İSTEMİN ÖZETİ: Mardin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/01/2020 gün ve E:2019/477, K:2020/376 sayılı kararın; davacı ve davalı idare tarafından dilekçede yazılı nedenlerle ve 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kararın aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından, Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nde meydana gelen terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı, halen köye dönüşün mümkün olmadığı ve malvarlığına ulaşılamadığından bahisle uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı'na yapılan 26/04/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nün girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, köyde ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması amacıyla Mahkememizce 01.11.2019 tarihinde yapılan ara karara Şırnak İl Jandarma Komutanlığınca sunulan cevap dilekçesinde; "bahse konu köyün 30.05.2007-26.04.2018 tarihleri arasında yerleşime açık olduğu, köyde belirtilen yıllarda ikamet eden vatandaşların bulunmadığı, köye dönüş projesi kapsamında gerekli işlemlerin Şırnak Valiliği tarafından yürütüldüğü, köye geri dönüş ve yerleşimin olmadığı, köyün geçici askeri güvenlik bölgesi içerisinde bulunmadığı, günümüz şartlarında her türlü ulaşım vasıtasıyla çok kısa sürede ulaşımın mümkün olduğu, kolluk görevlilerinin vatandaşların emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlayabileceği, ikamet etmek isteyen vatandaşların köy ve mezralarda bulunan mal varlığına ulaşmada emniyet ve asayiş yönünden bir sakınca olmadığı" belirtilmiş ise de; davalı idare tarafından yukarıda iddia ettiği hususları destekleyen herhangi bir bilgi ve belgeyi dava dosyasına sunmaması göz önüne alındığında Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nün 30.05.2007-26.04.2018 tarihleri arasında yerleşime elverişli ve ulaşım açısından güvenli olmadığı sonucuna varıldığı, uyuşmazlıkta, yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca davacının başvuru tarihi olan 26/04/2018 tarihinden geriye doğru bir yıllık zararının 5233 sayılı Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında kaldığı ve bu nedenle de davacının idareye başvurduğu tarihten en fazla bir yıl önceki tarihe, bir başka ifade ile 26/04/2017 tarihine kadar olan dönemdeki malvarlığına ulaşamama nedeniyle oluşan zararların tazminine karar verilebileceği, geriye kalan 30.05.2007-26.04.2017 tarihindeki dönem zararının ise davacının 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen süre içerisinde (öğrenmeden itibaren altmış gün ve her halde bir yıl) bir başvurusu olmadığından dolayı bu dönemin idarece tazmin edilmesinin mümkün olmadığı açık olup; bu doğrultuda dava konusu zımnen ret işleminin; 26.04.2017-26.04.2018 tarihleri arasındaki dönem zararı yönünden, davalı idarece davacının 26/04/2018 tarihli başvurusu değerlendirilmek suretiyle bahsi geçen köyün yeniden yerleşime açılıp açılmadığı, yerleşime açılmış ise hangi tarihten itibaren açıldığı, iddia edildiği gibi davacının anılan köyde bir malvarlığının bulunup bulunmadığı bunlar üzerinde bir zarar meydana gelip gelmediği, varsa zarar kalemlerinin neler olduğu konusunda ayrıntılı bir araştırma ve inceleme yapılarak köyün terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle boşaltıldığı ve halen boş olduğu hususu doğrulandıktan sonra ulaşılamadığı iddia edilen malvarlığının bulunduğu mahalde gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak varsa ilgilinin somut ve güncel zararlarının zilyetlik, ferdi mülkiyet, iştirak halinde mülkiyet ve müşterek mülkiyet durumları da dikkate alınarak hisse/ler oranında karşılanması gerekirken bu gerekliliğe uyulmayarak istemin hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan zımnen reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemin anılan döneme ilişkin kısmında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı, öte yandan davacının 30.05.2007-26.04.2017 tarihleri arasındaki zararının tazmini istemi yönünden ise; idareye yapılan söz konusu başvurunun süresinde olmadığı ve bu nedenle de anılan döneme ilişkin zararlarının tazmin edilemeyeceğinden dolayı dava konusu işlemin bu kısmında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemin 26.04.2017-26.04.2018 tarihleri arasındaki dönem için verilen kısmen iptal kararı sonrasında davalı idare tarafından yapılacak incelemede, kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan isteneceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın hangi sebeplerden kaynaklandığını açıklayıcı bilgi ve belgelerin (dava, belge, sözleşme vs.) davacı tarafından sunulması gerektiği, aksi takdirde keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların değerlendirilemeyeceği ve taşınmazlar için mükerrer ödemelerin söz konusu olamayacağı açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin 30.05.2007 tarihinden, 26.04.2017 tarihine kadar olan zararların tazmini isteminin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 26.04.2017 tarihinden başvuru tarihi olan 26.04.2018 tarihine kadar olan zararların tazmini isteminin zımnen reddine ilişkin kısmının ise iptaline, karar verilmiştir.
Davacı tarafından; uyuşmazlık konusu yerde tarımsal faaliyette bulunarak yaşamlarını sürdürmekte iken artan şiddet olayları nedeniyle 1990 yılında ailesi ile birlikte köylerini terk etmek zorunda kaldıkları, bölgenin halen geçici güvenlik bölgesi içerisinde olması nedeniyle mal varlıklarına ulaşamadıkları,5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un "Başvurunun Süresi, Şekli, İncelenmesi ve Sonuçlandırılması" başlıklı 6. maddesinde "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her halde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları halinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu kanun kapsamındaki yaralanma ve sakatlanmalarda, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz" hükmünün yer aldığı, 5233 sayılı Kanuna 5666 sayılı Kanun'la eklenen geçici 4. maddede,19.07.1987 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan olaylar için, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde en son 30.05.2008 tarihine kadar başvuru yapılabileceğinin düzenlendiği, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde geçen bir yıllık başvuru süresinin 30.05.2007 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5666 sayılı Kanun ile 30.05.2008 tarihe kadar uzatıldığı, dolayısıyla 19.07.1987 tarihi ile 5666 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle meydana gelen zararlar nedeniyle en son 30.05.2008 tarihine kadar başvuruda bulunabileceği, söz konusu süre kısıtlamasının sadece 30.05.2007 tarihinden önceki yıllara ilişkin zararlar yönüyle olduğu, 30.05.2007 tarihinden sonra mal varlığına ulaşamama nedeniyle meydana gelen zararlar için böyle bir kısıtlama bulunmadığı, güvenlik kaygısı ile halen malvarlığına ulaşamadığını ileri süren kişilerin her yıl başvuru yapması ve sonucuna göre dava açmasını beklemenin hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı ve yargılamanın mümkün olan süratte ve az masrafla sonuçlandırılması yani usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu, Mahkeme tarafından yapılan araştırmada Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nün 30.05.2007-26.04.2018 tarihleri arasında yerleşime elverişli ve ulaşım açısından güvenli olmadığı tespitlerine yer verildiği ileri sürülerek kararın istinaf yoluyla incelenerek aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
Davalı idare tarafından; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu vermiş olduğu 27/03/2019 tarih, E:2017/1935, K:2019/1374 sayılı kararı ve Danıştay 10. Dairesi 20/11/2019 tarih ve E:2019/1380, K:2019/8426 sayılı kararıyla da sabit olduğu üzere Mardin 1. İdare Mahkemesi'nin davacı tarafın başvuru tarihinden geriye doğru 1 yıllık dönemi aşan kısım yönünden zararlarının tazmini isteminin reddine karar verilmesinin hukuka ve yasaya uygun olduğu, ancak başvuru tarihinden geriye doğru 1 yıllık döneme ilişkin zararların tazmin isteminin zımnen reddedilmesi işleminin iptaline karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğu, 5233 yasa gereğince malvarlığına ulaşamamadan kaynaklı olarak tazminat ödenebilmesi için ilgililerin köye ulaşamamaları gibi bir çok şarttın mevcut olması gerekirken ortada dava konusu köye ilişkin olarak terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle ulaşılamamasından söz edilemeyeceğinden, davacı tarafın idareye başvuru tarihinden geriye doğru 1 yıllık döneme ilişkin zararlarının ilişkin tazmin isteminin zımnen reddedilmesi işleminin iptaline karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğu, Şırnak Zarar Tespit Komisyonu'nun 31/01/2019 tarih ve 2019/58 sayılı yazısının ekindeki Jandarma yazısında söz konusu köy için; vatandaşların köyü ekonomik nedenlerden dolayı 1993 yılından itibaren kendilerinin boşalttıkları, bölgenin Askeri yasak bölge içerisinde bulunmadığının belirtildiği ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kararın aleyhe olan kısmının kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
İstinafa konu kararın, dava konusu işlemin 30/05/2007-26/04/2017 tarihleri arasındaki dönem ilişkin kısmına yönelik davacının istinaf başvurusunun incelenmesinden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 2.fıkrasının atıfta bulunduğu aynı Kanunun 49.maddesinin 2. fıkrasında yazılı nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İstinafa konu kararın, malvarlıklarına terör sebebiyle ulaşılamadığından bahisle başvuru tarihinden itibaren geriye doğru bir yıllık dönem olan 06/04/2017-26/04/2018 tarihleri arasındaki kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin başvurusunun incelenmesinden;
Bakılan davada; davacının malvarlığına ulaşılamamasından kaynaklı zararlar açısından, anılan yerleşim biriminin girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan Şırnak İl Jandarma Komutanlığı'nın 28.11.2019 tarih ve 5529450 sayılı yazısında "Şırnak ili Uludere İlçesi Eski Işıkveren köyünün 30.05.2007-26.04.2018 tarihleri arasında yerleşime açık olduğu ancak, köyde belirtilen yıllarda ikamet eden vatandaşların bulunmadığı, 1993 yılında kendi istekleri ile köyü terk ettikleri, 30.05.2007 -26.04.2018 tarihleri arasında köye dönüş projesi kapsamında gerekli işlemlerin Şırnak Valiliği tarafından yürütüldüğü, köye geri dönüş ve yerleşmenin olmadığı, Eski Işıkveren köyünün, Geçici Askeri Güvenlik Bölgesi içerisinde bulunmadığı, günümüz şartlarında her türlü ulaşım vasıtasıyla çok kısa sürede köye ulaşımın mümkün olduğu, kolluk görevlilerinin de teknolojik gelişmeler çerçevesinde günümüz şartlarına uygun olarak her türlü araç, gereç ve ulaşım vasıtalarına sahip olduğu yerleşim yerleri ile her türlü iletişim ve ulaşımın kısa sürede sağlayarak vatandaşların emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlayabileceği, ikamet etmek isteyen vatandaşların köy ve mezralarda bulunan mal varlıklarına ulaşmada emniyet ve asayiş yönünden herhangi bir sakıncanın olmadığının belirtildiği, Mardin 1.İdare Mahkemesinin E:2018/1630 sayılı dava dosyasına sunulan Şırnak/Uludere Köy ve Mezraları Tablosu'nun 25'ıncı sırasında yer alan eski adı Işıkveren köyü'nün keşfe uygun olduğu ve köye geri dönüşün güvenlik yönünden sorun oluşturmayacağı belirtildiği tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda, Şırnak İli, Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü 30.05.2007-26.04.2018 tarihleri arasında yerleşime açık olduğu, Askeri Güvenlik Bölgesi içerisinde yer almadığı, köye ve dolayısıyla köydeki malvarlığı unsurlarına ulaşım bakımından herhangi bir engel bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,
Mardin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/01/2020 gün ve E:202019/477 K:2020/376 sayılı karara karşı yapılan;
1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine,
2-Davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, idare mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına ve davanın reddine,
3-Dava ret ile sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan 394,05 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Adli yardım kabul kararı gereğince ertelenen ve genel bütçeden karşılanan 387,65 TL (dava açılırken davacılar tarafından yatırılan 6,40 TL vekalet harcı mahsubu sonucu sonucunda kalan) yargılama giderinin davacıdan tahsiline ve bunun tahsili için mahkemesince ilgili merciiye müzekkere yazılmasına,
5-İstinaf aşamasında davalı idare tarafından karşılanan 40,25 TL istinaf posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6-Mardin İdare Mahkemelerinde davacı vekili tarafından açılan 79 davanın duruşmalarının aynı gün yapıldığı nazara alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22. maddesi uyarınca belirlenen maktu vekalet ücretinin %40'ına tekabül eden 1.556,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
7-İstinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46/1-b. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 23.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)