İSTEMİN ÖZETİ: Zonguldak İdare Mahkemesi'nce verilen 05/11/2019 günlü, E:2018/499, K:2019/1007sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf yoluna başvurulan kararda kaldırma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan karara karşı yapılan başvurunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait olan Zonguldak İli, Kozlu İlçesi 32 ada 77 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda 1/5000 ölçekli ilave nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planın onaylanmasına ilişkin Kozlu Belediye Meclisinin 09.02.2018 tarih ve 29 sayılı kararı ile 09.02.2018 tarih ve 30 sayılı kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince dosyada mevcut bilirkişi raporu hükme esas alınarak, 32 ada 77 parsel sayılı taşınmazın üst ölçekli planlarda orman fonksiyonuna sahip olması nedeniyle 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ve Değişiklikleri arasında ölçekler arası plan kademelenmesi açısından uyumsuzluk olduğu ve planlar arasında “Kademeli Birliktelik” İlkesinin sağlanmadığı, davalı ve davacı idareler arasında ve kendi beyanlarında plan ile tanımlanan fonksiyonlarda tutarsızlık olduğu, planlara dair bilgi-belge ve dökümanlarda tutarsızlık olması nedeniyle 2018 tarihli İlave nazım imar planı ve uygulama imar planında verilen fonksiyonun; TİCK, Otopark, Ağaçlandırılacak Alan veya Park şeklinde tanımlanan tüm fonksiyonunların plan bütünlüğünü bozacak, tadilat yolu ile kentsel gelişimin süregeldiği planlı bir çarpık kentleşmeye sebebiyet verecek, planlama disiplininin koruması zorunlu doğal değerlerinden “orman” vasfını yok edici nitelikte bir karar olduğu anlaşıldığından, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olarak yeterli araştırmalara dayandırılmadan hazırlanan 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli ilave nazım imar planının onaylanmasına ilişkin dava konusu meclis kararlarında davacı taşınmazına ilişkin kısım yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş; bu karara karşı davalı idare tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5.maddesinde; "nazım imar planları"nın varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak, hali hazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasında esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan planlar olduğu, "Uygulama İmar Planı" tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastrol durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren planlar olduğu şeklinde tanımlanmış, 8. maddesinin (b) bendinde de; "İmar Planları; Nazım imar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; mülkiyeti Maliye Hazinesine ait olan Zonguldak İli, Kozlu İlçesi, .... Mahallesi, 32 ada 77 parsel sayılı 660,87 m² yüzölçümlü taşınmazın önceki imar planında otopark, park ve yol olarak planlanmış iken, planın mahkeme kararıyla iptali neticesinde Kozlu Belediye Meclisince tesis edilen 09.02.2018 tarih ve 29 sayılı ve 09.02.2018 tarih ve 30 sayılı kararlar ile kabul edilen Kozlu ilçesi 1/5000 ölçekli ilave nazım ve 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ile söz konusu taşınmazın park ve yol olarak planlandığı, söz konusu planlara yapılan 23.03.2018 tarihli itirazın 06.04.2018 tarih ve 54 sayılı Belediye Meclis Kararıyla reddedildiği, bunun üzerine söz konusu taşınmazı kapsayan alanda yapılan imar planı değişikliğinin kabulüne dair Kozlu Belediye Meclisince tesis edilen 09.02.2018 tarih ve 29 sayılı karar ile 09.02.2018 tarih ve 30 sayılı kararın, 32 ada 77 parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, Zonguldak İli, Kozlu İlçesi, .... Mahallesinde yer alan dava konusu 32 ada 77 nolu taşınmazın; 660,87 m2 yüzölçümüne sahip olup, TKGM verilerine göre cinsinin tapuda “Çalılık” vasfı ile kayıtlı olduğu, keşif tarihi itibariyle çevresindeki orman alanı ile uyumlu bir görünüm içerisinde, “fiili orman alanı” olduğu, davacı ve davalı idareler tarafından taşınmaza yönelik sunulan 06.05.2016 tarih ve 63 sayılı Meclis Kararı ile farklı fonksiyonların tariflendiği, davalı idarenin 06.07.2018 tarihli dilekçe metni ve eklerindeki fonksiyon tanımlarının bile farklı olmasından anlaşıldığı üzere planlama kararına yönelik farkındalığın ve tutarlılığın olmadığı, 32 ada 77 nolu parselin imar durumunun nesnel ve teknik gerekçeler olmaksızın şekillendirildiği, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 7(a), 7(l), 26(1) maddelerinde öngörülen kamu yararına, eşitlik ilkesine ve plan bütünlüğüne aykırı biçimde parçacıl planlandığı, dava konusu taşınmaza yönelik, 08.08.2014 tarihinde onaylanan Zonguldak İli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 06.07.2017 ve 22.11.2017 tarihlerinde onaylanan değişikliklerde “Orman Alanı” fonksiyonuna isabet ettiği, taşınmazın üst ölçekli planlarda orman fonksiyonuna sahip olması nedeniyle 1/5000 NİP ile 1/25.000 ölçekli ÇDP ve değişiklikleri arasında, ölçekler arası plan kademelenmesi açısından uyumsuzluk olduğu ve planlar arasında “Kademeli Birliktelik” ilkesinin sağlanmadığı, 1/5000 ölçekli ilave NİP ve 1/1000 Ölçekli ilave UİP arasında karar aktarımı açısından bir sorun olmadığı, “Kademeli Birliktelik İlkesi”ne yönelik bir aykırılığın olmadığı, 06.05.2016 tarihli 1/5000 ölçekli NİP’de Orman vasfına sahip taşınmaza TİCK fonksiyonu verilerek toprağın yapılaşma ile kaybına ve nitelik yitirmesine sebebiyet verecek plan kararı alındığı, bu kararın davacı taşınmazın komşuluğunda ve yakın çevresinde yer alan Orman Alanı vasfına sahip parsellerde yapılaşma gediği açacağı, plan bütünlüğünü ve ekosistemi bozacağı, orman vasfına sahip diğer taşınmazlar üzerinde de baskı kuracağı, dava konusu Maliye Hazinesi mülkiyetindeki parselin özel mülkiyete konu olacak fonksiyonlara [BL-4;TİCK] ayrılması ve parsele ayrıcalıklı imar haklarının tanınması halinde, kamu yararının gözetilmeyeceği; aksine kamuyu zarara uğratacak bir karar niteliği taşıdığı, planlara dair bilgi-belge ve dökümanlarda tutarsızlık olması nedeniyle 2018 tarihli İlave NİP ve UİP’da verilen fonksiyonun; TİCK, Otopark, Ağaçlandırılacak Alan veya Park şeklinde tanımlanan tüm fonksiyonunların plan bütünlüğünü bozacak, tadilat yolu ile kentsel gelişimin süregeldiği planlı bir çarpık kentleşmeye sebebiyet verecek, planlama disiplininin koruması zorunlu doğal değerlerinden “orman” vasfını yok edici nitelikte bir karar olduğu, dava konusu taşınmazın, [daha önceki fonksiyonunun sosyal ve teknik altyapı alanları, kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanları kapsamında olmadığı gerçeğinden hareketle] Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesindeki eşdeğer yeni bir alan ayrılması koşullarının oluşmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu parselin 2013 yılında onaylanan imar planlarında orman alanında ve küçük bir kısmının yolda kaldığı, 2016 yılında onaylanan imar planlarında ise parselin otopark, park ve yol fonksiyonuna alındığı, dava konusu 09.02.2018 tarihli meclis kararlarıyla Zonguldak İdare Mahkemesinin E:2016/948 sayılı dava dosyasında verilen iptal kararını uygulamak üzere yapılan ilave imar planlarında dava konusu parselin park ve yol fonksiyonuna alındığı, söz konusu mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Dairemizce istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, gelinen noktada, mülkiyeti hazineye ait dava konusu taşınmazla ilgili olarak 2018 yılı planlama kararlarının iptali istemiyle açılan işbu davada, davacı Zonguldak Valiliğince taşınmazın park ve yol fonksiyonu yerine ticaret+konut kullanımında bırakılması gerektiği ileri sürülmektedir.
1/125000 ölçekli çevre düzeni planının daha şematik düzeyde ve alt ölçekli planları yönlendirici nitelikte planlar olduğu, planlamada 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının arazi kullanımına yönelik daha somuta yönelik planlar olduğu, bu bağlamda 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında leke gösterimi şeklinde bir planlama dilinin kullanılması sebebiyle, söz konusu planda uyuşmazlık konusu parsel için ölçü alınmasının mümkün görünmemesi ve 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların kendi arasında bir uyumsuzluğundan da söz etmeye olanak bulunmaması karşısında, dava konusu planlama işlemlerinin planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar dava konusu planlama kararları mahkeme kararını uygulamak üzere yapılan bir planlama işlemi olsa da, söz konusu mahkeme kararının dava konusu parsele yönelik olmadığı ve söz konusu yargı kararının Dairemizce kaldırıldığı görüldüğünden, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi, söz konusu yargı kararlarından bağımsız olarak davacının mevcut yakınması bağlamında konuya yaklaşmayı gerekli kılmaktadır.
Her ne kadar bilirkişi raporunda parselin kullanım kararı yönünden davacının ve davalı idarenin sunduğu belgelere göre bir tutarsızlığın bulunduğu belirtilmekte ise de, Dairemizin 28.10.2020 tarihli ara kararına verilen cevaba ekli bilgi ve belgelere göre parselin kullanım kararı yönünden herhangi bir tutarsızlığın, çelişkinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu noktadan hareketle bakıldığında, dava konusu parselin ilk olarak orman alanı ve yol kullanımda iken Orman Genel Müdürlüğünce parselin orman sınırı dışına çıkarılmış olduğu, sonrasında alınan planlama kararı ile parselin otopark, park ve yol kullanımı ile fonksiyonladırıldığı, son olarak dava konusu planlama işlemi ile parselin park ve yol kullanımında bırakıldığı görülmektedir.
Dava konusu parselin orman vasfına sahip olduğu anlaşılan taşınmazlarla diğer komşu ticaret konut kullanımında kalan taşınmazlar arasında yolu da kısmen kapsayacak biçimde yol kenarında konumlanmış olduğu, bu konum itibariyle parselin bir geçiş noktasında bulunduğu, her ne kadar dava konusu parselin kısmen orman vasıflı arazi ile birleştiği görülmekte ise de, parselin Orman Genel Müdürlüğünce orman alanı sınırı dışına çıkarılmış olması nedeniyle orman alanı kullanımında bırakılması yönünde bir planlama kararı alınmaya Belediyenin zorlanamayacağı açıktır.
Tüm bu veriler ışığı altında, uyuşmazlığın davacıya ait parselin yapılaşmaya açılacak şekilde ticaret+konut kullanımı ile fonksiyonlandırılmasının uygun olup olmadığının çözümlenmesine bağlı olduğundan, parselin mevcut fiili durumu, kullanım şekli, doğal doku içindeki yeri dikkate alındığında söz konusu parselin yapılaşmaya açılması ile -parsel çevresindeki mevcut orman alanının 2013 yılından sonraki planlama kararları ile azaltıldığı gözetildiğinde- var olan yapılaşma baskısının daha da artacağı, bunun yanında parselin geçmiş planlama kararlarında öngörülen kamusal kullanım kararlarının dava konusu planlama kararları ile sürdürüldüğü dikkate alındığında, söz konusu parselin mevcut fiili duruma ve doğal dokuya uygun bir biçimde geçmiş fonksiyonlarına da uygun olarak park ve yol fonksiyonunda bırakılmasının şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemlerin iptali yolunda Zonguldak İdare Mahkemesi'nce verilen 05/11/2019 günlü, E:2018/499, K:2019/1007 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın 45/4 maddesi uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE; aşağıda dökümü yapılan mahkeme safhasına ait toplam 1.770,20 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; YD İtiraz ve istinaf aşamalarına ait toplam 419,40 TL (182,20+237,20) yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 2.040,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın taraflara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 17/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)