(2577 S. K. m. 7, 11, 12) (4721 S. K. m. 10, 403, 405, 425, 448, 462)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, ruhsal sorunları nedeniyle askerliğe elverişli olmamasına rağmen askerliğe elverişli olduğuna karar verilerek askere alınması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen şimdilik 1.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 501.000,00-TL tazminatın, davalı idarelerin kusurlu kabul edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; ''...dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminat isteminin, askerliğe elverişli olmayan kısıtlı M.K.'ın askerliğe alınmaması gerekirken hakkında "askerliğe sağlık yönünden elverişlidir" kararı verilerek askerliğe sevk edilmesinden kaynaklandığı, bu nedenle davanın işlemden kaynaklanan tazminat davası olduğu, kısıtlı M.K. hakkında "askerliğe elverişli değildir" kararı verilerek fiilen terhis edildiği 08/02/2016 tarihinde, işlem ve zararı tüm boyutlarıyla öğrendiği, bu tarihten itibaren en geç 08/04/2016 tarihine kadar doğrudan tam yargı davası açması veya 2577 Sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca davalı idarelere başvuruda bulunması gerekmekte iken, bu süre geçirildikten çok sonra 03/02/2017 tarihinde (kapatılan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde) açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı...'' gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 14/11/2019 gün ve E:2018/874, K:2019/834 Sayılı kararın; davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu, ruhsal hastalığı nedeniyle dava açamadığı, Siirt Devlet Hastanesinin 27.07.2016 tarihli ve 855 Sayılı engelli raporuna istinaden Siirt Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.10.2016 tarihli kararı ile kardeşinin kendisine vasi atanması üzerine davanın süresinde açıldığı ileri sürülerek; davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, lehlerine sonuçlanan davada reddedilen maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece tek avukatlık ücretine hükmedilmesinin mevzuata aykırı olduğu ileri sürülerek kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının; istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
DAVALI SAĞLIK BAKANLIĞININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: Davanın süresinde açılmadığı, davayı süre aşımı nedeniyle reddeden idare mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DAVALI MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: İdare mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DAVACININ SAVUNMASINI ÖZETİ: (Savunma dilekçesi verilmemiştir.)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Uyuşmazlık; ruhsal sorunları nedeniyle askerliğe elverişli olmamasına rağmen askerliğe elverişli olduğuna karar verilerek askerliğe alınan davacı tarafından, bu sebeple uğranıldığı ileri sürülen şimdilik 1.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 501.000,00-TL tazminatın, yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminden kaynaklanmıştır.
Davacının istinaf başvurusu incelendiğinde;
İdari işlem ve eylemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarla düzenlenmiş; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı, 11. maddesinde; ilgililer tarafından, idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı, 12.maddesinde; ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklı olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Öte yandan; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 10. maddesinde; ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu, 405. maddesinde; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı, görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamların, noterler ve mahkemelerin, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları, 403. maddesinde; vasinin, kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu, 425. maddesinde; atama kararı kesinleşince, vesayet makamının vasinin göreve başlaması için gerekli işlemleri yapacağı, 448. maddesinde; vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil edeceği; 462/8. maddesinde de acele hallerde geçici önlemler alma yetkisi saklı olmak üzere vasinin dava açmasının ve sulh olmasının vesayet makamının iznini gerektirdiği hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre; kısıtlı olan kişilerin tek başlarına dava açamayacakları, dava açmalarının ve davayı takip etmelerinin vesayet makamının izni ve vasi eliyle olacağı anlaşılmaktadır.
Dava dosyanın incelenmesinden; ruhsal rahatsızlığı bulunan davacının askerliğe alınması öncesinde Diyarbakır Asker Hastanesinde 22.10.2015 tarihinde yapılan muayenesinde psikolojik rahatsızlığı olduğuna yönelik belirtiler tespit edilmesi üzerine ileri tetkik ve karar için Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Psikiyatri Kliniğine sevk edildiği, burada yapılan tetkik ve muayene sonucunda GATA tarafından düzenlenen 26.10.2015 tarihli ve 190195 Sayılı raporda; sınır düzeyde entellektiel işlev bozukluğu bulunduğu, komando olamayacağı ancak askerliğe elverişli olduğuna karar verildiği, bu karar üzerine 02.11.2015 tarihinde askerliğe sevk edilen davacının 04.11.2016 tarihinde birliğine katıldığı, dosya münderecatındaki hastane kayıtlarına göre askerliğe alındıktan sonra da muayene, tektik ve gözetimi devam eden davacının en son GATA'nın 08.02.2016 tarihli ve 1856 Sayılı Sağlık Raporunda; ruhsal sorunları nedeniyle askerliğe devam etmesinin uygun olmadığına karar verilmesi üzerine 08.02.2016 tarihinde terhis edildiği, sivil hayatta ruhsal sorunlarının devam etmesi ve ailesine ve komşularına şiddet eğilimi göstermesi nedeniyle annesinin Siirt Valiliğe yaptığı başvuru ve Siirt Devlet Hastanesinin sevki üzerine 16.03.2016 tarihinde Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde tedaviye alındığı ve sonrasında 20.07.2016 tarihinde bu hastaneden taburcu edildiği, akabinde Siirt Devlet Hastanesinin 27.07.2016 tarihli ve 855 Sayılı raporu ile psikotik bozukluk nedeniyle %80 oranında engelli olduğunun belirlenmesi üzerine Siirt Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.10.2016 tarihli ve E:2016/415, K:2016/494 Sayılı kararı ile davacının kısıtlılığına karar verilerek kardeşi A. K.'ın kendisine vasi olarak atandığı, sonrasında sağlık durumu nedeniyle askere alınmaması gerekirken askerliğe alınması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 03.02.2017 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açıldığı, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin kapatılması nedeniyle dosyanın gönderildiği Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 15/02/2018 tarih ve E:2017/2284; K:2018/212 Sayılı yetki ret kararı ile dosyanın bu sefer Siirt İdare Mahkemesine gönderildiği, bu mahkemece 30/03/2018 tarih ve E:2018/217; K:2018/221 Sayılı "merciine tevdi" kararı verildiği, işbu davanın da, Siirt İdare Mahkemesi'nin merciine tevdii kararı sonrasında davalı idarelerce tazminat talebinin zımnen reddedilmesi üzerine açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacının askerliğe alınmadan önce ruhsat sorunları bulunduğu ve bu sorunlara ait belirtilerin askerliğe sevk öncesinde Diyarbakır Asker Hastanesinde tespit edilmesi nedeniyle ileri tetkik ve karar için GATA'ya sevk edildiği, bu hastanede ruhsat sorunlar olduğu yönünde tespitler yapılmakla birlikte askerliğe elverişli olduğuna karar verildiği, ancak 02.11.2015 tarihinde askerliğe sevk edilen ve 04.11.2016 tarihinde birliğine katılan davacının, askerliğe alındıktan sonra da muayene, tektik ve gözetiminin devam ettiği ve son yapılan değerlendirme sonucu GATA'nın düzenlediği 08.02.2016 tarihli ve 1856 Sayılı Sağlık Raporunda; ruhsal sorunları nedeniyle askerliğe devam etmesinin uygun olmadığına karar verilmesi üzerine 08.02.2016 tarihinde terhis edildiği görülmüştür.
Bu itibarla; davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen ve tazmini talep edilen zararın kaynağını (sebebini) davacının askerliğe elverişli olmamasına rağmen askerliğe sevk işlemi oluşturmaktadır. Başka bir ifade ile oluştuğu iddia edilen zarar, davalı idarelerce tesis edilen askerliğe elverişlilik ve sevk kararından doğmuş olup, idare mahkemesince dava açma süresinin 2577 Sayılı Kanun'un 7. 11.ve 12.maddelerine göre hesaplanması yerindedir.
Ancak somut olayda; davacının askerliğe alınmadan önce başlayan ve sonrasında devam eden ruhsal sorunları bulunduğu ve bu nedenle Siirt Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12.10.2016 tarihli ve E:2016/415, K:2016/494 Sayılı kararı ile akıl hastalığı nedeniyle kısıtlılığına karar verilerek kendisine vasi atandığı göz önünde bulundurulduğunda, mahkemenin vasi atamasından önceki safhada davacının hak ve menfaatlerini ayırt etme, yasal yollara başvurup, haklarını talep ve dava ehliyeti bulunmadığından, dava açma süresinin davacıya vasi atandığı 12.10.2016 tarihinden itibaren başlatılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Buna göre; davacıyı temsilen vasi tarafından 12.10.2016 tarihinden itibaren 2577 Sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca 60 gün içinde ve en son 11.12.2016 tarihine kadar doğrudan dava açılması veya yine bu süre içinde olmak kaydıyla aynı Kanunun 11. maddesi uyarınca davalı idarelere yapılacak başvuruların reddi üzerine arta kalan süre içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 03.02.2017 tarihinde kayda giren dilekçeyle açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken imkan bulunmadığından, davayı süre aşımı nedeniyle reddeden idare mahkemesi kararı sonucu itibariyle hukuka uygun bulunmuştur.
Davalı Sağlık Bakanlığının kararın vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde;
İstinafa konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde; " (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 9. maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10. maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." düzenlemesine, "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise; "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda; maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davayı reddeden idare mahkemesince yukarıda yer verilen Tarifenin 10. maddesine göre reddedilen manevi tazminat için ayrı olarak 1.362,00 TL maktu ve reddedilen maddi tazminat için aynı Tarifenin 13/2.maddesi gereğince (ücret reddedilen miktarı geçemeyeceğinden) 1.000,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, yalnızca tek maktu (1.362,00 TL) avukatlık ücretine hükmedildiği görülmüş olup, bu yönüyle usul hükümlere aykırı olduğu sonucuna varılan kararın avukatlı ücretine ilişkin kısmının kaldırılarak, diğer davalı Milli Savunma Bakanlığının istinaf yoluna başvurmadığı da dikkate alınarak, reddedilen manevi tazminat için idare mahkemesince davalı idareler lehine hükmedilen 1.362,00 TL avukatlık ücreti yanında, reddedilen maddi tazminat için Tarifenin 13/2.madddesine göre Dairemizce belirlenen 1.000,00 TL avukatlık ücretinin istinaf yoluna başvuran davalı Sağlık Bakanlığının payına isabet eden 500,00 TL'sinin davacıdan alınarak istinaf yoluna başvuran Sağlık Bakanlığına verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1-) Siirt İdare Mahkemesi'nce verilen 14/11/2019 gün ve E:2018/874, K:2018/834 Sayılı karar sonucu itibariyle hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine,
2-)Davalı Sağlık Bakanlığının kararın avukatlık ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın avukatlık ücretine ilişkin kısmının kaldırılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat için idare mahkemesince belirlenen 1.362,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere (yarı yarıya) verilmesine, reddedilen maddi tazminat için Tarifenin 13/2.madddesine göre Dairemizce belirlenen (1.000,00 TL avukatlık ücretinin yarısı olan) 500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Sağlık Bakanlığına verilmesine,
3-) Aşağıda dökümü yapılan ve adli yardım kararı nedeniyle tahsil edilmeyen 153,70.-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili için mahkemesince ilgili merciye müzekkere yazılmasına, davalı Sağlık Bakanlığınca karşılanan 93,50.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak adı geçen Bakanlığa verilmesine,
4-)Artan posta gideri avansının ilgilisine iadesine,
SONUÇ: 2577 Sayılı Kanun'un 46/1-b maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 12/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)