İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Silivri İlçesi, .... 2969 parsel sayılı davacılara ait taşınmazın kullanım amacı imar planı ile "karayolları kavşak alanında park" olarak kısıtlanmasına rağmen uzun yıllardır kamulaştırılmayarak, mülkiyet hakkına müdahale nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 30.000,00.-TL (24/05/2019 tarihinde kayda giren dilekçeyle ıslah edilmiş haliyle 4.401.369,00.-TL)tutarındaki tazminatın yasal faiziyle tazmini istemiyle açılan davada; Tazminat talebinin 1.601.369,00.-TL'lik kısmının KABULÜNE, kabul edilen 1.601.369,00.-TL'lik tutarın, kamulaştırma yükümlülüğünü zamanında yerine getirmeyen davalı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından; görevsiz adli yargı yerinde davanın açıldığı 27/02/2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte (1/3) oranlarındaki hisselerine isabet eden; 533.789,67.-TL'nin .... Mirasçılarına;[Dosyaya sunulun mirasçılık belgesinde belirlenen mirastaki hisse paylarına isabet eden tutarların .... (5/20), .... (3/20), .... (3/20), .... (3/20), .... (3/20), .... (3/20)'e ]ödenmesine,533.789,67.-TL'nin ....'e, ödenmesine, 533.789,67.-TL'nin ....'e ödenmesine, tazminat talebinin fazlaya ilişkin kısımlarının REDDİNE, ilişkin İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nce verilen 18/11/2019 tarih ve E:2019/342, K:2019/2473 sayılı kararın, davacı tarafça; taşınmaz bedelinin emsallerine göre düşük olarak belirlendiği, davalı idarelerden Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından ise; taşınmazın idarelerinin kamulaştırma sınırları dışında yer aldığı, herhangi bir el atmalarının da söz konusu olmadığı gibi kamulaştırma işlemine de tabi tutulmadığı, davacı tarafından daha önce idareleri aleyhine İstanbul 9. İdare Mahkemesinde açılan (E.2014/2184) davanın reddine karar verildiği, idarelerine yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı iddialarıyla,2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul İli, Silivri İlçesi, .... 2969 parsel sayılı davacılara ait taşınmazın kullanım amacı imar planı ile "karayolları kavşak alanında park" olarak kısıtlanmasına rağmen uzun yıllardır kamulaştırılmayarak, mülkiyet hakkına müdahale nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 30.000,00.-TL (24/05/2019 tarihinde kayda giren dilekçeyle ıslah edilmiş haliyle 4.401.369,00.-TL)tutarındaki tazminatın yasal faiziyle tazmini istemiyle istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde tam yargı davaları; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Aynı kanunun; " kararlarda bulunacak hususlar " başlıklı 24.maddesinde ise; " Kararlarda:
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları yahut unvanları ve adresleri,
b) Davacının ileri sürdüğü olayların ve dayandığı hukuki sebeplerin özeti istem sonucu ile davalının savunmasının özeti,
c) Danıştayda görülen davalarda tetkik hakimi ve savcının ad ve soyadları ile düşünceleri,
d) Duruşmalı davalarda duruşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hazır bulunan taraflar ve vekil veya temsilcilerinin ad ve soyadları,
e) Kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm: tazminat davalarında hükmedilen tazminatın miktarı,
f) Yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiği,
g) Kararın tarihi ve oybirliği ile mi, oyçokluğu ile mi verildiği,
h) Kararı veren mahkeme başkan ve üyelerinin veya hakiminin ad ve soyadları ve imzaları ve varsa karşı oyları,
ı) Kararı veren dairenin veya mahkemenin adı ve dosyanın esas ve karar numarası belirtilir." hükümlerine yer verilmiştir.
İdari yargı mercilerinin hukuka uygunluk denetimi yaparak karar vermeleri aşamasında taleple bağlılık ilkesi uyarınca karar vermeleri gerekmektedir. Bu ilke uyarınca, dava dilekçesinin davanın konusu ve netice-i talep kısmında belirtilen istemlerin incelenerek bu konuda hüküm fıkrasında değerlendirilme yapılması, tam yargı davalarında da davalı (hasım) mevkiine alınan hangi idare veya idareler yönünden davanın kabulüne veya reddine karar verildiği hususunda hüküm kurulması gerekmektedir. Anılan taleplerin kısmen veya tamamen karşılanmaması veya davanın taraflarından (davalı idarelerin) bir kısmı yönünden davanın kabul veya reddine yönelik hüküm kurulmaması halinde verilen hükmün "eksik hüküm" olması nedeniyle usul hükümlerine uygun olmayacağı açıktır.
Başvuruya konu kararda, davacıya ait taşınmazın kamulaştırma yükümlülüğünün Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait olduğu kabul edilerek, bilirkişi incelemesi suretiyle tespit edilen bedelin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği, ancak davalı idarelerden Silivri Belediye Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden davanın kabul veya reddedildiğine yönelik olarak herhangi bir hüküm kurulmadığı, bu bakımdan kararda eksik hükme sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda; davalı idarelerin tamamı yönünden hüküm kurulmamış olması karşısında, istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine olanak bulunmadığından, hüküm eksikliğinin giderilmesi suretiyle karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmektedir.
Ayrıca; tarafların istinafa konu mahkeme kararının esasına dair istinaf iddiaları açısından, usul hükümleri gözetilerek verilecek karardan sonra istinafa başvurulması halinde karar verilmesi gerektiğinden, bu aşamada bir inceleme ve değerlendirme yapılarak karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, eksik hüküm nedeniyle usul hükümlerine aykırı olduğu sonucuna varılan İstanbul 4. İdare Mahkemesince verilen 18/11/2019 tarih ve E:2019/342, K:2019/2473 sayılı kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, Mahkemesince kararın taraflara tebliğine, bu aşamada temyiz yolu kapalı olmak üzere, 25/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)