(2577 S. K. m. 45, 46, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirkete ait Denizli ili Merkezefendi ilçesi …. adresinde bulunan depoyu, 16.06.2018 tarihinde meydana gelen yağışlar neticesinde su basması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 5.000,00.-TL (ıslah edilmiş haliyle 76.417,12.-TL) maddi zararın ödenmesi istemiyle açılan davada; olayda, Denizli İli Merkezefendi ilçesi ….. adresinde faaliyet gösteren davacı şirkete ait işyerinin deposunu, 16.06.2018 tarihinde meydana gelen yağışlar neticesinde su basması sonucunda hasar gören malzemelerin, davalı idarenin iki temsilcisi ile davacı şirketin temsilcisi tarafından imzalanan 18.06.2018 tarihli tutanak ile on üç kalem halinde tespit edildiği, davacı şirket tarafından açılan işbu davada yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde, Mahkememize 25.10.2019 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda, söz konusu 18.06.2018 tarihli tutanakta hasar gördüğü tespit edilen malzemelerin bedellerinin, davacı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnşaat ve Tesisat Birim Fiyatları kitabındaki poz numarası malzeme rayiçlerine göre hesaplandığı, buna göre tutanaktaki 3, 11, 12 ve 13 numaralı malzemeler için resmi kurumların birim fiyatları arasında poz numarası bulunamadığı için bu malzemelere ilişkin hesaplama yapılamadığı ve bu malzemelere ilişkin zararın, davacı işyerinin ilgili malları alış fiyatlarını gösteren faturalara göre tespit edilmesinin uygun olacağının belirtildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından, 11.11.2019 tarihli itiraz dilekçesi ekinde, söz konusu malzemelere ilişkin proforma faturaların ve fiyat listelerinin eklendiği, akabinde 05.12.2019 tarihinde Mahkememize sunulan ek bilirkişi raporunda, anılan belgeler de dikkate alınarak davacının zararının, 2019 yılı için 109.476,30.-TL olarak hesaplandığı, her ne kadar davacının tutanaktaki malzemelere ilişkin gerçek zararının, davacı şirketin söz konusu malzemeleri aldığı fiyatları gösteren fatura bedelleri üzerinden yapılacak hesaplama ile tespit edilmesi gerekmekte ise de, davacı şirket tarafından malzemelere ilişkin faturaların ibraz edilmemiş olduğu ve ortada davacı şirketin uğradığı ve hesaplanması gereken bir zararın bulunduğu göz önüne alındığında, söz konusu zararın, resmi verilere göre hesaplanmasının hakkaniyete uygun olduğu, tutanaktaki 3, 11, 12 ve 13 numaralı malzemeler için resmi kurumların birim fiyatları arasında poz numarası bulunamadığı için bu malzemeler açısından proforma faturalar ile fiyat listeleri esas alınarak hesaplama yapılmasının kabul edilebilir olduğu, ancak 18.06.2018 tarihli tutanakta yer alan tüm malzemeler için proforma faturalar ile fiyat listeleri esas alınarak hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceği, zira proforma faturalar ile fiyat listelerinin, davacının malzemeleri satın aldığı fiyatları değil söz konusu malzemeler için davacıya yapılan fiyat tekliflerini içerdiği ve değişebilir olduğu, böyle bir hesaplamanın davacının gerçek zararını ortaya koyamayacağı, bu nedenle davacının zararının, 2019 yılı için 109.476,30.-TL olarak kabul edilmesi gerektiği, ayrıca, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, yapı ruhsatına göre işyeri olarak belirlenen katlarda su baskını oluşmamış olması nedeniyle işyerinin faaliyetlerini durdurması gerekmeyeceği için dava konusu işyerinin su baskını nedeniyle 15 gün çalıştırılamamasından kaynaklanan ortalama gelirin hesaplamasına gerek olmadığı, ayrıca davacı tarafından, işyerinin temizlenmesi için yapılan harcamalara ilişkin olarak herhangi bir belge veya fatura sunulmadığından ve söz konusu temizlik işlerinin dava konusu şirketin sahibi ve çalışanları tarafından da yapılmış olabileceğinden, davacı tarafından ispatlanamayan bu zarara ilişkin olarak da hesaplama yapılmasına gerek görülmediği, yine dava konusu zararın, dava konusu işyerinin çevresinde bulunan yağmur suyu tahliye imkânlarının yetersizliği nedeniyle meydana geldiği ve bu nedenle yağmur suyu sistemini inşa etmekle ve işletmekle yükümlü olan davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacı şirket tarafından da, zarar gören malzemelerin yer aldığı ve su baskınının yaşandığı ikinci bodrum katın, yapı ruhsatında otopark ve sığınak olarak belirtilmesine rağmen, depo olarak kullanılmış olduğu, bu durumun, yukarıda da değinildiği gibi, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12.03.2018 tarih ve E:2015/4228, K:2018/892 sayılı kararı uyarınca, davalı idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, ancak davacı şirketin de müterafik kusurunun bulunduğu şeklinde değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle bilirkişi raporunda, kusur oranlarının eşit şekilde paylaştırılmasının Mahkememizce de uygun bulunduğu, diğer taraftan, davalı idarece bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, mevzuata göre, yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi için gerekli harcamaların ilgili belediyelerce karşılanması gerektiği, ilgili belediyece yeterli ödenek sağlanmadığı müddetçe davalı idarenin söz konusu hizmetleri yerine getiremeyeceği ileri sürülmüş ise de, mevzuata göre, yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi ve bunların bakım ve onarımının yapılması konusunda asli sorumluluğun davalı idarede olduğu, ayrıca davalı idare tarafından, dava konusu olay tarihinden önce, dava konusu işyerinin çevresinde bulunan yağmur suyu tahliye imkânlarının yetersizliğine ilişkin bir tespit yapıldığına ve buna ilişkin olarak ilgili belediyeden ödenek istenildiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belge de sunulmadığı, bu nedenle davalı idarenin söz konusu iddiasına itibar edilmediği, bu nedenle, davacı şirketin dava konusu olay nedeniyle uğradığı kabul edilen 109.476,30.-TL zararın tarafların kusur oranlarına göre paylaştırılması ve bunun neticesinde, davacı şirkete ödenecek tazminat miktarının hesaplanması amacıyla öncelikle zarar miktarının tamamı olan 109.476,30.-TL'den davacı şirkete yüklenen kusur oranında (%50 oranında) indirim yapılması sonrasında kalan 54.738,15.-TL tutarın, davalı idarece davacı şirkete ödenmesi gerektiği, sonuç olarak davacı şirketin, ıslah edilmiş hali ile 76.417,12.-TL'lik dava konusu talebinin, 54.738,15.-TL'lik kısmının kabulü ile geri kalan 21.678,97.-TL'lik kısmının reddine karar verilmesi gerektiği, öte yandan, Mahkeme, 2018 yılında meydana gelen olay için, bilirkişi raporunda, davanın açıldığı 2019 yılı poz numaraları esas alınarak yapılan hesaplama neticesinde tespit edilen 109.476,30.-TL'lik zarar miktarı üzerinden belirlenen 54.738,15.-TL tazminatın davacıya ödenmesine karar verildiğinden ve 25.02.2019 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına giren dava dilekçesinde 5.000,00.-TL olarak talep edilen tazminat miktarı, daha sonra davacı vekili tarafından 24.12.2019 tarihinde Mahkemesine sunulan ıslah dilekçesi ile arttırıldığından, davacıya ödenecek 54.738,15.-TL maddi tazminatın, 5.000,00.-TL'lik kısmına davanın açıldığı 25.02.2019 tarihinden itibaren, geri kalan 49.738,15.-TL'lik kısmına ise ıslah dilekçesinin Mahkeme kayıtlarına girdiği 24.12.2019 tarihinden itibaren yasal faiz ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının 76.417,12.-TL tutarındaki tazminat talebinin 54.738,15.-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulü ile, bu tutarın, 5.000,00.-TL'lik kısmının davanın açıldığı 25.02.2019 tarihinden itibaren, geri kalan 49.738,15.-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin Mahkemenin kayıtlarına girdiği 24.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesi, davacının 21.678,97.-TL'liktalebiyönünden davanın reddi yolunda Denizli İdare Mahkemesi'nce verilen 11/03/2020 tarih, E:2019/234, K:2020/315 sayılı kararın; davacı tarafından; poz numaraları ile yapılan hesaplamaların piyasa koşullarını yansıtmadığı, ıslah dilekçesindeki istemlerinin tamamının kabul edilmesi gerektiği, davalı idare tarafından; yapı kullanma izin belgesinde müştemilat, otopark, sığınak olarak kullanılması gerekirken depo olarak kullanıldığı, ruhsata aykırı kullanım nedeniyle doğan zarardan idarelerinin kusurlu sayılamayacağı, zarar gören malların metal olduğu, yağmur suyundan etkilenmeyeceği ileri sürülerek aleyhlerine ilişkin kısımlarının istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararının tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" kaldırma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden, istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Denizli İdare Mahkemesi'nce verilen 11/03/2020 tarih, E:2019/234, K:2020/315 sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, aşağıda ayrıntısı gösterilen yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesince yatırana iadesine, 19/11/2020 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)