İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 6. İdare Mahkemesi'nce davanın reddi yönünde verilen 13/01/2020 gün ve E:2018/1585, K:2020/71sayılı kararın; davacı vekilleri tarafından, Çalışma ve sözleşme hürriyeti (Anayasa md 48) Anayasanın 13. ve 15. maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak sadece kanunla sınırlama yapılabileceğinin malum olduğu, oysa davaya konu idari işlemde, temel hak ve özgürlüklerden olan çalışma ve eğitim hakkı kanunla değil sadece bir "Makam Oluru"yla engellendiği, bu işlem ise, yerel mahkemece Olağanüstü Hal'in olduğu bir dönemde çıkarılan KHK ya bağlandırılmış olup, an itibariyle herhangi bir Olağanüstü Hal olmadığı, bu durumda OHAL'de olunmayan bir dönemde OHAL düzenlemelerinin ve bağlı işlemlerin devam ettirilmesi de ayrı bir anayasa ihlalini gösterdiği, davacının çalışma/eğitim hak ve özgürlüğünün, normlar hiyerarşisine aykırı şekilde yetki tecavüzü ile yetkisiz bir makam tarafından sınırlandırılmış olmasının yetki ve fonksiyon gasbı olduğu, davacı hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, söz konusu davada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ceza hukukundaki bu kurumun bir mahkumiyet olmadığı, gerekli süreler geçirildikten sonra söz konusu ceza yargılamasının ve kararının, hukuk dünyasında hiç olmamış gibi işlem göreceğinin bilinmesi gerektiği, ileride ceza yargılaması hiç olmamış gibi muamele görecek bir vatandaşın, an itibariyle ceza alan ve infazı başlanan ve ömür boyu sicilde ve kayıtlarda görülecek olan bir diğer vatandaşla aynı muameleye tabi tutulmasının hem ceza hukukuna hem de idare hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunun tartışmasız olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı savunularak talebin reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; davacı tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün öğretmen çalışma izni onayının iptaline ilişkin 10.01.2018 tarih ve E.709035 sayılı işlemi, 16.02.2018 tarih ve E.3316181 sayılı işlem ve bu işlemler doğrultusunda çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin Yenimahalle Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 22.02.2018 tarih ve E.3808073 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince, uyuşmazlıkta, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumlarda çalışan veya daha önce çalışmış olan bazı personelin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup ve müzahir şahıslarca kullanılan Bylock isimli uygulamayı kullandıklarının tespit edildiği, Bakanlıkça kurulan komisyonda bu durumun değerlendirilerek gözden geçirildiği, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı olduğu, bunlarla irtibatllı olduğu belirlenen ve aralarında davacının da bulunduğu bazı personelin çalışma izin onaylarının iptaline Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 10.01.2018 tarih ve E.709035 sayılı işlemi ile karar verildiği, davacı hakkında terör örgütüne üye olma suçundan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/62 esas sayılı dosyasında mahkumiyet kararı verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığının görüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 8. maddesinde; "...Kurumların müdürleri, kurucu/kurucu temsilcisi tarafından; diğer yönetici ve öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticileri ise müdürlerince seçilir ve çalışma izinleri valiliğin iznine sunulur. Valiliğin izni alınmadan müdür ile diğer yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler işe başlatılamaz. Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır." kuralına, 9. maddesinde ise; "... b) Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, hükümlerine tâbidir." kuralına yer verilmiştir.
23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...
f) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinde belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu maddedeki usule göre yapılır,
g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır...
(2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır." kuralı yer almaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrada Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ...Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder." düzenlemesi yer almıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının şartlarının gerçekleşmesi halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Bu düzenlemenin amacı, maddenin kapsamına giren bir mahkumiyet hükmü verilen kişinin, cezası infaz edilmeden ve yeniden suç işlemesini önlemek suretiyle suç işlenmesinden önceki hale geri dönerek açıklanması geri bırakılan hükmün tüm sonuçlarıyla hukuk aleminden kaldırılması ve böylece sanığın ıslah edilmesidir.
Bu bağlamda, her ne kadar idare mahkemesince, davacı hakkında terör örgütüne üye olma suçundan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/62 esas sayılı dosyasında mahkumiyet kararı verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı gerekçesine dayanılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda da açıklandığı üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının belirli şartların gerçekleşmesi halinde mahkumiyet hükmü niteliğini haiz olacağı ve somut uyuşmazlıkta davacının hükmün açıklanmasına sebebiyet veren bir hukuki durumu bulunmadığı dikkate alındığında davacı hakkında mahkumiyet hükmü bulunduğu gerekçesine dayanılmasında hukuki isabet görülmemiştir.
Ancak, 18/10/2016 tarihinde 6749 sayılı Kanunla yasalaşan 667 sayılı Kanunun 4.maddesinde "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve bu kapsamda görevine son verilenlerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyecekleri hükme bağlanmış olup, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2018/62 sayılı dosyası üzerinden görülen davada, mahkemece, davacı hakkında FETÖ terör örgütü mensuplarınca kullanılan iletişim programı olan bylock programını kullandığı, bunun dışında hazırlık aşamasında etkin pişmanlıkta bulunarak hakkında soruşturma ve dava açılan 40 kişi hakkında bilgi verdiği ve bu kişileri teşhis ettiği yönünde tespitlere yer verilerek bu tespitler ışığında davacının 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 27/11/2018 tarihinde davacının istinaf yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleştiği hususları birlikte dikkate alındığında, belirtilen terör örgütüne irtibatı ve iltisakı olduğu mahkeme kararıyla ortaya konulan davacının, çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiş olup, istinafa konu edilen mahkeme kararı da sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusuna konu edilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, 2577 sayılı Yasanın 45/3. maddesi uyarınca başvurunun yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına ve posta gideri avansından artan miktarın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 Yasanın 46. maddesinin (c) bendi gereğince 30 gün içerisinde Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, 12/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)