(5510 S. K. m. 8, 9, 59, 86, 102) (2577 S. K. m. 45, 46, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, ……. sicil numaralı işyeri ile ilgili olarak 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca aynı Yasa'nın 8. 9. ve 86. maddelerinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirmediğinden bahisle 20.903,00-TL idari para cezası ile tecziyesine dair işlem ile bu işleme 09/08/2019 tarihinde yapılan itirazın reddine ilişkin 53646345-202.99-E17661684 sayılı 14/11/2019 tarihli kararın iptali istemiyle açılan davada; davalı idarenin denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından işçi ve işveren nezdinde yapılan bir tesbit bulunmadığı, emniyet görevlilerince umuma açık işyerleri ile ilgili yapılan kontroller sırasında, davacının sigortasız olarak eleman çalıştırdığının tespit edilerek durumun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'ne bildirilmesi üzerine, emniyet görevlilerince tanzim edilen tutanağa dayanılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, davacıya isnat edilen fiilleri ispatlayıcı başka bir delil ortaya konulamadığı, bu durumda, davalı idare tarafından dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen söz konusu verilerin, davacı tarafından sigortasız işçi çalıştırdığının ortaya konulabilmesi bakımından, her türlü şüpheden uzak ve aksine ihtimal vermeyecek şekilde ispat gücüne sahip olmadığı, davacıya ait işyerinde sigortasız olarak işçi çalıştığına ve işten ayrıldığına yönelik davalı idarenin denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından işveren nezdinde yapılan bir tespit bulunmadığı, davalı idarece işyerinde çalıştığı iddia edilen kişilerin, çalıştığını ispatlayıcı başkaca (çalıştırılan kişinin çalıştırıldığı dönem, hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı, kendisine ücret ödendiği, bu hususlar kayden tespit edilmese bile bu konularda alınmış bir ifade vs.) bir bilgi, belge ve ifadenin sunulamadığı anlaşıldığından, salt Kınık İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce gönderilen tutanak dayanak alınmak suretiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptali yolunda İzmir 2. İdare Mahkemesi Hakimliğince verilen 11/06/2020 tarih, E:2019/1760, K:2020/575 sayılı kararın; davacıya ait işyerinde yapılan tespit üzerine tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
...
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
...
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." kurallarına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde,"1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir...." kuralına yer verilmiştir.
Dava, davacı tarafından, …… sicil numaralı işyeri ile ilgili olarak 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca aynı Yasa'nın 8. 9. ve 86. maddelerinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirmediğinden bahisle 20.903,00-TL idari para cezası ile tecziyesine dair işlem ile bu işleme 09/08/2019 tarihinde yapılan itirazın reddine ilişkin 53646345-202.99-E17661684 sayılı 14/11/2019 tarihli kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyadaki belgeler ile davalı idare iddialarının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın dava konusu işlemin davacıya ait işyerinde çalışanların işten ayrılış bildirgelerinin süresi içerisinde bildirilmediğinden dolayı verilen 608,00-TL idari para cezasının iptaline ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından kaldırılması gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davanın; davacının yanında çalıştığı belirlenen kişilere ilişkin işe giriş, aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmemesi nedeniyle davacıya uygulanan 20.295,00-TL idari para cezasına gelince;
Bahsi geçen 5510 sayılı Kanun'un 59. maddesinin 1. fıkrasında da; "Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği", 2. fıkrasında; "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin, yemin hariç her türlü delile dayandırılabileceği, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu", 7. fıkrasında; "Diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarının kendi mevzuatları gereğince işyerlerinde yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler sırasında, çalıştırılanların sigortalı olup olmadığını da tespit ederek, sigortasız çalıştırılanları Kuruma bildirmek zorunda oldukları, Kurumun bu bildirimleri esas almak üzere gerekli yasal işlemi yapacağı" hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyanın incelenmesinden; 18/11/2018 tarihinde davacının iş yerinde emniyet görevlilerince yapılan incelemeler sırasında tanzim edilen tutanaktaki bulgulardan hareketle Bornova Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 30/11/2018 tarih 1792 sayılı yazısı ile davacıya ait iş yerinde L.H, V.Ş, H.A ve A.Ö'nün fiilen çalıştığının davalı kuruma bildirildiği, bu kapsamda adı geçen kişilerle ilgili olarak ilgili olarak 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca aynı Yasa'nın 8. 9. ve 86. maddelerinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirmediğinden bahisle davacının 20.903,00-TL idari para cezası ile tecziyesine dair işlemin tesis edildiği daha sonra bu işleme davacı tarafından 09/08/2019 tarihinde itiraz edildiği, söz konusu itirazın 14/11/2019 tarih ve 53646345-202.99-E17661684 sayılı karar ile reddi üzerine her iki işlemin de iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen Yasa hükümlerinde, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında saptanan Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği belirtilmiş olmakla beraber, sözü edilen delillerin hukuken kabul edilebilir, şüpheden uzak, ispat gücüne sahip ve somut deliller olması gerektiği açıktır. Evrensel ceza hukuku ilkeleri çerçevesinde, bir fiilden ötürü ceza verilebilmesi için fiilin somut bilgi ve belgeler ile aksine ihtimal vermeyecek şekilde ispatlanmasının gerekeceği tartışmasızdır.
Bu durumda, Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan denetimde düzenlenen tutanağın idareye bildirilmesi üzerine L.H., V.S., H.A. ve A.O. isimli kişilerin işe giriş bildirgesinin olmadığının anlaşılması üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, düzenlenen tutanağın davacı tarafından herhangi bir itirazi kayıt kayıt konulmaksızın imzalandığı anlaşılmakla anılan şahısların işyerinde çalıştığı hususunun sabit olduğu sonucuna varılarak tesis edilen işlemin; işe giriş bildirgesinin, 2018/11 ayına ait aylık prim ve hizmet belgesinin süresi içerisinde davalı Kuruma verilmemesi nedeniyle para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; İzmir 2. İdare Mahkemesi Hakimliğince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 11/06/2020 tarih, E:2019/1760, K:2020/575 sayılı karara karşı davalı istinaf başvurusunun davacıya ait işyerinde çalışanların işten ayrılış bildirgelerinin süresi içerisinde bildirilmediğinden dolayı verilen 608,00-TL'sına ilişkin kısma yönelik olarak reddine, davacının yanında çalıştığı belirlenen kişilere ilişkin işe giriş, aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmemesi nedeniyle davacıya uygulanan 20.295,00-TL'lik ilişkin kısmına yönelik olarak kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, kaldırılan kısma yönelik olarak davanın reddine, tarafların haklılık durumu gözönünde bulundurularak aşağıda ayrıntısı gösterilen davacı tarafından karşılanan 135,45 TL ilk aşama yargılama giderlerinin 131,38-TL kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 4,07-TL kısmının davalı idarece davacıya ödenmesine, davalının istinaf aşamasında yaptığı 16,50 TL yargılama giderinin 0,45-TL kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 16,05-TL yargılama gideri ile davalı vekili için kararımızın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalıya ödenmesine, ilk aşamada Mahkemesince kararın iptale ilişkin kısmı yönünden davacı vekiline avukatlık ücretine hükmedilmiş ve bu aşamada davacı vekilince istinaf başvurusuna yanıt verilmemiş olması birlikte değerlendirilerek davacı vekili için bu aşamada yeniden avukatlık ücretine hükmedilmemesine, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın yatırana iadesine, 19/11/2020 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)