İSTEMİN ÖZETİ: Kocaeli İli, Kandıra İlçesi, .... Mahallesi, 160 ada, 44 parsel sayılı 2/B statüsündeki taşınmazla ilgili olarak 16/12/2019 tarihinde doğrudan satış başvurusunda bulunan davacının anılan başvurusunun Kocaeli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen 17/12/2019 günlü ve 45985798-000-E.37122 sayılı işlemle 6292 sayılı kanunun 6.maddesinden hareketle reddedilmesi ve bu işlemin tebliği üzerine, 16/03/2020 günlü dilekçe ile söz konusu taşınmazdaki hak sahipliğinin belirlenmesi açısından Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığından bahisle taşınmazın 6292 sayılı kanunun 6.maddesi uyarınca .... isimli şahısa satışının usulüne uygun olmadığı ileri sürülerek iptal edilmesi yönündeki başvurunun, belirtilen satışın usul ve yasaya uygun olduğuna, hak sahipliği ile ilgili olarak idarelerinin tasarruf yetkisinin bulunmadığına, ancak açılacak davanın sonucu beklenerek mahkeme kararına istinaden satış işlemlerine devam edileceği belirtilmek suretiyle reddine dair Kocaeli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 20/03/2020 günlü ve 45985798-000-E.10037(41040115057) sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın, adli yargı mercilerinin görevine girdiği gerekçesiyle görev yönünden reddini ilişkin Kocaeli 2. İdare Mahkemesinin 14/08/2020 günlü ve E:2020/1010, K:2020/699 sayılı kararının; davacı tarafından, hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddiasıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Olayda; ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yürütmenin durdurulması istemli olarak istinaf başvurusunda bulunulmasından dolayı 2577 sayılı kanunun 48.maddesinin 5.fıkrası uyarınca yürütmenin durdurulması istem harcı tamamlanarak aynı kanunun 52.maddesi uyarınca karar verilmesi için dosya istinaf incelemesini yapacak yargı merciine doğrudan gönderilmesi gerekirken istinaf dilekçesi davalı idareye tebliğ edilip, cevap verme süresi geçtikten sonra istinaf tekemmül süreci tamamlanıp İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesine gönderilip esasa kaydı yapıldıktan ve anılan Dairece gönderme kararı verildikten sonra Dairemiz esasına kaydı yapılan dosyada istinaf tekemmülü sağlandığı görülmekle bu aşamada artık yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine gerek görülmeyerek ve işin esası açısından inceleme yapılarak gereği görüşüldü:
Dava; Kocaeli İli, Kandıra İlçesi, .... Mahallesi, 160 ada, 44 parsel sayılı 2/B statüsündeki taşınmazla ilgili olarak 16/12/2019 tarihinde doğrudan satış başvurusunda bulunan davacının anılan başvurusunun Kocaeli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen 17/12/2019 günlü ve 45985798-000-E.37122 sayılı işlemle 6292 sayılı kanunun 6.maddesinden hareketle reddedilmesi ve bu işlemin tebliği üzerine, 16/03/2020 günlü dilekçe ile söz konusu taşınmazdaki hak sahipliğinin belirlenmesi açısından Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığından bahisle taşınmazın 6292 sayılı kanunun 6.maddesi uyarınca .... isimli şahısa satışının usulüne uygun olmadığı ileri sürülerek iptal edilmesi yönündeki başvurunun, belirtilen satışın usul ve yasaya uygun olduğuna, hak sahipliği ile ilgili olarak idarelerinin tasarruf yetkisinin bulunmadığına, ancak açılacak davanın sonucu beklenerek mahkeme kararına istinaden satış işlemlerine devam edileceği belirtilmek suretiyle reddine dair Kocaeli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 20/03/2020 günlü ve 45985798-000-E.10037(41040115057) sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır
Kocaeli 2. İdare Mahkemesince; ilgili mevzuat hükümlerinin dava dosyası ile birlikte değerlendirildiği belirtilerek, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgililer adına oluşturulan taşınmazlara ilişkin olarak açılan davalar sonucunda mahkemelerce kişiler adına olan tapuları iptal edilerek, orman vasfıyla tapuda Hazine adına tescil edilen ve daha sonra Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan veya doğrudan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle Hazine adına tapuya tescil edilenlerin yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde başvurulması şartıyla ilgililerine iade ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkin edileceğinin anlaşıldığı, yasa maddesinin "2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini" şeklindeki başlığından anlaşılacağı üzere gerek anılan terkinlerin, gerekse yasa kapsamındaki taşınmazların ilgililere iadesinin sonuç itibariyle tapu kayıtlarında değişiklik gerektirdiği ve verilecek bir iptal kararının uygulanmasının bu sonucu doğuracağı, dolayısıyla dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargının değil, tapu kayıtlarında değişiklik meydana getirebilecek bir şekilde karar vermeye yetkili olan adli yargının görev alanına girdiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava görev yönünden reddedilmiş bulunmaktır.
Davacı tarafından, anılan kararın hukuka, usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesinde; idare mahkemelerinin, vergi uyuşmazlıklarıyla ilk derecede Danıştay'da çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarını çözümlemekle görevli oldukları belirtilmiş, 2577 sayılı kanunun 2. maddesinde de; idari dava türleri arasında sayılan iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış ve bu davaların da idari yargı yerinde görülmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
İptal davalarının yukarıda anılan kanun maddeleri hükümleri ile ortaya konulan hukuki nitelikleri göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen, yeni bir hukuki durum yaratan ya da değiştiren idari işlemlerinin iptal davasının konusunu teşkil ettiği açıktır.
Anayasa Mahkemesi 25/05/1976 günlü ve E:1976/1, K:1976/38 sayılı kararında idari işlemi kamu kurumu ya da idare örgütü içinde yer alan bir idari makamca verilmiş ve idarenin idare hukuku alanında gördüğü idari faaliyetlerle ilgili işlem olarak, Uyuşmazlık Mahkemesi de 20/02/1989 günlü ve E:1988/2, K:1989/1 sayılı kararında idari işlemi, kamu kurum ve kuruluşları tarafından kamu hukuku kuralları uyarınca tek taraflı olarak tesis edilen ve re'sen uygulanabilir nitelikte olan hukuki tasarruf olarak tanımlamıştır.
Öte yandan, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun " Hak Sahibi, Başvuru ve Doğrudan Satış " başlıklı 6.maddesinde ise ; " (1) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.
(2) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır.
(3) Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler.
(4) (Değişik fıkra: 30/01/2013-6412 S.K./1. md) Hak sahiplerine doğrudan satılacak olan taşınmazların satış bedeli; dört yüz metrekareye kadar olan kısmı için rayiç bedelin yüzde ellisi, fazlası için rayiç bedelin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanır. Birden fazla taşınmazda hak sahibi olunması hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, hak sahibinin tercih edeceği sadece bir taşınmaz için uygulanır. Bir taşınmazdaki hak sahipliğinin devredilmesi hâlinde yüzde elli satış bedeli hesaplaması, taşınmazın sadece dört yüz metre karesi için ve hak sahiplerinin hisselerine oranlanarak uygulanır. (Ek cümle: 06/03/2013-6444 S.K./1. md) Ancak, tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için satış bedeli, rayiç bedelin yüzde ellisi üzerinden hesaplanır, bu şekilde satılan taşınmazların sonradan farklı amaçla kullanılması hâlinde, taşınmazın satış tarihi itibarıyla rayiç bedelinin yüzde yetmişi üzerinden hesaplanacak bedel esas alınarak aradaki fark kanuni faiziyle birlikte ecrimisilin tarh, tahakkuk ve tahsiline ilişkin hükümler uyarınca kayıt malikinden tahsil edilir.
(5) Başvuru sahiplerinden satış bedellerine mahsup edilmek üzere; belediye ve mücavir alan sınırları içinde olan yerler için iki bin Türk Lirası, dışında olan yerler için bin Türk Lirası başvuru bedeli alınarak ilgilileri adına emanet hesabına kaydedilir. (Ek cümle: 30/01/2013-6412 S.K./1. md) Daha önce başvuru bedeli yatırmadan yapılan başvurular ile bundan sonra yapılacak başvurular başvuru bedeli alınmaksızın geçerli kabul edilir.
(6) Hak sahiplerine satış işlemleri idarece, başvuru süresinin bittiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.
(7) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listeleri veya kadastro tutanakları kapsamında kalan taşınmazların satış işlemleri, 1/5/2010 tarihinden itibaren tespit edilen rayiç bedeller üzerinden yapılır.
(8) Satış bedeli peşin veya taksitle ödenebilir. Satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi hâlinde yüzde yirmi, en az yarısının ödenmesi hâlinde yüzde on oranında indirim uygulanır ve bu bedeller idarece yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ödenir. Tebliğ edilen satış bedeline itiraz edilemez ve dava açılamaz. Peşinat alınmadan yapılan taksitle satışlarda ise satış bedelinin tamamen ve münhasıran bilfiil tarımsal amaçlı olarak kullanılan ve üzerinde tarımsal amaçlı yapılar (mandıra, sera, ağıl, kümes vb.) ile sürekli ikamet amacıyla kullanılan konut hariç yapı bulunmayan yerler için yüzde onu, diğer yerler için yüzde yirmisi yapılan yazılı tebligat tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, kalanı ise belediye ve mücavir alan sınırları içinde en fazla beş yılda on eşit taksitte, belediye ve mücavir alan sınırları dışında ise en fazla altı yılda on iki eşit taksitte faizsiz olarak ödenir. Taksitli satışlarda kalan miktarı karşılayacak tutarda kesin ve taksitlendirmeye uygun süreli banka teminat mektubu verilmesi veya satışı yapılan taşınmazın üzerinde 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca Hazine lehine kanuni ipotek tesis edilmesi hâlinde; taşınmaz, tapuda hak sahibi adına devredilir. İdare tarafından yapılan taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan taşınmaz satış sözleşmeleri ile kanuni ipotek sözleşmelerinde resmî şekil şartı aranmaz. Hak sahipliği belgesi; hak sahibinin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, imzası, fotoğrafı ve nüfus bilgilerini içerecek şekilde idarece düzenlenir. Düzenlenen hak sahipliği belgelerinin idarece yazılı olarak tapu idaresine bildirilmesi üzerine, devir ve kanuni ipotek tapu siciline resen tescil edilir. İpotek tesis edilerek devredilen taşınmazların üçüncü kişilere satılması hâlinde borcun kalan tutarından alıcılar sorumludur. Bu hususta tapu kütüğünde gerekli belirtme yapılır. Hak sahibi adına mülkiyet devredilmeden yapılan taksitli satışlarda, hak sahibi tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, tahsil edilen tutar hak sahibine aynen ve faizsiz olarak iade edilir.
(9) Peşin satışlarda satış bedelinin tamamını, taksitli satışlarda ise peşinatı veya taksitleri vadesinde ödememek suretiyle yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin doğrudan satın alma hakları düşer. Ancak, taksitli satışlarda, taksit süresinin sonuna kadar ödenmek kaydıyla taksitlerden ikisinin vadesinde ödenmemesi yükümlülüklerin ihlali anlamına gelmez. Vadesinde ödenmeyen taksit tutarlarına 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen oranda gecikme zammı uygulanır.
(10) Hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde ise akdî halefiyet hükümleri geçerlidir. Bu fıkraya göre noter tarafından düzenlenecek muvafakatnamelerden 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre elli Türk Lirası maktu noter harcı alınır.
(11) Hak sahibi olmadığı belirlenen başvuru sahiplerine, bu Kanundan yararlanamayacakları gerekçeleriyle birlikte bildirilerek başvuru bedeli aynen ve faizsiz olarak iade edilir.
(12) Bu maddeye göre hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan ya da Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ile ilgili idarelerce bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde idareye bildirilmesi şartıyla özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gerekenler ile içme ve kullanma suyu havzalarında maksimum su seviyesinden itibaren üç yüz metrelik bant içerisinde kalan yerler hak sahiplerine satılmaz. Bu taşınmazların yerine istenilmesi hâlinde hak sahiplerine, hak sahibi oldukları taşınmazın rayiç değerine eşdeğer öncelikle aynı il sınırları içerisinde bulunan 2/B alanlarındaki taşınmaz, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre hesaplanacak satış bedeli karşılığında doğrudan satılabilir.
(13) Hak sahiplerinden idarenin teklifini kabul etmeyenler doğrudan satış hakkından yararlanamazlar, başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar.
(14) Bu maddeye göre hak sahibi bulunmayan veya doğrudan satın almaya ilişkin hak sahipliği kalmayan taşınmazların tapu kütüklerinde yer alan 2/B, kullanıcı ve muhdesat belirtmeleri Maliye Bakanlığının talebi üzerine tapu idaresince terkin edilir ve bu taşınmazlar Maliye Bakanlığınca satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir.
(15) Hak sahipliği kalmayan taşınmazların değerlendirilmesi amacıyla, 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrası kapsamında kalanlar hariç olmak üzere, üzerlerinde bulunan kişilere ait yapı ve eklentiler; o yıla ait Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı birim fiyatlarından eksik imalat bedelleri ve yıpranma payı düşüldükten sonra kalan bedeli ilgililerine ödenmek suretiyle yıktırılır veya bu şekilde belirlenen bedel, taşınmazın değerine eklenerek son müracaat tarihinden itibaren üç yıl içinde satılarak satıştan elde edilen gelirden yapı ve eklenti sahiplerine ödenir ve idare tarafından yapıların tahliyesi sağlandıktan sonra ferağ işlemleri gerçekleştirilir.
(16) Bu maddenin üçüncü ve altıncı fıkralarında belirtilen süreleri iki katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. " hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Kocaeli İli, Kandıra İlçesi, .... Mahallesi, 160 ada, 44 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak ilk olarak .... tarafından 20/09/2018 tarihinde 6292 sayılı kanunun yukarıda belirtilen 6.maddesi kapsamında doğrudan satış talebinde bulunulduğu, adı geçenin Kocaeli 1. Noterliğinde tanzim edilen 16/10/2019 günlü ve 8913 yevmiye nolu muvafakatnamede anılan taşınmaza ilişkin akdi halefi olmak isteyen ....'nın akdi halefiyetinin uygun olduğuna ve taşınmazı almasına muvafakat ettiğinin belirtilmesi üzerine .... tarafından 6292 sayılı kanunun 6.maddesinden hareketle, uyuşmazlık konusu taşınmazı, anılan madde kapsamındaki bedeli mukabili satışların süresinin uzatılmasına dair 7181 sayılı kanun dayanak gösterilerek 16/10/2019 tarihinde idareye doğrudan satış başvurusunda bulunduğu, davacının bu yerle ilgili satın alma başvurusunun ise 16/12/2019 tarihli olduğu, bu başvuru üzerine Kocaeli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce tesis edilen 17/12/2019 günlü ve 45985798-000-E.37122 sayılı işlemle 6292 sayılı kanunun 6.maddesi hukuki dayanak gösterilerek başvuruya olumsuz yanıt verildiği, bu işlemin davacıya tebliği üzerine bu işlem ilgi tutularak 16/03/2020 günlü dilekçe ile söz konusu taşınmazdaki hak sahipliğinin belirlenmesi açısından Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığından bahisle taşınmazın 6292 sayılı kanunun 6.maddesi uyarınca .... isimli şahısa satışının usulüne uygun olmadığı ileri sürülerek iptal edilmesinin istenilmesini müteakip satışın usul ve yasaya uygun olduğuna, hak sahipliği ile ilgili olarak idarelerinin tasarruf yetkisinin bulunmadığına, ancak açılacak davanın sonucu beklenerek mahkeme kararına istinaden satış işlemlerine devam edileceğine dair olumsuz idari işlem mahiyetinde Kocaeli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce 20/03/2020 günlü ve 45985798-000- E.10037(41040115057) sayılı işlem tesis edilerek davacıya tebliği üzerine bu işlemin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmakla, uyuşmazlık, netice itibariyle , davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği bir taşınmazın başkasına satılmasına dair işlemin hukuka uygun olup olmadığında düğümlenmektedir.
Dava konusu işlem; her ne kadar sonucu itibarıyle tapu kaydında değişiklik yapılması sonucunu doğuracak nitelikte bir işlem ise de, söz konusu taşınmazın 6292 sayılı kanunun 6.maddesi kapsamında satın alma şartlarını taşıyıp taşımadığının tespitine yönelik idari davaya konu olabilecek nitelikte bir ön idari işlem olduğu, başka bir ifadeyle, bir kişinin hak sahibi olduğu iddiasıyla yapmış olduğu başvurunun reddine dair işlem, nasıl ki, idari bir işlem niteliğini haiz olduğu kabul edilerek idare yargı mercileri nezdinde hukuka uygunluk denetimine tabi tutulmaktaysa, bir taşınmazın üçüncü kişiye satışının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla satışa dair işlemin de idari işlem niteliğini haiz olduğunun ve idari yargı mercileri nezdinde dava konusu edileceğinin kabulü gerektiğinden, bu haliyle, dava konusu edilen işlem, taşınmazın, orman sınırı içerisine alınmasına ya da 2/B olarak orman sınırı dışına çıkarılmasına ilişkin olmadığı açıktır.
Bu durumda; davada, davacı tarafından, kendisinin hak sahibi olduğunu iddia ettiği bir taşınmazın 6292 sayılı kanunun 6. maddesi uyarınca davalı idarece başka bir şahısa yapılan satış sonrasında netice itibariyle bu satışın hukuka aykırı olduğu iddia edildiğine göre söz konusu taşınmazın, 2/B statüsündeki bir taşınmazın, bedeli mukabili satışının yapılması için kim yada kimlerin 6292 sayılı kanunun 6.maddesinde öngörülen şartları taşıyıp taşımadığının idari yargı yerince değerlendirilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargıya ait olduğu ve davanın görev yönünden reddine dair kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Böylelikle; 2577 sayılı kanunun 45. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; Bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu hallerde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği ve Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu yönündeki düzenleme uyarınca istinaf başvurusunun kabul edilerek dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Kocaeli 2. İdare Mahkemesince verilen 14/08/2020 günlü ve E:2020/1010, K:2020/699 sayılı kararının kaldırılmasına, uyuşmazlığın idare mahkemesinin görevinde olduğu yönündeki hukuki neticeye bağlı olarak diğer ilk inceleme konuları sırasıyla incelenip bir aykırılık tespit edilmemesi halinde işin esasına girilerek davanın sonucunda verilecek karardan etkilenme durumu olanlarla davanın ihbarı yapılıp yeniden yargılama yapılarak karar verilmesi amacıyla dosyanın 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca mahkemesine gönderilmesine, yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile tüm yargılama giderleri hakkında hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, kararın mahkemece taraflara tebliğine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak 18/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)