(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 137, 141, 143, Ek. m. 32)
İSTEMİN ÖZETİ: Eskişehir 1. İdare Mahkemesince verilen 05/03/2020 tarih ve E:2019/744, K:2020/160 sayılı kararın; taraflarca aleyhlerine olan kısımların istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; Eskişehir ili, ….. Lisesinde çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeni olarak görev yapmakta iken 28/07/2016 tarihinde görevden uzaklaştırılıp 672 sayılı KHK ile 01/09/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarıldıktan sonra OHAL İşleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurusu kabul edilerek göreve iade edilen ve 17/05/2019 tarihinde göreve başlayan davacı tarafından, açıkta geçirdiği 01/09/2016-17/05/2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin maaşındaki kesintinin ve maaş tutarlarının ödenmeyen yasal faizi ile eğitime hazırlık ödeneğinin ve ek ders ile nöbet karşılığı ek ders ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 23/08/2019 tarih ve E.15207537 sayılı işlemin iptali ve işlem nedeniyle mahrum kalınan parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 32. maddesinde düzenlenen öğretim yılına hazırlık ödeneğinin, açıkça fiilen çalışma şartına bağlandığı ve talep konusu dönemde davacının görevini fiilen icra etmediği, ilgili mevzuat gereği ek ders ücretlerinin de fiili çalışma şartına bağlandığı, keza nöbet görev ücretlerinin ve ders dışı eğitim çalışmaları ücretlerinin de ek ders ücreti kapsamında ödenen ücretler olduğu göz önüne alındığında; bu ücretlerin hak edilebilmesi için görevin fiilen yerine getirilmesi gerektiği, söz konusu ödemelerin fiilen çalışılmayan dönem için parasal hak kaybı kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin bu kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak davacının görevden uzaklaştırıldığı dönemde yapılan 1/3 oranındaki aylık kesintilerinin ve kamu görevinden ihracından sonra ödenmeyen maaşının, asıl borcun doğumuna ve varlığına bağlı fer'i bir alacak olmasının bir gereği olarak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin bu kısmında ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin; davacının görevinden uzakta geçirdiği süreye ilişkin olarak tarafına sonradan ödenen maaşlarına yasal faiz uygulanmamasına ilişkin kısmının iptaline, bahsi geçen bu kısma ilişkin alacakların yasal faizinin davalı idareye başvuru tarihi olan 20/06/2019 tarihinden itibaren hesaplanarak davacıya ödenmesine, ek ders ücreti ve nöbet görevi karşılığı ek ders ücreti ile öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ödenmesi isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı, davacıya maaşlarının ödendiği, yasal faiz ödeneceğine dair düzenleme bulunmadığı ileri sürülerek kararın iptal ve kabule ilişkin kısmına karşı, davacı tarafından ise; ihraç edilmeseydi görevini fiilen yerine getirecek olduğu, idarenin kusuru nedeniyle görevinden ayrı kaldığı, bu nedenle görevi fiilen yerine getirmiş kabul edilerek ek ders ücreti, nöbet karşılığı ek ders ücreti ve eğitim öğretim hazırlık ödeneğinin ödenmesi gerektiği ileri sürülerek kararın davanın reddine ilişkin kısmına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf başvurusuna konu kararın, davacının görevden ayrı kaldığı sürece ilişkin olarak tarafına sonradan ödenen maaş alacaklarına yasal faiz uygulanmamasına ilişkin kısmının iptaline, maaşların yasal faizinin davalı idareye başvuru tarihi olan 20/06/2019 tarihinden itibaren hesaplanarak davacıya ödenmesine ilişkin kısmında usul hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığından davalı idarenin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Davacının istinaf başvurusu eğitim öğretim hazırlık ödeneği yönünden incelendiğinde;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 32. maddesinde; eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına dahil öğretmen unvanlı kadrolarda görevli olup; fiilen öğretmenlik yapanlara her öğretim yılında bir defaya mahsus olmak üzere ve öğretim yılının başladığı ay içinde Milli Eğitim Bakanı tarafından belirlenecek tarihte Bakanlar Kurulunca belirlenecek miktarda, öğretim yılına hazırlık ödeneği ödeneceği belirtilmiştir.
6767 Sayılı 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa ekli (K) Cetvelinin ''IV-Diğer Ödemeler'' kısmının 3. maddesinde de; ''657 Sayılı Kanunun Ek 32'nci maddesi uyarınca verilecek öğretim yılına hazırlık ödeneği; öğretim yılının başladığı aydan sonra ve birinci dönem ders yılının sonundan önce göreve başlayanlara %75'i, birinci dönem ders yılından sonra ve ikinci dönem ders yılının sona ermesinden önce göreve başlayanlara ise %50'si oranında yapılır.'' düzenlemesi yer almıştır.
7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Kararların uygulanması" başlıklı 10 uncu maddesinde de; "... İlgililerin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin kanun hükmünde kararname hükümleri, bu fıkrada belirtilen kişiler bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmış sayılır. Bu kapsamda göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler, kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için "öğretim yılına hazırlık ödeneği"nin mahiyetinin ortaya konulması gerekmektedir.
Yukarıda anılan düzenlemelerin değerlendirilmesinden, bir öğretmene söz konusu ödeneğin verilebilmesi için görevde olmasının yeterli olduğu, başka bir şartın aranmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı, idare tarafından daha sonra geri alınmış bir işlem nedeniyle öğretim yılının başlangıcında görevi başında bulunmadığından, başka bir ifade ile, idarenin sonradan geri alınan kamu görevinden çıkarma işlemi olmasaydı öğretim yılı başında görevi başında bulunup, başka bir şart da aranmaması sebebiyle "öğretim yılına hazırlık ödeneği"nin tamamını alacak durumda bulunduğundan, göreve iadesi sonrasında da hangi tarihte göreve başladığına bakılmaksızın söz konusu ödeneğin tamamının kendisine ödenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davacıya açıkta geçirdiği sürelere ilişkin öğretim yılına hazırlık ödeneğinin eksik ödenmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk, bu işlem yönünden davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
İstinaf başvurusuna konu kararın nöbet karşılığı ek ders ücretine yönelik kısmına gelince;
Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin "Öğretmenlere nöbet görevi verilmesinin esasları" başlıklı 91. maddesinde davacının görevden ayrı kaldığı dönem zarfında yürürlükte olan haliyle; "(1) Öğretmenler, nöbet görevini nöbet çizelgesine göre yerine getirirler.
(2) Nöbetlerde aşağıdaki esaslara uyulur:
a) Öğretmenlere, dersinin en az bulunduğu gün veya günlerde nöbet görevi verilir.
b) Birden fazla okulda ders görevi bulunan öğretmenlere kadrosunun bulunduğu okulda, kadrosunun bulunduğu okulda dersi yoksa en çok ders okuttuğu okulda nöbet görevi verilir.
c) Nöbet görevi, ilk dersten 15 dakika önce başlar, son ders bitiminden 15 dakika sonra biter. İkili öğretimin yapıldığı okullarda öğretmenler, tek devrede nöbet tutarlar.
ç) Bayan öğretmenlere, doğumuna üç ay kala ve doğumdan sonra bir yıl nöbet görevi verilmez.
d) İstekleri hâlinde hizmet yılı 20 yıldan fazla olan bayan öğretmenlerle 25 yıldan fazla olan erkek öğretmenler, nöbet görevinden muaf tutulabilirler. Ancak bu kapsamdaki öğretmen sayısının fazla olması nedeniyle nöbet görevinin aksaması durumunda bu öğretmenlere de nöbet görevi verilir.
e) Nöbetlerde uyulması gereken esaslar öğretmenler kurulunda görüşülür ve okul yönetimince öğretmenlere yazılı olarak duyurulur.
f) Nöbet görevine özürsüz olarak gelmeyen öğretmen hakkında derse özürsüz olarak gelmeyen öğretmen gibi işlem yapılır.
g) (Ek: RG 28/10.2016- 29871) Engelli öğretmenler ile engelli çocuğu bulunan öğretmenlerin nöbetlerinin belirlenmesinde gün ve saat tercihlerine öncelik verilerek düzenleme yapılır.
ğ) (Ek: RG 28/10.2016- 29871)Özel eğitim sınıflarında görev yapan özel eğitim öğretmenleri ile çocuk gelişimi alanına ait uygulama ana sınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri nöbet görevinden muaf tutulur...” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 2016 ve 2017 yıllarında geçerli 3. Dönem Toplu Sözleşmenin Eğitim, Öğretim ve Bilim Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün 22. maddesi ile 2018 ve 2019 yıllarında geçerli 4. Dönem Toplu Sözleşmenin aynı bölüme ilişkin 21. maddesinde; örgün eğitim kurumlarında (mesleki eğitim merkezleri dahil) ders yılı süresi içinde eğitim ve öğretimin fiilen yapıldığı normal çalışma günleri için ilgili mevzuatına göre kendilerine nöbet görevi verilen ve bu görevi de fiilen yerine getiren müdür yardımcıları ile öğretmenlere haftada 3 saati geçmemek üzere ek ders ücreti verileceği belirtilmiştir.
Davacının görevinden ayrı kaldığı dönem yürürlükte olan ve yukarıya alınan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, öğretmenlere ilk ders saatinden 15 dakika önce başlamak son ders saatinden ise 15 dakika sonra bitmek üzere nöbet görevi verildiği, buna göre nöbet görevinin görevlendirilen gün boyunca tutulan zorunlu görev olduğu, nöbet görevinden istisna tutulabilecek öğretmenlerin gebelik durumu bulunanlar, en az 20 yıl hizmet süresi bulunan kadın öğretmenler ve en az 25 yıl hizmet süresi bulunan erkek öğretmenlerle sınırlandırıldığı, dolayısıyla istisna kapsamında bulunmayan her öğretmenin nöbet görevi ifa etmekle yükümlü oldukları açıktır.
Buna göre, öğretmen olarak görev yapan davacının da görevinden ayrı kaldığı dönem içerisinde nöbet görevinden müstesna tutulmasını gerektiren özel bir durumu bulunduğu ileri sürülmediği gibi görevden uzaklaştırılmayıp kamu görevinden çıkarılmasaydı nöbet hizmetini yerine getireceği sonucuna ulaşılmakla, haftada üç saati geçmemek üzere ödenen nöbet karşılığı ek ders ücretinin de davacıya ödenmesi gerekmekte olup, idare mahkemesince, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmesi hukuka uygun bulunmamıştır.
Davacının istinaf başvurusu ek ders ücreti yönünden incelendiğinde ise;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Görevden Uzaklaştırma" başlıklı 137. maddesinde; "Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir." hükmü, "Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurların hak ve yükümlülüğü" başlıklı 141. maddesinde; "Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. 143 üncü maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir." hükmü yer almaktadır.
7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Kararların uygulanması" başlıklı 10 uncu maddesinde de yukarıya alındığı üzere, ilgililere kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödenmesi öngörülmüştür.
Öte yandan, Millî Eğitim Bakanlığının yönetici, öğretmen, uzman ve usta öğreticileri ile diğer görevlilerinin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları ve okutmuş sayılacakları haftalık ders saatlerinin sayısını, ders görevi alacakların niteliklerini ve diğer hususları düzenlemek amacıyla 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar'ın "Aylık karşılığı ders görevi" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli; a) Örgün ve yaygın eğitim kurumlarının müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcıları haftada 6 saat, b) Okul öncesi ve sınıf öğretmenleri haftada 18 saat, c) Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri haftada 15 saat, ç) Atölye ve laboratuvar öğretmenleri haftada 20 saat, ders okutmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülük öncelikle alanlarında, alanlarında ders bulunmayanlara ise ihtiyaç hâlinde ve istekleri üzerine alanları dışında ders görevi verilmek suretiyle yerine getirilir." düzenlemesine, "Ek ders görevi" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Kapsama dâhil örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görevli olup, aylık karşılığı ders görevini tamamlayan; a) Müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate, b) Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate, c) Atölye ve laboratuvar öğretmenlerine 20 saati zorunlu olmak üzere haftada 24 saate, kadar alanlarında, alanlarında ek ders görevi verilemeyen veya kısmen verilebilenlere, ihtiyaç halinde ve istekleri üzerine alanları dışında da ek ders görevi verilebilir..." düzenlemesine, "Görevin fiilen yapılması" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Karar kapsamında ek ders ücreti ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu Kararda belirlenen koşulların oluşması şarttır." düzenlemesine, "Ek ders görevini yapmayanlar" başlıklı 27. maddesinde, "Bu Karara göre zorunlu ek ders görevi verilenlerden, kabul edilebilir bir özrü olmaksızın bu görevini yerine getirmeyenler aslî görevlerini yapmamış sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda alıntılanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin Kararının 25. maddesi uyarınca ek ders ücretinin ödenebilmesi için ek ders görevinin fiilen yapılmış olması ek ders görevinden sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı haller bakımından adı geçen bu Kararda belirtilen koşulların oluşması gerekmektedir.
Bakılan davada, çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmeni olan davacının görevi başında olsa bile maaşa esas ders saatini tamamladıktan sonra ek ders için görevlendirilmesi ve bu görevi fiilen yapmış olması ek ders ücreti ödenmesi için gerekli şart olduğundan, ek ders görevinin verilip verilmeyeceği ihtimal dahilinde olan davacıya fiilen girmediği ek ders ücretinin ödenemeyeceği mevzuat gereği olup şartları oluşmayan davacıya ek ders ücreti ödenmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla mahkemece ek ders ücreti ödenmesi talebi yönünden davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış olup, davacının bu kısma yönelik istinaf talebinin reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun REDDİNE, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının eğitim-öğretim hazırlık ödeneği ile nöbet karşılığı ek ders ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısımlar yönünden dava konusu işlemin İPTALİNE ve davacının görevden ayrı kaldığı 01/09/2016-17/05/2019 tarihleri arasındaki döneme ilişkin eğitim-öğretim hazırlık ödeneği ile nöbet karşılığı ek ders ücretinin idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının istinaf başvurusunun ek ders ücreti yönünden reddine, aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 287,17 TL yargılama giderinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması sonucu bulunan 143,58 TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 143,59 TL'lik kısmının davalı idareye yükletilmesine, buna göre davacı tarafından mahkeme ve istinaf aşamasında yapılan 251,92 TL yargılama giderinin 143,58 TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılarak kalan 108,34 TL'lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan 35.25 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, mahkeme aşamamasında taraflar lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden yeniden hükmedilmesine yer olmadığına, istinaf safhasında fazladan alınan 54,40-TL karar harcının isteği halinde davacıya, mahkeme ve istinaf safhasında yatırılan posta gideri avansından artan miktarın aidiyetine göre ilgili tarafa iadesine, 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 30/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Doktrinde faiz, en genel anlamıyla; konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı zaman içinde meydana gelen zararına karşılık ödenmesi gereken ve oranı, alacağın türüne göre değişen bir bedel şeklinde tanımlanmaktadır.
Sözü edilen özelliği ile asıl alacağa bağlı fer’i bir alacak türü olan faiz alacağının doğması, asıl alacağın varlığına ve devamına bağlıdır.
Nitekim, asıl alacağa geç ulaşılması nedeniyle ortaya çıkan zararları karşılamak üzere, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun yürürlüğe konulmuştur.
Dolayısıyla, yasal faiz ile, asıl alacağa geç ulaşılması nedeniyle ortaya çıkan zararların karşılanmasının amaçlandığı açıktır.
Bu bağlamda, faizin, tesis edilen idari bir işlem nedeniyle malvarlığında azalma ya da elde edilecek gelir veyahut kardan mahrum kalma şeklinde zarara uğrayan kişiler yönünden, alacağa geç ulaşmalarının karşılığı olarak ödenen bir tazminat türü olarak tanımlanması mümkündür.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, uyuşmazlık; bir idari işlemin mahkeme kararıyla iptal edilmesi ya da idarece hukuka aykırı bulunarak geri alınması nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemi niteliğinde bir uyuşmazlık olmadığından, zararın aslı ya da ferilerinin tazminine ilişkin genel tazminat hukuku kurallarının işbu uyuşmazlıkta uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, uyuşmazlık; 7075 sayılı KHK hükümleriyle, görevine iade edilenlere ödenebilecek (ve ödenemeyecek) parasal hakların belirlenmesine ilişkindir.
Anılan KHK hükümleriyle de, göreve iade edilenlere ödenecek parasal haklar; "mali ve sosyal haklar"la sınırlandırılmıştır.
Buna göre, davacının iade edilmesi üzerine ödenen aylıkları ile eğitim-öğretim tazminatı ve nöbet görevi nedeniyle ödenen ek ders ücretine yasal faiz uygulanması istemine incelendiğinde;
7075 sayılı Yasanın yukarıya alınan hükümleriyle, olağanüstü hal döneminde yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle kamu görevinden çıkarılan kişilerden Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunca göreve iade edilmesine karar verilenlere yönelik özel bir takım hükümler getirilmiş ve ilgililere yalnızca mali ve sosyal haklarının ödenmesi öngörülmüş, bunun dışında herhangi bir tazminat ödenmeyeceği açıkça ifade edilmiştir.
Kanun koyucu tarafından benimsenen duruma göre; ilgililerin kamu görevinden ayrı kaldığı süreye karşılık olmak üzere yalnızca "mali ve sosyal haklar"ın ödenmesi, bunun dışında maddi ya da manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın herhangi bir tazminat ödenmemesi öngörülmüş olup, mali ve sosyal hak kapsamında bulunmayan yasal faiz isteminin, anılan KHK kapsamında ödenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere yasal faiz; gerçek zararın tazmini amacıyla getirilen bir tazminat türü olup, aktarılan 10. maddedeki kısıtlayıcı hüküm nedeniyle (ve anılan hüküm yürürlükte olduğu sürece) ilgilerin faiz istemine engel oluşturacağından, yasayla kısıtlanan bir tazminatın genel tazminat hukukundaki giderim yöntemleri kullanılarak ödenmesi de mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabul edilerek, davacının eğitim-öğretim hazırlık ödeneği ile nöbet görevi nedeniyle ek ders ücretine yönelik istinaf başvurusunun ise kısmen kabul edilerek, gerek açıkta kaldığı döneme ilişkin olarak ödenen aylıklarına gerekse de eğitim-öğretim hazırlık ödeneği ile nöbet görevi nedeniyle ek ders ücretlerine yasal faiz uygulanması talebi yönünden davanın reddi yolunda yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına yasal faize hükmedilmesi yönünden katılmıyorum. (¤¤)