İSTEMİN ÖZETİ: …… Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığında jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesi uyarınca, kamu görevinden çıkarılmasına ve rütbesinin alınmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 08/04/2019 Olur tarihli işleminin iptali istemiyle açılan davada; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada söz konusu suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle davacının üzerine atılı suçtan beraatine karara verildiği, diğer taraftan davacının terör örgütlerine mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı konusunda hukuken kabul edilebilir objektif bir sebebin davalı idarece ortaya konulamadığı, dolayısıyla yapılan kapsamlı araştırmalar neticesi hakkında somut bir olumsuzluk tespit edilemeyen davacının, kamu görevinden çıkartılmasına ve rütbesinin alınmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Aydın 2.İdare Mahkemesinin 15/11/2019 gün ve E:2019/320, K:2019/848 sayılı kararının; davalı idare tarafından, en ufak şüphenin bile güveni zedeleyeceği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, ... Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığında jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesi uyarınca, kamu görevinden çıkarılmasına ve rütbesinin alınmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın 08/4/2019 Olur tarihli işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35.maddesinin (B) bendinde; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;(...)
6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır." hükmüne, aynı maddenin (D) bendinde;" Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle;
1) Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümlerine göre Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası alan, Devlet memurluğundan çıkarılan, sözleşmeleri feshedilen, müstafi sayılan veya istifa eden subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, Devlet memuru, işçi, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erler ile 926 sayılı Kanunun geçici 32 nci madde-si kapsamında haklarında işlem tesis edilenlerden,
2) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan, ilişiği kesilen, disiplin hükümlerine göre meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılan, sözleşmeleri feshedilen, müstafi sayılan, istifa eden veya çekilmiş sayılan subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, Devlet memuru, işçi, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erlerden,
3) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 55 inci maddesinin ondokuzuncu ve yirminci fıkraları ile geçici 27 nci maddesi uyarınca resen emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan veya disiplin hükümlerine göre meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ile müstafi sayılanlardan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin rütbeleri ilgili bakanın onayıyla alınır. Bu kişiler görev yaptıkları teşkilata ve kamu görevine yeniden kabul edilmez, doğrudan veya dolaylı görevlendirilemez ve bu kişiler on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamaz ve bu unvan ve sıfatlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamaz. Bu kişilerin uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, emekli kimlikleri, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamaz…" hükmüne, aynı maddensin (G) bendinde ise, G) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirildiği için görevden uzaklaştırılanlar veya açığa alınanlar hakkında ilgili mevzuatta yer alan;
a) Soruşturmaya başlama süresi uygulanmaz.
b) Disiplin soruşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma süreleri bir yıl olarak uygulanır ve bu süre ilgisine göre ilgili bakan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Yükseköğretim Kurulu veya ilgili kurul onayıyla bir yıla kadar uzatılabilir.
c) Adli soruşturma ve kovuşturma sebebiyle görevden uzaklaştırma veya açığa alma işlemlerinde değerlendirme süreleri uygulanmaz. (...)
Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığı'nda jandarma uzman çavuş olarak görev yapmakta olan davacı hakkında Vali Olur'u ile 08.09.2017 tarihinden itibaren görevden uzaklaştırma kararı verildiği, hakkında FETÖ/PYD kapsamında idari soruşturma yapılması amacıyla 07.11.2017 tarihli ve 9180-29252-17 sayılı yazı ile muhakkik görevlendirildiği, görevlendirilen muhakkikler tarafından düzenlenen 27.09.2017 tarihli idari tahkikat raporunda, davacı hakkında ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılamanın devam ettiği, mahkeme safahatinin sonucuna göre işlem tesis edilmesinin uygun olacağı yönünde görüş ve kanaatte bulunulduğu, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35.maddesine istinaden 08/04/2019 tarih ve 87609841-1950-1488462 sayılı Bakan Olur'u ile kamu görevinden çıkartılması ve rütbesinin alınması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükmüyle, terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılması sonucuna ulaşılmak istendiği, buna göre, kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlandığı, devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen "yapı", "oluşum" veya "gruplar"la bağ kurulmasının yeterli görüldüğü, diğer taraftan maddeye göre kamu görevinden çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba "üyelik" veya "mensubiyet" şeklinde olmasının zorunlu olmayıp, "iltisak" ya da "irtibat" şeklinde olmasının da yeterli olduğu, bu aşamada yapılacak değerlendirmenin bir "kanaati" ifade ettiği, bu kanaatin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece görevde kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibaret olduğu kuşkusuzdur.
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama neticesinde; Aydın 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05/02/2019 günlü ve E: 2017/266, K: 2019/40 sayılı kararı ile " sanığın atılı suçu işlediği yönündeki şüphe giderilememiştir, bu durum karşısında şüpheden yararlandırılması gerekmektedir." denilerek sanığın atılı suçu işlediğine dair hakkında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığa yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verildiği, sözü geçen kararın 13.02.2019 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesi tarafından, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle yapılan yargılamada atılı suçu işlediği yönünde yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ise de; dava dosyasında davacının savcılık ifadesinden; "2006 yılında üniversite sınavını kazanamayınca Ankara’ya gittiği, Keçiörende bir evde kaldığı, bu evde kendi gibi 4-5 öğrencinin kaldığı, evin ihtiyaçları için gereken parayı ... isimli birine verdiği, sohbet toplantısının olmadığı, sadece toplu namaz kıldıkları, bu kişilerle Bursa’ya geziye gittikleri, evde ... e ait kitapların olduğu, kendisinin bu örgütle bağlantısının sadece 2006 yılında 8-9 ay kadar evlerinde kalmaktan ibaret olduğu" yönünde beyanda bulunduğu, yine ... Cumhuriyet Başsavcılınca yürütülen bir soruşturmada ifadesine başvurulan … isimli şahsın, davacının bu ifadesini teyit ettiği ve "davacı ile birlikte Jandarma Okulu sınavları için bu evlerde örgüt abileri tarafından sınavlara ve mülakatlara hazırlandıkları" yönünde beyanının olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, askerlik mesleğinin yüksek derecede düzen ve disiplin isteyen, emir ve direktiflere mutlak olarak itaat gerektiren bir meslek olmasının yanında, tam güvene dayalı olarak görev yapmanın olmazsa olmaz şart olduğu hususu da nazara alındığında, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker, polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında devletin daha geniş yetkilere sahip olduğunun tartışmasız olması, davacı hakkında yapılan tespitlere ve değerlendirmelere istinaden; davalı idare tarafından işlem tesis edilirken devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker kişilerin her türlü şüpheden uzak olarak gerek kendilerinin ve gerek yakınlarının Milli Güvenlik aleyhine faaliyette bulunan terör örgütleri ile irtibat ve iltisakı veya mensubiyetinin bulunmadığına kanaat getirilerek işlem tesis edilmesi gerektiği açık olduğundan ve söz konusu tespitin idari makamlarca dikkate alınması gereken makul bir şüphe olarak değerlendirilmesi gerektiği de dikkate alındığında; bu değerlendirme neticesinde tesis edilen işlemde hizmet gereklerine, hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Aydın 2.İdare Mahkemesince verilen 15/11/2019 gün ve E:2019/320, K:2019/848 sayılı kararının kaldırılmasına, DAVANIN REDDİNE, aşağıda dökümü gösterilen ve davacı tarafından karşılanan 450,90-TL ilk derece dava yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13 (j) bendi uyarınca davalı idarenin muaf olması nedeniyle istinaf safhasında alınmayan toplam 238,20-TL istinaf başvurma ve Yd harcının davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, davalı idarece istinaf safhasında karşılanan 115,90-TL istinaf tebligat giderinin ve A.A.Ü.T. uyarınca takdiren 1.700,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta ücretlerinin HMK'nun 333. maddesi uyarınca taraflara iadesine, bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danışta’ya temyiz yolu açık olmak üzere, 02/06/2020 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)