İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Emniyet Müdürlüğü Turizm Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 26.12.2017 tarihinde ..... marka (.....) seri numaralı kendisine zimmetli el telsizini kaybettiğinden bahisle hakkında başlatılan soruşturma sonucunda 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 8/5-b-1 maddesi gereğince "On altı ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 27/06/2018 tarih ve 2286 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine yönelik İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 31/10/2019 tarih ve E:2018/1758, K:2019/2370 sayılı kararının; telsizin kaybolmadığı, sonradan bulunduğu, ihmalinin olmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Turizm Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı tarafından, 26.12.2017 tarihinde ..... marka (..... seri numaralı kendisine zimmetli el telsizini kaybettiğinden bahisle hakkında başlatılan soruşturma sonucunda 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 8/5-b-1 maddesi gereğince "On altı ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun 27/06/2018 tarih ve 2286 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince "...Bu itibarla, davacı eylemlerinin 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanunun 8/5-B-1 maddesi maddeleri kapsamında değerlendirilerek, davacıya onaltı ay uzun süreli durdurma cezası verilmesine ilişkin dava konusu disiplin cezası işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde, Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; tarafların vekilleri hakkında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanacağı hükmüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 73. maddesinde, "Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar." hükmüne, aynı Kanunun 81. maddesinde; "Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur." hükmüne, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesinde ise; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır...Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır..." hükmüne, aynı Kanunun 21. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile birlikte incelenmesinden, dava dilekçesinin 08.10.2018 tarihinde davalı idareye tebliği üzerine davalı idare tarafından süresi içerisinde 22.10.2018 tarihinde verilen savunma dilekçesinin, davacı vekili adresine tebligata çıkarıldığı, fakat ilgili tebligatın, davacı vekilinin tebligat adresinden taşındığından bahisle 27/10/2018 tarihinde iade kaşesi basılmak suretiyle mahkemesine iade olunduğu, bunun üzerine mahkemesince İstanbul Barosu Başkanlığından davacı vekilinin bilinen en son adresinin istenildiği, buna istinaden İstanbul Barosunca cevaben davacı vekilinin mevcut en son büro adresi ve konut adresinin mahkemeye bildirildiği, fakat mahkemesince, İstanbul Barosu Başkanlığınca bildirilen en son büro adresinin, savunma dilekçesinin tebligata çıkarılıp iade olunduğu adres olarak bildirilmesi üzerine davacı vekili adreslerine 7201 sayılı Tebligat Kanununun ilgili maddeleri uyarınca tekrar tebliğ yolu denenmeden doğrudan davacıya üst yazı yazılmak suretiyle avukatına ulaşılamadığından bahisle tüm tebligat işlemlerinin tarafına yapılacağının bildirildiği ve söz konusu üst yazı ile davalı idarenin savunma dilekçesinin de davacı adresine tebliğ edilmek suretiyle dosyanın tekemmülü sağlanarak istinafa konu kararın verildiği ve söz konusu kararın da davacı adresine tebliğ edildiği görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda yer verilen 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olmasına ve dava dosyasında davacının vekili azlettiğine ya da vekilin istifasına ilişkin olarak davacı ya da vekili tarafından 6100 sayılı Kanunun 81. maddesinde belirtildiği şekilde dilekçeyle mahkemeye yapılan herhangi bir bildirimin de olmamasına karşın, ilgili Kanun maddesine aykırı olarak vekili varken asil olan davacıya yapılan tebligat ile dava dosyasının tekemmülünün usulüne uygun sağlandığından söz edilemeyeceği açık olup, usulüne uygun olarak tekemmülü sağlandıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iade edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 31/10/2019 tarih ve E:2018/1758, K:2019/2370 sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yukarıda yer verilen hususlara uyulmak suretiyle usulüne uygun bir şekilde tekemmülünün sağlanarak yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 26/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)