(5015 S. K. m. 2, 19, 20, Geç. m. 6) (2577 S. K. m. 45) (5237 S. K. m. 7, 45) (5326 S. K. m. 3, 5)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından; şirketlerine ait ..... Köyü ..... Mezrası karşısında bulunan ….. Petrol Akaryakıt İstasyonunda 19/07/2017 tarihinde yapılan denetim sonrasında istasyonda fiyat ilanı yapılmadan akaryakıt satışı yapıldığından bahisle 87.814,00-TL idari para cezası verilmesine yönelik Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 15.11.2018 tarih ve 8187-12 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak, Ankara 7. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/05/2019 tarih ve E:2019/214, K:2019/1384 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesince; Dairemizin 20/11/2019 tarih ve E:2019/2919, K:2019/2629 sayılı kararının, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 18/02/2020 tarih ve E:2020/97, K:2020/514 sayılı kararı ile bozulması üzerine, dava dosyası yeniden incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacıya ait ……. Köyü …… Mezrası karşısında bulunan …. Petrol Akaryakıt İstasyonunda 19/07/2017 tarihinde yapılan denetim sonrasında istasyonda fiyat ilanı yapılmadan akaryakıt satışı yapıldığından bahisle 87.814,00-TL idari para cezası verilmesine yönelik Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 15.11.2018 tarih ve 8187-12 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacı şirkete ait istasyonda yapılan denetimde istasyonda fiyat ilanı yapılmadan akaryakıt satışı yapıldığı tespit edilmiş ise de davalı idare tarafından, idarî para cezasının hangi nedenle üst sınırdan verildiğinin somut bilgi ve belgelerle ortaya konulamadığı, ayrıca bu konuda herhangi bir açıklama da getirilmediği göz önününde bulundurulduğunda, idari para cezası tayininde herhangi bir kriter gözetmeksizin salt takdir yetkisinden hareketle Kanun'da öngörülen üst sınırdan idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı, nitekim; Danıştay 13. Dairesinin 06.06.2013 tarihli ve E:2011/4330, K:2013/1730 sayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 21/06/2017 tarihli ve E:2017/215, K:2017/216 sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairemizin20/11/2019 tarih ve E:2019/2919, K:2019/2629 sayılı kararıyla; mevzuat hükümleri ve olayın birlikte değerlendirilmesinden; davacının söz konusu akaryakıt istasyonunda fiyat ilan panosu bulundurmamak suretiyle mevzuat hükümlerini ihlal ettiği, söz konusu eksikliğin davacının gerekli dikkat ve özeni gösterdiğinde giderilebileceğinin açık olduğu, nitekim denetim sonrasında fiyat panosu eksikliğinin giderildiği birlikte değerlendirildiğinde, bu durumdan haberdar olunmak suretiyle mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütüldüğünün dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, fiilin niteliği itibariyle iradi bir davranış sonucu gerçekleştiği görüldüğünden, davalı idarenin 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesinde belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkını kullanmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi yanında, 5015 sayılı Kanun amaçlarına aykırılık, dava konusu işlemlerin iptaline dair Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 7. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/05/2019 tarih ve E:2019/214, K:2019/1384 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanınREDDİNE karar verilmesi üzerine, davacı tarafından, anılan kararın bozulması istemiyle temyiz başvurusunda bulunulmuş, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 18/02/2020 tarih ve E:2020/97, K:2020/514sayılı kararı ile; niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiilleri işleyenlerin önceki kanun döneminde doğrudan idarî para cezasına muhatap oldukları hâlde, 7164 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra aynı fiilleri işleyenlerin ihlâlin ortadan kaldırılması hususunda ihtar edilmelerinin öngörülmesi, böylelikle ihtar edilen kişilerin söz konusu ihlâli ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulabilmelerine imkân tanınması karşısında, ihtar müessesesinin maddî hukuka etkisinin bulunduğu ve lehe kanun kapsamında belirtilen fiilleri önceki kanun döneminde işleyenler yönünden de geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, bu itibarla 5015 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller arasında sayılan fiyat ilanı yapılmadan akaryakıt satışı yapılması fiili nedeniyle idarî para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması zorunluluğu karşısında, lehe kanun hükmü dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 2. maddesinde; lisans; "bu Kanuna göre gerçek ve tüzel kişilere piyasada faaliyet gösterebilmeleri için Kurul tarafından izin verildiğini gösterir belgeyi ifade eder" şeklinde tanımlanmış, "Lisans Sahiplerinin Temel Hak ve Yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir.”, ikinci fıkrasında ise, “Lisans ile tanınan haklar; bu Kanunun, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır.” hükmüne yer verildikten sonra, dava konusu Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 15.11.2018tarihve8187-12sayılıkarartarihi itibariyle yürürlükte olan “İdari Para Cezaları” başlıklı 19. maddesinin yedinci fıkrasında "Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin (2016 yılında Uygulanacak Para Cezaları Hakkında Tebliğ ile 84.575,00) Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir" hükmüne yer verilmiştir.
5015 sayılı Kanunun " Yaptırımlar" başlıklı 20. maddesi7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun33. maddesi ile yeniden düzenlenmiş ve yeniden düzenlenen "İdari Yaptırımlar" başlıklı 20. maddesinde, "İdari yaptırımlar; tedbirler, lisans iptalleri ve idari para cezalarından oluşur. Bu Kanuna göre idari para cezaları, tedbirler ve lisans iptallerinin uygulanması bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları, alınan tedbirler ve lisans iptalleri diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemez. Bu Kanuna göre idari yaptırımlar aşağıdaki usulde yürütülür:
a) Lisans sahibi kişiler hakkında bu Kanuna, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına aykırı davranılması hâlinde; Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiiller için ilgilisine Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi halde hakkında geçici durdurma yapılabileceği ihtaredilir. Verilen ihtar süresi sonunda mevzuata aykırı durumu devam ettirenlerin ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Niteliği itibarıyla düzeltme imkânı olan fiilin tespit tarihinden itibaren iki yıl içerisinde tekrar edilmesi hâlinde ise ihtar işlemi uygulanmaksızın ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Geçici durdurma süresince, tehlikeli eylemin veya kötüniyetin veya ürünlerde zarar oluşmasının önlenmesi ile faaliyetin durdurulmasına neden olan durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin faaliyetler dışında hiçbir piyasa faaliyeti yapılamaz. Geçici durdurma süresi sonunda da tespit edilen aykırılıklar giderilmezse, faaliyetin durdurulmasına devam edilerek soruşturma başlatılır ve gerekli idari yaptırımlar uygulanır. Lisans iptalleri Kurumca yapılacak soruşturma neticesine göre karara bağlanır. Yapılan geçici durdurma sonrasında mevzuata aykırı durumun ortadan kalkması hâlinde geçici durdurma hali sona erdirilir......" şeklinde düzenleme getirilmiştir.
5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer verilen kural kapsamında, 14/03/2019 tarih ve 8487-3 sayılı Kurul kararı ile, niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller belirlenmiş, "Fiyat ilanı yapılmadan akaryakıt satışı yapılması"bu fiiller arasında sayılmıştır.
Ayrıca, 5015 sayılı Kanuna 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun34. maddesi ile eklenen Geçici 6. maddesinin birinci fıkrasında, " Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olanve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller için, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanır. " kuralına, anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, " .............Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 19 uncu maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idari para cezaları iade edilmez." kuralına yer verilmiştir.
İdarî yaptırımlar; yasaların açıkça yetki verdiği ve yasaklamadığı durumlarda, araya yargı kararı girmeden, idarenin doğrudan doğruya, bir işlemi ile ve idare hukukuna özgü usullerle uyguladığı müeyyideler şeklinde tanımlanmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun "Cezalar" başlıklı 45. maddesinde, "Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır" şeklinde bir düzenleme ile kabahatleri ceza kanunu dışında bırakmıştır.
Söz konusu durum karşısında Kabahatler tamamen müeyyidesiz bırakılmayıp 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile düzenlenmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanununda idari yaptırımları “idari para cezası” ve “idari tedbirler (mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve diğer tedbirler)” olarak belirlemiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde; diğer genel hükümlerin ise, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı belirtilmiş ve bu genel hükümlerden birisi de "zaman bakımından uygulama "Kabahatler Kanununun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un “Zaman Bakımından Uygulama” başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Zaman bakımından uygulama, cezaya ilişkin bir kanunun zaman dilimi itibariyle hangi andan itibaren uygulanabileceğinin belirlenmesiyle ilgili bir konudur. Zaman bakımından uygulama konusunda Türk Ceza Kanunu “fiilin işlendiği zamanı” esas almıştır. Buna göre fiilin işlendiği zamanda yürürlükte olan kanununa göre bir değerlendirmede bulunulacaktır.
Buna göre, idari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukuki durumun dikkate alınması gerekmektedir.
Bu bakımdan; İdari yaptırımlarda, sonradan yürürlüğe giren kanunların ne şekilde uygulanacağı, başka bir ifade ile idari yaptırımlara ilişkin olarak lehe olan kanunun geçmişe yürüyüp yürümeyeceği konusu önem arzetmekte, bu hususa yönelik olarak getirilen geçici maddelerde yapılan düzenlemelerle bir ilinti kurulmaktadır.
Yukarıda aktarımı yapılan 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun33. ve 34 (Geçici 6). Maddelerinin gerekçesinde de ifade edildiği üzere, petrol piyasasında kabahat olarak nitelendirilip belli bir müeyyideye bağlanmış ancak maddenin yürürlüğe girdiği 28.02.2019 tarihinden önce kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan mevzuat ihlalleri için, soruşturma açma veya idari para cezası uygulanmadan önce ihtar müessesesi getirilmiş, maddenin yürürlüğe girdiği28.02.2019tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları için bu kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde ilgili vergi dairesince asgari maktu hadden tahsil edileceği öngörülmüştür.
Madde düzenlemesindeki ''ve'' bağlacı; her iki koşulun 1-Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olma ve 2-Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkânı bulunan fiiller olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde Kanunda öngörülen düzenlemenin uygulanmasını kayıt altına almaktadır. Bir başka ifadeyle Kanun koyucunun5015 sayılı Kanunun 20. maddesindeki idari yaptırımlara ilişkin getirdiği yeni usuldeki koşulları düzenlenlerken dikkate aldığı hususlar, daha önce verilmiş ve kesinleşmiş idari para cezalarının bu yeni usülden yararlanamayacağı sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Kanunun bu açık düzenlemesi karşısında artık lehe Kanun tartışmasının yapılmasına da hukuki olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, yukarıda yer verilen tüm anlatımlar, dava konusu uyuşmazlık ile birlikte değerlendirilecek olursa; idari yaptırıma konu olan ve davacıya atfedilen "Fiyat ilanı yapılmadan akaryakıt satışı yapılması" şeklindeki yükümlülüğün yürürlükten kaldırılmadığı, başka bir ifade ile idari para cezası verilecek fiiller kapsamından çıkarılmadığı ve söz konusu fiil için öngörülen idari para cezası miktarında ise bir azalma meydana gelmediği, aksine idari para cezası oranının yükseltildiği, ayrıca 7164 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinin getirdiği sınırlama kapsamında ihtarın yalnızca maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca para cezası verilmemiş ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiler için getirildiği göz önüne alındığında, 7164 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenlemelerin davacının fiili yönünden lehe bir durum yaratmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davanın esası yönünden de, idari para cezasına konu eylem sabit olmakla birlikte, eylem nedeniyle verilecek idari para cezasına ilişkin düzenlemenin yer aldığı kanun maddesinde idari para cezası için alt ve üst sınır belirlenmiş olması ve idarenin takdir yetkisini üst sınırdan kullanarak idari para cezası vermesi uyuşmazlığa neden olmuştur.
Dosyanın incelenmesinden; davacıya ait akaryakıt istasyonunda 19.07.2017 tarihinde yapılan denetim neticesinde; istasyonun dışarıdan ve yoldan görülebilecek herhangi bir akaryakıt fiyat ilanına ilişkin fiyat tabelasının bulunmadığının tespit edildiği, yapılan soruşturma sonucunda 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 4'üncü maddesinin 1'inci ve 2'nci fıkraları ile Petrol Piyasası Fiyatlandırma Yönetmeliği'nin 7'inci maddesinin 1/c bendinin, 12'nci maddesinin 3'üncü fıkrasının ve 13'üncü maddesinin 1/a bendinin ihlal edildiği nedeni ile 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 7. fıkrası gereğince 87.814,00 TL tutarında idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin; Kanun'un, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği belirtilmiş; ‘’İdarî para cezası’’ başlıklı 17. maddesinde; ‘’(1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir. / (2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur. ... ‘’hükmü yer almıştır.
5015 sayılı Kanun Kapsamında belirlenmiş olan fiillerin ihlali halinde uygulanacak olan idari para cezalarının miktarının ve/veya aralığının tespitinde, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17. maddesinde yer alan düzenleme de göz önününde bulundurulmak suretiyle, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru ve ekonomik durumu gibi etkenler, gerek idarenin takdir hakkının hukuksal gerekçesi ve aynı zamanda da, yargısal denetimde hükme dayanak oluşturacak temel ve kaçınılmaz ölçütler olacaktır.
Başka bir ifadeyle, idari para cezaları için 5015 sayılı Kanun’ un 19/7. maddesinde nispi miktar olarak tespit edilmiş olan aralık, belirtilen ölçütler esas alınarak doldurulacak, fiilin ağırlığı, failin kastı, kusuru gibi ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınıra yaklaşılacak, hafifleştirici nedenler ise bu aralığı üst sınırdan alt sınıra doğru daraltacaktır.
Dava konusu olayda; davacının söz konusu akaryakıt istasyonunda, fiyat ilan panosu bulundurmamak suretiyle, yukarıda anılan mevzuat hükümlerini ihlal ettiği, söz konusu eksikliğin davacının gerekli dikkat ve özeni gösterdiğinde giderilebileceğinin açık olduğu, nitekim denetim sonrasında fiyat panosu eksikliğinin giderildiği birlikte değerlendirildiğinde, bu durumdan haberdar olunmak suretiyle mevzuatla yasaklanmış olan piyasa faaliyetleri kapsamında ticari faaliyet yürütüldüğü dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılmış olup, fiilin niteliği itibariyle iradi bir davranış sonucu gerçekleştiği görüldüğünden, davalı idarenin 5015 sayılı Kanun’un 19/7. maddesinde belirlenen üst sınırdaki tutar üzerinden takdir hakkını kullanmasında hukuka, adalete, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesi yanında, 5015 sayılı Kanun amaçlarına aykırılık, dava konusu işlemlerin iptaline dair Mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin anılan bozma kararına uyulmayarak, Dairemizin 20/11/2019 tarih ve E:2019/2919, K:2019/2629 sayılı kararında ISRAR edilmesine, davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 7. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/05/2019 tarih ve E:2019/214, K:2019/1384 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, davanın REDDİNE; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve temyiz safhasına ait 799,95.-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasına ait toplam 147,80.-TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 08/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)