İSTEMİN ÖZETİ: Mardin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/01/2020 gün ve E:2019/470, K:2020/375 sayılı kararın; davacı ve davalı tarafın dilekçelerinde belirtilen nedenlerle ve 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından, Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nde meydana gelen terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı, halen köye dönüşün mümkün olmadığı ve malvarlığına ulaşılamadığından bahisle uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı'na yapılan 26/04/2018 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce; olayda, Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nün girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, köyde ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması amacıyla 01.11.2019 tarihinde yapılan ara karara Şırnak İl Jandarma Komutanlığınca sunulan cevap dilekçesinde; "bahse konu köyün 30.05.2007-26.04.2018 tarihleri arasında yerleşime açık olduğu, köyde belirtilen yıllarda ikamet eden vatandaşların bulunmadığı, köye dönüş projesi kapsamında gerekli işlemlerin Şırnak Valiliği tarafından yürütüldüğü, köye geri dönüş ve yerleşimin olmadığı, köyün geçici askeri güvenlik bölgesi içerisinde bulunmadığı, günümüz şartlarında her türlü ulaşım vasıtasıyla çok kısa sürede ulaşımın mümkün olduğu, kolluk görevlilerinin vatandaşların emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlayabileceği, ikamet etmek isteyen vatandaşların köy ve mezralarda bulunan mal varlığına ulaşmada emniyet ve asayiş yönünden bir sakınca olmadığı" belirtilmiş ise de; davalı idare tarafından yukarıda iddia ettiği hususları destekleyen herhangi bir bilgi ve belgeyi dava dosyasına sunmaması göz önüne alındığında Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nün 30.05.2007-26.04.2018 tarihleri arasında yerleşime elverişli ve ulaşım açısından güvenli olmadığı, uyuşmazlıkta, davacının başvuru tarihi olan 26/04/2018 tarihinden geriye doğru bir yıllık zararının 5233 sayılı Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında kaldığı ve bu nedenle de davacının idareye başvurduğu tarihten en fazla bir yıl önceki tarihe, bir başka ifade ile 26/04/2017 tarihine kadar olan dönemdeki malvarlığına ulaşamama nedeniyle oluşan zararların tazminine karar verilebileceği, geriye kalan 30.05.2007-26.04.2017 tarihindeki dönem zararının ise davacının 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen süre içerisinde (öğrenmeden itibaren altmış gün ve her halde bir yıl) bir başvurusu olmadığından dolayı bu dönemin idarece tazmin edilmesinin mümkün olmadığı açık olup; bu doğrultuda dava konusu zımnen ret işleminin; 26.04.2017-26.04.2018 tarihleri arasındaki dönem zararı yönünden, davalı idarece davacının 26/04/2018 tarihli başvurusu değerlendirilmek suretiyle bahsi geçen köyün yeniden yerleşime açılıp açılmadığı, yerleşime açılmış ise hangi tarihten itibaren açıldığı, iddia edildiği gibi davacının anılan köyde bir malvarlığının bulunup bulunmadığı bunlar üzerinde bir zarar meydana gelip gelmediği, varsa zarar kalemlerinin neler olduğu konusunda ayrıntılı bir araştırma ve inceleme yapılarak köyün terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle boşaltıldığı ve halen boş olduğu hususu doğrulandıktan sonra ulaşılamadığı iddia edilen malvarlığının bulunduğu mahalde gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak varsa ilgilinin somut ve güncel zararlarının zilyetlik, ferdi mülkiyet, iştirak halinde mülkiyet ve müşterek mülkiyet durumları da dikkate alınarak hisse/ler oranında karşılanması gerekirken bu gerekliliğe uyulmayarak istemin hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan zımnen reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemin anılan döneme ilişkin kısmında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı, öte yandan davacının 30.05.2007-26.04.2017 tarihleri arasındaki zararının tazmini istemi yönünden ise; idareye yapılan söz konusu başvurunun süresinde olmadığı ve bu nedenle de anılan döneme ilişkin zararlarının tazmin edilemeyeceğinden dolayı dava konusu işlemin bu kısmında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, öte yandan dava konusu işlemin 26.04.2017-26.04.2018 tarihleri arasındaki dönem için verilen kısmen iptal kararı sonrasında davalı idare tarafından yapılacak incelemede, kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan isteneceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın hangi sebeplerden kaynaklandığını açıklayıcı bilgi ve belgelerin (dava, belge, sözleşme vs.) davacı tarafından sunulması gerektiği, aksi takdirde keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların değerlendirilemeyeceği ve taşınmazlar için mükerrer ödemelerin söz konusu olamayacağı açık olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin 30.05.2007 tarihinden, 26.04.2017 tarihine kadar olan zararların tazmini isteminin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 26.04.2017 tarihinden başvuru tarihi olan 26.04.2018 tarihine kadar olan zararların tazmini isteminin zımnen reddine ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir.
Davacı tarafından; güvenlik gerekçesiyle 1990 yılında ailesi ile birlikte köyünü terk etmek zorunda kaldığı, alanın askeri yasak bölge kapsamında kalması nedeni ile mal varlığına halen ulaşamadıkları, davanın tümü yönünden iptal kararı verilmesi gerektiği ileri sürülerek, istinaf incelemesi ile kararın aleyhe kısımlarının kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
Davalı idare tarafından; dava konusu köyün askeri yasak bölge içerisinde olmadığı, vatandaşların köyü ekonomik nedenlerle kendi istekleri ile terk ettiği, davanın tümden reddinin gerektiği ileri sürülerek, istinaf incelemesi ile kararın aleyhe kısımlarının kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9'uncu maddesinde "Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir." 10'uncu maddesinde "Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır." 11'inci maddesinde "Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.", 14'üncü maddesinde "Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.", 683'üncü maddesinde "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir", 704'üncü maddesinde "Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır: 1. Arazi, 2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler" 705'inci maddesinde "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır.....", 762'nci maddesinde "Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir." 973'üncü maddesinde ise "Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. Taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1'inci maddesinde, "bu Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu", 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, "bu Kanunun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı"; aynı maddenin 2'nci fıkrasının (d) bendinde, "terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kanun kapsamında olmadığı", 6'ncı maddesinde, "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanacağı, bu sürelerden sonra yapılacak başvuruların kabul edilmeyeceği...", 7'nci maddesinde, "Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği", 8'inci maddesinde "7 nci maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği; 12'nci maddesinde, "Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma haklarının saklı olduğu" kurala bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nde meydana gelen terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı, halen köye dönüşün mümkün olmadığı ve malvarlığına ulaşılamadığından bahisle uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı'na yapılan 26/04/2018 tarihli başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca 5233 Kanun kapsamında tazminat ödenebilmesinin temel koşulu; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen veya yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan ya da terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle mal varlığına ulaşılamamasından kaynaklanan maddî bir zararın varlığıdır. Bununla birlikte 5233 sayılı Kanun anlamında "malvarlığı", ilgililerin mülkiyetinde ya da zilyetlik yoluyla fiili hakimiyetinde bulunan taşınır veya taşınmazları da kapsamaktadır.
Bakılan davada, davacı vekili tarafından "artan şiddet eylemleri nedeniyle ve güvenlik gerekçesiyle davacının diğer köylüler gibi 1990'lı yıllarda köyü terk etmek zorunda kaldığı ve halen de köyüne dönemediği"nin belirtildiği, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada 1978 yılı doğumlu olduğu saptanan davacının köyün boşaltıldığı tarihte 12 (oniki) yaşında olduğu, bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemeyeceği, yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında davacının malvarlığına ulaşılamadığı iddia olunan köyün boşaltıldığı tarih itibariyle reşit olmadığı, mülkiyete ilişkin tapu belgesinin bulunmadığı, UYAP ortamında TAKBİS'ten yapılan sorgulamada da herhangi bir malvarlığı kaydına rastlanılamadığı, bu durumda anılan köyde malvarlığı edinmiş olması ve zilyetlik edinilmiş olma durumunun ortaya konulmadığı görülmektedir.
Bu durumda; davacının doğum tarihi ve yeri ile Şırnak İli, Uludere İlçesi, Işıkveren Köyü'nde ikametinin ya da mülkiyet veya zilyetlik kapsamında herhangi bir malvarlığı unsuru bulunmadığı gibi, bu durumun da davacı tarafından ortaya konulamadığı anlaşılmakla, davacı tarafından 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, UYAP üzerinden yapılan tapu kaydı sorgulamasında uyuşmazlık konusu yerde davacının herhangi bir taşınmazının bulunmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden ise davacı tarafından idari başvuru ve dava dilekçesi ekinde miras ilişkisi kapsamında veya başka bir nedenle malik ve/veya zilliyet olduğu malvarlığının olup olmadığının belirlenebilmesi açısından herhangi bir taşınmaza malik ve/veya zilyet olduğunu gösterir tapu, muhtarlık senedi, tasarruf belgesi, vergi/emlak beyannamesi, dava, yazılı sözleşme vs. her hangi bir bilgi ve belge sunulamadığı gibi, gerek idari başvuruda, gerekse dava dilekçesinde malik ve/veya zilyet olduğunu iddia ettiği mal varlığının niteliği (ev, tarla, ağaç vs), yüzölçümü ve mevkii hakkında herhangi bir açıklama ve bilgiye yer verilmediği görülmekle, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Ayrıca, davacı tarafından, dava konusu mahalde kadastro görmüş alana ilişkin tapu kayıtlarını, kadastro görmemiş alanlarda ise zilyetliğini ortaya koyan bilgi ve belge sunması halinde 5233 sayılı Yasa kapsamında mal varlığına ulaşamama nedeniyle idari başvuru yapabileceği de açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Mardin 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31/01/2020 gün ve E:2019/470, K:2020/375 sayılı karara karşı yapılan;
1-Davacının istinaf başvurusunun reddine,
2-Davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne,
3-Davanın reddine, bu yönden idare mahkemesi kararının kaldırılmasına,
4-Aşağıda dökümü yapılan 404,45 TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Adli yardım kabul kararı gereğince ertelenen ve genel bütçeden karşılanan 398,05 TL yargılama giderinin (404,45 TL yargılama giderinden dava açılırken yatırılan 6,40 TL vekalet harcının mahsup edilmiş halidir) davacıdan tahsiline ve bunun tahsili için mahkemesince ilgili merciiye müzekkere yazılmasına,
6-Davalı idare tarafından karşılanan 50,65 TL yargılama giderinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine,
7- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ikinci kısmı ile 22. maddeleri uyarınca belirlenen 1.556,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
8-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46/1- (b).maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 09.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)