(657 S. K. Ek m. 33) (2577 S. K. m. 7, 10, 11, 14, 15, 45) (659 S. KHK. m. 6)
İSTEMİN ÖZETİ: Sahil Güvenlik Komutanlığı Ege Deniz Bölge Komutanlığı'nda tabip kadrosunda görev yapan davacının, Ege Ordu Komutanlığı'nın emrine istinaden İzmir Garnizonu kapsamında Narlıdere Kışlası, Şirinyer Kışlası ve Bornova Kışlasında Mayıs 2012 - Eylül 2016 tarihleri arasında tuttuğunu belirttiği tabip nöbetleri nedeniyle, 657 sayılı Kanunun Ek-33. maddesinde düzenlenen nöbet ücretinin ödenmesi istemiyle yaptığı 29/03/2019 günlü başvurunun reddine ilişkin 18/04/2019 tarih ve 25217 sayılı İzmir Valiliği Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı işleminin iptali ile söz konusu Mayıs 2012 - Eylül 2016 tarihleri arasında tuttuğunu belirttiği tabip nöbetlerinin nöbet tarihinden itibaren işletilecek faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davacının dava dilekçesinde en son Nisan 2012 tarihinde nöbet ücreti aldığını, bu tarihten sonra Mayıs 2012 - Eylül 2016 tarihlerinde kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığının belirtildiği, anılan dönemlerde alamadığı nöbet ücretlerinin ilgili olduğu her ayda idari davaya konu olabilecek bir idari işlem olduğu, ödememe işleminden itibaren ya doğrudan dava açılması, ya da 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında, dava açma süresi içinde yapılacak idari başvuru sonrasında kalan dava açma süresi içinde davanın açılması gerektiği, somut olayda ise davacıya 2012 yılının Nisan ayında ödeme yapıldığı, bu aydan sonra mayıs ayından itibaren ise ödeme yapılmadığı bilinmesine rağmen ödenmeyen nöbet ücretinin ilgili olduğu aylar için doğrudan dava açmak yerine 2 seneyi aşan bir süre sonra 29/03/2019 tarihli dilekçe ile idareye başvurulduğu, yapılan bu başvurunun dava açma süresini canlandırmayacağından bahisle, dolayısıyla iş bu davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. ve 11. maddesi kapsamında süresinde olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar veren İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 12/05/2020 gün ve E: 2019/542, K: 2020/480 sayılı kararının; 2012 yılı Mayıs ayından itibaren nöbet ücretlerinin ödenmediği, fazla mesai ve nöbet ücretlerinden feragat etmediği, davacı ile aynı konumda olan başka bir davacı tarafından açılan davada İzmir 1. İdare Mahkemesi'nce verilen E:2016/1701, K:2017/1590 sayılı kararla ilgilinin haklarının ödenmesine hükmedildiği, çalışanlar arasında farklı uygulama yapılmasının Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı hakkında yapılan tüm işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun yürütüldüğü, istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Sahil Güvenlik Komutanlığı Ege Deniz Bölge Komutanlığı'nda tabip kadrosunda görev yapan davacının, Ege Ordu Komutanlığı'nın emrine istinaden İzmir Garnizonu kapsamında Narlıdere Kışlası, Şirinyer Kışlası ve Bornova Kışlasında Mayıs 2012 - Eylül 2016 tarihleri arasında tuttuğunu belirttiği tabip nöbetleri nedeniyle, 657 sayılı Kanunun Ek-33. maddesinde düzenlenen nöbet ücretinin ödenmesi istemiyle yaptığı 29/03/2019 günlü başvurunun reddine ilişkin 18/04/2019 tarih ve 25217 sayılı İzmir Valiliği Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı işleminin iptali ile söz konusu Mayıs 2012 - Eylül 2016 tarihleri arasında tuttuğunu belirttiği tabip nöbetlerinin nöbet tarihinden itibaren işletilecek faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde; dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğuna işaret edilmiş, 10. maddesinde ise, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabileceği, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süre yönünden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
İdarenin, mevzuatın kendisine yüklediği görevlerin yerine getirilmesi sırasında hareketsiz kaldığı durumlarda, ilgililerin ileriye yönelik hakları yönünden mevzuatın öngördüğü işlemin yapılmasını idareden istemeleri, yine yasaların verdiği bir hakkın zaman içerisinde idare tarafından hareketsiz kalınmak suretiyle verilmemesi durumlarında da bu hakkın tarafına verilmesi anlamında öngörülen işlemin tesisi için her zaman idareye başvurmaları ve isteklerinin reddedilmesi halinde de yukarıda açık hükmüne yer verilen 2577 sayılı Kanunun 10. maddesinde öngörülen usule uygun olarak dava açmaları mümkündür.
Davaya konu edilecek idari işlemler, ilgilinin idareye başvurusu üzerine tesis edilebileceği gibi idarece kendiliğinden de tesis edilmiş olabilir. Ortada idarece kendiliğinden tesis edilmiş bir işlem yoksa ilgilinin dava açma hakkından ve bu hakkın süresinde kullanılması gereğinden de söz edilemez. Böyle bir durumda ilgililerin, kanunda aksine bir hüküm olmadıkça 2577 sayılı Kanunun 10. maddesine göre idareye başvurarak işlem tesis ettirmeleri ve bu işleme karşı anılan Kanunun 7. ve 10. maddelerinde belirtilen süreler gözetilerek dava açmaları mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, Sahil Güvenlik Komutanlığı Ege Deniz Bölge Komutanlığı'nda tabip kadrosunda görev yapan davacının, İzmir Garnizonu kapsamında Narlıdere Kışlası, Şirinyer Kışlası ve Bornova Kışlasında Mayıs 2012 - Eylül 2016 tarihleri arasında tuttuğunu belirttiği tabip nöbetleri nedeniyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek-33. maddesinde düzenlenen nöbet ücretinin ödenmesi istemiyle 29/03/2019 tarihinde başvuru yaptığı, bu başvurusunun İzmir Valiliği Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığının 18/04/2019 tarih ve 25217 sayılı işlemiyle, özetle, uyuşmazlığa konu mahallerde gerçekleşen nöbetlerin, 657 sayılı Kanunun Ek 33. maddesi kapsamında olmadığından bahisle nöbet ücreti ödenmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle reddi üzerine 08/05/2019 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, Sahil Güvenlik Komutanlığı Ege Deniz Bölge Komutanlığı'nda tabip kadrosunda görev yapan davacı tarafından, Mayıs 2012 - Eylül 2016 tarihlerinde gerçekleştiğini belirttiği nöbetlerin tutulmasından sonra 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek-33. maddesinde düzenlenen nöbet ücretiyle ilgili idarece kendiliğinden tesis edilmiş bir işlem bulunmadığı gibi anılan maddede söz konusu nöbet ücretlerinin ödenme zamanına ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davacı tarafından söz konusu nöbetlerin tutulmasından sonra nöbetler karşılığında 657 sayılı Kanunun Ek-33. maddesinde düzenlenen nöbet ücretinin ödenmesi talebiyle yaptığı 29/03/2019 tarihli başvurunun, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının 29/03/2019 tarihli başvurusunun 18/04/2019 tarihli 25217 sayılı işlemle reddi üzerine, 08/05/2019 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığı anlaşılmakta olup, süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanunun, 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde; dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, 14. maddesinin 6. fıkrasında; davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
02/11/2011 günlü, 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 6/1. maddesinde ise, idarelerin, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haiz olduğu belirtilmiş; davalarda taraf olabilecek idare ise, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idareleri olarak tanımlanmıştır. Söz konusu düzenlemeyle, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin tamamına kendi dava ve icra işlerini, taraf sıfatıyla, kendi bünyelerinde istihdam edecekleri hukuk müşavirleri ve avukatları aracılığıyla takip etme imkanı getirilmiştir.
5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri arasında Sahil Güvenlik Komutanlığına da yer verilmiştir. Dolayısıyla, kendine özgü bütçesi ve tüzel kişiliği bulunan, İçişleri Bakanlığı'nın bağlı kuruluşu olan Sahil Güvenlik Komutanlığının adli ve idari davalarda taraf sıfatını taşıyabileceği açıktır.
Dava konusu işlemin İzmir Valiliği Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı'nca tesis edildiği dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanunun anılan maddeleri hükümleri uyarınca davanın Sahil Güvenlik Komutanlığı husumetiyle tekemmül ettirilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiğinden, Milli Savunma Bakanlığı husumetiyle karar verilmesi yönünden de İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Nitekim Danıştay 10. Dairesi'nin 03/04/2019 günlü E:2018/4641, K:2019/2538 sayılı kararı da varılan bu sonucu destekler niteliktedir.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 5. İdare Mahkemesi'nin 12/05/2020 gün ve E:2019/542, K:2020/480 sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 19/11/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.(¤¤)