinafa konu dava konusu işlemin iptali kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf isteminin KABULÜNE, Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/09/2019 gün ve E: 2019/699, K: 2019/1702 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda DAVANIN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasına ait 275,15-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idare tarafından karşılanan 49,00-TL posta gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın davalı idareye verilmesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 03/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)