(2577 S. K. m. 5, 15, 45, 46, 49) (5510 S. K. m. 81) (6183 S. K. m. 101, 102)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Gaziemir Sosyal Güvenlik Merkezinde ... sicil numarasıyla tescilli Apartman Yönetimi olan davacı tarafından; 5510 sayılı Kanunda belirtilen bazı yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle adına tesis edilen idari para cezasına ilişkin işlem/ler nedeniyle haksız ödendiği ileri sürülen 18.173,00 TL tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davacının, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Gaziemir Sosyal Güvenlik Merkezinde ... sicil numarasıyla tescilli Apartman Yönetimi olduğu, davacı apartman yönetiminin, H.E. ile kapıcılık hizmetinin alınması konusunda anlaşıldığı, ancak anılan kişi tarafından kendisi yerine eşinin kapıcı olarak çalıştırıldığı gerekçesiyle, davacı apartman yönetimine karşı eşi Z.E. adına İzmir 2. İş Mahkemesi'nin E:2013/200 sayılı dosyası üzerinden hizmet tespiti davasının açıldığı, yapılan yargılama neticesinde anılan Mahkemece verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesince verilen karar ile düzeltilerek onanması üzerine, H.E.'nin eşi Z.E.'nin davacı apartman yönetimine ait apartman kapıcılığı işyerinde 01.05.2005-31.10.2010 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 1980 gün çalıştığının tespit edildiğinin ortaya konulduğu, bunun üzerine davalı idare tarafından düzenlenen 26.01.2015 tarih ve 464895 sayılı işlemi ile davacı adına, Z.E.'nin 01.05.2005-31.10.2010 tarihleri arasındaki hizmetleri (kapıcılık) için 5510 sayılı Kanundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediği gerekçesiyle 36.493,00 TL para cezasının uygulandığı, diğeri tarafından Kuruma yapılan ihbarlar üzerine yapılan inceleme neticesinde hazırlanan rapor ile, H.E.'nin anılan apartmanda kapıcı olarak 2009/1 ile 2010/9 dönemleri arasında hizmet verdiğinin tespit edildiği gerekçesiyle İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Gaziemir Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 15.08.2014 tarih ve 4081438 sayılı işlemi ile davacı adına yeniden idari para cezasının verildiği, ancak dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile İzmir 1. İş Mahkemesinin 2019/56 sayılı dosyasının incelenmesinden, davacıya ait apartman kapıcılığı işyerinde 2009/1 ile 2010/9 dönemleri arasında H.E. yerine eşi Z.E.'nin kapıcı olarak çalıştırıldığının, H.E.'nin bu süreçte başka işyer/lerinde çalıştığının kesinleşmiş Mahkeme kararı ile ortaya konulduğu dikkate alındığında, davalı idarece tesis edilen 15.08.2014 tarih ve 4081438 sayılı işlem ile davacı adına, H.E.'nin 2009/1 ile 2010/9 dönemleri arasında kapıcı olarak sigortasız çalıştırıldığı gerekçesiyle para cezası verilerek davacı tarafından mükerrer ödeme yapılmasına, dolayısıyla davacının zarara uğramasına sebebiyet verildiği anlaşılmış olup, söz konusu hukuka aykırı işlem (H.E.yönünden) nedeniyle davacı açısından doğan zararın idarece tazmin edilmesi gerektiği, bu durumda; davacı tarafından, İzmir 1. İş Mahkemesinin E:2015/239 sayılı dosyası üzerinden açılan davada, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda, idarenin anılan işlemi nedeniyle bahsi geçen olayda davacıdan mükerrer olarak prim ve idari para cezası tahsiline gidilen miktarın toplam 18.173,00 TL olarak hesaplandığı anlaşılmış olup, söz konusu bilirkişi raporu Mahkememizce de yerinde görülerek, davalı idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle uğranılan zarara karşılık davacı tarafından talep edilen 18.173,00 TL tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü, davacı tarafından talep edilen 18.173,00 TL tazminatın görevsiz yargı merciinde açılan dava tarihi olan (İzmir 1. İş Mahkemesi'nin E:2015/239 sayılı dosyası üzerinden açılan davanın açılış tarihi)03.06.2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolunda İzmir 5. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 21/05/2020 tarih, E:2019/1144, K:2020/528 sayılı kararın; hukuka uygun olmadığı, idareleri aleyhine harca hükmedilemeyeceği ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvuru dilekçesine yanıt verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, ... mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir...
2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir...
5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir...
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; anılan maddenin 2. fıkrasının göndermede bulunduğu "temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Bölge idare mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" bozma nedenleri olarak sayılmıştır.
Bu çerçevede; 2577 sayılı İdari yargılama Usulü Kanunun "aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında; "Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir."; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinde; ...3. Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:
a) Görev ve yetki,
..
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla incelenir.", "ilk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde de; "1. Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
a) 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,
...
d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine, ... karar verilir" kuralına yer verilmiştir.
Diğer yandan; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun "prim oranları ve devlet katkısı" başlıklı 81. maddesinde, "...Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır...
Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz."; "uyuşmazlıkların çözüm yeri" başlıklı 101. maddesinde, "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür."; "kurumca verilecek idarî para cezaları" başlıklı 102. maddesinde ise; "...İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda anılan yasa kurallarının birlikte incelenmesinden; kural olarak 5510 sayılı Yasanın uygulanması niteliğinde; prim tahakkuku ve ya tahsiline ilişkin işlemler ve/veya bu işlemlerden kaynaklanan zararların tazminine yönelik davaları da kapsayacak uyuşmazlıkların iş mahkemelerinin görevinde olduğu, ayrıksı olarak ta aynı yasanın 102. maddesi uyarınca verilmiş idari para cezalarına ilişkin işlemler ve/veya bu işlemlerden kaynaklanan zararların tazminine yönelik davaların ise idare mahkemesinde görüleceği açıktır. Bu durumda da; her ne kadar aynı maddi nedenden kaynaklanıyor olsalar da; davacıdan yersiz tahsil edildiği ileri sürülen primler nedeniyle açılmış tazminat davaları ile idari para cezasına ilişkin işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin davaların, aralarındaki yargı yoluna ilişkin farklılık nedeniyle birlikte görülmesine olanak bulunmamaktadır. (Benzer değerlendirmeler için, Uyuşmazlık Mahkemesinin, 25.10.2017 tarih, E:2017 / 714, K: 2017 / 804 sayılı kararına bakılabilir.)
Olayda, davacının haksız alındığını ileri sürerek ilk kez Adli Yargıda tazminini istediği 18.173,00 TL'nin 1.898,82 TL kısmının ödenen prim ve eklerine, 16.274,28 TL kısmının ise idari para cezasına ilişkin olduğunun ilk davada verilen ve dosyada bir örneği bulunan İzmir 1. İş Mahkemesinin 30.03.2016 tarihli kararında yer aldığı, İş Mahkemesi kararının Yargıtay'da "davanın idari para cezalarının istirdatı" istemi ile açılan davada idari yargı yerlerinin görevli olduğu gerekçesiyle bozulduğu, önümüzdeki davanın İş Mahkemesinin bozma kararına uyarak verdiği "görev ret" kararı üzerine açıldığı, dava dilekçesinde aynı döneme ilişkin iki farklı kişi nedeniyle haksız alınan idari para cezalarının yasal faiziyle birlikte iadesinin istendiği, davanın konusu tazminat tutarının İş Mahkemesinin bozulan ve dava dosyasında bir örneği bulunan kabul kararının gerekçesi ve sonucu üzerine belirlendiği, ilk derece Mahkemesince tazminat tutarının ne kadarının tazminat istemine konu idari para cezası, ne kadarının primlere ilişkin olduğunun araştırılmadığı, dava dilekçesinde bu yönde duraksamaların giderilmediği, bu haliyle İş Mahkemesi kararında 1.898,32 TL olarak belirlenen prim tutarlarını da kapsayacak biçimde hesaplanan 18.173,00 TL üzerinden hüküm kurulduğu görülmektedir.
Bu durumda; her ne kadar önümüzdeki tazminat davasının davacının aynı döneme ilişkin mükerrer alınan idari para cezalarının istirdatı amacıyla açıldığı ve tazminat isteminin bir kısmının da bu işlem nedeniyle ödenen idari para cezasından kaynaklandığı görülmekle birlikte; kural olarak 5510 sayılı Yasanın uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların Yasanın 101. maddesi uyarınca iş mahkemelerinin görevine girdiği, bunun istisnasının Yasanın 102. maddesi uyarınca verilmiş idari para cezalarına ilişkin işlemler yönünden getirildiği gözönünde bulundurulduğunda; 5510 sayılı Yasanın 81. maddesi uyarınca tahsil edilen primler nedeniyle uğranılan zararların tazminine yönelik olarak açılacak davalarda görevli mahkemelerin adli yargı düzeni içinde "iş mahkemeleri" olduğu açık olduğundan; önümüzdeki davanın konusu tazminat unsurları bakımından "ödenmiş idari para cezaları nedeniyle uğranılan zarar" ile "ödenmiş primler nedeniyle uğranılan zarar" arasında uyuşmazlıkların çözümünün farklı yargı düzeni içinde mahkemelerin görevine giriyor olmaları nedeniyle aralarında "maddi ve hukuksal bağlılık" bulunmadığından; Mahkemesince tazminat unsurları yönünden 2577 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca önce "dilekçe ret" kararı verilmesi ve yenilenen davalarda prim tutarları yönünden adli yargı yerince verilmiş görev ret kararı da gözönünde bulundurularak olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarılması gerekirken; dava dosyası tekemmül ettirilerek prim ve idari para cezalarından doğan zararın prime ilişkin kısmının görevsiz hakim tarafından esasının incelenmesinde; yukarıda anılan usul kuralları yönünden hukuksal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 5. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 21/05/2020 tarih, E:2019/1144, K:2020/528 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesi uyarınca yukarıda belirtilen husus göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu aşamada yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına, 19/11/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)