İSTEMİN ÖZETİ: Ankara Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararıyla özel güvenlik kimlik kartı iptal edilen davacı tarafından, durumunun yeniden incelenerek tekrar çalışma izni verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair 31.12.2019 tarih ve E.2019123016253446011 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının Dışkapı Yıldırım Beyazıt Onkoloji Çocuk Hastanesi'nde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken, Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonunun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararıyla özel güvenlik kimlik kartının (çalışma izninin) iptal edildiği, bu kararın davacıya 13.12.2016 tarihinde tebliğ edilerek özel güvenlik kartının teslim alındığı, davacı tarafından 20.12.2016 tarihli dilekçe ile bu işleme itiraz edildiği, bu itiraz dilekçesinin Başbakanlık Genel Evrak Şubesi tarafından alındığı, bu süreçte tarafına herhangi bir cevap verilmeyen davacının Başbakanlık OHAL Komisyonu Başkanlığı'na hitaplı 14.09.2017 tarihli dilekçeyle, daha önce yapmış olduğu 20.12.2016 tarih ve 40562 evrak kayıt numaralı başvurusunun müracaatının üzerinden dokuz ay geçmesine rağmen sonuçlandırılmadığı ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna sistem üzerinden başvuru yapmaya çalıştığında "girmiş olduğunuz kimlik bilgileri OHAL kapsamında başvuru yapmaya uygun değildir." şeklinde uyarı verdiğinden posta yoluyla başvuru yaptığını belirterek özel güvenlik kartının iptal edilmesine ilişkin Ankara Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararının kaldırılması istemiyle ikinci kez başvurduğu, Başbakanlık OHAL Komisyonu Başkanlığına hitaplı 03.01.2018 tarihli dilekçeyle sürekli işçi kadrosuna geçiş hakkından yararlanabilmek için başvurusunun sonuçlandırılması istemiyle yeniden başvurduğu, söz konusu başvuruları üzerine herhangi bir işlem tesis edilmemesi üzerine bu kez vekili aracılığıyla düzenlenen 27.11.2019 tarihli dilekçe ile durumunun ivedilikle incelenerek tekrar çalışma izni verilmesi ve özel güvenlik bilgi sistemindeki ret kaydının kaldırılması istemiyle başvurduğu, bu başvurunun, özel güvenlik kimlik kartının iptaline ilişkin Ankara İl Güvenlik Komisyonu'nun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararının halen geçerli olduğu belirtilerek 31.12.2019 tarih ve E.2019123016253446011 sayılı işlemle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10 ve 11 inci maddeleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilgililer hakkında tesis edilmiş bir işlem mevcut olup, uyuşmazlık bu işlemden kaynaklanmışsa, 11 inci madde hükmünün uygulanması gerektiği, bu kapsamda, tesis edilmiş bir işlemin varlığı halinde ilgililer tarafından dava açılmadan önce, bu idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilecek olup, bu süreç tamamlandıktan sonra da dava açılabileceği, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10 uncu madde hükmünün işletilebilmesi için ise, temelde herhangi bir işlemin olmaması, ilgililerin idareyi bir işlem veya eylemde bulunmaya sevk etmek için başvuruda bulunması üzerine zımni veya açık olarak talebin reddedilmesi gerektiği, uyuşmazlık bu kapsamda değerlendirildiğinde, Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonu'nun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararı ile davacının FETÖ/PDY ve diğer terör örgütlerine irtibatlı ve iltisaklı olduğu tespit edildiğinden bahisle özel güvenlik kimlik kartının (çalışma izninin) iptal edildiği, bu işlemin davacıya 13.12.2016 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 60 günlük dava açma süresi içerisinde dava açılmayıp, bu işleme karşı önce valiliğe, sonrasında ise valiliğin yönlendirdiği ileri sürülerek Başbakanlık Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurulduğu, bu başvurular uzunca bir süre sonuca bağlanmadığı için bu kez 27.11.2019 tarihli dilekçe ile itiraz süreçleri aktarılarak tarafına yeniden çalışma izni verilmesi ve kartı iptal edilmeden önce katılmış olduğu sınavda başarılı olması sebebiyle 2017 yılında yenilecek olan özel güvenlik kimlik kartının verilerek özel güvenlik bilgi sistemindeki ret kaydının kaldırılması istemiyle başvurduğu, bu başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmakta ise de; bu talebin doğrundan Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonunca davacının özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesine ilişkin işleme dayandığı, bu işleme karşı ise gerek işlemin tebliğinden gerekse yapılan ilk itiraz için kanunda öngörülen bekleme süresi sonunda dava açılmadığı, uzunca bir süre tekrar tekrar başvuru yapılmaya devam edildiği, dolayısıyla 11. madde kapsamında dava açma süresinin geçirildiği, çalışma izninin (özel güvenlik kimlik kartının) yeniden verilmesi istemiyle yapılan son başvurunun ise doğrudan özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesine ilişkin ilk işleme bağlı olduğu, ayrı ve yeni bir işlem talebi olarak kabul edilebilmesi için temelinde bir işlemin bulunmaması gerektiği, bu itibarla, yapılan son başvurunun da İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesince yapılmış bir başvuru kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, bakılan davanın süreaşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine ilişkin olarak Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/02/2020 gün ve E: 2020/556, K: 2020/396 sayılı kararın, usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk işlemin OHAL döneminde gerçekleştiği ve idari yargı işlemlerine karşı dava yolunun kısıtlandığı bir dönemde gerçekleştirildiği, davacının 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı işleme karşı OHAL döneminde yapması gereken tüm başvuruları yaptığı ama netice alamadığı, sonraki gelişme ve olgulara göre yeni bir talepte bulunmaya karar verildiği ve davaya konu idari başvuruyu yaptığı, bu idari davaya konu başvurusunun 2017 yılında yenilenen güvenlik kartının verilmesi talebi olduğu, bu talebin açık ve yeni bir talep olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde ileri sürülen hususların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. Maddesinde belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığı, Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Ankara Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararıyla özel güvenlik kimlik kartı iptal edilen davacı tarafından, durumunun yeniden incelenerek tekrar çalışma izni verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair 31.12.2019 tarih ve E.2019123016253446011 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde; dava açma sürelerinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, 10. maddesinde: "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem ve eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." kuralı yer almıştır.
İdari davaya konu edilebilecek işlemler, ilgililerin idareye başvurusu üzerine tesis edilebileceği gibi idarece kendiliğinden de tesis edilmiş olabilir. İlgililerin yasada aksine hüküm bulunmadıkça, 2577 sayılı Yasanın 10. maddesine göre idareye başvurarak işlem tesis ettirmeleri ve bu işleme karşı 2577 sayılı Yasanın 7. ve 10. maddelerinde belirtilen süreler gözetilerek dava açmaları mümkündür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun aynı zamanda idari dava açma süresiyle ilgili düzenlemeler getiren 10. maddesinin hem hak arama özgürlüğü ve hukuk devleti ilkesi ile yakından ilgili olması, hem de anayasal düzeyde bir hak olan dilekçe hakkının kullanımı ile ilgili olması nedeniyle, Kanunda açıkça aksi öngörülmediği sürece geniş yorumlanması, idarenin yargısal denetimini, kısıtlayıcı, daraltıcı ve en genel anlamda hak arama özgürlüğünü sınırlandırmayacak şekilde uygulanması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Dışkapı Yıldırım Beyazıt Onkoloji Çocuk Hastanesi'nde özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken, Ankara Valiliği Özel Güvenlik Komisyonunun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararıyla özel güvenlik kimlik kartının (çalışma izninin) iptal edildiği, bu kararın davacıya 13.12.2016 tarihinde tebliğ edilerek özel güvenlik kartının teslim alındığı, davacı tarafından 20.12.2016 tarihli dilekçe ile bu işleme itiraz edildiği, bu itiraz dilekçesinin Başbakanlık Genel Evrak Şubesi tarafından alındığı, bu süreçte tarafına herhangi bir cevap verilmeyen davacının Başbakanlık OHAL Komisyonu Başkanlığı'na hitaplı 14.09.2017 tarihli dilekçeyle, daha önce yapmış olduğu 20.12.2016 tarih ve 40562 evrak kayıt numaralı başvurusunun müracaatının üzerinden dokuz ay geçmesine rağmen sonuçlandırılmadığı ve Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna sistem üzerinden başvuru yapmaya çalıştığında "girmiş olduğunuz kimlik bilgileri OHAL kapsamında başvuru yapmaya uygun değildir." şeklinde uyarı verdiğinden posta yoluyla başvuru yaptığını belirterek özel güvenlik kartının iptal edilmesine ilişkin Ankara Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararının kaldırılması istemiyle ikinci kez başvurduğu, Başbakanlık OHAL Komisyonu Başkanlığına hitaplı 03.01.2018 tarihli dilekçeyle sürekli işçi kadrosuna geçiş hakkından yararlanabilmek için başvurusunun sonuçlandırılması istemiyle yeniden başvurduğu, söz konusu başvuruları üzerine herhangi bir işlem tesis edilmemesi üzerine bu kez vekili aracılığıyla düzenlenen 27.11.2019 tarihli dilekçe ile durumunun ivedilikle incelenerek tekrar çalışma izni verilmesi ve özel güvenlik bilgi sistemindeki ret kaydının kaldırılması istemiyle başvurduğu, bu başvurunun, özel güvenlik kimlik kartının iptaline ilişkin Ankara İl Güvenlik Komisyonu'nun 14.11.2016 tarih ve 2016/915 sayılı kararının halen geçerli olduğu belirtilerek 31.12.2019 tarih ve E.2019123016253446011 sayılı işlemle reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Kişilerin, haklarında daha önce idarece tesis edilmiş herhangi bir işlem olmaksızın, idari davaya konu olabilecek yeni bir işlem veya eylemin yapılması için yapılan başvuru neticesinde tesis edilen işlemin 10. Madde kapsamında yapılmış başvuru olduğu ve dava açma süresinin de bu başvuru üzerine tesis edilen işlemin tebliğinden itibaren başlayacağı açıktır.
İdare Mahkemesince, her ne kadar davacının 27.11.2019 tarihli başvurusu ile tekrar çalışma izni verilmesini talep ettiğinden, bu başvurusunun reddine ilişkin 31.12.2019 tarihli işlemin söz konusu özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesine ilişkin ilk işlemden bağımsız bir işlem olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı belirtilmişse de, başvuru dilekçesinin incelenmesinden davacının niyetinin hizmet akdinin feshedilmesinden sonra hakkında hiçbir tahkikat yapılmadığı, soruşturma ve dava açılmaması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılıp, göreve yeniden başlatılabilmesi için özel güvenlik kimlik kartının yeniden düzenlenerek tarafına verilmesi olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının 27.11.2019 tarihinde İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi kapsamında yaptığı başvurusunun reddine ilişkin 31.12.2019 günlü davalı idare işleminin 08.01.2020 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 21.02.2020 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile açılan davanın yasal süresi içinde açıldığı anlaşıldığından davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf isteminin kabulüne, istinafa konu Ankara 12. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/02/2020 gün ve E: 2020/556, K: 2020/396 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5 maddesi uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, istinaf istemi nedeniyle doğan yargılama giderleri, nihai hüküm verilirken Mahkemesince gözetileceğinden, bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere, 24/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)