(2709 S. K. m. 125, 141) (2577 S. K. m. 24, 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulu'nda Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Eğitimi kapsamında kursiyer öğrenci iken güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi gereği yeniden aynı statüye alınan davacı tarafından, iptal edilen işlem nedeniyle ilişiğinin kesildiği 13/11/2017 tarihinden yargı kararı gereği görevine başlatıldığı 04/07/2018 tarihine kadar olan yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve bu süreye ait özlük haklarının tanınması istemiyle açılan davada; davacının, güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından bahisle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin Balıkesir 2. İdare Mahkemesi'nin E:2019/751, K:2019/765 sayılı kararıyla iptal edildiği, bu karara karşı davalı idarenin istinaf kanun yolu başvurusunun İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi’nin 02/04/2020 gün ve E:2020/398, K:2020/335 sayılı kararıyla reddedildiği, davacının yargı kararı uyarınca Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulunda kursiyer olarak görevine başlatıldığı, Anayasanın 125. maddesi uyarınca, idarenin hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlemleri nedeniyle kişilerin uğradığı zararların yine aynı idareler tarafından karşılanması gerektiğinden, davalı idare tarafından, davacının dava konusu işlem nedeniyle istihdam edilmediği sürede yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının -davacının aynı dönemde herhangi bir gelir elde edip etmediği hususu araştırılarak gelir elde etmiş ise elde ettiği gelirlerin mahsup edilmesi suretiyle ve davanın açıldığı tarih olan 21/05/2019 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının ilişiğinin kesildiği tarihten yeniden göreve başladığı tarihe kadar geçen sürede yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi isteminin kabulüne, ödenmesine karar verilen parasal hakların -davacının aynı dönemde herhangi bir gelir elde edip etmediği hususu araştırılarak gelir elde etmiş ise elde ettiği gelirlerin mahsup edilmesi suretiyle davanın açıldığı 21/05/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar veren Balıkesir 2. İdare Mahkemesi'nin 22/06/2020 gün ve E:2019/1038, K:2020/434 sayılı kararının; davacı tarafından, dava dilekçesindeki talebe rağmen özlük haklarının tanınması yönünden hüküm kurulmadığı, özlük hakları kavramı içinde yer alan unsurların en başında, davacının kıdeminin ve nasıp tarihinin geçmişten geçerli olacak şekilde düzeltilmesi olduğu ileri sürülerek bu yönüyle istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması, davalı idare tarafından ise, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğuna karar verilmesi neticesinde davacının adaylık işlemlerinin sonlandırıldığı, idarenin tazmin sorumluluğuna gidilebilmesi için idarenin hukuka aykırı ve zarar doğurucu bir davranışı, zarar ile tutum ve davranış arasında nedensellik bağının bulunması gerektiği, davacının parasal tazminat istemine dayanak sürdüğü işlemin mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirildiği, mevzuata uygun olmayan hiçbir somut olmayan hiçbir işlemin somut olayda gerçekleşmediği, yargılama giderleri kapsamında idareleri aleyhine harç yönünden hüküm kurulmasında da hukuka aykırılık bulunduğu ileri sürülerek istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulu'nda Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Eğitimi kapsamında kursiyer öğrenci iken güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi gereği yeniden aynı statüye alınan davacı tarafından, iptal edilen işlem nedeniyle ilişiğinin kesildiği 13/11/2017 tarihinden yargı kararı gereği görevine başlatıldığı 04/07/2018 tarihine kadar olan yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve bu süreye ait özlük haklarının tanınması istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı hükme bağlanmış olup; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kararlarda Bulunacak Hususlar" başlıklı 24. maddesinin (e) fıkrasında da, dayandığı hukuki sebeple ile gerekçesi ve hükmün kararda belirtilmesi gerektiği açıklanmıştır. Yargılama Hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin, yargılama sürecinin sonunda ulaştığı "sonuç"tur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 2. fıkrasında da, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, 45. maddesinin 2. fıkrasının göndermede bulunduğu aynı Kanunun 49. maddesinin 2. fıkrasında, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararın bozulacağı hükümleri yer almaktadır.
Usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, İdari Yargı mercilerinde açılan davalarda; İdare Mahkemelerinin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar verilemeyeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davanın Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulu'nda Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Eğitimi kapsamında kursiyer öğrenci iken güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi gereği yeniden aynı statüye alınan davacı tarafından, iptal edilen işlem nedeniyle ilişiğinin kesildiği 13/11/2017 tarihinden yargı kararı gereği görevine başlatıldığı 04/07/2018 tarihine kadar olan yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve bu süreye ait özlük haklarının tanınması istemiyle açılmasına karşın, İdare Mahkemesi'nce, Anayasanın 125. maddesi uyarınca, idarenin hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlemleri nedeniyle kişilerin uğradığı zararların yine aynı idareler tarafından karşılanması gerektiğinden, davalı idare tarafından, davacının dava konusu işlem nedeniyle istihdam edilmediği sürede yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının -davacının aynı dönemde herhangi bir gelir elde edip etmediği hususu araştırılarak gelir elde etmiş ise elde ettiği gelirlerin mahsup edilmesi suretiyle ve davanın açıldığı tarih olan 21/05/2019 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının ilişiğinin kesildiği tarihten yeniden göreve başladığı tarihe kadar geçen sürede yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi isteminin kabulüne, ödenmesine karar verilen parasal hakların -davacının aynı dönemde herhangi bir gelir elde edip etmediği hususu araştırılarak gelir elde etmiş ise elde ettiği gelirlerin mahsup edilmesi suretiyle davanın açıldığı 21/05/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine şeklinde gerekçe ve hüküm kurulduğu, böylelikle davacının özlük haklarının tanınması istemi hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; taleple bağlılık ilkesi gereği İdare Mahkemesince, davacının, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ilişiğin kesildiği 13/11/2017 tarihi ile Mahkeme kararı gereği yeniden aynı statüye alındığı süreye ait özlük haklarının tanınması talebi hakkında hüküm kurulmamasında usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.
Bu hale göre de, istinaf istemine konu edilen Kararın kaldırılarak, dava konusunun tamamına ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, Balıkesir 2. İdare Mahkemesi'nin 22/06/2020 gün ve E:2019/1038, K:2020/434 sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17/11/2020 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
AZLIK OYU
Dava, Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulu'nda Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı Kazandırma (ASTTASAK) Eğitimi kapsamında kursiyer öğrenci iken güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi gereği yeniden aynı statüye alınan davacı tarafından, iptal edilen işlem nedeniyle ilişiğinin kesildiği 13/11/2017 tarihinden yargı kararı gereği görevine başlatıldığı 04/07/2018 tarihine kadar olan yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine ve bu süreye ait özlük haklarının tanınması istemiyle açılmıştır.
Kamu görevlilerine ilişkin mevzuatta, özlük haklarının, aylık, maaş ve yolluk gibi haklar yanında, ilerleme, yükselme, emeklilik, çekilme, kovuşturma ve yargılama, isnat ve iftiralara karşı koruma, nakil hakkı ve izin hakkını da ihtiva eden çok geniş kapsamlı hukuki bir terim olduğu kuşkusuzdur. Nitekim, Anayasanın 128. maddesinde, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinde ise, idari yargı mercilerinde açılabilecek idari dava türleri belirtilmiş olup, idari mahkemelerin, idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı veremeyecekleri hükme bağlanmıştır.
Yine 2577 sayılı Kanunun 3. maddesinde; tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın gösterileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu duruma göre idari yargı merciinden ya belirli bir işlemin iptali yada bir işlem veya eylemden doğan zararın tazmini istenebilecek olup, dolayısıyla da, idari mahkemesince, tazminat davalarında miktarsal/parasal/ödeme şeklinde hüküm kurulabileceği, bunun dışında idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği açıktır.
2577 sayılı Kanunun anılan hükümleri ile tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarı gösterilmesi zorunlu tutulmuş ise de, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 29/12/1983 tarih ve E:1983/1, K:1983/10 sayılı kararıyla kamu görevlilerine ait mevzuattan doğan uyuşmazlıklarda, idari işlemin neden olduğu zararın miktar olarak saptanmasının mümkün olmadığı hallerde, dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu miktarın gösterilmeden tam yargı davası açılabileceğine karar verilmiş olup, önümüzdeki uyuşmazlıkta da tazmini istenen miktarın gösterilmemesi anılan içtihat kararında öngörülen istisna kapsamındadır.
Dosyanın incelenmesinden, istinafen bakılan işbu davanın, davacının ilişiğin kesilmesine ilişkin işlemin iptali üzerine bu işlemden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan bir tam yargı davası olduğu tartışmasız olup, İdare Mahkemesi'nce verilen kararla, 2577 sayılı Kanunun usul hükümleri ile Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu içtihatının çizdiği sınırlar içinde, davacının dava dilekçesindeki taleplerinin hukuki faydası bağlamında en maximalist şekilde karşılanarak, statü dışında kaldığı süreye ilişkin parasal hakları ile özlük haklarının parasal kısmı bakımından ödenmesi gerektiği gerekçesiyle bunların ödenmesi şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davacı tarafından dava dilekçesinde tanınması gereken özlük haklarının neler olduğu belirtilmemiş, sonrasında istinaf dilekçesinde, özlük hakları kavramı içinde yer alan unsurların en başında, kıdeminin ve nasıp tarihinin geçmişten geçerli olacak şekilde düzeltilmesi olduğundan bahisle özlük haklarının tanınması yönünden istinaf talebinde bulunulmuş ise de, davacının bu talebinin/iddiasının, Balıkesir 2. İdare Mahkemesi'nin 20/12/2019 gün ve E:2019/751, K:2019/765 sayılı kararının uygulanması boyutuna ilişkin olması, 2577 sayılı Kanunun 2. maddesinde yer alan, idari mahkemelerin idari eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı veremeyecekleri hükmü ve yargılamanın en az giderle ve en kısa zamanda neticelendirilmesi ilkesi (usul ekonomisi) dikkate alındığında, Balıkesir 2. İdare Mahkemesinin istinaf istemine konu edilen kararının özlük haklarının tanınması talebi hakkında hüküm kurulmaması gerekçesiyle kaldırılmasında davacının hukuki bir yararının bulunmadığının da ifade edilebilmesi mümkündür.
Açıklanan nedenlerle, Balıkesir 2. İdare Mahkemesi'nin 22/06/2020 gün ve E:2019/1038, K:2020/434 sayılı kararında usul hükümlerine aykırılık bulunmadığından, işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmamaktayım. (¤¤)