İstemin Özeti: Davacının Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ….. Mahallesi, 2800 ada, 8 parselde yer alan ve 667 sayılı Kanun Hükmünde kararname ile kapatılan …….. Derneğine kiraladığı 7 ve 8 numaralı iş yerinin mühürlenip, başvurusuna karşın teslim edilmemesi nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararının tazmini için yaptığı 21.2.2018 tarihli başvurusunun reddine ait 8.3.2018 tarihli, 45371734-000-6721 sayılı işlemin iptali ile 50.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın, davacının taşınmazın teslimi başvurusu üzerine davalı idarece 667 sayılı KHK ve ilgili Genelgede kapsamında inceleme ve araştırmanın gerçekleştirildiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, irtibatı, iltisakı bulunup, bulunmadığı yönündeki araştırmanın olumlu sonuçlanması üzerine, kapatılan Derneğe ait taşınırların kıymet takdiri yapılıp, bunların satışının gerçekleştirilmesiyle yerin davacıya tesliminin öngörüldüğü, bu aşamadan sonra davacının 14.11.2017 tarihli dilekçesiyle geçmişe dönük olarak hak talebinde bulunulmayacağı taahhüt edildiğinden ve 2016/1 sayılı Genelgede yapılacak iş ve işlemlere ilişkin bir süre belirtilmediğinden bahisle davacının başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının OHAL kapsamında çıkarılan düzenlemelerden kaynaklanan zorunluluklar nedeniyle mecbur kaldığını belirterek geçmişe dönük haklarını talep etmeyeceği taahhüdü ile taşınmazın teslimini istediği ileri sürülmekte ise de, davalı idarenin geçmişe dönük olarak talepte bulunmama taahhüdünde bulunulması halinde taşınmazının teslim edileceğini bildiren 2.11.2017 tarihli, 21580 sayılı işleme karşı itiraz veya dava yoluna gidilmediği, bu durumda, davacının geçmişe dönük hak talebinde bulunulmayacağı taahhüdüyle taşınmazın tesliminin talep edildiğine göre, taşınmazın ilk başvuru tarihinden yaklaşık onyedi ay sonra teslim edildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun bulunması nedeniyle davacının tazminat talebinin de dayanağının olmadığı gerekçesiyle reddi yolunda Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen 25.12.2019 tarihli, E:2018/473, K:2019/1331 sayılı kararın, davacı tarafından idarenin uzun süren incelemesi sırasında taşınmazı mühürlü olarak tasarrufunda bulundurduğu, mülkiyet hakkının içeriği faydalanma hakkının kısıtlandığı, taşınmazın geç iadesi nedeniyle tazminat talep edildiği, mülkiyet hakkında doğan haklarından vazgeçmesine dair düzenlenen taahhütnamenin yok hükmünde olduğu, buna dayalı olarak oluşturulan gerekçenin isabetli olmadığı, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği 2014/14159 sayılı kararında açıklandığı gibi mülkiyet hakkına yapılabilecek müdahalelerde izlenmesi gereken yolların öngörülmesi, buna göre ilk aşamada tapu siciline tedbir konulmasıyla yetinilmesi gerektiği iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava dosyasının incelenmesinden;
-Davacının maliki olduğu Bursa ili, Nilüfer ilçesi, …….. Mahallesi, 2800 ada, 8 parselde yer alan 7 ve 8 numaralı iş yerini 1.8.2015 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 8 yıllığına ….. Derneğine kiraladığı,
-Bu Derneğin 23.7.2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki III sayılı listede sayılan kapatılan dernekler arasında bulunduğu,
-Sözü edilen 667 sayılı KHK'nin 2. maddesinin 2. fıkrasıyla, kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılıp, bunlara ait taşınmazların tapuda re'sen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilmesinin öngörüldüğü,
-Davacının 8.8.2016 tarihli başvurusuyla, kiracı derneğin kapatılması ile kira sözleşmesinin son bulduğu savıyla taşınmazının başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde teslim edilmesini istediği,
-Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 1.6.2017 tarihli, 16271 sayılı "OHAL- Kiralık Taşınmazların İadesi" konulu yazısıyla, inceleme ve değerleme komisyonları tarafından düzenlenen raporlarda malikine iadesi yolunda görüş verilen ve malikinin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatı ve iltisakının bulunmadığı belirlenip, ilgili valilik tarafından malikine iadesi gerektiğine karar verilen taşınmazların, tapu siciline tedbir şerhi konularak ve geriye dönük olarak hak talebinde bulunulmaması koşuluyla maliklerine iadesinin 1.6.2017 tarihli, 16242 sayılı Bakanlık "Olur"u ile uygun bulunduğunun duyurulduğu,
-Kapatılan Derneğin 667 sayılı KHK ile Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılan ve İdarece tespit edilen malvarlığı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilen taşınmazların kayıt, defter ve belgelere uygunluğunu denetlenip, malvarlığına dahil edilmesi gereken başkaca mal, hak ve alacaklar olup olmadığının araştırılması, alacak ve hakların takip ve tahsilinin sağlanması konusunda değerlendirmeleri içeren 2.8.2017 tarihli, 2017-A-891/1 sayılı Raporla, Gelir İdaresi Yönetim Bilgi Sisteminden yapılan sorgulama sonuncuna göre davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı ve irtibatının bulunmadığı, değerlemesi yapılan taşınır eşyanın satış işlemlerinin gerçekleştirilip, taşınmazın boş olarak teslimi gerektiğinin belirtildiği,
-Sözü edilen nihai görüş ve değerlendirme raporunun Maliye Bakanlığının 8.9.2017 tarihli, E.23612 sayılı yazısıyla Bursa Defterdarlığına gereği için gönderildiği,
-Bursa İl Emniyet Müdürlüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı ve irtibatının araştırılmasının istenildiği, çünkü Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 24.1.2017 tarihli, 2016/80528 sayılı yazısıyla, adli soruşturmalara delil oluşturacak emarelere rastlanması olasılığı bulunduğundan hareketle, devir ve teslim işlemlerinin arama ve diğer işlemlerin yapılmasından sonra tamamlanasının istenildiği,
-Bu bağlamda, kapatılan Derneğe ait 2017/29881 sayılı ceza soruşturması kapsamında, faaliyet gösterdiği adres ve eklentilerinde Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/5462 D. İş sayılı kararı uyarınca 12.10.2017 tarihinde arama işleminin gerçekleştirildiği, davacı hakkında soruşturma yapılmadığı bilgisinin 23.10.2017 tarihli yazıyla Bursa Defterdarlığına bildirildiği,
-Bunun üzerine 2.11.2017 tarihli yazıyla taşınmazın tapu örneği ve geçmişe dönük olarak hak talebinde bulunmadığı yolunda dilekçesiyle başvurması durumunda taşınmazın kendisine teslim edileceğinin davacıya bildirildiği,
-Davacının 14.11.2017 tarihli dilekçesiyle yasal haklarının saklı kalması çekincesiyle, zorunlu bırakıldığı için geçmişe dönük haklarını şimdilik talep etmediğini belirterek, taşınmazın teslimini talep ettiği,
-8.1.2018 tarihli işlemle, taşınmazın davacıya ait olduğuna ve iadesinde sakınca bulunmadığına karar verildiği,
-İçinde bulunan eşyanın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 51/a. maddesi uyarınca pazarlık yöntemiyle satışı ihalesi 9.1.2018 tarihinde tamamlanan taşınmazın 12.1.2018 tarihinde davacıya teslim edildiği,
-Davacının taşınmazın teslim edilmesini ilk olarak talep ettiği 8.8.2016 tarihinden teslim edildiği tarihe kadar geçen 17 aylık sürede, taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi zararın karşılanması için 21.2.2018 tarihinde başvuruda bulunduğu,
-Bu başvurunun, dava konusu edilen işlemle, ilgili düzenlemelerde gösterilen iş ve işlemlerin tamamlanması için süre öngörülmediği, geçmişe dönük hak talep etmediğini taahhüt ettiği belirtilerek reddedildiği,
-Davanın ise bu işlemin iptali ile fazlaya ait talep hakkı saklı olmak üzere 50.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açıldığı,
anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere dava, davacının, 667 sayılı KHK ile Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisak ve irtibatı olduğu belirlenerek tüzel kişiliği sonlandırılan Derneğe kiraladığı taşınmazının, bu Derneğin kapatılmasıyla kira ilişkisinin sona erdiği için kendisine teslim edilmesini isteği 8.8.2016 tarihinden çok sonra, ancak 12.1.2018 tarihinde geç teslim edilmesi nedeniyle, diğer bir ifadeyle hizmet kusuru nedeniyle uğranıldığı öne sürülen maddi zararın tazmini istemine ait tam yargı davası niteliğinde idari dava olup, davacının kira sözleşmesinin geçerliği savıyla, bu sözleşmeden kaynaklanan kira alacağının ödenmesi istemine dayanmamaktadır.
Davalı idarece taşınmazının teslimi için davacının geçmişe dönük olarak hak talebinde bulunmayacağı yolunda tek taraflı taahhütname almasının hukuksal dayanağı bulunmadığı gibi, davacının taşınmazının idarenin elinde bulunduğu sürede mülkiyet ve taşınmazından yararlanma hakkından açıkça vazgeçtiğinden söz edilemeyeceği, esasen ilgilinin mülkiyet hakkının sınırlanmasından doğan zararlarının karşılanması için, mülkiyet hakkını sınırlandıran işlemin icrasının sona ermesine kadar idari ve dava yoluyla talepte bulunulabilmesi olanaklı olduğu açık olup, istinafa konu kararla, davacının geçmişe dönük olarak hak talebinde bulunmamayı taahhüt etmesi halinde taşınmazın teslim edileceğine ait 2.11.2017 tarihli, 21580 sayılı işleme karşı itiraz edilmediği veya iptali istemiyle dava açılmadığı, davacının taahhütnameye eklediği, zorunlu bırakıldığı için geçmişe dönük haklarını şimdilik talep etmediğine ait çekincesinin geçmişe dönük hak talebinde bulunmayacağına ilişkin beyanını sakatlamayacağı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmasında isabet yoktur.
Bununla birlikte, Anayasanın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları idarenin faaliyetlerinden ötürü hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan davalar olup, bu davada idari yargı yeri hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem bunun hukuki sonuçlarını tespit edecektir. Dolayısıyla tam yargı davalarında öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup, olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekir.
İdari yargının yerleşik içtihatlarına göre "hizmet kusuru" idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanmakta olup, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde hizmet kusurunun gerçekleştiği, böylece idarenin tazmin yükümlülüğünün doğduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Ülkemiz 15 Temmuz 2016 tarihinde açık bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış; Devletin yetkili organları tarafından tehdit değerlendirmesi yapılıp, demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine, milli güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör ve illegal yapılanmalara karşı etkin önlemlerin alınması ve uygulanması kararlaştırılmıştır. Bu kapsamında Bakanlar Kurulunun 20.7.2016 tarihli, 2016/9064 sayılı kararıyla ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiş ve ilk olarak 22.7.2016 tarihli, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.7.2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş; "Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler" başlıklı 2. maddesinde, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli listede gösterilenlerin kapatıldığı belirtilerek, kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılıp, bunlara ait taşınmazların tapuda re'sen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilmesinin öngörülmüş vedevire ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği kurala bağlanmıştır.
Tanınan bu yetkiye dayanılarak 24.7.2016 tarihli, 29780 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği ile Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılan ve idarece tespit edilen malvarlığı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilen taşınmazların kayıt, defter ve belgelere uygunluğunu denetleyecek, malvarlığına dahil edilmesi gereken başkaca mal, hak ve alacaklar olup, olmadığının araştırılmasını yapacak, alacak ve hakların takip ve tahsilinin sağlanması konusunda değerlendirme yaparak sonucu rapora bağlayacak ve alınması gereken tedbirlere ilişkin önerilerde bulunacak İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu oluşturulması ve 667 sayılı KHK gereğince yapılması gereken tespit işlemlerine derhal başlanılması ve mümkün olan en kısa süre içerisinde sonuçlandırılması benimsenmiş; Tebliğin "Taşınırlar" başlıklı 9. maddesinde, kapatılan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde bulunan binalardaki taşınırların güvenlik önlemleri alınarak aynen muhafaza edilmesi, kiralama suretiyle kullanılan binalardaki taşınırların ise öncelikle ilgili ve ihtiyacı olan kamu kurum veya kuruluşuna devredilmesi veya idarece uygun görülen yerlere nakledilerek muhafaza altına alınması, kiralama suretiyle kullanılan taşınmazlara idarece ihtiyaç duyulmaması halinde kısa zamanda tahliyelerinin sağlanması ve tahliye sırasında mal sahibi ile birlikte bir teslim tutanağı düzenlenmesi öngörülmüştür.
Öte yandan 17.8.2016 tarihli, 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı KHK'nin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında ise Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık) her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup, kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tesvik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış; 4. fıkrasıyla, 1. fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi öngörülmüş; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük sürenin kapatma tarihinden itibaren başlaması esası benimsenmiştir.
Getirilen tüm bu düzenlemelerle, idarenin, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlendiği için kapatılan kurum ve kuruluşların mal varlıklarının tespiti, idaresi, bunlara ilişkin dava ve icra takibi, devralınan varlıklarla ilgili borç ve yükümlülüklerinin tespiti, bunların devralınan varlıkların değerini geçmemek, ek mali külfet getirmemek ve FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla uygun bir takvim dahilinde ödenmesi, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmak veya ödemek, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmek, sulh işlemini yapmak, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmak ve ihya etmek, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemek ve kaldırmak, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermek, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almak, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmek, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iade etmek görev ve yetkisiyle donatıldığı ve bunun için hukuki dayanağın oluşturulduğu ortadır.
Bu haliyle davacının taşınmazını kira yoluyla kullanan derneğin tüzel kişiliğinin sonlandırılıp, kapatılması nedeniyle bu taşınmazın idareye tanınan görev ve yetki kapsamında idarenin elinde tutulması, böylece taşınmaza tasarruf yetkisinin belirli süre ve koşullarda askıda tutulmasında hukuka ve dayanak kurallara aykırılık yoktur.
Diğer yandan idareye sözü edilen düzenlemeler ile yüklenen tüm bu görev ve yetkiye karşın, yaşanan darbe girişimi nedeniyle kamu idaresinin ve kamu hizmetlerinin işleyişinin, çünkü çok sayıda kamu görevlisinin görevinden uzaklaştırılması veya görevinden ihraç edilmesi nedeniyle kabul edilebilir biçimde yavaşladığı bir gerçek olduğu gibi, yürütülen çok sayıda ceza soruşturması ve kovuşturması nedeniyle, kapatılan tüm bu kuruluşların bina ve eşyalarının tespitinin, aynı zamanda bunların suç eşyası olup, olmadığının belirlenmesinin, bu kapsamda ceza soruşturma ve kovuşturmasına konu eşya üzerine gerekli önlemlerin alınması ve korunması gereği, taşınmaz malikinin belirtilen terör örgütüne aidiyetinin, irtibat ve iltisakının araştırılması gereği dikkate alındığında, davacının tasarruf hakkının kısıtlanıp, taşınmazının ancak yetkili idarenin ve ceza soruşturması makamlarının inceleme, araştırma ve değerlendirme yapma yetkisinin kullanılması sonrasında tesliminin hizmet kusuru oluşturmadığı, nitekim yapılan inceleme ve araştırma sonunda ve kapatılan Derneğe ait 2017/29881 sayılı ceza soruşturması kapsamında, faaliyet gösterdiği adres ve eklentilerinde Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/5462 D. İş sayılı kararı uyarınca 12.10.2017 tarihinde arama işleminin gerçekleştirilip, davacı hakkında soruşturma yapılmadığı bilgisinin 23.10.2017 tarihinde davalı idareye ulaşması sonrasında, taşınmaz içerisinde eşyanın tasfiyesinin sağlanıp, 12.1.2018 tarihinde, yani kabul edilebilir bir süre içerisinde davacıya teslim edildiği dikkate alındığında, davalı idarenin taşınmazın davacıya geç teslim ettiğinden bahisle tazmin yükümlüğünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla yerinde görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle REDDİNE, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine 30.12.2020 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)