İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 6.İdare Mahkemesi'nce verilen 13/01/2020 gün ve E:2018/301, K:2020/55 sayılı kararın, istinaf incelemesine tabi tutularak, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Muhafız Tabur Komutanlığı'nda Astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, 17.11.2017 tarihinde Nizamiye Vardiya Amiri olarak görev yapmakta iken, gerçekleşen olay nedeniyle alınması gereken önlemleri almayarak güvenlik zafiyetine sebep olduğundan bahisle 682 sayılı KHK'nın 8/3-a,13. maddesi uyarınca 3 gün aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19.12.2017 tarih ve 2017/5 sayılı işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan tüm parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 6.İdare Mahkemesi'nce verilen 13/01/2020 gün ve E:2018/301, K:2020/55 sayılı kararla, Mahkemelerinin 03.12.2019 tarihli ara kararı ile "Muhafız Takım Astsubayı (Vardiya Amiri) Personel Görev Tanım Formu"nun ve bu formun davacı tarafından imza karşılığı alındığını gösteren belgelerin gönderilmesinin istenildiği, ara kararına cevaben gelen ve dosya içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde, Muhafız Takım Astsubayı (Vardiya Amiri) Personel Görev Tanım Formu'nda Vardiya Amirinin/Muhafız Takım Astsubayının görevleri arasında; ''-Kışlaya giriş yapmak isteyen asker ve sivil kişilerin kimlik kontrolünü müteakip giriş kayıtlarının yapılarak, giriş kartı verilip, kışlaya giriş yapmasının sağlanmasını kontrol etmek, -Kışla içerisinde aracı ile girmesi gereken ziyaretçi ve iş takipçilerinin araçları ve malzemelerinin kontrolü ile kayıtlarının yapılmasını müteakip misafir araç giriş kartı verilip refakatçı personel eşliğinde kışlaya girişinin sağlanmasını kontrol etmek, -Ziyaret veya iş takibi için gelen ziyaretçilerin gidecekleri birim ile iletişime geçerek bilgilerinin doğruluğunu teyit edildiğini sağlamak, -Ziyaret ve iş takibine gelen sivil şahısların Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 25. maddesine göre aramalarının yapılmasını kontrol ve koordine ederek katkı sağlamak'' olduğu, "görev tanım formu" ile birlikte daha önce benzer bir olayın yaşanması nedeniyle düzenlenen (emsal) disiplin soruşturması raporunun davacıya imza karşılığı (14.11.2017 tarihinde) tebliğ edilerek konuya ilişkin bilgilendirildiğinin görüldüğü, davacının Nizamiye Vardiya Amiri olarak görev yaptığı süre içerisinde gerçekleşen olay, mevzuatla birlikte irdelendiğinde, davacıya ait eylemin görev tanımında belirtilen vardiya amiri için tanımlanmış görevlere aykırılık içerdiği ve davacı hakkındaki "görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak" iddiasının sübuta erdiği, bu durumda, soruşturmanın usulüne uygun olarak yürütüldüğü, zamanaşımı sürelerine riayet edildiği hususları da dikkate alındığında, davacı hakkında sübuta eren eyleminin karşılığı olarak tesis edilen "3 gün aylıktan kesme cezası" ile cezalandırılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemek olduğu belirtilmiş,8/3-a,13 maddesinde, ''görevde kayıtsızlık göstermek, görevi savsaklamak veya geçerli bir özrü olmaksızın belirtilen sürede bitirmemek,'' Üç Günlüğe Kadar Aylıktan Kesme Cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, anılan Kanun'un Soruşturmaya İlişkin Yetkileri düzenleyen 14/1. Maddesinde ise, maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirlerinin, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla soruşturma yapacağı, hükme bağlanmıştır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Disiplin cezalarının sağlıklı ve objektif olması cezayı veren disiplin amirlerinin olayı objektif değerlendirebilmeleriyle mümkündür.
Disiplin cezası verilebilmesi için (Yasa'da aksi yönde bir düzenleme bulunmadıkça) kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içerisinde ilgili memur hakkında tarafsız bir soruşturmacı görevlendirerek disiplin soruşturması açılması, söz konusu soruşturmada memurun lehe ve aleyhine olan tüm delillerin toplanarak ekleriyle birlikte bir soruşturma raporunun oluşturulması ve böylelikle memurun hangi fiili, nerede, ne zaman, nasıl, ne şekilde işlediğinin somut, hukuken kabul edilebilir delillerle şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konularak yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerekmektedir.
Nitekim, 7068 sayılı Kanun'un 14/1. fıkrasında yer alan''........ olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse.....''ibaresinin iptali istemiyle açılan davada,17.05.2019 tarihli ve 30777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 11.04.2019 tarihli ve E:2019/8, K:2019/26 sayılı kararıyla,
''....... ...........
9. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır. Bu cezalar memurların özlük haklarını doğrudan etkilediğinden anayasa koyucu, disiplin cezası verilmeden önce memurların savunmalarının alınmasını ve disiplin cezalarına karşı dava açma hakkını özel olarak güvence altına almıştır.
10. 7068 sayılı Kanun, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik teşkil eden fiilleri ve bu fiillere karşılık gelen disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemektedir.
11. İtiraz konusu kuralda, maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirlerinin olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirmesi durumunda disiplin soruşturması yapacağı hüküm altına alınmaktadır.
12. Kurala yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiasının temelini, kolluk görevlileri hakkında disiplin soruşturması yapılmadan da disiplin cezası verilmesine imkân tanınması oluşturmaktadır. Bu nedenle öncelikle kuralın disiplin soruşturması yapılmaksızın disiplin cezası verilmesine imkân tanıyıp tanımadığının tespit edilmesi gerekir.
13. Kuralın anlam ve kapsamının anlaşılabilmesi için sadece lafzıyla değil içinde bulunduğu metnin tümü gözönünde tutularak yorumlanması, kanunda yer aldığı kısım ve bölümler ile diğer kurallarla ilişkisinin de dikkate alınması, kuralın amacının araştırılarak amacına uygun yorumlanması gerekir. Ayrıca yargı içtihatlarıyla şekillenen ve uygulamada kabul gören disiplin hukukunun temel ilkelerinin de kuralın yorumunda göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
14. 7068 sayılı Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 3. maddesinde “disiplinsizlik” bu Kanun’a göre disiplin cezası ile cezalandırılan fiiller; “disiplin soruşturması” ise disiplinsizlik yaptığı iddia edilen personel hakkında karar vermek amacıyla disiplin amirleri veya kurulları tarafından yapılan veya yaptırılan araştırma ve inceleme olarak tanımlanmıştır. Kanun’un “Disiplin amirinin ceza verme yetkisi” kenar başlıklı 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise disiplinsizlik yaptığı tespit edilen personele disiplin amiri tarafından bu Kanun’daki esaslara uygun olarak disiplin cezası verileceği ifade edilmiş, 27. maddesinde de “disiplin cezası verilmesi” kararı, soruşturma sonucu verilecek kararlar arasında sayılmıştır.
15. İtiraz konusu kuralın yer aldığı 14. madde hükmünün bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirlerinin, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirmesi hâlinde bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapacağı yolundaki hüküm, disiplin amirine soruşturma açıp açmama konusunda yetki vermekte olup soruşturma açmaksızın ilgililere disiplin cezası verme yetkisi vermemektedir. Nitekim maddenin diğer fıkralarında da disiplin soruşturması yapacak kişiler ile soruşturmacının görev ve yetkilerine ilişkin düzenlemeler getirilmesi belirtilen hususu teyit etmektedir.
16. 7068 sayılı Kanun’un diğer maddelerindeki düzenlemelerin de bu yönde olduğu belirtilmelidir. Kanun’un 13. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, disiplin amirlerinin, disiplin amiri oldukları her rütbe ve derecedeki tüm personel hakkında disiplin soruşturması açabileceği belirtilmiş; 26. maddesinin (9) numaralı fıkrasında, disiplin kurullarına disiplin soruşturmasıyla ilgili her türlü inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisi tanınmış; 29. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, meslekten çıkarma cezası ve devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kural altına alınmıştır.
17. Anılan Kanun hükümleri sistematik ve amaçsal yorum yöntemleri ile birlikte değerlendirildiğinde, itiraz konusu kuralın, disiplinsizlik teşkil eden bir fiili veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirine, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirmesi durumunda disiplin soruşturması açma yetkisi tanıdığı anlaşılmaktadır. Buna göre disiplin amiri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse disiplin soruşturması açacak; olayın araştırılmasına gerek görmemesi durumunda ise herhangi bir işlem yapmayacaktır. İtiraz konusu kuralın disiplin amirine disiplin soruşturması açmadan disiplin cezası verme yetkisi tanıması söz konusu değildir.
18. Danıştayın konuya ilişkin içtihadı da disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak ceza verilmeden önce soruşturma yapılmasının zorunlu olduğu yolunda olup yapılacak soruşturmada olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe tüm delillerin araştırılması ve yasal süre içinde isnat olunan fiillerin bildirilerek soruşturulanın savunmasının alınması disiplin hukukunun temel ilkeleri arasında sayılmıştır (İDDK, E.2014/2295, K.2017/768, 23/2/2017; 12.D., E.2012/8526, K.2013/9926, 9/12/2013; E.2015/654, K.2018/3551, 4/10/2018; 5.D., E.2016/7742, K.2018/16963, 30/10/2018).
19. Bir disiplin soruşturması kapsamında yapılan araştırma ve incelemenin yeterli ve hukuka uygun olup olmadığı hususu, bu konuda çıkacak uyuşmazlıklar neticesinde yargı yerlerince karara bağlanacaktır. Kanun’un 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasında disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği belirtilmiş; 32. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da kesinleşen disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabileceği hüküm altına alınarak kişilerin savunma ve dava açma hakkı güvence altına alınmıştır. Disiplin cezasının eksik soruşturmaya dayalı olarak verilmesi durumunda söz konusu davalarda yargı mercileri disiplin cezasına konu olan fiilin fail tarafından işlendiğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulup konulmadığını değerlendirerek karar verecek ve eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen disiplin cezaları iptal edilecektir.
20. Bu itibarla Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli hakkında disiplin soruşturması açılmadan disiplin cezası verilemeyeceğini öngören kural disiplin cezalarına karşı kişilerin savunma hakkını engellemediği gibi disiplin cezalarının yargı denetimi dışında bırakılmasına da sebebiyet verecek nitelikte değildir. Kural, disiplin cezalarına karşı savunma hakkı bakımından genel kolluk personeli ile diğer kamu görevlileri arasında herhangi bir eşitsizlik de öngörmemektedir.'' gerekçesiyle kuralın Anayasa’nın 10. ve 129. maddelerine aykırı olmadığına karar vermiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Muhafız Tabur Komutanlığı'nda Astsubay olarak görev yapan davacının 17.11.2017 tarihinde Nizamiye Vardiya Amiri olarak görev yapmakta iken, saat 15:30 sıralarında 1 no.lu nizamiyeden kimlik tespit ve kayıt işlemleri yapılmadan askeri birlik içerisine (aracı ile) alınan şahsın JSGA Başkanlığı binasına giriş yaptıktan sonra bina içerisinde serbestçe dolaşarak randevusu olmadığı halde JSGA Başkanı ile görüştüğü, olayın yaşandığı gün ve saatte Nizamiye Vardiya Amiri olarak görev yapan davacının nizamiyede alınması gereken önlemleri almayarak güvenlik zaafiyetine sebep olunduğundan bahisle savunması alınmak suretiyle 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinin 13. alt bendi uyarınca 3 gün aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin tesis edilmesi üzerine, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, usulüne uygun soruşturma açılmadan, bağımsız bir soruşturmacı tayin edilmeden ve isnat edilen fiili her yönüyle ve şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya koyan bir soruşturma raporu düzenlenmeden tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, işin esasına girilerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının da ödenmesine karar verilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, davacı hakkında Dairemiz kararındaki gerekçe gözönünde bulundurularak yeniden işlem tesis edilebileceği de tabiidir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 13/01/2020 gün ve E:2018/301, K:2020/55 sayılı kararın KALDIRILMASINA; dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE, toplam 431,35-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca belirlenen 1.700,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Kanun'un değişik 45.maddesinin 6.fıkrası uyarınca KESİN olarak, 18/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)