İSTEMİN ÖZETİ: Özbekistan vatandaşı olan davacının 22.12.2017-05.03.2018 tarihleri ile 21.12.2018-08.01.2019 tarihleri arasında Geri Gönderme Merkezinde haksız ve hukuka aykırı olarak gözetimde tutularak özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, kötü ve yetersiz fiziksel şartlarda, gayriinsani bir ortamda gözetim altında tutulduğu, 8 aylık sağlıklı bir bebeğe hamile eşinin yaşadığı stresten bebeğini kaybettiği, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği belirtilerek uğranıldığı ileri sürülen 6.158,00 TL maddi ile 80.000,00-TL manevi zararın idari gözetimin başladığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; davacının, zararın tazmini için davalı idareye dosya kapsamında bir başvurusu bulunmakla birlikte, işlemden kaynaklanan tam yargı davalarının mevzuat uyarınca doğrudan açılabileceği gibi iptal davasından sonra da açılabileceği, ancak iptal davasından sonra açılan tam yargı davalarının; iptal kararlarının kesinleşmesinden sonra 60 gün içinde açılması gerektiği, uyuşmazlıkta, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin (davacının sınırdışı edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen) 15.05.2018 tarih E:2018/60, K:2018/835 sayılı kesin kararının davacıya 11.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı bakımından kesinleşen kararın tebliğinden (11.06.2018) itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 23.08.2019 tarihinde davanın açıldığı, diğer sınırdışı işlemi yönünden, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 18.04.2019 tarih E:2019/115, K:2019/1206 sayılı kesin kararının davacıya 05.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı bakımından kesinleşen kararın tebliğinden (05.05.2019) itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 23.08.2019 tarihinde davanın açıldığı, davacının davalı idareye yaptığı 24.04.2019 tarihli başvurunun dava açma süresini canlandırmayacağı anlaşıldığından süre aşımı nedeniyle işin esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1-b) bendi uyarınca süre aşımı yönünden reddine ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/06/2020 tarih ve E:2019/3203, K:2020/956 sayılı kararın, davacı tarafça; bakıan davaya esas sınırdışı işlemlerinin davalı idarece bağlantılı olarak tesis edildiği, ikinci sınırdışı işleminin de iptal edilmesiyle huzurdaki davanın ikame edildiği ve ikinci işlemin iptaline ilişkin kararın tebliğ tarihi itibariyle davanın süresinde olduğu, süreç içerisinde Anayasa Mahkemesi'ne yaptıkları bireysel başvurularının Anayasa Mahkemesi'nin içtihat değişikliğine gitmesi nedeniyle kabul edilmezlik kararıyla sonuçlandığı, ancak anılan Anayasa Mahkemesinin anılan içtihadında idari yargıya başvuran yabancılar yönünden mahkemeye erişim haklarının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirme yapılması gerektiğinin vurgulandığı, bu gerekçe itibariyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi gerektiği, mahkeme kararının gerekçesinin 2577 sayılı Yasanın 11 ve 12. Maddelerine aykırı olduğu, bu maddeler uyarınca açılan davanın süresinde olduğu iddialarıyla,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''İstinaf'' başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun ''Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; ''görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması'' bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun reddine, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine resen iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 13/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)