(4458 S. K. m. 194, 242) (2577 S. K. m. 10, 45, 46)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı şirket tarafından, 03.03.2014 tarih ve D1-1406 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında muhtelif tarih ve sayılı 493 adet ihracat beyannamesi sebebiyle fazladan ödenen telafi edici verginin iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 29.08.2018 tarih ve 2018/17 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07.08.2019 tarih ve 19000400IT000051 sayılı işleminin iptali ile fazladan ödenen 388.115,00-₺'nin başvurunun reddedildiği tarihten itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davalı idarenin usul itirazlarının yerinde görülmediği, işin esası yönünden ise; 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 194'üncü maddesi hükmünden bahisle telafi edici verginin, dahilde işleme rejimi hükümlerinin ihlal edilmesi nedeniyle değil, dahilde işleme izin belgesi kapsamında, şartlı muafiyet hükümleri altında üretilerek Avrupa Birliğine üye ülkelere ihraç edilen işlem görmüş ürünlerin bünyesinde kullanılan Türkiye'de serbest dolaşıma girmemiş üçüncü ülke menşeli eşya nedeniyle doğacağı, aynı Kanun'un 210 ve 211'inci maddelerinden bahisle dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirkete ait 03.03.2014 gün ve D1-1406 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında gerçekleştirilen ihracatlar sebebiyle 2014 yılında muhtelif tarihlerde telafi edici verginin ödendiği, dahilde işleme izin belgesinin kapatılmasına dair Ekonomi Bakanlığı Batı Anadolu Bölge Müdürlüğünün 26.09.2017 gün ve E.92132 sayılı işlemi ile 388.115,00-₺'nin fazladan ödendiğinin öğrenilmesine üzerine iadesi yolunda yapılan başvurunun reddine dair Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 29.08.2018 tarih ve 2018/17 sayılı kararına karşı açılan davada, İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesinin 14.11.2018 tarih ve E:2018/1057, K:2018/1538 sayılı kararı ile dava dilekçesinin merciine tevdiine karar verildiği, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07.08.2019 gün ve 19000400IT000051 sayılı işlemi ile talebin üç yıllık süre içerisinde başvuruda bulunulmaması nedeniyle reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığının anlaşıldığı olayda, davacı şirket tarafından kanunen ödenmemesi gereken verginin ödediğinin beyannamelerin tescil tarihi itibariyle bilinmesinin mümkün olmadığı, iadesi gereken tutarın tüm unsurları ile ancak Ekonomi Bakanlığı Batı Anadolu Bölge Müdürlüğünün 26.09.2017 tarih ve E.92132 sayılı işlemi ile öğrenildiği, dolasıyla üç yıllık başvuru süresinin anılan işlemin tebliğ tarihi itibariyle başlaması gerektiği, aksi yöndeki yorumun ilgili kurum tarafından dahilde işleme izin belgesinin, ihracat beyannamelerinin tescilinden itibaren üç yıl geçtikten sonra kapatılması halinde mükelleflerin başvuru hakkı kullanmasının engellenmesine ve mülkiyet hakkının ihlaline sebep olacağı dikkate alındığında, davacı şirketin 24.07.2018 tarihli geri verme başvurusunun süresinde olduğunun anlaşıldığı, aksi yöndeki dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği, fazladan ödenen 388.115,00-₺'nin başvurunun reddi kararından itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemine gelince; dava konusu 07.08.2019 tarih ve 19000400IT000051 sayılı işlemin, davacının başvurusunun usul yönünden incelenmesi neticesinde verilen bir karar olduğu, dolasıyla başvurunun bütün unsurları değerlendirilerek işin esası hakkında henüz bir karar verilmediği, istemin bu kısmının esasının incelenerek karar verilmesine olanak bulunmadığından reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 07.08.2019 tarih ve 19000400IT000051 sayılı işlemin iptaline, davanın fazladan ödenen 388.115,00-₺'nin başvurunun reddedildiği tarihten itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkin kısmının reddine ilişkin olarak İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi'nce verilen 16.06.2020 tarih ve E:2019/1279, K:2020/551 sayılı kararın; usul yönünden, muaf bulundukları halde aleyhe yargılama giderleri arasında harca hükmolunmasının isabetli bulunmadığı, aynı Mahkemenin E:2019/1206 sayısında kayıtlı dava derdest iken tarafları ve konusu aynı olan davanın açılması ile derdestlik halinin gerçekleştiği, dosyanın usulden reddinin gerektiği, aksi düşünce kabul edilse dahi bu defa dosyaların birleştirilmesi gerektiği, işin esası yönünden ise; telafi edici verginin beyanname tescil tarihini takip eden üç yıl içinde geri verilmesinin istenilebileceği, diğer taraftan verilen beyannamelerin mükellefi bağladığı, davacının başvurusunun bu süreyi aştığı, verilen kısmen kabul kararının hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
İstinaf başvurusu; davacının şirket tarafından, 03.03.2014 tarih ve D1-1406 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi kapsamında muhtelif tarih ve sayılı 493 adet ihracat beyannamesi sebebiyle fazladan ödenen telafi edici verginin iadesi talebiyle yapılan başvurunun reddine dair Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 29.08.2018 tarih ve 2018/17 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07.08.2019 tarih ve 19000400IT000051 sayılı işleminin iptali ile fazladan ödenen 388.115,00-₺'nin başvurunun reddedildiği tarihten itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın kısmen kabulü ile 07.08.2019 tarih ve 19000400IT000051 sayılı işlemin iptaline, davanın fazladan ödenen 388.115,00-₺'nin başvurunun reddedildiği tarihten itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkin kısmının reddine ilişkin İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2'nci fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3'üncü fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4'üncü fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 5'inci fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu, 6'ncı fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46'ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlıkta mahkemece yürütülen muhakeme ve bu muhakeme sonucu varılan sonuçta hukuka uyarlık görülmediğinden istinaf isteminin kabulü ile uyuşmazlık hakkında aşağıda açıklanan şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 18.06.2009 tarih ve 5911 sayılı Kanunla değişik 242'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri; 2'nci fıkrasında, idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği; 4'üncü fıkrasında da, itirazın reddi kararlarına karşı, işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.
Bu hükümlere göre; Gümrük Kanununda öngörülen idari itiraz prosedürü tamamlanmadan idari yargı yoluna başvurulamayacağı gibi, yükümlülerin itiraz başvurularının bir üst makamca otuz gün içinde karara bağlanarak sonucunun ilgilisine tebliği yasal bir zorunluluk olduğundan; bu sürenin cevapsız geçirilmesi halinde, idari başvuruların zımnen reddedildiğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, idari başvuruların, cevap verilmemek suretiyle sürüncemede bırakılması ve dolayısıyla, hak arama özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuracak uygulamaların ortaya çıkması kaçınılmazdır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari makamların sükutu" başlıklı 10'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri; 2'nci fıkrasında da, altmış gün içinde bir cevap verilmezse, isteğin reddedilmiş sayılacağı; ilgililerin, altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri; altmış günlük süre içinde İdarece verilen cevap kesin değilse ilgilisinin bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği; bu takdirde, dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin, başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği; dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren idari dava açma süresi içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Gümrük Kanunu uyarınca işlem tesis edilmesi istemiyle veya idarece re'sen veyahut ilgililerin isteği üzerine tesis edilen işlemlere karşı idareye yapılacak başvuru yollarının yöntem ve süreleri ile kendisine başvuruda bulunulan idarenin cevap verme süreleri, anılan Kanunda, genel hükümlerden (İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesindeki esaslardan) ayrı olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle, Gümrük Kanunu'na göre yapılan vergi tahakkukları ve para cezaları ile ilgili olarak idari davaya konu olabilecek işlemlerin oluşumunun, yukarıda açıklanan başvuru usulleri ve süreleri konusunda özel Kanun niteliği taşıyan, 4458 sayılı Kanun hükümlerine göre, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise, genel Kanun niteliğindeki 2577 sayılı Kanun'un 10'uncu ve 11'inci maddeleri hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir.
Bu bakımdan, vergi ve cezalara veya idari kararlara vaki itiraz başvurusuna, 4458 sayılı Kanunun anılan 242'nci maddesinde öngörülen otuz günlük süre içinde cevap verilmemesi suretiyle oluşan zımni ret işleminin süresi içinde dava konusu yapılabileceği gibi, zımni ret işlemine karşı dava açma süresinin geçirilmesinden sonra, başvuru hakkında idarece işlem tesis edilerek tebliğ edildiği hallerde de, 2577 sayılı Kanunun 10'uncu maddesinde yer alan, İdareye yapılan başvuruların cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle dava açılmaması veya açılan davaların süreden reddi hallerinde, bekleme süresinin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren idari dava açma süresi içinde dava açılabileceği yolundaki hüküm uyarınca dava açılabilecektir.
Zımni ret işlemine karşı dava açılması halinde, Mahkemece, uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi; itiraz başvurusuna karşı idarece daha sonra işlem tesis edilerek tebliğ edildiği hallerde, bu işlemin de dava konusu yapılması durumunda ise, zımni ret işlemine karşı açılan dava öncelikle inceleneceğinden, ilk davadan sonra açılan, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan iş bu ikinci davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddedilmesi gerekirken işin esasına girilerek verilen istinafa konu kararda yargılama hukuku kurallarına uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, zımni ret işlemi hakkında İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesinde açılan davada da 16.06.2020 tarihinde verilen E:2019/1206, K:2020/542 sayılı karar verilmesine yer olmadığı kararı Dairemizin 21.10.2020 tarih ve E:2020/1482, K:2020/1357 sayılı kararıyla işin esası hakkında karar verilmek üzere kaldırılarak mahkemesine iade edilmiştir.
Açıklanan nedenle; İSTİNAF BAŞVURUSUNUNKABULÜNE, İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi'nce verilen 16.06.2020 tarih ve E:2019/1279, K:2020/551 sayılı kararın KALDIRILMASINA, DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, aşağıda dökümü gösterilen dava ve istinaf aşamasında yapılan toplam 163,90-₺ yargılama giderinden davacı tarafından karşılanan 133,90-₺'nin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan ve davalı idarece karşılanan 30,00-₺'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idare lehine ilk derece mahkemesince vekalet ücretine hükmedildiğinden bu aşamada davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine gerek bulunmadığına, ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı tarife uyarınca 54,40-₺ istinaf karar harcının ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi uyarınca iş bu davada ki karar genel bütçeye dahil idarenin lehine olduğundan İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesi'nce verilen 16.06.2020 tarih ve E:2019/1279, K:2020/551 sayılı kararında davalı idareden alınmayan 157,50-₺ istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili için bağlı bulunduğu vergi dairesine Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, taraflarca temyiz isteminde bulunulması halinde aşağıda dökümü yapılan muhtemel yargılama giderlerinin taraflara bildirilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46'ncı maddesi uyarınca kararımızın tebliğini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 19.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)