(6360 S. K. Geç. m. 1) (1319 S. K. m. 22)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili tarafından, müvekkilinin maliki olduğu Bursa İli, Orhangazi İlçesi, ……. Mahallesi, 772 ada ve 77 (eski 3067 parsel) parsel numarasında tapuya kayıtlı taşınmazı için 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 15. fıkrası uyarınca 6 yıl süreyle vergi, harç ve katılım paylarından muaf tutulup 2015/1-2, 2016/1-2 ve 2017/1-2 dönemleri için tahakkuk ettirilen emlak vergisi ve kültür varlıklarını koruma katkı payının iptali ve ödenen 37.745,40-TL tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iade edilmesi yolunda yapılan 22.10.2018 tarih ve D8018 sayılı başvurunun 30.10.2018 tarih ve E.13681 sayılı işlem ile reddi üzerine açılan davada Mahkemelerince 06.12.2018 tarih ve E:2018/1307, K:2018/1723 sayılı ''merciine tevdii'' kararı gereğince yapılan şikayet başvurusunun reddine ilişkin 25.01.2019 tarih ve E.1189 sayılı işlemin iptali ve ödenen 37.745,40-TL tutarın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davada; dava konusu taşınmaza 6360 sayılı Kanun uyarınca vergi muafiyeti tanınması için emlak vergisine konu olan mahallin, daha önce köy statüsünde iken 6360 sayılı Yasa ile köy tüzel kişiliği kaldırılan yerlerden olması gerektiği, gerek dava konusu işlemde taşınmazın bulunduğu mahalin köy statüsünde iken mahalle vasfına dönüştüğüne ilişkin olarak yapılan başvuruda anılan taşınmazın bulunduğu mahalin halen köy statüsünde bulunduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmaması, gerekse Bursa 1. Vergi Mahkemesi'nin E:2018/328 sayılı dosyasına sunulan 02.04.2018 havale tarihli savunma dilekçesinde dava konusu taşınmazın bulunduğu Bursa İli, Orhangazi İlçesi ....... Mahallesi'nin 6360 sayılı Kanun kapsamında köy tüzel kişiliği kaldırılıp mahalle vasfına dönüştürülen yerlerden olduğunun davalı idarece belirtilmesi karşısında 6360 sayılı Kanun uyarınca köy tüzel kişiliği kaldırılıp mahalle vasfına dönüştürülen yerde olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmayan davacıya ait taşınmazın, 6360 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesinin 30/03/2014 tarihinde yürürlüğe giren 15. fıkrası hükmü uyarınca, beş yıl süreyle emlak vergisi alınmayan bir taşınmaz olduğunun açık olduğu, söz konusu taşınmaz nedeniyle davacı adına 2015/1-2, 2016/1-2 ve 2017/1-2 dönemlerine ilişkin olarak yapılan emlak vergisi ve kültür varlıklarını koruma katkı payları tahakkuklarının vergilendirme hatası kapsamında olduğu, söz konusu dönemlere ilişkin emlak vergisi ve kültür varlıklarını koruma katkı paylarının iadesi istemiyle yapılan şikayet başvurusunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, davalı idarece 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 01.03.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1610 sayılı Kanunu'nun 14. maddesiyle değişik 22. maddesinde bina ve arazi vergileriyle ilgili muaflık ve istisna hükümlerinin, bu Kanun'a eklenmek veya bu Kanun'da değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceği hükmü yer aldığı, 6360 sayılı Kanun'da yer alan muafiyet hükmünün dava konusu olaya uygulanamayacağı belirtilmiş ise de, gerek Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 11.02.1988 tarihinde verilen E:1987/3, K:1988/1 sayılı kararında gerekse Danıştay Dokuzuncu Dairesi'nin 26.05.2016 tarih ve E:2016/605, K:2016/5202 sayılı kararında belirtildiği üzere sonra çıkan kanunun, genel nitelikteki önceki kanunun yerine geçeceği ve sonradan yürürlüğe giren özel nitelikteki kanunda yer alan istisna ve muafiyet hükümlerinin uygulanacağı belirtildiğinden bu iddialara itibar edilmediği, ayrıca, dava konusu işlemde, uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin emlak vergisi ve kültür varlıklarını koruma katkı payı tahakkuklarının daha önceden dava konusu edildiği, verilen yargı kararları nedeniyle ödenen tutarların iade edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olarak daha önceden açılan davada 6360 sayılı Kanun kapsamında anılan taşınmaz yönünden muafiyet hükmü nedeniyle bir hüküm kurulmadığının anlaşıldığı, ilgili mevzuat hükmü uyarınca uyuşmazlık konusu emlak vergisi ve kültür varlıklarını koruma katkı payları tahakkuklarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan düzeltme-şikayet hükümleri kapsamında dava konusu edilebileceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, iadesi istenilen tutarın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar veren Bursa 2. Vergi Mahkemesi'nin 28/10/2019 gün ve E:2019/243, K:2019/1741 sayılı kararının; 6360 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 15. fıkrası ile 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nda herhangi bir değişikliğe gidilmediği, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 22'inci maddesinde, bina ve arazi vergileriyle ilgili muaflık ve istisna hükümlerinin bu kanuna eklenmek veya bu kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceğinin hüküm altına alındığı, bu hükmün değerlendirilmesi neticesinde tüzel kişiliği kaldırılan köylere tanınan geçici muafiyetin uygulanmasının mümkün olmadığı, anılan kanun maddesinde tüzel kişiliği kaldırılan köylerde emlak vergisinin alınmayacağı belirtilmiş olsa da Emlak Vergisi Kanunu'nda konuya ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı, Emlak Vergisi Kanunu'nda söz konusu geçici muafiyetle alakalı bir hüküm bulunmadığından muafiyetin uygulanmasının mümkün olmadığı, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu iddialarıyla istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci Vergi Dava Dairesince gereği görüşüldü:
İstinaf başvurusuna konu karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından istinaf başvurusunun reddine, 128,50-TL istinaf başvurma harcı ve 58,90-TL posta giderinin istinaf başvurusunda bulunan üzerinde bırakılmasına, 54,40-TL maktu karar harcının istinaf başvurusunda bulunan taraftan alınması için harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, artan posta ücretinin ilgilisine iadesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak 26/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)