(2577 S. K. m. 16)
İSTEMİN ÖZETİ: 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde meydana gelen patlamada yaralanan davacı tarafından, patlama nedeniyle malul olduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu 07/12/2015 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine, davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 1.000,00-TL'nin idareye başvuru tarihinden (07/12/2015) itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat isteminin 10.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin (25.000,00-TL) ise reddine, hükmedilen 10.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden (07/12/2015) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan ve davacı tarafından dava açılırken yatırılan 29,20-TL harç düşüldükten sonra kalan 722,21-TL nispi karar harcının davacıya tamamlattırılmasına, 751,41-TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine ilişkin olarak Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/12/2019 gün ve E:2016/1541, K: 2019/2456sayılı kararın, davacı vekili ve davalı idare tarafından; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı vekili tarafından, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde meydana gelen patlamada yaralanan davacının tarafından, patlama nedeniyle malul olduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 2. İdare Mahkemesinin 12.12.2019 tarih, E:2016/1541, K:2019/2456 sayılı kararı ile; 07.12.2015 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine, maddi tazminat isteminin kabulü ile, 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren davalı idarece davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı istinaf başvuru dilekçesi ile; bilirkişi raporuna itiraz ettikleri, mahkemenin bu konuda karar vermediği, bu nedenle ıslah dilekçesi vermedikleri, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu, olayda hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
Davalı idare istinaf başvuru dilekçesi ile; idarenin olayda kusurunun olmadığı, olayın terör eylemi olduğu, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğu ileri sürülerek kararın, istinaf kanun yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelenmesinden; 10.10.2015 tarihinde Ankara-Sıhhiye Meydanında "Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış, Emek, Demokrasi" adı altında bir gösteri yapılmasının planlandığı, adı geçen gösteriye katılmak isteyen kişilerin Ankara Garı önünde toplandıkları sırada saat 10.04'te bombalı bir terör saldırısının düzenlendiği, gerçekleşen patlamada Balıkesir Burhaniye ilçesinde esnaf olan davacının yaralandığı, aynı gün Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk müdahalesinin yapıldığı, muayenesinde, sağ femur proksimalinde patlayıcı madde infilakı ile oluşmuş cildi şarapnel yaralanması, femoral ven yaralanması saptandığı, yumuşak doku içinde şarapnel parçası görüldüğü, kemiksel patoloji saptanmadığı, kalp damar cerrahi kliniğinde opere edildiği, tedavisini müteakip 14/10/2015 tarihinde taburcu olduğu, akabinde Balıkesir Edremit Devlet Hastanesinde tedavisine devam ettiği ve ilaç tedavisi uygulandığı, 07/12/2015 tarihli idari başvuru dilekçesi ile 1.000.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi isteminde bulunulduğu, başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiği, bunun üzerine zımnen red işleminin iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasında, "Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta; davacının Ankara Garı önünde meydana gelen patlamada yaralanması sonucu oluşan efor kaybının tespiti amacıyla İdare Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunun davanın taraflarına tebliğ edildiği, davacı vekilinin 04.11.2019 tarihli Mahkeme kayıtlarına giren dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz edildiği, İdare Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ara kararı ile davacı vekilinden bilirkişi raporu uyarınca tazminata ilişkin belge veya beyanların sunulmasının istenildiği, davacı vekilinin 03.12.2019 tarihli İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesi ile bilirkişi raporuna itirazlarını yinelemek suretiyle davacının maddi zararlarına ilişkin yeni belge ve bilgilerin eklendiği, İdare Mahkemesince akabinde anılan davada karar verildiği görülmüştür.
Açılan bir tam yargı davasında istenilen tazminatın miktarının, ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra elde edilen verilere göre mahkemece takdir edildiği bilinmektedir. Tazminat davasının bu özelliği gereği, gerçekte hak edilen tazminat miktarının dava açılmadan önce davacılar tarafından tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin, davacıları yüksek miktarlı istemlerde bulunmaya yönlendirebileceği açıktır.
Tazminat davasının başındaki bu belirsizlik karşısında bir güvence oluşturabilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen cümle ile talep miktarının sonradan artırılabilmesi (ıslah) kurumu getirilmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (tasarının 3.maddesi) gerekçesinde, "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
Bu durumda, tarafların bilirkişi raporuna vaki itirazları incelendikten sonra İdare Mahkemesince söz konusu bilirkişi raporunda eksiklik yahut belirsizlik bulunmadığı, başka bir deyişle bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği değerlendiriliyor ise söz konusu itirazların kabul edilmediği ve davanın ıslahı için kesin süre verildiği hususlarını içerecek tarzda alınacak bir ara kararı ile taraflara bildirimde bulunulması, davacının dava konusu miktarı artırmasına olanak tanınması ve 2577 sayılı Yasanın 16. maddesinin 4. fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen yöntem işletilerek dosyanın tekemmülü sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, dosya tekemmül ettirilmeden, taleple bağlılık ilkesinden bahisle dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden hüküm kurulmasında usule ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; tarafların istinaf isteminin KABULÜNE, istinafa konu Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 12/12/2019 gün ve E: 2016/1541, K: 2019/2456 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasa'nın 45/5 maddesi uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere DAVA DOSYASININ MAHKEMESİNE İADESİNE, kaldırma kararı üzerine yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada yargılama giderleri yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı Yasanın değişik 45.maddesinin 5.fıkrası uyarınca kesin olarak 18/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)