İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 3. İdare Mahkemesi'nce dava konusu işlemin iptali ve davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının dava açma tarihinden (05/07/2019) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yönünde verilen 26/11/2019 gün ve E:2019/1291, K:2019/2416 sayılı kararın; davalı idare vekilince, davacının atanma için gerekli şartları taşımadığı ve davacı hakkında uygulanan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak talebin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak atanmaya hak kazanan davacı tarafından, atamasının yapılmamasına ilişkin 31/05/2019 tarih ve 19055 sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi tarafından, davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde kendisiyle ilgili olumsuz bir bilgi edinilmemesine rağmen, annesi ve babası hakkında FETÖ/PDY kapsamında olumsuz bir takım istihbari bilgilerin bulunduğu, babasının OHAL kapsamında KHK ile kamu görevinden çıkarılması yönünde elde edilen bilgiler gerekçe gösterilerek güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğuna karar verildiği, davacının söz konusu kadroya yerleştirilmesine rağmen yakınlarının eylemleri göz önünde bulundurulmak suretiyle anılan kadroya atamasının yapılmasının engellenmesinin de bir haktan mahrum bırakılmak suretiyle bir nevi cezalandırma olduğu, dolayısıyla, söz konusu terör örgütü ile davacının bizzat irtibat veya iltisakı konusunda herhangi bir iddiada bulunulmadığı anlaşılmakla, bizzat kendisi hakkında güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebep olacak herhangi bir bilgi bulunmayan davacının, annesi ve babası ile ilgili elde edilen istihbari bilgiler doğrultusunda güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edilerek araştırma görevlisi kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının mahrum kaldığı parasal haklarının hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
27.11.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 74. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Devlet memurluğuna alınacaklarda genel ve özel şartları düzenleyen 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinde "güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" hükmüne yer verilmiş olup, anılan düzenleme 08.03.2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 60. maddesiyle yasalaşmıştır.
Yukarıda anılan yasa hükmü ile devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması zorunlu hale getirilerek, hakkında yapılan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması olumsuz sonuçlananların devlet memurluğuna girişi engellenmiştir.
Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun devlet memurluğuna alınacaklarda genel ve özel şartları düzenleyen 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle açılan iptal davasında, Anayasa Mahkemesi'nin 24.07.2019 gün ve E: 2018/73; K: 2019/65 sayılı kararı ile, "...Bu bağlamda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen veriler kişisel veri niteliğindedir. Kuralla güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular sorulması da dâhil olmak üzere bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve kullanılması özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliğindedir.
Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri düzenlenmiştir. Belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kişiler bakımından birtakım şartlar getirilmesi doğaldır. Bu şekilde aranan nitelikler kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla kamu görevine atanmadan önce kişilerin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasını öngören kural kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak bu alanda düzenleme getiren kuralların kamu makamlarına hangi koşullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildiğini yeterince açık olarak göstermesi ve olası kötüye kullanmalara karşı yeterli güvenceleri sağlaması gerekir.
Kuralda güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılması memurluğa alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilen kullanılmasına ilişkin temel ilkeler belirlenmeksizin kuralla sadece güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması devlet memurluğuna alımlarda aranacak şartlar arasında sayılmıştır.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda Devlet memurluğuna atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi Anayasa’nın 13. (Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması), 20. (Özel Hayatın Gizliliği) ve 128. (Kamu Hizmeti Görevlileriyle İlgili Genel İlkeler) maddeleriyle bağdaşmamaktadır... " gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin iptaline karar verilmiş, söz konusu karar 29/11/2019 gün ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır..." hükmüne yer verilmiştir.
Yine Anayasanın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde, "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. " hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Anayasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bir Kanun ya da Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanması niteliğindeki idari işlemlerin iptali istemiyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Bir diğer ifadeyle Anayasa Mahkemesinin verdiği ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren iptal kararları, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanabilecektir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na araştırma görevlisi olarak atanmaya hak kazandığı, ancak 657 sayılı Kanunun 48.maddesinin (A) bendine eklenen 8 numaralı alt bendi uyarınca davalı idare tarafından, davacının güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasına istinaden atamasının yapılmaması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bakılan davanın konusu olan idari işlemin, davacının 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendi uyarınca hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle davalı idare bünyesinde araştırma görevlisi kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin olduğu, dolayısıyla dava konusu işlemin sebep unsurunun davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması olduğu, işbu dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada yargılama devam ederken, davacı hakkında güvenlik soruşturması yapılmasının dayanağını oluşturan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinin, Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali yönünde verilen 24.07.2019 gün ve E:2018/73; K:2019/65 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının 29/11/2019 gün ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu itibarla söz konusu iptal kararından önce 05.07.2019 tarihinde açılan bu davanın çözümünde, yukarıda yer verilen Anayasa hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bağlayıcı olduğu ve uygulanması gerektiği tartışmasızdır.
Bu durumda, dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendine eklenen (8) numaralı alt bendinde yer alan Devlet memurluğuna alımlarda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması gerektiğine ilişkin düzenlemenin, Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu hususunun Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile ortaya konularak iptal edilmesi karşısında, davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle davalı idare bünyesinde araştırma görevlisi kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali ile mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yönünde verilen mahkeme kararı sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusuna konu edilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, 2577 sayılı Yasanın 45/3. maddesi uyarınca başvurunun yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi uyarınca istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası gereğince diğer kanun yolları kapalı ve kesin olmak üzere, 19/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)