İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Bornova İlçesi, .... Mahallesinde ve tapunun 135 ada, 3 sayılı parselinde kayıtlı bulunan taşınmazın 109,47 metrekarelik kısmının .... Mahallesi halkının tasarrufunda ve zilyetliğinde köy yolu olarak kullanılmasına rağmen demir kazık çakılıp tel örgüyle çevrilmek suretiyle müdahalede bulunulduğundan bahisle anılan taşınmazdaki müdahalenin 3091 sayılı Yasa uyarınca men'ine dair Bornova Kaymakamlığınca tesis edilen 07.08.2019 tarih ve 9 sayılı kararın iptali istemiyle açılan davada; 3091 sayılı Kanun uyarınca verilen kararların sadece zilyetliğin korunması ile ilgili olduğu, üstün hak iddiasının adli yargı makamlarınca çözümlenmesi gerektiği göz önüne alındığında davacının anılan taşınmazın mülkiyetinde bulunduğu iddiasına itibar edilememişse de, görevlendirilen memurlar tarafından keşif sırasında yapılan ölçümlerde şikayete konu demir kazıkların yola tecavüzünün olmadığının belirtilmesi karşısında, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda İzmir 4. İdare Mahkemesince verilen 04/06/2020 tarih, E:2019/1032, K:2020/631sayılı kararın; verilen kararın 3091 Sayılı Kanuna uygun olarak zilyetliğe göre verildiği, yerin tapusuna sahip olunmasının zilyedi olunduğu anlamına gelmediği, dava konusu yerde zilyedin köy halkı olduğu, iptale ilişkin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının parselin maliki olduğu ve bu yönüyle üstün hak sahibi olduğu, istinaf isteminin reddiyle hukuka uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" kaldırma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dava, İzmir İli, Bornova İlçesi, .... Mahallesinde ve tapunun 135 ada, 3 sayılı parselinde kayıtlı bulunan taşınmazın 109,47 metrekarelik kısmının .... Mahallesi halkının tasarrufunda ve zilyetliğinde köy yolu olarak kullanılmasına rağmen demir kazık çakılıp tel örgüyle çevrilmek suretiyle müdahalede bulunulduğundan bahisle anılan taşınmazdaki müdahalenin 3091 sayılı Yasa uyarınca men'ine dair Bornova Kaymakamlığınca tesis edilen 07.08.2019 tarih ve 9 sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde iptal davalarının idari işlemlerin yetki, şekil, sebep , konu, maksat yönünden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceği öngörülmüştür.
İdare hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu edilen işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin, diğer bir deyişle menfaat bağının bulunması gerekmektedir.
Menfaat ihlali koşulu, iptal davalarının kabulü ve dinlenebilmesi için aranılan önkoşullardan biridir. Gerek öğretide, gerekse yargısal içtihatlarda bu koşul, subjektif (öznel) ehliyet koşulu olarak kabul edilmekle birlikte; bu tür menfaat ihlalinden gerçek ve tüzel kişilere iptal davası açma yeterliliğini sağladığını gösterecek kesin bir ölçü ortaya konulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan işlemin niteliğine göre saptanmaktadır.
Genelde; kişisel, meşru ve güncel bir menfaatin varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı mercilerince belirlenmekte, davacının idari işlemle gerçek, güncel ve kişisel bir menfaat ilişkisinin varlığı, davayı açma ehliyeti için gerekli görülmektedir.
Ayrıca nesnel nitelikteki iptal davalarının sadece taraf iddiasıyla sınırlı değil, yasada öngörüldüğü şekilde yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönleriyle hukuki denetime tabi tutulması zorunludur.
Bakılan davada, her ne kadar dava dilekçesinde, adı geçen parselin sahibi ve tel çitle çevireninin .... olduğu belirtilerek, .... ile birlikte .... için de dava açılmışsa da, dava konusu işlemin açıkça ....'ın tecavüzünün men'ine ilişkin tesis edilmesi, .... hakkında herhangi bir hususun işlemde yer almaması karşısında, davacılardan ....'ın 07.08.2019 tarih ve 9 sayılı işlemin iptaline dair bu davayı açmakta ehliyetli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1'inci maddesinde, bu Kanun'un, gerçek veya tüzel kişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları veya kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan ve Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlayacağı, "Görev" başlıklı 2'nci maddesinde; taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde, taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verileceği ve taşınmaz malın yerinde zilyedine teslim edileceği, "Başvuru" başlıklı 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında; taşınmaz mala yapılan tecavüz veya müdahalenin önlenmesi için, yetkili makamlara başvurmaya o taşınmaz malın zilyedinin, zilyet birden fazla ise içlerinden birinin yetkili olduğu düzenlenmiş, Kanun'un "Yönetmelik" başlıklı 19'uncu maddesinde ise, "Bu Kanunun uygulama şekli ve esasları İçişleri Bakanlığınca altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
31/07/1985 tarih ve 18828 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin "Kanunun Uygulama Alanı" başlıklı 3'üncü maddesinde, "3091 sayılı Kanun, gerçek veya tüzel kişilerin zilyet bulunduğu taşınmaz mallarla, kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veyaDevlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa dair güvenliği ve kamu düzenini sağlar." hükmüne, "Genel İlke" başlıklı 4'üncü maddesinde, "3091 sayılı Kanun, emniyet ve asayişi, tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamaya yönelik bir Kanun olup, bu Kanuna göre verilen kararlar mülkiyet yönünden bir hak sağlamayan, sadece bir idari zabıta tedbiri niteliğindeki kesin kararlardır. Taşınmaz mal üzerinde fiili hakimiyet ve tasarrufu esas alarak zilyetliği korur." hükmüne, "Devlete Ait Taşınmaz Mallar" başlıklı 8'inci maddesinde, "Devlete ait taşınmaz mallar, tapuda Hazine adına kayıtlı olanlar ile tescil edilebilir nitelikte Hazineye ait taşınmaz mallardır." hükmüne, "Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altında Olan Taşınmaz Mallar" başlıklı 9'uncu maddesinde, "Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmaz mallar, herkesin istifadesine açık olan denizler, göller, nehirler, tarıma elverişli olmayan yerler, kayalar, tepeler ve dağlar gibi sahipsiz şeyler ile Devlet veya bir kamu hukuku tüzel kişisi tarafından umumun yahut bir kısım halkın yararlanmasına terk ve tahsis edilen umumi yollar, köprüler, parklar, meydanlar, meralar, yaylak ve kışlaklar gibi menfaati umuma ait olan taşınmaz mallardır." hükmüne, "Zilyetlik ve Zilyet" başlıklı 10'uncu maddesinde; "Zilyetlik, taşınmaz mallardan bir yarar sağlamak üzere olanları fiilen hakimiyet altında bulundurmadır. Zilyet, taşınmaz maldan bir yarar sağlamak üzere o taşınmaz malı fiilen hakimiyeti altında bulunduran gerçek ve tüzel kişilerdir." hükmüne, "Tecavüz ve Müdahale" başlıklı 11'inci maddesinde; "Tecavüz; taşınmaz malı zorla veya zilyetinden habersiz olarak işgal etmek veya ele geçirmek veya taşınmazın aynında değişiklikler meydana getirmek. Müdahale; zilyedin taşınmaz mal üzerindeki mutlak hakimiyetini kısmen veya tamamen ihlal etmektir. " hükmüne, "Başvuru" başlıklı 17'nci maddesinde; "Taşınmaz mala yapılan tecavüz veya müdahalenin önlenmesi için yetkili makamlara başvurmaya o taşınmaz malın zilyedi yetkilidir. Zilyet birden fazla ise içlerinden birinin başvurması yeterlidir. Kamu idareleri, kamu kurumları ve kamu kuruluşları ile tüzel kişilerin başvuruları, taşınmaz malın ait olduğu idare, kurum, kuruluş veya tüzel kişinin yetkilisi tarafından yapılır.(...)" hükmüne ve "Karar" başlıklı 35'inci maddesinin 2'nci fıkrasında; "Kararlarda, taşınmaz mal üzerinde üstün sayılabilecek bir hakkı olduğunu iddia edenlerin yargı yoluna başvurması gerektiği belirtilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 3091 sayılı Yasa’nın amacının, üstün hak konusundaki iddiasını çözüme kavuşturmak olmayıp gerçek veya tüzel kişilerin zilyet bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaatleri umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya usulsüz müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamak olduğu, görülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Köy Muhtarlığınca yapılan şikayet neticesinde başlatılan tahkikat sonucu, İzmir İli, Bornova İlçesi, .... Mahallesinde ve tapunun 135 ada, 3 sayılı parselinde kayıtlı bulunan taşınmazın 109,47 metrekarelik kısmının .... Mahallesi halkının tasarrufunda ve zilyetliğinde köy yolu olarak kullanılmasına rağmen demir kazık çakılıp tel örgüyle çevrilmek suretiyle müdahalede bulunulduğundan bahisle anılan taşınmazdaki müdahalenin 3091 sayılı Yasa uyarınca men'ine karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, Bornova Kaymakamlığı tarafından 05.08.2019 günü, saat 10:00'da keşif yapılmasına karar verildiği, görevlendirilen kadastro teknikeri ve kontrol memuru tarafından yerinde yapılan inceleme sonrasında tutulan 05.08.2019 tarihli tutanakta, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararına da gerekçe olan "Şikayete konu demir kazıkların 135 ada, 3 sayılı parselin sınırı olduğu ve yola tecavüzünün olmadığı tarafımızdan belirlenmiştir." şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise de, bu ifadeyle demir kazıklarla yapılan müdahalenin mülkiyet hakkı sınırlarının dışına geçmediği kastedilmekte olup, mülkiyet hakkı sınırları içinde olmakla beraber, umumun kullanmakta olduğu yola kısmen yapılan bir tecavüzün bulunduğu, anılan tutanaktaki "demir kazıklar dikilmek suretiyle yolun bir kısmının kapatıldığı"na dair tespitten, çizilen krokiden ve bu tespit ile krokiyle uyumlu fotoğraflardan anlaşılmakta, davacı (.... ifadesinde de "hattına tel örgü çekdiği"nin belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda, 3091 sayılı Kanun uyarınca verilen kararların sadece zilyetliğin korunmasına ilişkin olması, mülkiyet hakkı gibi üstün hak iddiasının adli yargı makamlarınca çözümlenmesi gerektiği göz önüne alındığında, davacının (...., umumun kullanmakta olduğu yola yaptığı tecavüzün men'ine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 4. İdare Mahkemesince verilen 04/06/2020 tarih, E:2019/1032, K:2020/631 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın; davacılardan .... bakımından kısmen ehliyet yönünden reddine, diğer davalı .... bakımından ise işin esası yönünden reddine, aşağıda ayrıntısı gösterilen 162,60-TLilk derece ve istinaf yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına; davalı idarenin36,40-TLposta giderinden oluşan istinaf yargılama giderinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine; davalı idare her türlü harçtan muaf olduğu için istinaf aşamasında davalıdan alınmaya....48,60-TListinaf yolu başvuru harcının 492 sayılı Yasanın 13/J maddesi uyarınca davacıdan tahsilinin sağlanması için Mahkemesince tahsil dairesine yazı yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın yatırana iadesine, 15/09/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)