(2577 S. K. m. 45, 46, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacıların, ….. Maden Ocağı'nda 13/05/2014 tarihinde meydana gelen kazada eşi/babaları/oğulları/kardeşi ......'in hayatını kaybetmesinde idarelerin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere oluşan maddi zarar bakımından eşi için 400.000,00-TL, çocuklar için 300.000,00'er TL'den 600.000,00-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve manevi zarar bakımından eşi için 200.000,00-TL ve çocuklar için 150.000,00'er TL'den 300.000,00-TL, baba ve anne için 100.000,00'er TL'den 200.000,00-TL, kardeş için 80.000,00-TL'nin idarelere başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; kaza sonrasında ilgililer hakkında yürütülen ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporu, Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan olay yeri incelemesi, keşif tutanağı ve bilirkişi ön inceleme raporu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan iç denetim ve soruşturma raporları, alınmış ifadeler, Kamu Denetçiliği Kurumunun hazırladığı rapor içeriği, aynı nedenle kazanın yaşandığı madenin işletmecilerine yönelik olarak açılan davada Soma İş Mahkemesinin E:2014/643 sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporu ile davalı idarelerin denetim hizmetlerini kusurlu işlettiğinin kabulü gerektiği, anılan İş Mahkemesi tarafından yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi kurulunun çoğunluk görüşü ile madenin ruhsat sahibi T.K.İ. Genel Müdürlüğünün %15, işveren ….. A.Ş.'nin % 70, davalı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının Maden İşleri Genel Müdürlüğünün % 10, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ise % 5 oranında kusurlu bulunduğu, Mahkemenin anılan raporu davalıların kusur durumu ve oranının belirlenmesi için karara esas alınabilecek nitelikte kabul ettiği, davacıların aynı nedenle ……. A.Ş. ile T.K.İ. Genel Müdürlüğüne yönelik olarak İş Mahkemesinde açtıkları maddi ve manevi tazminat davasında Mahkemenin destekten yoksunluk tutarları yönünden yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporda belirlenen tutarlar yönünden davacıların maddi tazminat istemlerini kabul ettiği, ayrıca davacılar yönünden manevi tazminatlara da ayrı ayrı hükmettiği, anılan kararla davacıların maddi tazminat istemleri yönünden hesaplanan maddi zararların tümünün müteselsil sorumluluk biçimiyle kabul edilmiş olması gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin reddine; idarelerin hizmet kusurunun ağırlığı, yaşanan kazanın toplumsal sonuçları, ölenlerin kusurunun bulunmaması, ölümlerin nedeni ve gerçekleşme biçimleri ve davacıların yaşadığı acı ve üzüntü ile manevi tazminatın niteliği gözönünde bulundurularak ölenin eşi için 180.000,00 TL, çocukları için ayrı ayrı 150.000,00 TL, anne ve babası için ayrı ayrı 100.000,00 TL ve kardeşi 60.000,00TL olmak üzere takdir edilen manevi zararlardan müteselsil olarak sorumluluk kurumunun uygulanmayacağına ilişkin içtihatlar da değerlendirilerek, idarelerin kusurları oranında her bir davacı için ayrı ayrı belirlenen tutarların toplamı 111.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddi; manevi tazminat isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü, tazminine karar verilen toplam 111.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelere ilk başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacılara ödenmesi yolunda Manisa 2. İdare Mahkemesince verilen 27/10/2017 tarih, E:2016/161, K:2017/1496 sayılı kararın; davacılar tarafından maddi tazminatın idarelerce müteselsilen sorumlu tutularak verilmesi gerektiği, davalı idarelerin yürüttüğü hizmet kusurlu işletilmesi nedeniyle uğranılan manevi zararlarının karşılığı hükmedilen tutarların hizmet kusurunun ağırlığı ile orantılı olmadığı, çok düşük belirlendiği, davanın redde ilişkin kısmında hukuksal isabet bulunmadığı; davalı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından bakanlıklarının enerji ve doğal kaynaklarla ilgili hedef politikaların belirlenmesi görevi bulunduğu, kazanın yaşandığı madenin 233 sayılı K.H.K. Kapsamında tüzelkişiliği bulunan T.K.İ. Kurumu tarafından işletildiği, anılan kurumunda işletme hakkını bir bir başka özel hukuk tüzelkişisine devrettiği, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, bakanlıklarının maden sahalarında işveren konumunda olmadığı, dayanak bilirkişi raporlarının karar esas alınabilecek nitelikte olmadığı, hatalı maddi ve bilimsel değerlendirmelere dayandığı, işletmenin durumunun değerlendirilmesi ve üretime yönelik karar ve önlem alma işinin işletmecinin sorumluluğunda olduğu, bu süreçte hataların hukuksal sorumluluğunun bakanlıklarına yöneltilemeyeceği, bakanlıklarının mevzuattan kaynaklanan inceleme ve denetimleri zamanında yaptığı, gerekli uyarılarda bulunduğu, davacıların zararı ile yürüttükleri hizmet arasında nedensellik bulunmadığı, ortada davacıların zararlarından hukuksal olarak sorumlu tutulmalarının koşullarının bulunmadığı ileri sürülerek, kararın kabule ilişkin kısmında hukuksal isabet bulunmadığı; davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından zararı doğuran maden kazası ile bakanlıklarının yürüttüğü hizmet arasında kusur ve nedensellik bulunmadığı, idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, yaşanan iş kazasına ilişkin önlemlerin alınması ve sonuçlarından işveren, işveren vekilleri, teknik sorumlular ile iş güvenliği uzmanlarının sorumlu olacağı, idarelerinin denetim birimlerinin anlık denetimler yaptığı, kaza sonrası yapılan inceleme sonucunda iş kazasının işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini gereği gibi almamasından; işverenin üretim zorlamasıyla alması gereken önlemlerden ödün vermesinden kaynaklandığının belirlendiği, dayanak bilirkişi raporunun karar esas alınabilecek teknik ve bilimsel yeterlilikte olmadığı, kaza öncesi denetim raporları ile kaza sonrası inceleme raporunun kapsam ve niteliği gereği kıyaslanamayacağı, kazanın işverenin %100 kusurundan kaynaklandığı, idarelerinin zarardan hukuksal olarak sorumlu tutulamayacağı, kusur oranlarına esas alınan dayanak bilirkişi raporunun idarelerine tebliğ edilmediği, bu kapsamda savunma haklarının kısıtlandığı, davacıların zararlarından hukuksal olarak sorumlu tutulmalarının koşullarının bulunmadığı ileri sürülerek, kararın kabule ilişkin kısmında hukuksal isabet bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla kararın aleyhe kısmının kaldırılması istemidir.
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
SAVUNMASININ ÖZETİ: Tazmini istenen zaralardan müteselsilen sorumlu tutulamayacakları, yasal ve hukuksal dayanağı bulunmayan davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
SAVUNMASININ ÖZETİ: İstinaf başvuru dilekçesindeki nedenlerle yasal ve hukuksal dayanağı bulunmayan davacı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince, Manisa 2. İdare Mahkemesinin "Maddi Tazminat İstemlerinin Reddi, Manevi Tazminat istemlerinin Kısmen Reddi, toplam 111.000,00 TL Kısmının Kabulü, Kabul Edilen Tutarın Yasal Faiziyle Birlikte Kusurları Oranında Davalılarca Davacılara Ödenmesi" yolunda verilen 27/10/2017 tarih, E:2016/161, K:2017/1496 sayılı kararına yönelik karşılıklı istinaf başvurularının reddine ilişkinDairemizin21/06/2018 tarih, E: 2018/168, K: 2018/1127 sayılı kararının tarafların karşılıklı temyizi üzerine; Danıştay Onuncu Dairesinin29.06.2020 tarih, E:2018/4353, K:2020/2417 sayılı kararı ile kararımızın ".... ve ....'in başvurularının manevi tazminata ilişkin kısmının reddine ilişkin kısmı ile reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının" bozulması üzerine 2577 sayılı Yasanın 50. maddesi uyarınca bozma kararına uyularak; kararımızın bozulan kısmına yönelik olarak dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
...
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
...
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. " kurallarına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde,"1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte
gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir...." kuralına yer verilmiştir.
Dava, davacıların, .... Maden Ocağı'nda 13/05/2014 tarihinde meydana gelen kazada eşi/babaları/oğulları/kardeşi ......'in hayatını kaybetmesinde idarelerin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere oluşan maddi zarar bakımından eşi için 400.000,00-TL, çocuklar için 300.000,00'er TL'den 600.000,00-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve manevi zarar bakımından eşi için 200.000,00-TL ve çocuklar için 150.000,00'er TL'den 300.000,00-TL, baba ve anne için 100.000,00'er TL'den 200.000,00-TL, kardeş için 80.000,00-TL'nin idarelere başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyleiptali istemiyle açılmıştır.
Davacıların istinaf başvurularının; önceki kararımızın Danıştay 10. Dairesinin yukarıda anılan kararı ile bozulan kısmına yönelik olarak incelenmesinden;
Davacılar, .... ve ....'in manevi tazminat istemine yönelik olarak;
Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Mahkeme kararında hükmedilen manevi tazminat tutarı bakımından; yaşanan maden kazası nedeniyle açılarak Danıştay 10. Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen veya Dairemizin istinaf incelemesinden geçen bir çok davada hayatını kaybeden maden işçilerinin anne ve babaları için daha yüksek bir tutarda manevi tazminata hükmedilmiş olup, hakkaniyet gereği aynı nitelikteki olay sebebiyle İdare Mahkemesince anne .... ve baba .... için ayrı ayrı takdir edilen 15.000,00 TL manevi tazminatın yetersiz olduğu sonucuna varıldığından, emsal davalardaki gibi, davalıların kusur oranları da gözönünde bulundurularak, yaşanan acı ve üzüntünün karşılığında ölenin anne ve babaları olan davacıların her biri için 18.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden, başvuruya konu kararın anılan davacılar yönünden
manevi tazminatın reddine ilişkin kısmının bu tutarı aşan kısmında hukuksal isabet bulunmamaktadır.
Başvuruya konu kararın, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idareler lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik olarak;
02/01/2017 tarih ve 29936 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Mahkeme kararı tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. maddesinde; "Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir."hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinde ise " (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Dava, toplam 1.000.000,00 TL maddi tazminat istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesi'nce, davanın maddi tazminat isteminin tümünün reddine ve reddedilen maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi olarak hesaplanan 53.950,00 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idarelere ödenmesine karar verildiği görülmektedir.
Maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi, açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmektedir. Bazı durumlarda, davacının dava açılmadan önceki durumundan daha kötü bir duruma girmesine neden olmaktadır. Bu durum, gerek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir.
Başvuruya konu ilk derece Mahkemesi kararının verildiği tarihte yürülükte bulunan Tarifede; tümden ret ya da kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusunda Tarifenin 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına paralel bir düzenlemeye yer verilmemiş olması nedeniyle, reddedilen maddi tazminatın Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceğine ilişkin Tarife hükmünün ihmal edilmesi, hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, İdare Mahkemesince, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulmasına rağmen davalı idareler lehine nispivekâlet ücreti hükmedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Esasen davalı tarafların bu dava kapsamında, iki tazminat konusu yönünden farklı bir
hukuki değerlendirme yapması da söz konusu değildir.
Bu durumda; reddedilen maddi tazminat talebi yönünden kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı idareler lehine 53.950,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer yandan; davacıların temyiz isteminin kabulü üzerine incelediğimiz kısım yönünden, aleyhe bozma yasağının bir gereği olarak, Dairemiz kararının değil, ilk derece Mahkemesinin başvuruya konu kararının verildiği tarihteki Tarife hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay 10. Dairesinin yukarıda anılan bozma kararına uyularak; bozulan kısım yönünden Manisa 2. İdare Mahkemesince verilen 27/10/2017 tarih, E:2016/161, K:2017/1496 sayılı kararına yönelikdavacılar istinaf başvurusunun .... ve .... yönünden manevi tazminata ilişkin kısmının, davacıların tamamı için yargılama giderlerine ilişkin kısmının kısmen kabulüne,
-ilk derece Mahkemesi kararının .... ve ....'in manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ve reddedilen maddi tazminat tutarı için davalı idareler lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkinkısmının kısmenkaldırılmasına,
- Manevi tazminata ilişkin olarak kaldırılan kısım yönünden .... ve ....'in manevi tazminat isteminin her biri için 18.000,00 TL kısmının kabulüne, bu kişiler yönünden manevi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmının reddine, kabul edilen manevi tazminat tutarlarının 30/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 1/3 oranında davalı Bakanlık ve 2/3 oranında davalı Genel Müdürlük tarafından .... ve ....'e ödenmesine,
- Danıştay Dairesince onanarak kesinleşen kararımızın konusu ilk derece Mahkemesi kararı ile hükmedilen tutarlar ile birlikte tarafların haklılık durumu gözönünde bulundurularak; davacıların adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle başlangıçta alınmayan dava başvuru harcı, vekalet harcı, istinaf başvuru harcı, temyiz yolu başvuru harcı, istinafta Y.D. Harcı, posta giderinden oluşan aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam 707,70 TL yargılama giderinin 687,70 TL kısmının davacılardan; 30,00 TL kısmının 1/3 oranında davalı Bakanlık ve 2/3 oranında davalı Genel Müdürlükten davacıların haklılık durumuna göre 15/16 kısmının davacılardan; 1/16 kısmının 1/3 oranında davalı Bakanlık ve 2/3 oranında davalı Genel Müdürlükten tahsili için Tahsil Dairesine yazılmasına,
-Davalı idarelerin istinaf ve temyiz aşamasında yaptığı aşağıda ayrıntısı gösterilen yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
-Davacılar vekili için kabul edilen toplam 117.000,00 TL manevi tazminat tutarları üzerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesi uyarınca hesaplanan 15.065,00 TL nispi avukatlık ücretinin 1/3 oranında davalı Bakanlık ve 2/3 oranında davalı Genel Müdürlük tarafından davacılara ödenmesine;
-Davalı idareler vekilleri için davanın reddedilen kısımlarının kararın gerekçesi de gözönünde bulundurularak, Tarifenin 3/2 fıkrası uyarınca tek avukatlık ücretine hükmedilmesine, aynı Tarifenin 10/2,4 fıkraları uyarınca reddedilen maddi tazminat yönünden 990,00 TL maktu ve reddedilen manevi tazminat yönünden davacılar lehine hükmedilen tutarı aşmamak üzere 15.065,00 TL nispi olmak üzere belirlenen toplam 16.055,00 TL avukatlık ücretinin davacılar tarafından 2/3 oranında davalı Bakanlık ve 1/3
oranında davalı Genel Müdürlüğe ödenmesine,
-Kabul edilen tazminat tutarı üzerinden hesaplanan 7.992,00 TL nispi karar harcının, davacıların adli yardım istemi kabul edilmiş olması ve tamamının davalı idareler üzerinde bırakılacak olması gözönünde bulundurularak, davacılara tamamlatılması yoluna gidilmeksizin, 1/3 oranında davalı Bakanlık ve 2/3 oranında davalı Genel Müdürlükten tahsili için Tahsil Dairesine yazılmasına,
-yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesince kararın kesinleşmesinden sonra yatıranlara iadesine,
- kararımızın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açık olmak üzere 06/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)