(657 S. K. m. 76, 125) (5442 S. K. m. 8) (Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği m. 35)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, .... Özel Eğitim Meslek Lisesinde müdür başyardımcısı olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde hizmetin gereği olarak yöneticilik görevi üzerinden alınmak suretiyle İstanbul İli, Pendik İlçesi, Halk Eğitim Merkezine öğretmen olarak atanmasına ilişkin 18.03.2019 tarih ve 70 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine yönelik İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 23/10/2019 tarih ve E:2019/1197, K:2019/2020 Sayılı kararının; hakkındaki suçlamaların asılsız olduğu, çalışma ortamını bozacak nitelikte eylem ve söylemlerde bulunmadığı, soruşturmanın eksik incelemeye dayalı olduğu, aynı eylemleri nedeniyle iki ayrı ceza uygulandığı, işlemin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR : Dava; İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, .... Özel Eğitim Meslek Lisesinde müdür başyardımcısı olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma neticesinde hizmetin gereği olarak yöneticilik görevi üzerinden alınmak suretiyle İstanbul İli, Pendik İlçesi, Halk Eğitim Merkezine öğretmen olarak atanmasına ilişkin 18.03.2019 tarih ve 70 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; "...davacının çalıştığı kurumda yaşadığı problemler nedeniyle görev yaptığı okuldaki çalışma barışının bozulduğu, davacıya isnat edilen fiiller nedeniyle görev yaptığı eğitim kurumunda kalmasının hem kendisi açısından uygun olmayacağı hem de eğitim/öğretim çalışmalarına olumsuz yansıyacağı kanaatine varılması nedeniyle, idareye tanınan takdir yetkisinin kamu hizmetinin daha etkin ve sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla kullanılarak dava konusu işlemin tesis edildiği sonucuna varıldığından, davacının soruşturma raporunda getirilen teklif doğrultusunda atanması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 76. maddesinde; "Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
5442 Sayılı İl İdaresi Kanununun 8.maddesinin ( c ) fıkrasında; "Yukarıdaki fıkralarda yazılı bütün memurların lüzumu halinde il içinde nakil ve tahvilleri mensup olduğu il idare şube başkanlarının inhası üzerine valiler tarafından icra edilmekle beraber mensup oldukları Bakanlıklar veya genel müdürlüklere sebepleriyle bildirilir" hükmü yer almaktadır.
Sözü edilen yasal düzenlemelerle memurların naklen atamaları konusunda idareye takdir yetkisi tanınmış ise de, bu yetki mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek işlem tesis edilmelidir. Bütün idari işlemlerde olduğu gibi kamu görevlilerinin atanmalarıyla ilgili işlemlerde de işlemin hukuken kabul edilebilir ve gerçek bir sebebe dayanması, işlemde sebep unsuru belirtilmemişse bunun yargı yerinde açıkça ortaya konulması gerektiği, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, 21.06.2018 tarih ve 30455 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin "Yöneticilik görevinden alınma başlıklı" 35.maddesinde, eğitim kurumu yöneticilerinden haklarında yapılan adlî ve idarî soruşturma sonucu hazırlanan raporların yetkili amir ve kurullarca değerlendirilmesi sonucuna göre yöneticilik görevinden alınma teklifi getirilen eğitim kurumu yöneticilerinin, durumlarına uygun ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına öğretmen olarak atanacağı, bu şekilde görevinden alınanların, aradan dört yıl geçmeden yönetici olarak görevlendirilmek üzere başvuruda bulunamayacakları hükme bağlanmıştır.
Öncelikle, dava konusu işlemin konusunun, davacının yöneticilik görevinin üzerinden alınmasına ilişkin olması nedeniyle İdare Mahkemesince karara dayanak alınan mevzuat hükümleri arasında "Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği" yerine uyuşmazlık konusuyla ilgisi olmayan "Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği" hükümlerine yer verilmesinde ve kararın gerekçe kısmında sadece davacının aynı eğitim kurumunda göreve devamının hukuken uygun olup olmamasıyla ilgili değerlendirme yapılıp işlemin yöneticilik görevinin üzerinden alınmasına ilişkin kısmı bakımından herhangi bir hukuki irdeleme yapılmamasında hukuki isabet görülmemiştir
Bu nedenle, uyuşmazlığın esasının Dairemizce ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde ve işlemin doğurduğu tüm hukuki sonuçlar bakımından yeniden ele alınması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının İstanbul İli, Ataşehir İlçesi, .... Özel Eğitim Meslek Lisesinde müdür başyardımcısı olarak görev yapmakta iken "idareci, öğretmen ve diğer okul personellerine karşı suçlayıcı, saygısız ve asabi bir tavır sergilediği, birlikte huzur içinde çalışmayı imkansız hale getirdiği" iddiasıyla başlatılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen 07.01.2019 tarih ve 6 Sayılı soruşturma raporunda, davacının kuruma atanmış olduğu 15.09.2017 tarihinden itibaren bugüne kadar okul lojmanının şahsına tahsisi talebiyle başlayan süreçte birlikte görev yaptığı kurum müdürü ve iş arkadaşları ile hiyerarşik yapı içerisinde kendisine tevdi edilen görevleri ifa ederken görevini işbirliği içerisinde yapma ilkesine aykırı olarak hareket ettiği, kurum müdürüne ve idareci arkadaşlarına "size güvenmiyorum, bana kumpas kuruyorsunuz, sizinle iş icabı görüşüyorum, dışarıda görsem selam bile verilecek insanlar değilsiniz" dediği, bu fiilin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/B-l maddesi kapsamında olduğu, ayrıca kurum müdürüne "sen çok yalancısın, yalan söylüyorsun, kimsenin şikayeti yok" diyerek bağırdığı iddiasının da sübuta erdiği, bu fiilinin de 657 Sayılı Kanun'un 125/B-c maddesine karşılık geldiği belirtildikten sonra disiplin yönünden 657 Sayılı Kanun'un 125/B-l maddesinde yer alan "kurumun sükun, huzur ve çalışma düzenini bozmak" fiili nedeniyle kınama cezası ile tecziyesi, idari yönden ise; kişinin ve kamunun yararının gözetilerek aynı zamanda okul eğitim ve öğretim ortamının sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi, kurumun huzur ve sükununun yeniden tesis edilebilmesi adına yöneticilik görevi üzerinden alınarak durumuna uygun ihtiyaç bulunan bir eğitim kurumuna atamasının yapılması yönünde teklif getirildiği, İstanbul Valiliğinin 18.03.2019 tarih ve 70 Sayılı işlemiyle söz konusu soruşturma raporunda getirilen teklif doğrultusunda davacının müdür başyardımcılığı görevi üzerinden alınarak başka bir eğitim kurumuna öğretmen olarak atanmasına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, davacının hakkında başlatılan soruşturma sonucunda disiplin yönünden getirilen teklif doğrultusunda Ataşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 23.01.2019 tarih ve 1665045 Sayılı işlemiyle 657 Sayılı Kanun'un 125/B-l maddesi uyarınca tevhiden kınama cezası ile tecziyesine karar verildiği, davacı tarafından anılan disiplin cezasına yapılan itirazın İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun 07.03.2019 tarih ve 217 Sayılı kararıyla kabul edildiği, bunun üzerine bu defa Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 28.03.2019 tarih ve 6397036 Sayılı işlemiyle davacının "geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmalarının olumlu olması ve herhangi bir disiplin cezasının bulunmaması" gözetilerek bir alt cezanın tatbiki suretiyle uyarma cezası ile tecziye edildiği, davacı tarafından bu işlemin iptali istemiyle açılan bir davanın bulunmadığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacının hakkında başlatılan disiplin soruşturması kapsamında alınan ifadelerden okulun müdür ve müdür yardımcıları ile yaptığı idari toplantılar esnasında anılan görevlilere güven duymadığı yönünde sarf ettiği sözler nedeniyle aynı eğitim kurumunda göreve devam etmesinin kendisini yıpratacağı gibi okuldaki huzur, sükun ve çalışma ortamının bozulmasına ve eğitim-öğretim çalışmalarının olumsuz yönde etkilenmesine yol açacağı anlaşılmakla idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek davacının görev yerinin değiştirilebileceği açık olduğundan, dava konusu işlemin davacının farklı bir eğitim kurumuna yer değişikliği suretiyle atanmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, dosyadaki mevcut delil durumuna göre davalı idarece davacının görev yaptığı eğitim kurumundan alınarak durumuna uygun başka bir eğitim kurumuna atanması hukuken yerinde olmakla birlikte, yöneticilik görevinde başarısız olduğu ya da idarecilik göreviyle bağdaşmayan davranışlarda bulunduğunu ortaya koyacak nitelik ve elverişlilikte başkaca bir delilin dosyaya sunulamadığı, davalı idarece yapılan soruşturma sonucu davacı hakkında Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin 35.maddesi kapsamında "yöneticilik görevinden alınması gerektiği" yönünde yapılan değerlendirmeler ile uyarma cezasıyla tecziyesine dayanak alınan eylemlerinin yöneticilik görevinden alınmasını gerektirecek ölçü ve ağırlıkta olmadığı dikkate alındığında, dava konusu işlemin davacının yöneticilik görevinin üzerinden alınmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 23/10/2019 tarih ve E:2019/1197, K:2019/2020 Sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin davacının müdür başyardımcılığı görevinin üzerinden alınmasına ilişkin kısmının iptaline, görev yaptığı eğitim kurumundan başka bir okula atanmasına ilişkin işlem kısmı yönünden ise davanın reddine, dava kısmen iptal- kısmen ret ile sonuçlandığından aşağıda dökümü yapılan 672,40-TL yargılama giderinin 336,20-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 336,20-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, aynı Tarife uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri için alınan paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46. maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 30.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)