İSTEMİN ÖZETİ: Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Patoloji Anabilim Dalında öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Genel Kurulu'nun 09/05/2019 tarih ve 2019.7.250 sayılı kararının iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; bazı kurumlarda ve bazı görevlerde istihdam edilecek kişiler hakkında görevin önemi, özelliği gereği derin bir araştırma ve değerlendirme yapılmasının esas olduğu, tehdit, şantaj, cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yöntemleri kullanarak, tüm Anayasal kurumları baskı altına almayı, zaafa uğratmayı, yönlendirmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayı hedefleyen, mensuplarına takiyye ve tedbir gibi ileri gizlenme tekniklerini kullandırarak bir casusluk örgütü olarak da faaliyet gösteren bir örgüte mensup, iltisaklı ve irtibatlı kişilerin demokratik hukuk devletine karşı yakın, açık ve ciddi bir tehlike teşkil etmesinin önlenmesi, Anayasal düzenin, milli iradenin, hukuk devletinin, demokrasinin ve temel hak ve hürriyetlerin korunması, ülkemizde yaşanan bu son darbe teşebbüsünün tamamen sonlandırılması, buna benzer bir müdahale girişiminin yeniden yaşanmaması ve terörle mücadelenin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için, bu süreçte Devletin en hassas birimlerine sızan örgüt elemanlarının siyasi ve askeri casusluk fiillerini de içeren faaliyetleri dikkate alındığında, milli güvenliği ve Devletin devamlılığını sağlamak için kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyi şekilde yürütebilmesi için bir takım tedbirler almasının gerekli olduğu, bu tedbirlerin alınırken dikkatli ve daha titiz davranmasının da gerektiği ve eğitim ve öğretimden sorumlu Yükseköğretim Kurumlarında görev yapacak personelin güvenilirliğinin her türlü şüpheden uzak olarak ortaya konulması gerektiği, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğu, davacının eşi hakkında yürütülen ceza yargılaması sırasında elde edilen ifade, bilgi ve belgeler ile diğer bilgi ve belgeler kapsamında davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğunun değerlendirildiği, yürüttüğü kamu hizmetinin eğitim ve öğretim faaliyetleri açısından önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti dikkate alındığında, davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair dava konusu işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, Mahkemesince dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının bu işlem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü parasal ve özlük hak taleplerinin de reddi gerektiği gerekçesiyle Afyonkarahisar İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 26/02/2020 tarih ve E:2019/457, K:2020/159 sayılı kararın, davacı vekili tarafından; herşeyden önce suç ve cezaların şahsi olduğu, eşinin bu örgütle irtibat düzeyine dahi hiç bir bağlantısının olmadığı, bir an için böyle bir bağlantısı var kabul edilse daha suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereğince bu durumun davacının aleyhine bir gerekçe olarak kullanılamayacağı, ayrıca eşlerden birinin durumu diğer eşi de bağlayacaksa Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri üniversitesinde akademisyen olan ve eşi örgüt üyeliği nedeniyle hem ihraç edildiği hem de adli yönden ceza aldığı, bu hapis cezalarının kesinleştiği birçok kişinin olduğu, bu akademisyenler eşlerinin bu durumuna rağmen hiç bir sorun yaşamadan çalışmaya devam ettiği, davalı idarenin genel ifadelerle çocuklarını okula gönderdiğini ve ihracına karar verildiğini beyan ettiği, idarenin, davacı gibi çocuğunu okula gönderen çok sayıda akademisyen olduğu halde neden bazı akademisyenlere aynı konudan işlem yapılmadığını, neden eşitsiz uygulamayı yaptığını açıklaması gerektiği, davacının çocuklarını kimsenin talimatıyla okula göndermediği, büyük kızını ilk defa okula gönderirken iyi bir eğitim alması için özel okula göndermek istediği, o tarihte Afyonkarahisar'da kaliteli eğitim veren okul sayısının oldukça sınırlı olduğundan mecburen bu okula gönderdiği, buradaki tek amacın çocuğun iyi bir okul eğitimi alması olduğu iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVALI YÜKSEKÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI SAVUNMASININ ÖZETİ: Demokratik bir ülkede kamuda istihdam edilen görevlilerin Anayasa ve kanunlara sadakat ile görevlerini yapma yükümlülüğünün bulunduğu, bu kapsamda kamuda gerek göreve kabul gerekse görevin devamı sürecinde kişilerde devlete sadakat kriterinin arandığı, kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DAVALI AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ SAVUNMASININ ÖZETİ: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında öngörülen hak ve özgürlüklerle devletin ve kamu görevlilerinin görev ve sorumluluklarının birlikte incelenmesi, anayasal özgürlüklerin kapsam ve sınırların aşılması anlamına gelmeyeceği, idarelerin ilk atama ya da görevin devamı sırasında aradığı niteliği, kamu görevinin özelliğine görev belirleme noktasında sahip olduğu denetime ilişkin takdir hakkı ve yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden irdelendiğinde yapılan idari işlemin hukuka uygun sınırlar içinde takdir yetkisi çerçevesinde yerine getirildiği istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
Başvuruya konu mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 271,10.-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin Mahkemesi'nce davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde doğrudan Dairemiz'e veya Dairemiz'e iletilmek üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan yerlere verilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 24.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)