İSTEMİN ÖZETİ: Mardin İli, Nusaybin İlçesi, Çatalözü Mahallesi, 54 parsel sayılı, mülkiyeti davacıya ait taşınmazın da bulunduğu alanda 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca tesis edilen 21/02/2019 tarih ve 2019/102 Sayılı Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeni kararı ile bu kararın dayanağı olan 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planlanın kabulüne ilişkin 25.12.2018 tarihli, 2018/645 Sayılı Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeni kararına yapılan itirazların değerlendirildiği 19/02/2019 tarih ve 2019/84 Sayılı Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeni (674 Sayılı KHK'nın 38. Maddesi ile 5393 Sayılı Kanun'un 45. Maddesine eklenen ek fıkra gereğince) kararının kendi parseline ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada; Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/12/2019 gün ve E:2019/1040, K:2019/2801 Sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın, davalı idare vekili tarafından; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, tesis edilen işlemlerde yetki gaspı bulunmadığı hususunun bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği, Nusaybin Belediyesinin 07.12.2018 tarihli, 2018/53 Sayılı kararı ile imar planı ve parselasyon yapma yetkisinin büyükşehir belediyesine devredildiği, parselin bulunduğu alana yönelik yapılan işlemin şehircilik ilkelerine imar mevzuatına ve kamu yararına uygun olduğu, eksik ve yetersiz araştırma sonucu karar verildiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 4. fıkrasında; Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir." hükmüne yer verilmiş, 46. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar hakkında verilen kararların başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği; belirtilmiştir.
Dava, Mardin İli, Nusaybin İlçesi, Çatalözü Mahallesi, 54 parsel sayılı, mülkiyeti davacıya ait taşınmazın da bulunduğu alanda 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca tesis edilen 21/02/2019 tarih ve 2019/102 Sayılı Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeni kararı ile bu kararın dayanağı olan 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planlanın kabulüne ilişkin 25.12.2018 tarihli, 2018/645 Sayılı Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeni kararına yapılan itirazların değerlendirildiği 19/02/2019 tarih ve 2019/84 Sayılı Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeni (674 Sayılı KHK'nın 38. Maddesi ile 5393 Sayılı Kanun'un 45. Maddesine eklenen ek fıkra gereğince) kararının kendi parseline ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, aynı dava dilekçesiyle, davalı idare tarafından onaylanan parselasyon, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı dava konusu edildiğinden, her idari işlem yönüyle ayrı ayrı değerlendirme yapılması dairemizce uygun görülmüştür.
Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeninin 21/02/2019 tarih ve 2019/102 Sayılı kararı ile onaylanan parselasyon işlemine yönelik olarak;
İstinafa konu İdare Mahkemesi kararının, parselasyon işlemine ilişkin kısmına yönelik olarak verilen iptal kararında, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4.fıkrasındaki kaldırma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından davalı idarenin bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeninin 19/02/2019 tarih ve 2019/84 Sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına yönelik olarak;
5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun "Büyükşehir, İlçe ve İlk Kademe Belediyelerinin Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin (b) bendinde; çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon planlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak, anılan Kanunun 7/c maddesinde; Kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak, 20.7.1966 tarihli ve 775 Sayılı Gecekondu Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmak büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmaktadır.
İdare Hukukunun bilinen ilkelerinden olan kanunilik ilkesi, idarelerin yetkilerini kanundan almak zorunda olduğunu ifade etmektedir. İdarenin yasalarla kurulması, yasalardan yetki alması, yasalar çerçevesinde ve yasalara aykırı olmamak koşuluyla işlemlerde bulunabilmesi anlamına gelen yasallık ilkesinin (kanunilik ilkesi) gereği olarak yetkili idarenin yasayla belirlenmesi ve yetki devrine imkan veren hususların da yasayla belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bir makam ya da organın idari işlem yapma yetkisini başka bir makam veya organa devretmesi yetki düzenini değiştireceğinden yetki devri yapılabilmesi için açık yasal dayanak gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; nazım imar planlarına uygun olarak 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapma yetkisi ilçe belediyesine ait olup, 5216 Sayılı Kanun'un 7. maddesinin (b) bendi uyarınca, ilçe belediyelerince onaylanan uygulama imar planlarının büyükşehir belediyesince onanması gerekmektedir. Anılan Kanunun 7. maddesinin (c) bendinde ise, (b) bendinden farklı bir husus belirtilmekte ve bu bentte özel olarak kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânları ile parselasyon plânlarını yapma yetkisinin düzenlendiği dolayısıyla, Kanunda açıkça belirtildiği üzere, uygulama imar planlarının ilçe belediyesince yapılacağı ve ardından büyükşehir belediyesinin onayına sunulacağı belirtilmiş olup, ilçe belediyesinin bu yetkisini büyükşehir belediyesine devredeceğine yönelik herhangi bir yasal düzenleme öngörülmemiştir.
Bu durumda, büyükşehir belediyesinin görev alanına girmeyen plan ve projelerden olan dava konusu alanda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapma yetkisinin ilçe belediyesine ait olduğu, ilçe belediyesinin bu yetkisinin Kanundan doğması nedeniyle Kanun tarafından açıkça yetki verilmediği müddetçe bu hak ve görevini büyükşehir belediyesine devredemeyeceği, olaydaki gibi bir devrin Kanunla verilen görevin idari işlemle kaldırılması sonucunu doğuracak olması nedeniyle idarenin kanuna bağlı olma ilkesi ile bağdaşmayacağı, dolayısıyla ilçe belediyesince yapılması gereken uygulama imar planının yetki devri olduğu gerekçesiyle büyükşehir belediyesi tarafından yapılarak onaylanması yönündeki dava konusu işleminde yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, dava konusu edilen büyükşehir belediye encümeni kararının 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına ilişkin kısmında yetki unsuru yönüyle hukuka uyarlık, dava konusu işlemin bu kısmına ilişkin olarak verilen iptal kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeninin 19/02/2019 tarih ve 2019/84 Sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planına yönelik olarak;
”3194 Sayılı İmar Kanununun 3. maddesinde; "5. maddesinde; “Çevre düzeni planı; (Değişik:29/11/2018-7153/10 md.) varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçek planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen, bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plandır. Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.”, 6. maddesinde; “Planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından; Bölge Planları ve İmar Planları, imar planları ise, "Nazım İmar Planları" ve "Uygulama İmar Planları" olarak hazırlanır” hükümlerine yer verilmiştir.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 6/1. maddesinde, “Planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluştuğu”, 6/2. maddesinde; “Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır” ‘Araştırma ve Analiz' başlığı altındaki 8/1. maddesinde; “Mekânsal planların, plan değişikliklerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılacağı,” 8/3. maddesinde; “Kurum ve kuruluşların plan yapım aşamasında plan alanına yönelik ihtiyaç duydukları eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesis, emniyet ve güvenlik vb. hizmet alanları ile bu alanlara ilişkin standartları bildirmelerinin esas olduğu... Bu amaçla nazım imar planı yapım aşamasında kurumların görüşü alınacağı…” 9/1.maddesinde; "Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır. hükmü yer almaktadır.", 9/3.maddesinde; "Planların araştırma aşamasında yapılan çalışmalarda elde edilen bilgi, belge ve sonuçlar ayrı raporlar halinde sunulabilir." düzenlenmelerine yer verilmiştir.
14.06.2014 tarih ve 29030 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde ise Nazım İmar Planı; "i) Nazım imar planı: Mevcut ise çevre düzeni planının genel ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, çeşitli kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerine, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan plandır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yürürlükte olan üst ölçekli planının “Mardin-Siirt-Batman-Şırnak-Hakkari Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı” olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dava konusu taşınmazın lekesel olarak “Kentsel Gelişme Alanı” olarak planlanmış alan sınırları içerisinde kaldığı, dava konusu Revizyon İmar Planlarının 25/12/2018 tarih ve 2018/645 Sayılı Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümen kararı ile onandığı, bu planların 07.01.2019 tarihinden itibaren 30 gün süre ile Mardin Büyükşehir Belediyesi tarafından askıya çıkarıldığı, plana ilişkin itirazların 19.02.2019 tarih ve 2019/85 Sayılı meclis kararı ile değerlendirildiği, kesinleşen imar planları dayanak alınarak dava konusu parselin de içerisinde yer aldığı alanda bu kez büyükşehir belediye encümeninin 26.02.2019 tarih ve 2019/102 Sayılı kararı ile İmar Kanunu 18. ve 19. maddelerine göre yapılan parselasyon planının onaylandığı, 26.02.2019-28.03.2019 tarihleri arasında 1 aylık askı sürecinde herhangi bir itirazın olmaması üzerine dava konusu parselasyon planının kesinleştiği, parselasyon işleminden haricen haberdar olduğunu öne süren davacı tarafından süresi içinde parselasyon planı ile dayanağı imar planlarının (kendi parseline ilişkin kısım yönünden) iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi kararında özetle; "bilirkişi raporu uyarınca dava konusu alanda plan kapsamında öngörülen ticaretin yoğun olacağı bir alt merkez bulunmadığı, taşınmazla aynı konumda ve güzergah üzerinde aynı plan koşullarına sahip parsellerin birlikte değerlendirilmesi ve bütüncül planlama anlayışı ile karar alınmasının yasal zorunluluk olduğu, dava konusu edilen imar planlarında davaya konu taşınmaz bütüncül planlama ilkesine aykırı olarak, komşu parsellerden farklı olarak sadece ticaret alanı olarak öngörüldüğü ve yoğunluğunun düşürüldüğü anlaşılmakla dava konusu Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeni tarafından tesis edilen 19/02/2019 tarih ve 2019/84 Sayılı karar ile kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planının davacı parseline ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesine yer verilerek, 1/5000 ölçekli nazım imar planı yönüyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; anılan karara esas alınan bilirkişi raporunun "sonuç" bölümünün 8. maddesinde belirtilen "dava konusu edilen imar planlarında davaya konu taşınmaz bütüncül planlama ilkesine aykırı olarak, komşu parsellerden farklı olarak sadece ticaret alanı olarak öngörüldüğü ve yoğunluğunun düşürüldüğü" ifadesinin, söz konusu bilirkişi raporunda yer alan genel anlatımlar ile aynı raporun son sayfasında yer alan 10. maddesinde belirtilen kanaatle çeliştiği hususu Dairemizce tespit edildiğinden, ayrıca söz konusu bilirkişi raporunun mevcut haliyle uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli olmadığı görüldüğünden, Dairemizin 22.10.2021 tarihli, E:2020/1355 Sayılı ara kararı ile mevcut bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan ara kararının gereği olarak düzenlenen ve 15.12.2021 tarihinde kayda alınan bilirkişi raporunda özetle;
"1- Dava konusu parselin kuzeyinden ve batısından geçen bu izi takip eden yerde akan ya da kuru bir dere yatağı bulunmadığı, 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı plan paftaları altlığı olarak kullanılan halihazır haritasında kadastral yolun olduğu, parselin boş olduğu üzerinde herhangi bir yapının olmadığı,
2-)Uyuşmazık konusu taşınmazın güneyinden 35 metrelik yolun Mardin Şırnak Yolu olduğu, kurgulanan 35 metrelik yol ile taşınmazın ortasından geçen 20 metrelik yola cephe veren imar adaları için belirlenen kullanım kararları incelendiğinde; söz konusu iki yol ulaşım kademelenmesi olarak düşünüldüğünde yolların genişliği ve yoğunluğu dikkate alındığında 35 metrelik yolun 1. derece ulaşım yolu olarak kabul edilirse dava konusu parselin içerisinden geçen 20 metrelik yolun 2. Derece ulaşım yolu olarak nitelendirilebileceği, söz konusu 20 metrelik yol üzerinde bulunan parsellerin konut alanı (E:1.40 Yençok:15.50) Ticaret Alanının T1 ve T2 olarak gösterildiği (T1:E:1.00 Yencok:12.50, T2: E:1.00 Yençok:9.50), 35 metrelik yol üzerinde bulunan parsellerin ise; Akaryakıt Alanı (E:0.50 Yençok:05.50) Ticaret alanının T1,T2,TİCK olarak gösterildiği (T1: E:1.00 Yencok:9.50, T2: E:1.00 Yencok:9.50, TİCK: E:1.50, Yençok:15.50) tespit edildiği, davacının parseli içerisinde T1 ve T2 Ticaret alanının bulunduğu, bu ticaret alanları ile 35 metrelik yol üzerinde bulunan diğer parsellere de aynı fonksiyon ve aynı yapılaşma koşullarından verilmiş olduğu herhangi bir farklılığın bulunmadığı, sonuç olarak 35 metrelik yol üzerinde 171 ada 1 numaralı parselin T2 (E:1.00 Yençok 9.50) Ticaret Alanı olarak belirlenmiş olduğu 162 ada 2-3-4 numaralı parsellerinde T1 (E:1.00 Yençok:9.50) Ticaret Alanı olarak planlandığı dava konusu parsel 35 metrelik yoldan cephe almayıp 35 metrelik yoldan ikinci parsel olmasına rağmen 35 metrelik yoldan cephe alan T1 ve T2 Ticaret Alanı parselleri ile aynı yapılaşma koşullarına sahip olduğu sonucuna varıldığı,
3-)Bilirkişi raporunun "sonuç" bölümünün 8. maddesinde belirtilen "dava konusu alanda plan kapsamında öngörülen ticaretin yoğun olacağı bir alt merkez bulunmadığı" kanaatinin, mekânsal alanın hali hazır durumu yönüyle kentin gelişme alanında olduğu parselde herhangi bir yapılaşmanın olmadığı daha önceki bilirkişi raporumuzda eklenen fotoğraflarda da görüldüğü üzere parselin ve etrafının boş olması sebebi ile halihazır durumu yönüyle değerlendirilmiş olduğu,
4-)Planlama alanında (komşu yapı adalarında) başkaca ticaret kullanımlarının da aynı yoğunluk kararıyla yer aldığı görüldüğünden; bilirkişi raporunun "sonuç" bölümünün 8. maddesinde belirtilen "dava konusu edilen imar planlarında davaya konu taşınmaz bütüncül planlama ilkesine aykırı olarak, komşu parsellerden farklı olarak sadece ticaret alanı olarak öngörüldüğü ve yoğunluğunun düşürüldüğü" ifadesinin sehven yazılmış olduğu, aslında sonuç kısmında şu şekilde açıklanmak istendiği; Davacı her ne kadar "dava konusu edilen imar planlarında davaya konu taşınmaz bütüncül planlama ilkesine aykırı olarak, komşu parsellerden farklı olarak sadece ticaret alanı olarak öngörüldüğü ve yoğunluğunun düşürüldüğü”nü iddia etmiş olsa da bu iddianın doğru olmadığı davacı S. A.'a yapılan herhangi bir adaletsizliğin olmadığı komşu yapı adalarında da aynı yoğunluk kararı verilmiş olduğu yolunda açıklanmak istendiği,
5-)Uyuşmazlığa konu 1/1000 Ölçekli Uygulama Planı ve 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planları kapsamında kaldığı; 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama Planlarında kısmen konut alanı, kısmen yol, kısmen ticaret alanı olarak planlandığı, söz konusu parselin revizyon öncesi planda konut dışı kentsel çalışma alanı, ticaret alanı, konut alanı ve yol olarak planlandığı kullanımlarda herhangi bir değişiklik yapılmadığı yalnızca plan tasarımında değişiklik yapıldığı, revizyon plan çalışması olduğu,
Uyuşmazlık konusu imar planı revizyonuna ilişkin işlemin, planlama kademelenmesi ve üst ölçekli plan hükümleri kapsamında uygun olduğu" değerlendirilmesine yer verildiği görülmektedir.
Davacı tarafından, özetle; "söz konusu ek raporda yer alan ifadelerin gerçeği yansıtmadığı, taşınmazının komşu parsellerden farklı olarak ticaret alanı olarak belirlendiği, yoğunluğunun düşürüldüğü, 35 metrelik yol üzerinde bulunan ve yapılaşması tamamlanmış parseller nazara alınarak kıyaslama yapılmasının kabul edilemez olduğu, dava konusu imar planları aleyhine kök raporda yer verilen ifadelerin ek raporda 'sehven' olduğu yönünde ki açıklamasının kötü niyetli olduğu, kendileri ile çelişmemek adına bu açıklamanın yapıldığı, söz konusu paragrafın bütününde olumsuz tespitler yapıldığı" iddialarıyla, anılan ek rapora itirazda bulunulmuş ise de; dava dosyasının muhteviyatı ile dava konusu imar planı paftalarının birlikte incelenmesinden, söz konusu ek raporun, öncesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile birlikte, uyuşmazlığın çözümlenmesine ve karar verilmesine mesnet olacak teknik ve bilimsel içeriğe sahip olduğu görüldüğünden, davacı tarafından iddialarına itibar edilmemiştir.
Uyuşmazlıkta, dava dosyasında yer alan imar planı paftaları ile İdare Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve Dairemizce yapılan ara karar gereği düzenlenen ek raporun birlikte değerlendirilmesinden, davacının mülkiyetinde bulunan 54 Sayılı kadastral parselin de içerisinde imar adalarından; 1. Derece yol niteliğinde ki 35 metrelik Mardin Şırnak Yoluna cephe veren imar adasında ve aynı yola cephe veren diğer imar adalarında genel itibariyle ticaret yoğun kullanımlar öngörüldüğü, 2. Derece yol niteliğinde ki 20 metrelik yola cephe veren imar adalarında ise genel olarak konut kullanımına yer verildiği, imar adalarının cephe aldığı taşıt yolunun genişliği, ulaşım kapasitesi ve işlevi nazara alınarak ticaret yoğun veya konut yoğun kullanım kararı üretilmesinde, bilirkişi raporunda yer verilen tespitler ışığında hukuka aykırılık görülmediği gibi bu bağlamda davacıya ait kadastral parsel için üretilen kullanım kararları ile öngörülen yoğunluk kararlarında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu edilen büyükşehir belediye encümeni kararının, 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planına ilişkin kısmında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin bu kısmına ilişkin olarak verilen iptal kararında isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-) İstinaf başvurusunun kısmen KABULÜNE,
(a) Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/12/2019 gün ve E:2019/1040, K:2019/2801 Sayılı kararının, "Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeninin 19/02/2019 tarih ve 2019/84 Sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar plana" ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,
(b) 1/5000 ölçekli nazım imar planı yönünden, davanın REDDİNE,
2-) Dava konusu 1/1000 ölçekli revizyon nazım imar planına ilişkin kısmı yönüyle verilen iptal kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle REDDİNE,
3-) Mardin Büyükşehir Belediyesi Encümeninin 21/02/2019 tarih ve 2019/102 Sayılı kararı ile onaylanan parselasyon işlemine yönelik istinaf başvurusunun REDDİNE,
4-) Dava sonuç olarak kısmen ret, kısmen iptalle sonuçlandığından, davadaki haklılık durumu nazara alınarak;
(a) Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 2.984,15-TL ilk aşama yargılama giderinin, takdiren 994,15-TL tutarının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 1.990,00-TL tutara ilişkin kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
(b) Davalı idare tarafından karşılanan ve aşağıda dökümü gösterilen 316,60-TL istinaf yargılama giderinin, takdiren 211,60-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 105,00-TL tutara ilişkin kısmı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen 2.550,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5-) İlk derece Mahkemesince kullanılmayan 73,10-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine hakkında hüküm kurulmuş olduğundan, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-) Posta gideri avansından artanın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine,
7-) Kararın tebliğinden itibaren (30) gün içinde Danıştay'a gönderilmek üzere Dairemize verilecek dilekçeyle Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 31.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)