(2577 S. K. m. 45, 46, 49) (3091 S. K. m. 1, 2, 19) (2886 S. K. m. 75) (Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmelik m. 3, 4, 8, 10, 17, 35)
İSTEMİN ÖZETİ :Muğla İli, Datça ilçesi, …. Mahallesi, …. mevkiinde, tapunun 1758 ve 1759 parsel numaralarına Hazine adına kayıtlı olan taşınmazların zilyedi olduğu ve (dava dışı) .... tarafından tecavüzde bulunulduğu belirtilerek yapılan başvuru üzerine, anılan taşınmazların Hazine adına kayıtlı olduğu ve davacının işgalci olduğundan bahisle 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca davacı ve ….. tarafından yapılan müdahalenin men'ine karar verilmesine ilişkin 31/07/2019 tarih ve 10 sayılı Datça Kaymakamlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada; olayda, davalı idare tarafından önceden taraflara haber vermek suretiyle taşınmaz mahallinde inceleme yapıldığı ve taraflarla tanıklar dinlenilerek beyanların tutanağa bağlandığı, 25/07/2019 tarih ve 1550 sayılı yazı ile Datça Asliye Hukuk Mahkemesi'nden anılan taşınmazların dava konusu edilip edilmediğinin sorulduğu, anılan inceleme üzerine düzenlenen rapora istinaden tesis edilen dava konusu işlemin 3091 sayılı Kanunda belirtilen usullere uygun olarak tesis edildiği, ayrıca davacının önceden anılan taşınmazlarda zilyedliği bulunsa dahi, aralarında anlaşarak taşınmazları ……'a devretmesi üzerine zilyedliğinin sona erdiği görüldüğünden, 3091 sayılı Kanun kapsamında yapılan müdahalenin men'ine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda Muğla 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 02/06/2020 tarih, E:2019/1088, K:2020/496 sayılı kararın; söz konusu taşınmazların kendisine miras yoluyla intikal ettiği ancak 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında "Maliye Hazinesi" adına tescil edildiği, kadastro tespitinden sonra taşınmazları ecrimisil ödeyerek kullanmaya devam ettiği, taşınmazı Hazinenin bilgisi dahilinde kullandığı ve zilyedliğini kimseye devretmediği, taşınmazda bulunan kendine ait yapı için yapı kayıt belgesi aldığı, ..'un mısır ekilmiş tarlayı sürerek telef ettiği, ileri sürülerek istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
...
4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
...
6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. " kurallarına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştayda temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde,"1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir...." kuralına yer verilmiştir.
Dava, Muğla İli, Datça ilçesi, .... Mahallesi, .... mevkiinde, tapunun 1758 ve 1759 parsel numaralarına Hazine adına kayıtlı olan taşınmazların zilyedi olduğu ve (dava dışı) .... tarafından tecavüzde bulunulduğu belirtilerek yapılan başvuru üzerine, anılan taşınmazların Hazine adına kayıtlı olduğu ve davacının işgalci olduğundan bahisle 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca davacı ve .... tarafından yapılan müdahalenin men'ine karar verilmesine ilişkin 31/07/2019 tarih ve 10 sayılı Datça Kaymakamlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1'inci maddesinde, bu Kanun'un, gerçek veya tüzel kişilerin zilyed bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları veya kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan ve Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlayacağı, "Görev" başlıklı 2'nci maddesinde; taşınmaz mallara tecavüz veya müdahale edilmesi halinde, taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verileceği ve taşınmaz malın yerinde zilyedine teslim edileceği, "Başvuru" başlıklı 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında; taşınmaz mala yapılan tecavüz veya müdahalenin önlenmesi için, yetkili makamlara başvurmaya o taşınmaz malın zilyedinin, zilyet birden fazla ise içlerinden birinin yetkili olduğu düzenlenmiş, Kanun'un"Yönetmelik" başlıklı 19'uncu maddesinde ise, "Bu Kanunun uygulama şekli ve esasları İçişleri Bakanlığınca altı ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
31/07/1985 tarih ve 18828 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanunun Uygulama Şekli ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin "Kanunun Uygulama Alanı" başlıklı 3'üncü maddesinde, "3091 sayılı Kanun, gerçek veya tüzel kişilerin zilyet bulunduğu taşınmaz mallarla, kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veyaDevlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa dair güvenliği ve kamu düzenini sağlar." hükmüne, "Genel İlke" başlıklı 4'üncü maddesinde, "3091 sayılı Kanun, emniyet ve asayişi, tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamaya yönelik bir Kanun olup, bu Kanuna göre verilen kararlar mülkiyet yönünden bir hak sağlamayan, sadece bir idari zabıta tedbiri niteliğindeki kesin kararlardır. Taşınmaz mal üzerinde fiili hakimiyet ve tasarrufu esas alarak zilyetliği korur." hükmüne, "Devlete Ait Taşınmaz Mallar" başlıklı 8'inci maddesinde, "Devlete ait taşınmaz mallar, tapuda Hazine adına kayıtlı olanlar ile tescil edilebilir nitelikte Hazineye ait taşınmaz mallardır." hükmüne, "Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altında Olan Taşınmaz Mallar" başlıklı 9'uncu maddesinde, "Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmaz mallar, herkesin istifadesine açık olan denizler, göller, nehirler, tarıma elverişli olmayan yerler, kayalar, tepeler ve dağlar gibi sahipsiz şeyler ile Devlet veya bir kamu hukuku tüzel kişisi tarafından umumun yahut bir kısım halkın yararlanmasına terk ve tahsis edilen umumi yollar, köprüler, parklar, meydanlar, meralar, yaylak ve kışlaklar gibi menfaati umuma ait olan taşınmaz mallardır." hükmüne, "Zilyetlik ve Zilyet" başlıklı 10'uncu maddesinde; "Zilyetlik, taşınmaz mallardan bir yarar sağlamak üzere olanları fiilen hakimiyet altında bulundurmadır. Zilyet, taşınmaz maldan bir yarar sağlamak üzere o taşınmaz malı fiilen hakimiyeti altında bulunduran gerçek ve tüzel kişilerdir." hükmüne, "Tecavüz ve Müdahale" başlıklı 11'inci maddesinde; "Tecavüz; taşınmaz malı zorla veya zilyetinden habersiz olarak işgal etmek veya ele geçirmek veya taşınmazın aynında değişiklikler meydana getirmek. Müdahale; zilyedin taşınmaz mal üzerindeki mutlak hakimiyetini kısmen veya tamamen ihlal etmektir. " hükmüne, "Başvuru" başlıklı 17'nci maddesinde; "Taşınmaz mala yapılan tecavüz veya müdahalenin önlenmesi için yetkili makamlara başvurmaya o taşınmaz malın zilyedi yetkilidir. Zilyet birden fazla ise içlerinden birinin başvurması yeterlidir. Kamu idareleri, kamu kurumları ve kamu kuruluşları ile tüzel kişilerin başvuruları, taşınmaz malın ait olduğu idare, kurum, kuruluş veya tüzel kişinin yetkilisi tarafından yapılır.(...)" hükmüne ve "Karar" başlıklı 35'inci maddesinin 2'nci fıkrasında; "Kararlarda, taşınmaz mal üzerinde üstün sayılabilecek bir hakkı olduğunu iddia edenlerin yargı yoluna başvurması gerektiği belirtilir." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; 3091 sayılı Yasa’nın amacının, üstün hak konusundaki iddiasını çözüme kavuşturmak olmayıpgerçek veya tüzel kişilerin zilyet bulunduğu taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaatleri umuma ait olan taşınmaz mallara yapılan tecavüz veya usulsüz müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlamak olduğu görülmektedir.
3091 sayılı Yasa'da, mülkiyeti Hazineye ait taşınmazlardazilyetlik olamayacağı, bu tür yerleri fiilen kullananların korunmayacağı, şeklinde ayrık bir düzenleme bulunmamakta olup; 2886 sayılı Yasanın 75. maddesinde, Hazineye ait taşınmazın işgali halinde idarenin istemi üzerine mülki amirce söz konusu yerin tahliye ettirilerek teslim edileceği öngörülmüştür.
Öte yandan, kaymakamların; görev alanı içinde bulunan Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallaratecavüz veya müdahalede bulunulduğunu öğrendikleri anda soruşturmayı doğrudan yaptırarak soruşturmanın sonucunda taşınmazlarla ilgili karar verebilecekleri yolundaki düzenlemeye dayalı olarak 3091 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru üzerine yapılan soruşturmada taşınmazın işgal edildiğinin tespiti halinde işgalin önlenmesine karar verilmesi gerektiği de açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı ve vekili tarafından Muğla ili, Datça ilçesi, .... Mahallesi, .... mevkiinde, tapunun 1758 ve 1759 parsel numaralarına Hazine adına kayıtlı olan taşınmazların zilyedi olduğu ve (dava dışı) .... tarafından tecavüzde bulunulduğu belirtilerek Datça Kaymakamlığı'na yapılan başvuru üzerine taşınmaz mahallinde tanıkların ifadelerinin alınması suretiyle yapılan tahkikat neticesinde düzenlenen raporda bahsi geçen taşınmazların mülkiyetinin Hazineye ait olduğu 2002 yılından günümüze kadar düzenlenen tespit tutanaklarında davacı tarafından tarımsal amaçlı işgal edildiğinin tespit edildiği, Datça Milli Emlak Şefliği tarafından ecrimisil ihbarnamelerinin düzenlendiği, ....'un 2013-2019 yılları arasında taşınmazları ekip biçmek üzere davacıdan sözlü anlaşma ile kiraladığı, 31/07/2019 tarih ve 10 sayılı Datça Kaymakamlığı işlemi ile anılan taşınmazların Hazine adına kayıtlı olduğu ve davacının işgalci olduğu belirtilerek 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca davacı ve .... tarafından yapılan müdahalenin men'ine karar verilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığa konu olayda; davacı tarafından ecrimisil ödemek suretiyle tarımsal amaçlı ve yapı yapılmak suretiyle kullanılan taşınmaza .... tarafından yapılan müdahalenin men edilerek uyuşmazlık konusu arazinin kendisine bırakılması gerektiği ileri sürülmekte ise de, konu hakkında düzenlenen fezleke, alınan ifadeler ve tapu kayıtlarından; müdahale ve tecavüzde bulunulduğu iddia olunan uyuşmazlığa konu taşınmazların, mülkiyetinin Maliye Hazinesine ait olduğu, davacı taşınmazların kullanımı için önceden ecri misil ödeyerek zilyet bulunsa da, uyuşmazlık konusu taşınmazı aralarında anlaşarak ....'a devrettiği, bu haliyle zilyetliğinin sona erdiği görülmektedir.
İdare Mahkemesince, her ne kadar Hazinenin mülkiyetinde bulunduğu açık olan taşınmazların davacının ecrimisil ödemesini geciktiren davacı ile davacı ile sözlü anlaşma yaparak taşınmazları kullanan .... un vaki işgal ve tecavüzünün men edilmesine ve taşınmazın Datça Milli Emlak Şefliğine teslimine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de 3091 sayılı Kanun mülkiyeti değil zilyetliği koruduğundan, Maliye Hazinesinin özel mülkiyetinde olan taşınmazlarda, davacının önceden zilyetliği bulunsa dahi, aralarında anlaşarak ....'a devrettiği, davacının taşınmaz üzerinde zilyedliğinin sona erdiği, müdahale ve tecavüzde bulunulduğu iddia olunan uyuşmazlığa konu taşınmazı ....'un kullandığı açık olduğundan, sadece işgalci .... hakkında karar verilmesi gerekirken fuzuli şagil olmayan davacı hakkında da "müdahalenin menine" ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 02/06/2020 tarih, E:2019/1088, K:2020/496 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacı vekili için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlen 1.700,00 TL maktu avukatlık ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve davacı tarafından karşılanan ilk aşama ve istinaf yargılama giderleri toplamı olan 398,70 TL'nin davalı idarece davacıya ödenmesine, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesince davacıya iadesine, 12/11/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)